İzmir, İstanbul ve Ankara’da yapılan açıklamalarda sağlık durumu ağır olan tutuklular Kazım Avcı, İrfan Yılmaz ve Mehmet Şirin Çelik’in cezaevinde kalamayacak durumda oldukları belirtilerek tahliye edilmeleri çağrısı yapıldı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishane Komisyonu İstanbul ve İzmir’de, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi ise Ankara’da düzenledikleri haftalık eylemlerle sağlık sorunları yaşayan tutukluların durumuna dikkat çekti. Açıklamalarda, ağır hastalıkları bulunan tutukluların cezaevi koşullarında yaşamlarını sürdüremedikleri vurgulanırken, yetkililere tahliye ve tedavi süreçlerinin önünün açılması çağrısı yapıldı.
İstanbul’da İrfan Yılmaz’ın sağlık durumu gündeme taşındı
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Beyoğlu’ndaki dernek binası önünde düzenlediği “F Oturması” eyleminin 748’incisini gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde Marmara Cezaevi’nde bulunan ağır hasta tutuklu İrfan Yılmaz’ın sağlık durumuna dikkat çekildi.
Eylemde “Hasta tutuklu İrfan Yılmaz serbest bırakılsın”, “Tedavi haktır engellenemez” pankartları açılırken, “Hasta tutuklular serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” ve “İnsan haklarıyla insandır” sloganları atıldı. Basın açıklamasını İHD üyesi Taylan Bekin okudu.
Taylan Bekin, konuşmasına 8 Şubat 2025’te tahliye edilen ve 20 Temmuz’da yaşamını yitiren Abdulhalim Kaya’yı anarak başladı.
İrfan Yılmaz’ın ileri derecede serebellar sendrom hastası olduğunu belirten Taylan Bekin, Yılmaz’ın ellerini kullanamadığını, yürüyemediğini, kaslardaki denge ve koordinasyon bozukluğu nedeniyle solunum ataksisi yaşadığını, nefes darlığı ve yutma güçlüğü çektiğini, yaşamını ise ancak başkalarının yardımıyla sürdürebildiğini söyledi.
Taylan Bekin, İrfan Yılmaz’ın tutuklanmadan önce kullandığı akülü sandalyenin cezaevinde kendisine verilmediğini belirterek, bu nedenle yatağa bağımlı hale geldiğini ifade etti. Bekin, denge problemi nedeniyle yürüyemeyen Yılmaz’ın düşme, yaralanma, yatak yarası oluşması ve solunum ataksisine bağlı boğulma riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi.
ATK raporuna rağmen tahliye edilmedi
Taylan Bekin, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) İrfan Yılmaz hakkında “cezaevinde kalamaz” yönünde rapor düzenlediğini belirterek, hastalığın ancak özel bakım ve tedaviyle kontrol altında tutulabileceğini, cezaevi koşullarının bunu sağlamadığını söyledi.
Bekin, Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün Yılmaz’ın serbest bırakılmasının “toplum güvenliği açısından tehlike oluşturacağı” yönündeki yazısının ardından infaz erteleme talebinin reddedildiğini aktardı.
Taylan Bekin ayrıca, İrfan Yılmaz’ın denetimli serbestlik hakkı kazanmasına rağmen Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu’nun 18 Haziran 2026 tarihinde tahliye talebini reddettiğini, ATK raporu ve denetimli serbestlik hakkına karşın Yılmaz’ın tahliye edilmediğini ifade etti.
İzmir’de Kazım Avcı’nın sağlık sorunlarına dikkat çekildi
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, iki haftada bir düzenlediği hasta tutuklulara yönelik basın açıklamasını Konak Eski Sümerbank Şubesi önünde gerçekleştirdi.
Açıklamada Sincan 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan hasta tutuklu Kazım Avcı’nın sağlık durumu ve yaşadığı hak ihlalleri gündeme getirildi. Basın açıklamasının ardından beş dakikalık oturma eylemi yapıldı.

“Hasta tutuklular ölüyor susma suça ortak olma” pankartının açıldığı eylemde açıklamayı İHD İzmir Şube Yöneticisi Avukat Nazlı Turan okudu.
Nazlı Turan, Kazım Avcı’nın yaklaşık 10 yıldır tutuklu bulunduğunu belirterek, yüzde 78 engelli raporu bulunan Avcı’nın sol bacağının kalçasından itibaren olmadığını, 58 yıldır yaklaşık 5 kilogram ağırlığındaki protez, baston ve koltuk değnekleriyle hareket edebildiğini söyledi.
Avcı’nın tek başına yaşamını sürdüremeyeceğine ilişkin sağlık raporunun bulunduğunu ifade eden Nazlı Turan, aynı cezaevinde kalan bir yakınının desteğiyle temel bakım ihtiyaçlarını karşılayabildiğini belirtti.
Nazlı Turan, protezi ve fiziksel engeli nedeniyle hastane sevklerinde ring araçlarına binmekte ve yürümekte zorlanan Avcı’nın mitral kapak yetmezliği nedeniyle kalp hastası olduğunu, 2 Şubat 2022’de cezaevinde kalp krizi geçirdiğini ve Ankara Şehir Hastanesi’nde anjiyo yapılarak stent takıldığını aktardı.
Kalbinin çalışma kapasitesinin yüzde 40’a düştüğünü belirten Nazlı Turan, bu oranın daha da azalması halinde kalp pili takılması gerekeceğini ifade etti. Sol el parmaklarındaki uyuşma ve karıncalanmanın sürdüğünü, perikardit rahatsızlığının her yıl tekrar ettiğini, mesane kanseri şüphesiyle tetkiklerin sürdüğünü ve prostat kanseri riski nedeniyle takip altında bulunduğunu söyledi.
Nazlı Turan, Kazım Avcı’nın kalp, prostat, şeker ve mitral yetmezlik nedeniyle her gün çok sayıda ilaç kullandığını ve sıkı bir diyet uygulamak zorunda olduğunu dile getirdi.
Yaşam hakkının korunması çağrısı
Nazlı Turan, Kazım Avcı’nın yeniden kalp krizi geçirme ve felç kalma riski taşıdığını belirterek, ağır engeli ve çoklu kronik hastalıklarına rağmen tutukluluğunun sürdürülmesinin yaşam hakkı ve insan onuruna aykırı bir durum oluşturduğunu ifade etti.
Nazlı Turan, Avcı’nın eksik tetkiklerinin tamamlanarak sağlık kurulu raporunun hazırlanmasını, infazının ertelenmesini ve derhal tahliye edilmesini istedi. Tahliye gerçekleşinceye kadar ise hastane sevklerinin sağlık durumuna uygun koşullarda yapılması ve tedavi sürecinin kesintisiz sürdürülmesi çağrısında bulundu.
Basın açıklaması oturma eyleminin ardından sona erdi.
Ankara’da Mehmet Şirin Çelik için çağrı
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 620’nci haftasında Ankara Sakarya Meydanı’nda bir araya geldi. Bu haftaki açıklamada Elazığ 2 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutuklu Mehmet Şirin Çelik’in sağlık durumuna dikkat çekildi.
Basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Yöneticisi Aslı Saraç okudu.
Aslı Saraç, Mehmet Şirin Çelik’in 27 yıldır cezaevinde bulunduğunu, daha önce beyin damarlarındaki ciddi tıkanıklık nedeniyle iki kez pıhtı attığını ve birçok kez anjiyo olduğunu söyledi.
Çelik’in kalp hastalığı bulunduğunu, prostat ameliyatı geçirdiğini ve çok sayıda kronik hastalığı nedeniyle günde 10’dan fazla ilaç kullandığını belirten Aslı Saraç, 3 Temmuz 2026’da cezaevinde beyin kanaması geçiren Çelik’in önce Fırat Üniversitesi Hastanesi’ne, ardından Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne kaldırıldığını aktardı.
Aslı Saraç, Çelik’in iki gün yoğun bakımda tutulduğunu, bu süre boyunca kelepçelerinin çıkarılmadığını ve dört günlük hastane sürecinin ardından serviste tedavi ve gözlem tamamlanmadan yeniden cezaevine gönderildiğini ifade etti.

Tahliye talep edildi
Aslı Saraç, beyin kanamasının ardından Mehmet Şirin Çelik’in kısmi felç geçirdiğini, ayakta duramadığını, yürüyemediğini ve konuşma yetisinde ciddi kayıp oluştuğunu belirtti. Çelik’in yemek yemekte güçlük çektiğini, vücudunun çeşitli bölgelerinde yoğun ağrılar bulunduğunu ve günlük bakımını ancak birlikte kaldığı tutukluların yardımıyla sürdürebildiğini ifade etti.
Doktorların beyindeki tıkanıklığın devam ettiğini, yeniden pıhtı atma riski bulunduğunu ve ameliyat gerekebileceğini aktardığını belirten Aslı Saraç, bu sağlık tablosunun sürekli hekim gözetimi ve kesintisiz hastane tedavisini zorunlu kıldığını söyledi.
Aslı Saraç, Mehmet Şirin Çelik’in 23 Temmuz’da yeniden hastaneye sevk edildiğini ancak muayene ve tedavi sırasında kelepçelerinin çıkarılmadığını belirterek, kelepçeli tedavinin insan onuruna aykırı olduğunu ifade etti.
Mehmet Şirin Çelik’in sağlık raporlarının infazının ertelenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu’na sunulduğunu ancak başvurunun henüz sonuçlandırılmadığını belirten Aslı Saraç, olası bir sağlık krizinde müdahalenin gecikmesinin doğrudan ölüm riski oluşturacağını ifade ederek Çelik’in tahliye edilmesini talep etti.



