Hareket Yönetimi, 5 Ağustos’ta yaklaşık 360 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan ve 8 Ağustos’ta TBMM Adalet Komisyonu’nda 18 saat süren görüşmelerin ardından kabul edilen Çerçeve Yasa’ya ilişkin açıklama yaptı.
‘Çerçeve yasa aylardır bekleniyordu’
Hareket Yönetimi açıklamasında, aylardır beklenen Çerçeve Yasa’nın komisyondan geçtiği ve Meclis’te onaylanacağı hatırlatıldı. Yasaya şiddetle karşı çıkanların yanı sıra düzenlemeyi birçok yönüyle eleştirenlerin de bulunduğu ifade edilen açıklamada, DEM Parti’nin de yasanın eksik ve yetersiz yönlerini komisyonda gündeme getirdiği ve yasanın ardından atılması gereken adımları ortaya koyduğu kaydedildi.
Açıklamada, Devlet Bahçeli’nin çağrısının ardından Abdullah Öcalan’ın Kürt sorunundan kaynaklanan çatışmalı durumu hukuki ve siyasi zemine çekme gücüne sahip olduğunu ifade ettiği, 27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile bunun nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin yol haritasını ortaya koyduğu belirtildi.
Hareket Yönetimi, Abdullah Öcalan’ın çağrısı temelinde barış ve demokratik toplum sürecinin ilerlemesi için üzerine düşeni yaptığını ve bu kapsamda yaklaşık bir buçuk yıldır çatışmasızlığın sürdüğünü vurguladı.
‘Meclis’te önemli görülebilecek bir rapor hazırlandı’
Açıklamada, “Bu süreçte Meclis’te barışın sağlanması, demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulmuş; bu komisyonun yaptığı görüşmeler sonucu ciddi yetersizlikleri olsa da önemli görülebilecek bir rapor hazırlanmıştır” denildi.
Abdullah Öcalan’ın da süreç boyunca demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünün önünü açacak bir kök yasanın çıkarılması amacıyla devlet yetkilileri, DEM Parti ve PKK ile ilişki ve diyalog içerisinde olduğu belirtildi.
Hareket Yönetimi, kendilerinin de kök yasa konusundaki tartışma ve gelişmeleri yakından takip ettiğini, kendilerine çeşitli biçimlerde ulaşan yasa taslağı konusunda düşünce ve eleştirilerini yaptıkları açıklamalarla kamuoyuna sunduklarını belirtti.
‘Yasanın dili savaş dili olmamalı’
Açıklamada, öncelikle barışı hedefleyen bir kök yasanın dilinin savaş dili değil, barış dili olması gerektiği vurgulandı. Abdullah Öcalan’ın daha önce dile getirdiği görüşlere de atıf yapılan açıklamada, yasanın basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen bir biçimde hazırlanmaması ve tarafların karşılıklı hassasiyetlerinin dikkate alınması gerektiği ifade edildi.
Yasanın öngördüğü adımların hayata geçirilebilmesi için Abdullah Öcalan’ın özgür olması ve serbest çalışma koşullarına sahip bulunması gerektiği vurgulanarak, “Öte yandan bu yasanın belirli adımlar çerçevesinde demokratikleşme ve özgürlük yasalarının çıkmasını taahhüt etmesinin önemini de ifade ettik” denildi.
Abdullah Öcalan’ın da DEM Parti heyeti üzerinden, Çerçeve Yasa’nın amaçları ve nasıl olması gerektiğine ilişkin görüşlerini kamuoyuna ilettiği belirtilerek, “DEM Parti ve demokratik güçler de bu süreçte çerçeve yasa konusunda düşüncelerini, önerilerini ortaya koymuş ve bu konuda bazı görüşmeler de yapmıştır” ifadeleri yer aldı.
‘Kürt düşmanı eğilimin provokasyonları dışında yasa komisyondan geçti’
Açıklamada, aylardır tartışılan ve halkın, PKK’nin ve demokrasi güçlerinin görüşlerini ortaya koyduğu yasanın, Meclis’te “Kürt düşmanı bir eğilimin” provokasyonlarıyla karşı çıkması dışında diğer siyasi güçlerin onayıyla Adalet Komisyonu’ndan geçtiği belirtildi.
Hareket Yönetimi açıklamasında, yasanın ciddi hata ve yetersizlikler taşıdığını ifade etti:
“Bu yasa ciddi hata ve yetersizlikler taşımaktadır. Meclis komisyonunun hazırladığı raporda demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü doğrultusundaki önerileri bu rapora yansıtılmamıştır. Bu yönüyle maksadı tam karşılamamıştır. Kürt kavramını kullanmadan sadece silahsızlanmadan söz edilmesi sorunun bütünlüklü ele alınmadığını ifade etmektedir. İçerikte ciddi eksiklikler olduğu gibi kullanılan dil ve kavramlar da barışı amaçlayan bir yasa için ciddi bir sorundur. Kuşkusuz bu dil halkımızın ve Hareketimizin kabul edemeyeceği bir dildir.”
‘Sürecin Abdullah Öcalan’ın özgür çalışma koşullarında yürütülmesi gerekiyor’
Bir yasa çıkarılacak ve bir süreç yürütülecekse bunun ancak Abdullah Öcalan’ın özgür yaşama ve çalışma koşullarına sahip olmasıyla mümkün olabileceğini daha önce de vurguladığını belirten Hareket Yönetimi, PKK ile ilgili adımların atılması ve pratiğe geçirilmesinin Abdullah Öcalan’ın özgür yaşama ve çalışma koşullarına sahip olması ve süreci bizzat yönetip yönlendirmesiyle mümkün olacağı savunuldu. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin de Abdullah Öcalan’ın özgür yaşama ve çalışma koşullarına sahip olmasıyla gelişeceği ifade edildi.
Hareket Yönetimi, bugüne kadar attıkları tüm adımların Abdullah Öcalan’ın özgür yaşama ve çalışma koşullarına sahip olacağı öngörüsüyle attıklarını belirterek Devlet Bahçeli’nin daha ilk günden Abdullah Öcalan’ın “umut hakkı”nın gerçekleşeceğini taahhüt ettiği kaydetti.
‘Süreç devlet politikası olarak tanımlanıyor’
Devlet Bahçeli ve AK Parti yetkililerinin sürecin bir devlet politikası olduğunu vurguladıkları belirtilen açıklamada, yapılan konuşmaların da bu politika doğrultusunda gerçekleştirildiği ifade edildi. Bahçeli’nin barış ve demokratik toplum sürecinde Abdullah Öcalan’ın “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü” olacağını ifade ettiği, devlet yetkililerinin de bu öneriyi kabul ettiği aktarıldı.
Abdullah Öcalan’ın süreçte oynayacağı rolün Çerçeve Yasa’da belirtilmediği kaydedilen açıklamada, yalnızca muğlak biçimde, Cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında kurulacak kurulun alt kurullar oluşturabileceğinin ifade edildiği belirtildi.
Açıklamada, Abdullah Öcalan’ın özgür yaşama ve çalışma koşullarında bu kurulun koordinatörlüğünü yapmaması halinde yasanın öngördüğü birçok hususun gerçekleşmeyeceği savunuldu.
‘Yasanın nasıl uygulanacağı önem taşıyor’
Hareket Yönetimi, bu açıdan yasanın nasıl pratiğe geçirileceğinin önem taşıdığını belirterek, “Her yasa doğru yol ve yöntemle uygulanırsa yaşamsallaşabilir. Usul, yol, yöntem ve üslup önemlidir. Çünkü bu yasa tek taraflı dayatmalarla pratikleşmez. Böyle önemli bir konuda yaratıcı, ön açıcı yol ve yöntemler de önemlidir” dedi.
Açıklamada, yasanın ancak barış dilinin esas alınması, uygulama sürecinin Abdullah Öcalan tarafından yürütülüp yönetilmesi ve yeni çıkarılacak demokratik yasalarla desteklenmesi halinde uygulanabileceği aktarıldı.
‘Demokratik siyasal alan güçlendirilmeli’
Çerçeve Yasa’nın demokratikleşme temelinde demokratik siyasal alanın öne çıkması amacıyla öngörüldüğü belirtilen açıklamada, “Demokratik siyasal çalışma ancak düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü tam sağlayan demokratikleşme ile sağlanır. Bu açıdan bu çerçeve yasa gecikmeden demokratikleşmeyi sağlayan yasalar ve uygulamalarla amacına ulaştırılmalıdır” denildi.
Hareket Yönetimi, yasanın Abdullah Öcalan ve tüm demokratik güçlerin daha önce belirttiği gibi bir başlangıç olması gerektiğini belirterek, “Daha sonraki gelişmeleri sağlatan bir yasa olursa ancak o zaman kök ve çerçeve olma rolünü yerine getirmiş olur” ifadeleri kullanıldı.
‘Gerillanın dönüşü demokratik siyaset koşullarına bağlı’
“Gerillanın silahsızlanması ve gelmesi isteniyor” denilen açıklamaya şöyle devam edildi:
“Eğer Türkiye’ye gittiğinde düşünce ve örgütlenme özgürlüğü temelinde demokratik siyaset yapamayacaksa, söyledikleri ve yaptığı örgütlenmeler temelinde suçlanıp zindana atılacaksa bırakalım gerillanın düz ovaya inmesi, Avrupa’ya zorunlu olarak gitmiş siyasetçiler bile dönemez. Bu sadece somut bir örnektir. Kuşkusuz demokratikleşmenin ve Kürt sorununu çözmenin birçok başka boyutu da vardır.”
‘Bu yasa bir başlangıçtır’
Hareket Yönetimi açıklamasının sonunda Çerçeve Yasa’nın bir başlangıç olduğunu vurguladı:
“Başta Kürt sorunu olmak üzere tüm sorunların çözümü için demokratikleşme mücadelesinin geliştirilmesi gerekir. Bu açıdan halklarımız ve tüm demokrasi güçleri demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için örgütlenmeli ve mücadele etmelidir. O zaman çıkan yasa gerçek anlamda bir çerçeve yasa rolünü oynayabilir; önemli gelişmeler için bir başlangıç olur.”
Meclis’te çerçeve yasa için son mesai: Görüşmeler yarın, ardından tatil



