CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin seçilmiş (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 45’inci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda görüldü.
İBB davasının 45. gününde Ekrem İmamoğlu, mahkeme başkanından aylık tutukluluk incelemesinin sıklaştırılmasını talep etti. İmamoğlu, dava sürecinde tek bir sanığın dahi tahliye edilmediğini vurgulayarak “Neden bir ay daha beklediniz?” diye sordu.
Duruşmada ilk olarak iş insanı Hüseyin Köksal’ın avukatı Burak İnce savunma yaptı.
Hüseyin Köksal’ın avukatı Burak İnce, suçlama konusu yapılan ihalelerle ilgili somut delillerin olmadığını söyledi. Yapıldığı iddia edilen toplantıların gerçekleşmediğinin delilleriyle sabit olduğunu söyleyen Avukat İnce, müvekkilinin örgüte üye olduğuna dair dosyada delil bulunmadığına da dikkat çekti.
Ekrem İmamoğlu Avukat İnce’nin savunması sonrası söz aldı. İmamoğlu, dün savunma sırasında bayılmak üzere olan Kültür A.Ş.’nin genel müdür yardımcısı Erdinç Çolak’ı hatırlattı. İmamoğlu, aylık tutukluluk incelemesinin mahkemenin takdirinde olduğunu söyledi ve incelemelerin haftalık da yapılabileceğini belirtti.
İmamoğlu, savunmaları alındıktan bir ay sonra tahliye edilen Iraz Bayrak ve Orhan Gazi Erdoğan’dan bahsetti ve “Neden bir ay daha beklediniz, neden bir ay daha fazla yatırdınız bu insanları, neye göre yaptınız bunu? Bu mahkemenin üzerinde kimsenin bir eli olamaz, olmamalı” dedi.
“Etkin pişmanlık” ifadelerini, savcılıkta baskı altında kaldığı gerekçesiyle reddeden iş insanı Murat Kapki’nin muhasebecisi Sinan Sepetçi’nin savunmasına geçildi.
Sepetçi, “Ben hala neye savunma yapacağımı bilemiyorum. kendimi ifade edecek ne bir hakim, ne bir savcı bulamadım. Kendimi ifade ederken kimi zaman telefonuyla uğraşan, kimi zaman kafasını kaldırıp yüzüme bakmayanlar tutukluluk devam kararı verdi” dedi.
Sepetçi devamında şunları belirtti:
“Gözaltına alındığımda oğlum Mustafa Kemal’in birinci yaş günüydü. Ben evlatlarımdan ayrı kalmayı hak edecek hiçbir şey yapmadım, yapmadığım gibi buna ilişkin bir delil de yok. Bana çocuğumun ilk adımlarını parmaklıklar ardından izlettiler, empati kurabilir misiniz? Eşim aylardır kar, kış, yağmur demeden hem çocuklarımla ilgilendi hem ziyaretime geldi. Bugün eşim yine gelemedi, çünkü oğlum Mustafa Kemal’in ateşi çıkmış. Geçtiğimiz günlerde ayağı sakatlanmıştı. Bu kadın kendine mi baksın, çocuklara mı baksın? Ailem bakıma muhtaç hale düştü, bir sürü borcumuz var. Ben birilerinin ‘Sinan bu işleri organize ederdi’ demesiyle tutuklu yargılanıyorum.”
İtirafçı ifadeleriyle tutuklu olduğuna dikkat çeken Sinan Sepetçi, “Tek bir yerden maaş alan, iki çocuğuna bir çatı katı dairede bakmaya çalışan, yıllardır kredi kartları ve kredilerle hayatını idame ettirmeye çalışan, sebepsiz hiçbir zenginleşmesi olmayan, alt soyu, üst soyu ve yakın arkadaşları üzerinde mal varlığı edinmeyen, para saklamayan, ülkenin zor, ekonomik koşullarında ayakta kalmaya çalışan benim bu kürsüde olmamı ve yaklaşık 13 aydır tutuklu olmamı ben kabullenemiyorum” dedi.
“İddianamede yazan isnatlara dair bir somut delil yok”
Sinan Sepetçi’nin avukatı İbrahim Burak Eskici savunmasında, “İnanın, hukuk hiçbir dönemde bu kadar yoğun şekilde tartışılmamıştı” ifadelerini kullandı.
Avukat Eskici, “Yazmış olduğunuz tutukluluk gerekçeleri Ceza Muhakemesi Kanunu’na aykırılık teşkil etmektedir. İddianamede yazan isnatlara dair bir somut delil yok. Bir suçtan soruşturma başlatıyorsanız ve buradan dava açmıyorsanız kovuşturmaya yer yok kararı vermeniz gerekir” dedi.
Yavuz Saltık’ın savunması
Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Yavuz Saltık’ın savunmasına geçildi. Saltık, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP’de arınma” sözlerine atıf yaptı ve ”Biz kimsenin başını öne eğdirecek insanlar değiliz. Arınacak, temizlenecek bir suçumuz yoktur” dedi.
Saltık, “Ben hak ihlallerine karşı bir aktivistim. Tutuklu olmasaydım, Filistin’e yardım götüren Sumud filosunda olurdum. Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı dönemimden suçlanıyorum. İnsan onurunu esas alan bütüncül bir sosyal hizmet modelini hayata geçirmeye çalıştık” ifadelerini kullandı.
Saltık devamında, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi yoksullukla ciddi mücadele etti. Kadın ve çocuklar başta olmak üzere kırılgan gruplara karşı hizmet, temel önceliklerimizden oldu. İnsanları yardıma bağımlı kılmak değil, onları güçlendirerek kendi ayakları üzerinde durabilecekleri bir yaşam kurmalarının amaçlanması gerektiğine inandık” diye belirtti.
Yavuz Saltık, tutukluluğunun üçüncü ayında görüşüne tanımadığı bir avukatın geldiğini anlattı.
Saltık, “Ağrı Doğubeyazıt’a yardım götürmüştük. Bot verdiğimiz kızlardan biri çöp toplama işçisinin kızıymış. Avukata git ona benim yerime sarıl demiş” dedi. Saltık ve sanık sıralarında oturan isimler gözyaşları döktü.
Mustafa Karaoğlu’nun savunması
Yavuz Saltık ve avukatlarının ardından İBB Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasına karşı savunma yapmak için kürsüye geldi. Karaoğlu, 2002 yılından bu yana devlet memuru olarak görev yaptığını belirtti. Bir dönem uzman çavuş olarak görev yaptığını, 13 aydır süren tutukluluğunun kendisini ve ailesini derinden üzdüğünü anlatan Karaoğlu, Fesat karıştırıldığını iddia edilen ihalelerin tanıtım ve organizasyon işleri olduğunu söyledi. Karaoğlu, “Bahse konu 6 eylem, 6 ihale varmış gibi çoğaltılmıştır” dedi.
Savunmaların ardından İBB davasının 45. duruşma günü ve 12. haftası sona erdi.




