Göçmenlere ‘çalışma izni muafiyeti’ ne anlama geliyor?

Göçmenlere ‘çalışma izni muafiyeti’ ne anlama geliyor?
  • Yayınlanma: 30 Haziran 2026 23:59
  • Güncellenme: 30 Haziran 2026 17:22

İçişleri Bakanlığı, göç yönetimi ve istihdam politikalarıyla ilgili yeni bir açıklama yaptı. Buna göre geçici koruma kapsamında bulunan sığınmacılar “çalışma izni” muafiyeti kapsamına alınıyor. Bir başka deyişle yabancı işçiler, işverenler tarafından çalışma izni olmadan işgücü piyasasında çalıştırabilecek. Konuya dair görüşlerine başvurduğumuz Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu, “Muafiyet kara bir alan yaratır” derken, DİSK Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, “Sendika olarak yeni düzenlemeye itiraz ediyoruz” dedi.

Peki, yeni düzenleme göçmen işçilere ne getirecek, ne götürecek? Muafiyet uygulamasının emek dünyası için olası sakıncalarını maddeler halinde derledik:

Şirketlerin mali yeterlilik şartı kalkıyor

Daha önce işverenlere yabancı işçiler için “çalışma izni” şart koşulurken, ilgili işyeri ya da şirketin belirli bir mali yeterliliğe sahip olması gerekiyordu. Çalışma izni muafiyeti ile birlikte şirketlere mali yeterlilik şartı da kalkıyor. Bu durumda göçmen işçilerin maaşları, özlük hakları ve birikmiş alacakları bu yeterliliğe sahip olmayan işyerlerinde riske girebilir.

Vergi ve SGK yükümlülükleri

İlgili şirketin düzenli faaliyette olması, gerekli vergi ödemeleri ve SGK yükümlülüklerini yerine getirmesi şartı da esnetilebilir. Yeni düzenleme sonrası, vergi ve SGK yükümlülüklerini yerine getirmeyen şirketler “yabancı işçi” çalıştırmak için sıraya girebilir. Çünkü zaten çalışma izni muafiyeti bu yükümlülükleri fiilen ortadan kaldırıyor. İşçileri SGK’lı yapma konusunda sicili kötü olan şirketler “yabancı işçileri” sigortalı yapar mı, burası da tam bir muamma. Her ne kadar kanun işyerlerinde SGK’sız işçi çalıştırmayı yasaklasa da “çalışma izni muafiyeti” bu konuda patronları cesaretlendirecek görünüyor.

İstihdam şartları ne olacak?

Eski düzenlemede yabancı işçi çalıştırmak için işyerinde gerekli istihdam şartları aranıyordu. Çalışma izni muafiyeti bu şartı ortadan kaldırabilir veya patronlar tarafından istihdam şartları fiilen delinebilir. Ki, bu durum kuralsız ve güvencesiz çalışmanın önünü açar.

Pozisyona uygun ücret

Yeni düzenlemeye dair yönetmelik veya taslak henüz açıklanmadı. Daha önce açıklanan “işin niteliğine göre ücret skalası” da yeni düzenlemede ortadan kalkabilir. Bu durumda patronlar nasıl bir inisiyatif kullanacak? Ücretlerin dipte eşitlenmesi gibi bir tehlike ufukta görünüyor. .

Muafiyet modeli aslında yeni değil

Geçici koruma kapsamındaki emekçilerin bir bölümü daha önce de muafiyet kapsamında tutulmuştu. Peki, kimdi bunlar? Tarım, hayvan yetiştiriciliği ve mevsimlik işlerde çalışan mülteci/göçmenler. İşverenlerin ilgili valiliklerden “muafiyet belgesi” alması onları çalıştırmak için yeterliydi. İşveren ya da arazi sahiplerinin SGK bildiri olmadan isim listesi vermesi kâfiydi. Bu sektörlere baktığımızda sigortalı, güvenceli işçi bulmak neredeyse imkânsız! Dolayısıyla “çalışma izni muafiyetinin” gelmesi kuralsız ve güvencesiz çalışmayı tüm sektörlere doğru genişletebilir.

Bürokraside gecikme ve harç ödemeleri

Patronların “çalışma izni” şartından en çok şikâyet ettikleri konu yabancı işçi çalıştırmak için istenen ek ödemeler ve bürokratik bekleme süreleriydi. “Maliyet yükü” gerekçesiyle uzun süre yabancı işçilerin modern sanayiye çekilmesi ertelendi. Yeni durumda ucuz emek gücü olarak göçmenler muafiyet belgesiyle sanayiye de çekilebilir. Bürokratik işlemler hızlansa da gerekli denetime dair kriterler zayıflayabilir. Kayıt dışı çalışma iyice yaygınlaşabilir.

Ucuz, güvencesiz yedek işgücü ihtiyacı

Türkiye’de çalışma koşulları geriye giderken ücretler sürekli baskılandı. Bu durum birçok sektörde “Yerli işçi bulamıyoruz” sitemleriyle karşılandı. Sert sınır politikası ve Suriyelilerin geri dönüşü de bunda etken. Yerli emek gücünün baskılandığı koşullarda yedek işgücü olarak göçmen emeği bir kez daha devreye sokuluyor. Son dönemde, patron örgütleri sıklıkla “çalışma izni muafiyeti” talebini dile getirdiler. Dolayısıyla, amaç, göçmen emekçilerin insanca çalışmasından ziyade, patronların ucuz işgücü ihtiyacını karşılamak. Son kertede işçi sınıfı, sendikalar ve göçmen işçilere kulak bile verilmedi ve patronların dediği oldu.

Yabancı işçilerin “çalışma izni” kapsamında olduğu dönemde de sorunlar vardı elbette. Çalışma izni için “ek maliyetleri” gerekçe gösteren patronlar kayıt dışı işçi çalıştırmaya devam ettiler. Fakat muafiyet kararı kayıt dışı sömürüyü daha da arttıracak. Bununla birlikte sendikalar ve emek örgütlerinin tüm mülteci/göçmen işçiler için çalışma izni talep etmesinde fayda var. Burada asıl mesele tüm işçiler için güvenceli, insanca ve eşit çalışma koşullarının sağlanması.

Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu: Yönetmelik değişmeden muafiyet getirilemez

Konuya dair görüşüne başvurduğumuz Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu, “İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya dair haberlerde çalışma izni muafiyeti yazıyor. Fakat mevcut yönetmelik kaldırılmadan bunun uygulanması mümkün değil. Haberlerde yönetmelik değişikliğine dair bir bilgi verilmemiş” ifadelerini kullandı.

Geçici koruma sağlanan yabancılar için Kasım 2021’de “Geçici Koruma Sağlanan Yabancıların Çalışma İzni ve Çalışma izni Muafiyetlerine Dair Uygulama Rehberi” adlı bir kitapçığın basıldığını hatırlatan Lordoğdu, devamında şu değerlendirmede bulundu: “Rehberin 4’ncü bölümü başvuru usulüne dairdir. Devamında çalışma izinlerinin değerlendirilmesi ve bildirim usulleri var. Buna göre çalışma izni alınması ve değerlendirilmesi konuları izne tabidir. Bu izin olmadan yabancılar çalıştırılamaz. Dolayısıyla yönetmelik kaldırılmadan böyle bir muafiyet sağlanamaz”.

Geçici koruma kapsamındaki insanların çalışma izninden muaf tutulması halinde çalışma hayatında kara bir alan oluşacağına vurgu yapan Lordoğlu, “Muafiyet uygulaması, işyerlerini denetim dışında bırakır. Bu durumda işverenler, yabancı işçileri piyasa koşullarında ve istediği gibi çalıştırabilir. Bu insanlar çoğunlukla Suriyeli olduğu için asgari ücretin altında da çalıştırılabilir. Dolayısıyla çalışma izni muafiyeti olumlu bir şey değil. Tersine yabancı işçilerin çalışma izninden muaf tutulması gerekir. Her şeyden önce işyeri denetimi için çalışma izni gereklidir” diye konuştu.

Dev Yapı-İş: Muafiyet kararına itiraz ediyoruz

Muafiyet kararıyla birlikte yabancı işçi çalıştırmaya dönük sınırlandırmanın kalkacağına vurgu yapan Dev Yapı-İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut, “Şimdi neredeyse tüm firmalarda daha ucuza işçi çalıştırmanın önünü açıyorlar. Üstelik yabancı sınırlamasını kaldıran bir uygulama bu” diye karara tepki gösterdi.

Bir süredir İLO Ankara ofisinin çalışmalarını da takip ettiklerini söyleyen Karabulut, “Toplantılar yapıldı. Ülkemiz göçmenler açısından bir geçiş bölgesi. Yüz binlerce göçmen burada ucuz iş gücü olarak çalıştırılıyor. Güvencesiz, sigortasız çalışmaya mahkûm bırakılıyorlar. Muafiyet uygulamasıyla birlikte Afrika’dan, Orta Asya ülkelerinden daha düşük ücretle kitlesel işçi getirecekler” ifadelerini kullandı.

Karabulut devamında şunları aktardı: “İnşaat işçileri çalışma koşullarının çok zor olduğu işyerlerinde çalışıyor. Üretim baskısı, barınma beslenme sorunları feci durumda. Şantiyelerde hak gaspı olduğu zaman, sendika ve emek örgütleri olarak direnişler yapıyoruz. Bu şantiyelerde yabancı işçileri çok daha sık görmeye başladık. Daha ucuza çalıştırmak için bu arkadaşları getiriyorlar. Göçmen işçilerin bu koşullara itirazı olsa bile pasaportlarına el konuyor. Haliyle yerli işçiler gibi hak arayamıyorlar. Köle gibi bu koşullara mahkûm bırakılıyorlar. Biz ne yerli işçilere ne de göçmen işçilere kötü koşullarda düşük ücret dayatmasını kabul ederiz. Çalışma izni muafiyeti bu durumu daha da çığırından çıkarır. Muafiyet uygulaması patronlara kıyak anlamına geliyor. Hak arayan, itiraz eden işçilerin yeri güvencesiz ve kayıt dışı göçmenlerle doldurulacak, plan budur. Dolayısıyla biz bu düzenlemeye itiraz ediyoruz”.

Karabulut, sendikanın göçmen işçilerle iletişim kurma ve ortak mücadele konusunda bir arayışa sahip olduğunu ekleyerek, “Büyük şantiyelerde bir gerilim söz konusu. Belli sektörlerde yabancı işçilere tepki yükseliyor. Çünkü patronlar göçmenleri gösterip ücretleri aşağıya çekiyorlar. Bu nedenle tepkinin göçmen işçilere değil, patronlara yönelmesi ve hak mücadelesine evrilmesi doğru olur” ifadelerini kullandı.