Haaretz: İsrail İran’da ‘çimleri biçiyor’ rejim değişikliği masalına kanmayın

“Gazze ve Lübnan’da uygulanan ‘çimleri biçmek’ doktrini, şimdi binlerce kilometre ötedeki İran topraklarına taşınıyor.”

Haaretz: İsrail İran’da ‘çimleri biçiyor’ rejim değişikliği masalına kanmayın
Foto:
Haaretz: İsrail İran’da ‘çimleri biçiyor’ rejim değişikliği masalına kanmayın
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 13 Mart 2026 20:53
  • Güncellenme: 13 Mart 2026 20:58

Haaretz’de yayımlanan bir analiz, Netanyahu hükümetinin İran stratejisinin sanılanın aksine bir “rejim değişikliği” değil, sonu gelmeyen bir “çatışma yönetimi” olduğunu savunuyor. Gazze ve Lübnan’da uygulanan “çimleri biçmek” doktrini, şimdi binlerce kilometre ötedeki İran topraklarına taşınıyor.

İsrail askeri terminolojisinde 2010’lu yılların başından bu yana kullanılan “çimleri biçmek” (mowing the lawn) tabiri, çözülemeyen sorunları askeri güçle “idare etme” yöntemini ifade eder. Haaretz’e göre İsrail, İran’ı bombalarken aslında Hamas ve Hizbullah’a karşı yürüttüğü o meşhur döngüsel şiddet stratejisinin bir kopyasını sergiliyor.

İsrail’in “çimleri biçme” stratejisine yönelmesi, aynı zamanda Arap Baharı sonrasında ortaya çıkan jeopolitik değişimlerin de bir sonucuydu. Tel Aviv yönetimi yakın çevresindeki devletlerden ciddi bir tehdit ile karşı karşıya değildi; Mısır ve Ürdün ile uzun zaman önce (1978-1994) barış anlaşmaları imzalamıştı, Suriye ise iç savaşa sürüklenmişti. Ancak başka rakipler vardı: Hamas ve Hizbullah gibi devlet dışı aktörler. Bu gruplar ideolojik olarak İsrail’in yok edilmesine bağlıydı ve aynı zamanda geleneksel askeri araçlarla kesin biçimde yenilmeleri de pek mümkün değildi.

Analizde, Netanyahu ve ekibinin “rejim değişikliği” ve “mutlak zafer” söylemlerinin iç kamuoyuna yönelik birer propaganda olduğu savunuluyor ve çok iyi bilinen bir gerçeğin altı çiziliyor: Modern tarihte hiçbir rejim, yalnızca hava gücüyle devrilmemiştir.

Haaretz analizinde “İsrail’in amacı rejim değişikliği veya İran’a demokrasi getirmek değil; İran’ın askeri kapasitesini ‘geriletmek’ ve onu ‘caydırarak’ gelecekteki olası saldırıları ertelemektir. Rejim değişikliği veya bir iç savaş çıkması, İsrail savunma bürokrasisi için sadece ‘beklenmedik bir bonus’ niteliğindedir.” ifadelerine yer veriliyor.

İsrail savunma uzmanlarının televizyon ekranlarında bu savaşın “son tur olmayacağı” yönündeki uyarıları, Gazze ve Lübnan savaşlarından tanıdık bir nakaratı andırıyor. Analize göre; İran füzelerini ve nükleer santrifüjlerini yeniden inşa etmeye çalışacak, İsrail ise 1.500 kilometre öteden yeniden vurmaya gidecek.

İsrail’in hedeflediği türden caydırıcılık neredeyse her zaman geçicidir ve yeni şiddet dalgaları için zemin hazırlar.

Haaretz analizi, İsrail’in bu stratejisini aslında bir “zayıflık göstergesi” olarak tanımlıyor. Ne Hamas’ı ne Hizbullah’ı ne de İran’ı nihai olarak tasfiye edebilen İsrail, sadece onları geçici olarak etkisiz hale getirebiliyor. Bu sürdürülebilir çatışma yönetimi, ancak ABD’nin sınırsız askeri ve diplomatik desteğiyle mümkün oluyor. Bu strateji, İsraillileri sonsuza dek “kılıçla yaşamaya”, bölge halklarını ise bir sonraki savaş dalgasını beklemeye mahkûm ediyor.

Haaretz’e göre radikal bir stratejik yön değişimi ve diplomasi masasına dönülmediği sürece, bugün “Üçüncü Körfez Savaşı” olarak adlandırılan bu süreç asla “son savaş” olmayacak.

İsrail’in sahip olduğu ham askeri güç, ona düşmanlarını “budama” imkânı verse de, barışı inşa etme yetisinden yoksun bırakıyor.