Cumartesi akşamı RAMS Park’ta ligin zirvesini yakından ilgilendiren bir karşılaşma oynanacak. Galatasaray 25 puanla lider, Amedspor 23 puanla ikinci sırada. Aradaki fark yalnızca iki puan. Galatasaray’ın kadro kalitesi, Avrupa tecrübesi ve iç saha avantajı ortada. Ancak bu tabloya bakıp Amedspor’a yalnızca beraberliği yakıştırmak, takımın on haftada ortaya koyduğu emeği küçümsemek olur. İstanbul’dan bir puanla dönmek elbette kötü sonuç değil. Fakat neden üç puan hedeflenmesin?
Amedspor’un önündeki en büyük tehlike, Galatasaray’ın yıldız futbolcularından önce rakibin isminden etkilenmek olacaktır. RAMS Park’ta doksan dakika boyunca kendi ceza sahasına kapanan bir takımın ayakta kalması kolay değil. Galatasaray böyle karşılaşmaları oynamaya alışkın. Topa sahip olur, rakibini geriye iter, kanatlardan yüklenir ve ceza sahasında çoğalır. Amedspor’un bu düzeni bozması için yalnızca iyi savunma yapması değil, topu kazandığında ne yapacağını da bilmesi gerekiyor.
Galatasaray’ın Stuttgart karşısındaki Avrupa mücadelesi bu açıdan önemli ipuçları verdi. Alman ekibinin özellikle kanatlardan geliştirdiği ataklar ve savunma arkasına yaptığı koşular, Galatasaray’ın zorlanabildiği alanları gösterdi. Ancak İstanbul temsilcisinin topu kazandıktan sonra ne kadar hızlı hücuma çıkabildiği de görüldü. Amedspor’un Stuttgart’ın yaptıklarını bire bir tekrarlaması mümkün değil; oyuncu özellikleri ve oyun anlayışı farklı. Yine de çıkarılacak ders açık: Galatasaray’a karşı hücum etmek mümkün, fakat hücuma çıkarken savunma güvenliğini kaybetmenin bedeli ağır olabilir.
Orta sahadaki mücadele
Besnik Hasi’nin çözmesi gereken ilk mesele orta saha dengesi. Konyaspor karşısında zaman zaman yaşanan kopukluklar, Galatasaray gibi geçiş oyununda etkili bir rakibe karşı daha büyük sorunlara dönüşebilir. Raveloson’un savunma önündeki konumu, Furkan Soyalp’in baskı altında vereceği kararlar ve Rayan Lutin’in hareketliliği belirleyici olacak. Özellikle Lutin’in sürekli geriye gelip top istemesi, Orban’ı ileride yalnız bırakabilir. Buna karşılık rakip orta saha ile savunma arasındaki boşluklarda topla buluşması, Amedspor’un hücumlarını çok daha tehlikeli hale getirebilir.
Osimhen’i durdurmanın yolu
Galatasaray’ın hücum gücünün merkezinde Victor Osimhen bulunuyor. Nijeryalı santraforu yalnızca ceza sahasında bekleyen bir golcü olarak değerlendirmek hata olur. Savunma arkasına yaptığı koşular, hava toplarındaki etkinliği, fiziksel gücü ve stoperleri sürekli hareket etmeye zorlaması, rakip savunmanın dengesini bozabiliyor. Bates ve Mehmet Yeşil’in bu karşılaşmadaki görev paylaşımı son derece önemli. Stoperlerden biri Osimhen’i karşılamak için öne çıktığında diğerinin arkadaki boşluğu koruması gerekiyor. İkisinin aynı anda öne çıkması, Galatasaray’ın aradığı fırsatı yaratabilir.
Ancak Osimhen’i durdurmanın asıl yolu, onunla sürekli boğuşmak değil, kendisine gelen topları azaltmak. Galatasaray orta sahası rahatça pas yapabiliyor, kanat oyuncuları baskı görmeden orta açabiliyorsa Osimhen’in etkisini sınırlamak çok zorlaşır. Raveloson’un pas kanallarını kapatması, beklerin rakip kanat oyuncularına rahat hareket alanı bırakmaması ve savunmanın birlikte hareket etmesi gerekiyor. Osimhen’i tamamen oyundan silmek kolay değil. Ama onu kaleden uzaklaştırmak, sırtı dönük top almaya zorlamak ve savunma arkasındaki koşu alanlarını daraltmak mümkün.
Amedspor’un hücumunda ise Gift Orban’ın sorumluluğu artacak. Orban’ın yalnızca gol pozisyonlarında değil, takımın ileri çıkmasını sağlayacak bağlantı oyununda da etkili olması gerekiyor. Galatasaray stoperlerini meşgul etmesi, top saklaması ve arkadaşlarının hücuma katılmasına zaman kazandırması önemli. Dia Saba’nın pas kalitesi, Krasniqi’nin açık alan koşuları ve Lutin’in doğru zamanda vereceği kararlar, Amedspor’un rakip savunmada boşluk bulmasını sağlayabilir.
Galatasaray’da Abdülkerim Bardakçı’nın cezası, savunma düzeni açısından dikkat edilmesi gereken bir gelişme. Abdülkerim’in yokluğu, Okan Buruk’u farklı bir stoper eşleşmesine yöneltebilir. Ancak Galatasaray’ın geniş kadrosu düşünüldüğünde bir oyuncunun eksikliğini otomatik olarak savunma zaafı saymak doğru değil. Amedspor’un rakibin hangi oyuncuyla sahaya çıktığından çok, savunmada hangi alanları boş bıraktığına odaklanması gerekiyor.
Avrupa maçının ardından
Galatasaray’ın Stuttgart maçından sonra sahaya çıkacak olması da karşılaşmanın fiziksel boyutunu önemli hale getiriyor. Avrupa mücadelesinin ardından oynanacak yüksek tempolu bir lig maçı, özellikle ikinci yarıda oyuncuların dayanıklılığını sınayabilir. Fakat Galatasaray’ın yorulacağını varsayarak oyun planı kurmak büyük hata olur. Okan Buruk’un kulübesinde oyunun temposunu değiştirebilecek seçenekler bulunuyor. Hasi’nin de oyuncu değişikliklerini yalnızca yorulan isimleri dinlendirmek için değil, rakibin taktik hamlelerine cevap vermek için kullanması gerekecek.
Amedspor’un son haftalarda kazandığı maçlar, takımın farklı oyun senaryolarında sonuç alabildiğini gösterdi. Konyaspor karşısında sabır, Samsunspor deplasmanında mücadele, Eyüpspor karşısında ise hücum etkinliği öne çıktı. Galatasaray karşısında bunların hepsine ihtiyaç duyulacak. Ancak Amedspor’un zaman zaman yaşadığı bir sorun var: Orta saha ile hücum hattı arasındaki mesafe açıldığında takım topu ileri taşımakta zorlanıyor. RAMS Park’ta bu mesafe büyürse Galatasaray’ın baskısı daha da etkili hale gelir.
Amedspor’un kazanabilmesi için her pozisyonda rakibinden üstün olması gerekmiyor. Futbol böyle bir oyun değil. Bazen doğru zamanda yapılan bir baskı, savunma arkasına gönderilen tek bir pas veya duran topta kazanılan bir eşleşme maçın yönünü değiştirebilir. Önemli olan fırsat geldiğinde hazırlıklı olmak. Bunun için de doksan dakika boyunca yalnızca rakibin ne yapacağını bekleyen değil, kendi oyunuyla rakibini karar vermeye zorlayan bir Amedspor gerekiyor.
İstanbul’da hedef galibiyet
İstanbul’da alınacak beraberlik değerli olabilir. Ancak Amedspor’un sahaya çıkarken hedefini bir puanla sınırlaması için hiçbir neden yok. Galatasaray güçlü, tecrübeli ve favori. Bunların hepsi doğru. Ama Amedspor da ligin ikinci sırasında tesadüfen bulunmuyor. Bu takımın artık büyük maçlara yalnızca direnme düşüncesiyle değil, kazanma iradesiyle çıkması gerekiyor.
Cumartesi akşamı RAMS Park’ta Amedspor’un önünde zor bir doksan dakika olacak. Osimhen’i durdurmak, orta sahada ayakta kalmak, Galatasaray’ın baskısını kırmak ve hücumda doğru kararlar vermek kolay değil. Fakat futbolun güzelliği de burada. Her şey kâğıt üzerinde belirlenseydi, maçların oynanmasına gerek kalmazdı.
Galatasaray’ın yıldızları olabilir, Amedspor’un da kazanmak için nedenleri var. İstanbul’a giderken sorulması gereken soru, Galatasaray karşısında nasıl beraberlik alınacağı değil, bu güçlü rakibin nasıl yenilebileceği olmalı.
Galatasaray favori olabilir. Ama favoriler her zaman kazanmaz. Amedspor neden kazanmasın?




