Bugün Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’nın ilk günü.
Gün nedeniyle Cumartesi Anneleri/İnsanları, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), yarım asırdan fazla süredir akıbeti karanlıkta bırakılan Ali Kayahan için eylem yaptı.
Ali Kayahan’ın son görüldüğü yer olan ve günümüzde Askeri Müze olarak kullanılan tarihi binanın önünde toplanan aileler ve hak savunucuları, “Hakikat, inkârla yok olmaz” diyerek adalet taleplerini yineledi.
‘Harbiye askeri müzesi bir suç mahallidir’
1862 yılında Osmanlı döneminde subay yetiştirmek amacıyla inşa edilen ve 1993 yılında müzeye dönüştürülen yapının, 12 Mart Askeri Müdahalesi döneminde bir sorgu ve işkence merkezi olarak kullanıldığı hatırlatılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Aradan yarım asırdan fazla zaman geçmiş olsa da Ali Kayahan’ın izleri bu binanın duvarlarında yaşamaya devam ediyor. Hafıza mekânları tam da bu nedenle önemlidir; inkâr politikalarına karşı gerçeği taşırlar. Burası, işkence gördüğünü söyleyen pek çok kişinin beyanının askeri mahkeme kayıtlarına geçtiği, gözaltında kaybedilen Ali Kayahan’ın son görüldüğü bir suç mahallidir.”
Görgü tanığı arkadaşı anlattı: ‘Sabaha karşı sesler kesildi’
Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi öğrencisi ve 68 kuşağının önemli isimlerinden olan Ali Kayahan, 6 Şubat 1973 tarihinde arkadaşı Mustafa Üstüntaş ile buluşmak üzere gittiği Haseki Hastanesi önündeki durakta gözaltına alındı. Harbiye’deki kontrgerilla merkezine getirilen Kayahan, burada arkadaşları Mustafa Üstüntaş ve Erkut Selçuk ile yüzleştirildi.
Daha sonra diğer arkadaşları mahkemeye sevk edilirken, Ali Kayahan’dan bir daha haber alınamadı. Arkadaşı Erkut Selçuk’un Sıkıyönetim Mahkemesi’ne sunduğu dilekçede yer alan şu ifadeler, Kayahan’ın uğradığı ağır işkenceyi gözler önüne serdi:
“Ali’yi kontrgerilla merkezinde gördüm. Yüzü tanınmayacak haldeydi, gözlerini açamıyordu. Kendisine yapılan işkence sabaha kadar devam etti. Sabaha karşı koridorda koşuşmalar başladı. Birisi ‘doktor çağırın’ diye bağırıyordu. Bir müddet sonra sesler kesildi. O gün ifademi alanlara Ali’ye ne olduğunu sordum, onun kaçtığını söylediler.”
Devlet 53 yıldır inkâr ediyor
Ali Kayahan’ın tutuklu arkadaşları, askeri mahkemeye verdikleri dilekçelerde mezar yerinin açıklanmasını ve sorumluların yargılanmasını talep etti. 8 Mayis 1974’te üniversite öğrencileri dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile İçişleri ve Adalet Bakanlarına telgraflar çekerek akıbetin araştırılmasını istedi. Ancak yapılan tüm başvurular yanıtsız bırakıldı ve resmi kurumlar “Ali Kayahan isimli kişi gözaltına alınmamıştır” diyerek inkâr politikasını sürdürdü.
‘Hakikat inkârla yok olmaz’
Aradan geçen 53 yıla rağmen sorumluların cezasızlık zırhıyla korunduğunu belirten hak savunucuları, insanlığa karşı işlenen bu suçun üstünün örtülmesine izin vermeyeceklerini vurguladı. Açıklama, “Biz biliyoruz: Hakikat inkârla yok olmaz, hafıza mekânları susturulamaz. Kaybedilenlerin izleri bu topraklarda yaşamaya devam eder. Hakikat için, hafıza için, adalet için Ali Kayahan’ın hikâyesini geleceğe taşımaktan vazgeçmeyeceğiz” sözleriyle son buldu.



