Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde düzenlenen operasyonlar kapsamında çok sayıda kişinin gözaltına alınmasının ardından, tutuklananların cezaevindeki sağlık koşullarına ilişkin hak ve meslek örgütlerinden açıklama geldi.
İnsan Hakları Derneği (İHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İstanbul Tabip Odası (İTO), Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (MATUHAY-DER), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), İHD İstanbul Şubesi’nde ortak basın toplantısı düzenledi.
Çok sayıda hak savunucusu ve avukatın katıldığı toplantıda, “Hapishanelerdeki hak ihlalleri son bulsun” yazılı pankart açıldı.
“Sağlık hakkına erişim konusunda ciddi kaygılar var”
Ortak basın açıklamasını, SES İstanbul Aksaray Şubesi Eş Başkanı Direncan Kaya okudu.
Kaya, tutuklananlar arasında bulunan SES İstanbul Bakırköy Şube yöneticisi Çiğdem Yıldırım ile İstanbul Tabip Odası ve SES İstanbul Aksaray Şubesi üyesi Dr. Barış Kaya’nın cezaevi koşullarına ilişkin aktardıkları bilgilerin, özellikle sağlık hakkına erişim açısından ciddi kaygılar yarattığını söyledi.
Kaya, kronik ürtiker tanısı bulunan Çiğdem Yıldırım’ın düzenli kullanması gereken ilaçlara erişemediğini ve revire çıkarılma taleplerinin karşılanmadığını belirterek, bunun cezaevlerinde sağlık hizmetlerine erişim konusunda yaşanan sorunları bir kez daha gündeme getirdiğini ifade etti.
Kronik hastalığı bulunan kişilerin tedavilerinin kesintiye uğramaması, ilaçlarına erişimlerinin sağlanması ve gerekli sağlık hizmetlerinden yararlandırılmasının cezaevi idaresinin sorumluluğu olduğunu vurgulayan Kaya, NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen ev baskınları, gözaltılar ile toplantı ve gösteri yürüyüşlerine yönelik yasakların temel hak ve özgürlüklerin kullanımına ilişkin kaygıları artırdığını dile getirdi.
Kaya, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bunun yanında hapishanelerde tutulan kişilerin en temel sağlık haklarının korunması ve sağlık hizmetlerine erişimlerinin güvence altına alınması hukuk devletinin ve insan haklarına saygının gereğidir. Başta hapishane idaresi olmak üzere ilgili tüm kurumları, mahpusların sağlık hizmetine erişimini gecikmeksizin sağlamaya, kamuoyuna yansıyan iddiaları etkili biçimde incelemeye ve ulusal ile uluslararası insan hakları standartlarına uygun hareket etmeye davet ediyoruz. Yaşam hakkının ve sağlık hakkının korunmasının, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiler bakımından da devletin vazgeçilmez yükümlülüklerinden biri olduğunu bir kez daha hatırlatıyor; sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.”
Çiğdem Yıldırım’ın sağlık durumuna ilişkin açıklama
Basın toplantısının ardından söz alan Çiğdem Yıldırım’ın avukatı Aslı Gülseren, müvekkilinin kronik hastalığı nedeniyle düzenli ilaç kullandığını ve ayda bir uygulanması gereken tedavisi bulunduğunu söyledi.
Gülseren, ilk etapta bu tedavinin uygulanmasına izin verilmediğini, son olarak ise Yıldırım’ın revire çıkarıldığını öğrendiklerini belirterek, “Sadece enjeksiyon verilerek bunu kendisinin yapması istenmiş. Hâlâ sağlık hakkı ihlali devam ediyor. Sağlık hakkı en temel insan haklarından biridir. Aynı zamanda Anayasa’nın 17’nci maddesi kapsamında kişinin maddi ve manevi varlığının korunmasının da bir gereğidir. Kendisine yapılan başvurulara herhangi bir dönüş yapılmıyor. Bu durum anayasal dilekçe hakkının da ihlalidir” dedi.
“Koğuşlarda kapasitenin üzerinde tutuklu kalıyor”
Basın toplantısında konuşan İHD İstanbul Şubesi Başkanı Jiyan Tosun ise cezaevindeki fiziki koşullara ilişkin aktarımlarda bulundu.
Tosun, koğuşlarda 42 kişinin kaldığını, ilk tutuklamaların ardından bu sayının 48’e kadar çıktığını belirterek, tutukluların aşırı sıcak nedeniyle ciddi sorunlar yaşadığını, ortak kullanım alanlarında yatmak zorunda bırakıldıklarını ve hijyen koşullarına erişimde güçlük çektiklerini ifade etti.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na da çağrıda bulunan Tosun, cezaevindeki sağlık hizmetlerine ilişkin uzun süredir devam eden sorunlar bulunduğunu belirterek, “Yıllardır devam eden bir sorun var ve bunun cezaevindeki tabipten kaynaklandığı yönünde çok sayıda başvuru yapıldı. Çeşitli şikayetlerimize rağmen bugüne kadar etkili bir işlem yapılmadı” dedi.




