• Ana Sayfa
  • Gündem
  • İBB davasında 33. gün | İmamoğlu: Asrın uydurmasıyla yargılanıyoruz

İBB davasında 33. gün | İmamoğlu: Asrın uydurmasıyla yargılanıyoruz

Zülfü Livaneli’nin de takip ettiği İBB Davası’nda Ekrem İmamoğlu, “Acil talebimdir” diyerek mahkemeye dönemin ilgili kamu kurumları ve yöneticilerinin dinlenmesi çağrısında bulunarak, “Yoksa şu dinlediğiniz masumlarla bir adım dahi ileri atılamaz burada” dedi.

İBB davasında 33. gün | İmamoğlu: Asrın uydurmasıyla yargılanıyoruz
İBB davasında 33. gün | İmamoğlu: Asrın uydurmasıyla yargılanıyoruz
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 6 Mayıs 2026 11:33
  • Güncellenme: 6 Mayıs 2026 22:17

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu İBB Davası’nın duruşması 33. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki 1 No’lu salonda devam ediyor.

77’si tutuklu, toplam 414 sanığın yargılandığı duruşmaya, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ile diğer tutuklu sanıklar katıldı.

İmamoğlu: ‘Ey özgürlük’

Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu sanıklar salona getirildiği sırada izleyiciler, alkışlarla karşıladı. Duruşmayı, sanatçı Zülfü Livaneli de takip ediyor. Ekrem İmamoğlu da izleyicilerin olduğu bölüme dönerek, “Sizi çok seviyoruz, iyi ki varsın Zülfü Abi. Ey özgürlük” diye bağırdı. Salonda bir izleyici de 6 Mayıs’a atıf yaparak, “Ekrem başkanım Deniz burada, Yusuf burada, Hüseyin burada” diye seslendi.

Duruşmada, firari Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinin çalışanı kantar sorumlusu Volkan Ateş’in savunmasının ardından, Ekrem İmamoğlu söz aldı.

İmamoğlu ile Ateş arasındaki diyalog şöyle:

Ekrem İmamoğlu: “Öncelikle sizin burada olmanızı ben doğru bulmuyorum. Burada bulunan diğer arkadaşların olmasını doğru bulmadığım gibi. Bu şekilde başlamamın neden olduğunu da Sayın Başkan ve Sayın Heyet’e de aktaracağım. Kantar sorumlusu deyince, benim sahayı ziyarete geldiğimde hatırladığım kadarıyla orayı ‘Hangi proje nasıl yürütülüyor’ diye baktığımda, ilk girişteki bir kantar bölgesi yapılmıştı. Daha önce burada yoktu, mezbelelik bir alandı. Sonradan orada denetimli bir saha giriş çıkışının kontrol altına alınması ile ilgili bir alan organize edildi. Anladığım kadarıyla siz orada görevliydiniz. Doğru mu?”

Ateş: “Evet Başkanım.”

İmamoğlu: “Yani dünkü sunumdan anladığım kadarıyla yaklaşık 7-8 milyon metrekarelik bir alan diye arkadaşlar belirlediler. 7-8 milyon metrekarelik bir alana giriş çıkışın tek noktadan olmasının sağlanması ile ilgili organize edilen bu alanda görevliydiniz. Doğru mu?”

Ateş: “Evet Başkanım.”

İmamoğlu: “Başka bir giriş çıkış alanı da yoktu buranın.”

Ateş: “Yok.”

İmamoğlu: “Peki Volkan Bey, sizi denetime gelen kurumlar ile ilgili bilginiz var mı? Yani hangi kurumlar sizi denetime gelirdi?”

Ateş: “Başkanım, ayda 1 MAPEG gelirdi. Çevre Bakanlığı’ndan gelirlerdi. Orman Bakanlığı devriye ekibi sabah, öğlen, akşam devriye atardı. Sultangazi zabıta devriye atardı. Yani bu şekildeydi.”

‘Kamu kurum ve yöneticileri mahkemeye çağrılmalı’

İmamoğlu: “Peki. Sorumun cevabı buydu ama Sayın Başkan, Sayın Heyet; şimdi büyük bir yalan ve iftirayla oluşturulan bir suç isnadıyla karşı karşıyayım. ‘560 milyarlık yolsuzluk’ diye savcılık kaynaklı açıklamalar yapılarak bir operasyon düzenlendi. Bakınız tekrar ediyorum: 560 milyarlık bir yolsuzluk diyerek bir operasyon yapıldı. Sonra bu 560 milyar diye Mart ayında anons eden savcılık, dosyayı, yani iddianameyi önünüze yollarken, 110 milyar liralık bir dosyaya rakam koydu; tespit yaptı. Bu 110 milyar liralık rakamın Sayın Başkan, 110 milyarı, şu anda burada gördüğünüz Volkan Bey kardeşimizin savunma yaptığı konunun muhatabı. 110 milyarın 80 milyarı orada yerin altındaki madenler yok edilmiş gibi yazmışlar; yani dünyanın en ucube uydurmasıdır. 30 milyar da kaçak hafriyat yapılmış; oradan uydurulmuş.

‘Cebeci meselesi üzerinden ‘asrın uydurması’ şeklinde organize edilen bir eylem yarattılar’

Şimdi Cebeci meselesi üzerinden ‘asrın uydurması’ şeklinde organize edilen ve koordine edilen 110 milyarlık bir eylem yarattılar. Sayın Başkan, Sayın Heyet; acil talebimdir, az önce iddia makamının sorduğu sorunun ne kadar absürt olduğunu söyleyeyim, ‘Neden’ derseniz; 2018 yılında burası maden bölgesi diye kanunla ilan edilmişken, bunun muhatabının Volkan Ateş olarak kabul edilmesi kadar kötü bir soru olamaz. Niçin? Az önce sordum, ‘Sizi kim denetlerdi?’ diye ve bu denetlemelerdeki kurumları saydı Volkan Bey. O da dördünü beşini saydı. Ben de sizden acil bir talep olarak; Cebeci meselesinin temel sorumluları olarak izin belgelerini veren, denetleyen, hesap soran, meselenin sahibi olan -not aldım çünkü ıskalamak istemiyorum- dönemin valilerinin, MAPEG, yani Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü Genel Müdürü’nün, TEÜAŞ yani ilk dökümün buraya yapılmasını talep eden Türkiye Elektrik Üretim A.Ş.’nin genel müdürünün, ilgili vali yardımcılarının -yani burada bu firmanın faaliyetlerinde yüksek memnuniyetini bizzat bana anlatan vali ve vali yardımcılarının-, Sultangazi Belediye Başkanı’nın, Sultangazi Kaymakamlığı’nın, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürü’nün, ilçe emniyet sorumlularının, Orman Bakanlığı Bölge Müdürü ya da sorumlularının, en temel sorumlu, bu kanunun sahibi ve bu alanın sahibi olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın acil dinlemek ve çağrılmak zorundasınız Sayın Başkan, sayın Heyet.

‘Dinlediğiniz masumlarla bir adım dahi ileri atılamaz burada’

Acil talebimdir. Mahkemeye niye çağırmak zorundasınız biliyor musunuz? Yoksa şu dinlediğiniz masumlarla bir adım dahi ileri atılamaz burada. Uydurmadır, saçmadır ve bu uydurmanın, bu saçma hesabın kitabın altında yatan da ‘Biz 560 milyar dedik, 560 kuruş bulamadık; ya şuraya bir 160 milyar yazalım, bunun 110 milyarını da Cebeci’ye yedirelim, boca edelim’ anlayışıdır. Bu kötü akıl ve bu kötü zihniyete karşı sıraladığım bu makamları buraya davet etmediğiniz sürece, böyle bir eylem yok hükmündedir. Yazık etmeyin lütfen, bu masum insanları bir an önce evine yollayın.”

Tutuklu Volkan Ateş’in savunması

Davada, firari Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketlerinden, “Cebeci Maden Sahası’na hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu” iddiasıyla tutuklu yargılanan Volkan Ateş, 9 Temmuz’da bilgisine başvurulmak üzere adliyeye çağrıldığını, ilk görüşmeye girdiğinde avukatının yanında olduğunu, içeri girdikten bir dakika sonra dışarı çıkarıldığını, başka bir savcıya yönlendirildiğini, o saatten sonra avukatının olmadığını aktardı.

Avukatı Oğuzcan Bahar’ın, “Yani ifadeniz savcı huzurunda alınırken yanınızda avukat yoktu” sorusuna Ateş, “Yok. Ya ben zaten ifade olarak gitmedim, ben bilgime başvurulacak diye arandım gittim. İfade şeklimiz de zaten sohbet gibi oldu ama son anda, en son noktada değişti. Şöyle; Sayın Savcım beni dışarı çıkardı, ‘tamam’ dedi, ‘bir iki dakika bekle dedi, kağıdını imzalatıp göndereceğim’ dedi. Ben de kapının önüne çıktım. Sonra bir dakika geçmedi kapı açıldı, bağırmaya başladı, ‘Her şeyi itiraf edecektin, hiçbir şey yapmamışsın, bizi kandırdın’ dedi. Bir anda kelepçe takıldı ve nezarete gönderildim. Sonra hakim karşısına çıktım. Hakim adli kontrolle serbest bıraktı. 29 Eylül’de de tutuklandım” diye yanıt verdi.

Ateş, yaşadığı süreci ise şöyle anlattı:

“Evime operasyon yapılmıştı, ben evde yoktum. Kızım aradı, ‘Baba dedi eve geldiler’ dedi. ‘Tamam’ dedim, ‘nereden geldiklerini söylediler mi?’ dedim, ‘yok” dediler. Ben de imzaya gittiğim karakolu aradım. Büyük ihtimalle Vatan’dan gelmişlerdir dedi. ‘Seni ya iş yerinden gelip alırlar ya da’ dedi ‘ararlar’. Ömerli bölgesine gittim bekledim ve aradılar. Ondan sonra, ‘Burada İstanbul’da olup olmadığımı’ sordular. Ben de ‘buradayım’ dedim. ‘Gelebilir misin?’ dediler, ‘gelirim’ dedim. Kalktım gittim Vatan’a. Önce gözaltına aldılar ama sonra gözaltı olmadığını söyleyip savcılığa yönlendirdiler beni. Oraya da gittim bağırdılar, işte tutuklandım.”

Ergenekon, Balyoz, Şike operasyonları hatırlatması…

Ateş’in avukatı Oğuzcan Bahar, 2007 itibarıyla başlayan Ergenekon, Balyoz, Şike gibi operasyonların, Cumhuriyet’in koruyucusu TSK’ya yönelik bir saha açma çabası için düzenlendiğini, bugün de ana muhalefet partisi ve Ekrem İmamoğlu’na yönelik aynı şeyin yapıldığını ifade etti. Bahar, “Ergenekon’da 22 dosya birleşmişti burada da birleşmeye başladı. Burası bir çatı davası olacak sanırım. Orada bir Osmanım vardı, Alpaslan Arslan’ın azmettiricisi. Kendisi hem gizli tanık hem sanık. Bizde de hem itirafçı hem sanıklar var. Benzer şekilde Osmanımlar devam edecek gibi duruyor” dedi.

‘Müvekkilimin evine haciz geldi’

Müvekkilinin kantarların başında durduğunu, maaşlı çalışan olduğunu ancak 110 milyar liradan sorumlu tutulduğunu ifade eden Bahar, “Ağzında dişi yok, çocuklarının eğitimi yarıda kaldı. Evine haciz geldi. Böyle bir parayla muhatap olan bir kişinin bu ekonomik düzeyde mi olması lazım” dedi. Alanın MAPEG tarafından ruhsatlandırıldığını, dökümün de bu ruhsattan alınan izne tabi olduğunu söyleyen Bahar, “Madem burası ruhsatsızdı, 5 yıl boyunca nasıl döküm yapılmasına izin verildi?” diye konuştu. Avukat Bahar, müvekkilinin çalıştığı yerde işçi ve işveren ilişkisi olduğunu söyleyerek, tutukluluk halinin sonlanmasını talep etti.

‘Şu anda kayyım heyeti döküm faaliyetini durdurmuş’

Volkan Ateş’in avukatı Oğuzcan Bahar, sanık Yeşilyurt’a çeşitli sorular yöneltti. Avukat Bahar’ın, “Örgüte üye olduğunuz söyleniyor. Bir örgüte üye misiniz” sorusuna Yeşilyurt, “Bir örgütten bahsedemem. Öyle bir şey yok. Ben bir şirkette çalışan personelim” yanıtını verdi.

Avukat Oğuzcan Bahar, İBB davasında Cebeci’ye yönelik savunmalar başlayınca kayyım heyetinin döküm faaliyetlerini durdurduğunu iddia etti. Bahar, “Biz hafta başından beri faaliyetin devam ettiğini iddia ediyorduk. Faaliyet dün ya da bugün itibarıyla durmuş. Yani dökümü durdurmuş kayyum. Herhalde burada konuştuklarımız bir şekilde kulağına gitti. Şu anda kayyum heyeti döküm faaliyetini durdurmuş” dedi.

‘Müvekkilime etkin pişmanlık için sözleşme imzalatmak istedi’

Müvekkili Yeşilyurt’un İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanı olmadığını, sanıklardan neredeyse hiçbirini tanımadığını ifade eden avukat Metin Çetinbaş, “SGK’lı olarak Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinde harita mühendisi olarak çalışmaktadır” dedi. Davada, anayasadaki ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini söyleyen Çetinbaş, avukat Selcen Akar’ın müvekkiline etkin pişmanlık için sözleşme imzalatmak istediğini de sözlerine ekledi.

Müvekkilinin savcılıkta tehdit edildiğini, bir gün sonra da kayyum tarafından işten çıkartıldığını ifade eden avukat Çetinbaş, “Tekrar gözaltına alındığında ‘Savcı daha kaç kere geleceksin buraya’ diyerek bağırıyor. Her çağrıldığında giden genç bir kadına karşı savcının hitap şekli yasalara ve meslek etiğine ne kadar uygun” diye sordu. Çetinbaş, “Amaçlarının ne olduğu bellidir. Müvekkili itirafçı olmaya zorlamaktır” dedi.

Müvekkiline 2 defa keyfi gözaltı işlemi yapıldığını söyleyen Çetinbaş, “Yağmur Cansu Yeşilyurt hakkında itirafçıların bir beyanı yok. Tanık beyanı, sanıkların aleyhte beyanı yok, rapor yok. Bu rağmen müvekkilim keyfen 7 aydır tutuklu” dedi. “Bu iddianame ve soruşturmanın savunulacak bir yanı olmadığı bellidir” diyen avukat Çetinbaş, “Müvekkilimin savunma hakkını açıkça kısıtladınız” ifadelerini kullandı.

‘Kumpas davası’ hatırlatması…

Avukat Çetinbaş, 26 yıl hakimlik yaptığını ifade ederek, “Bu salonlarda kasılarak hakimlik, savcılık taslayan, herkese tepeden bakan, kendini dokunulmaz sanan kumpas davasının hakim ve savcılarının başına gelen sonları size hatırlatmak isterim” ifadelerini de kullandı. İddianamedeki baz istasyonu kayıtlarına da değinen avukat Çetinbaş, “Şişli’de gelen geçen hareketi en az 1 milyon kişi. Baz istasyonu verisi bütün Şişli’de gösterildiğine göre 1 milyon sanık olabilir mi?” diye konuştu. Çetinbaş ayrıca, Cebeci Maden Sahası’nın bulunduğu Sultangazi ilçesinin nüfusunun 530 bin olduğunu ifade ederek, “Tesadüfen gelip geçenleri saydığımızda bu sayı 1 milyonu bulur” dedi.

Avukat Metin Çetinbaş’ın savunması devam ederken Mahkeme Başkanı araya girdi ve duruşmanın yarın devam edeceğini söyledi. (ANKA)