CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 59’u tutuklu, 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 60’ıncı gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam ediyor.
Dün savunmasına başlayan Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun savunmasını tamamladı.
Ongun, Eylem 54’teki suçlamanın Yakup Öner’in beyanına dayandırıldığını belirterek, “Yakup Öner, itirafçı olunca şu beyanı veriyor: ‘Bu konuyu Başkan’la konuştuğumuzda Başkan, bu konu önemli, bu konuyu Murat Ongun’la birlikte değerlendirin, öyle karar verin dedi. Murat Ongun’la konuştuğumuzda kendisi, bize destek veren tek kanal bu, bunun üzerine nasıl gideceğiz dedi.’ Yakup’un itirafçı ifadesi bu kadardı” dedi.
Ongun, iddianamede bu beyanın farklılaştırıldığını savunarak, şöyle konuştu:
“Yakup Öner’in, ‘Cafer Mahiroğlu’ndan nasıl rüşvet talep edeceklerini söylemesi üzerine Boğaziçi İmar Müdürlüğü işlem yapmadı’ diye bir ifadesi yok değerli Başkanım. Savcılarımız bunu hangi gerekçeyle sanki söylenmiş gibi buraya koyabiliyor ve beni rüşvetle suçluyor?”
Yani Cafer Mahiroğlu’ndan nasıl rüşvet talep edeceklerini ben demişim bunu Yakup’a, Boğaziçi İmar işlem yapmamış. Bir savcı nasıl böyle bir cümleyi ekleyebiliyor, ben bilmiyorum. Böyle bir adalet olur mu?”
‘Eylem 53’te sanık listesi hatalı’
Eylem 53’e ilişkin de konuşan Ongun, “Kanaatimce bu eylemdeki sanık listesi hatalı değerli Başkanım. Eylem anlatımı da son derece sakat. Eylem iddiaya konu olayla ilgiliyse, yani Tuzla meselesiyse, Ekrem İmamoğlu, Elçin Karaoğlu ve Fatih Keleş’in bence sanık listesinde olmaması lazım. Yok, Tuzla meselesi değil de Boğaziçi öngörünüm ise bu kez de ben, Emrah Bağdatlı ve eşimin burada sanık listesinde olmaması lazım” diye konuştu.
Ongun, Palazoğlu’nun iddiasına göre eşinin şirketinden 500 bin lira değerinde 200 adet tasarım tespih alındığını belirterek, “Eşim de bu ticaret nedeniyle suçlanıyor. Rüşvet ve aklama suçu yapılıyor bize. Benim eşim sanat yeteneği yüksek bir insandır. Heykel yapar, seramik sanatçısıdır. Son 3-4 yıldır da tasarım takılar yapmaya başladı. Beymen’den satış yapıyor, Trendyol’dan satış yapıyor, kendi web sitesi üzerinden satışlar yapan bir insan. Tarih Aralık 2024. Yılbaşı için şirket çalışanlarına kurumsal bir hediye istenmiş ve bu yapılmış. Ürünün teslim edildiğini kabul ediyor bu insanlar. Yani bir sahte fatura yok” dedi.
‘Ağabeyi kardeşe suç atıyor’
Ongun, Muhittin Palazoğlu ve kardeşi Ahmet Palazoğlu’nun ifadeleri arasında çelişkiler bulunduğunu söyleyerek iki ifadeden bölümler okudu:
“Ahmet Palazoğlu: ‘Ad Station firmasının tüm yetkileri ağabeyim Muhittin Palazoğlu’na aittir. Yüzde 100 tek ortak ağabeyimdir.’”
“Muhittin Palazoğlu: ‘Süreç yönetimi kardeşim ve Ad Station şirketinin sahibi, tek yetkilisi Ahmet Palazoğlu tarafından yürütülmüştür.’”
“Ahmet: ‘Tüm ihale tekliflerini hazırlayan ağabeyim Muhittin’dir. Bu süreçlerden ağabeyim sorumludur.’”
“Muhittin: ‘Tüm işlerde kardeşim Ahmet vardır. Ben inşaat sektöründe faaliyet gösteriyorum.’”
Ongun, bu anlatımların arıdından, “Bir insan ya kardeşine kurban olur. Ağabeyisin sen ağabey. Kardeşi ağabeyini, ağabeyi kardeşini satmış. Bunların bize iftira atması beni şaşırtmıyor” dedi.
‘Milyarlık işin 400 binlik rüşveti mi olur?’
“MİLYARLIK İŞİN RÜŞVETİ 400 BİN LİRA MI OLUR?”
Ongun, Palazoğlu’nun Tuzla’daki inşaat projesi için Halkbank’tan 3 milyar 89 milyon lira kredi kullandığını söyledi.
“Bu para bugünün 10 milyarı falandır” diyen Ongun, rüşvet suçlamasının eşinin yaptığı 500 bin liralık satış üzerinden kurulduğunu belirtti ve 500 bin liralık bir ticarette benim eşim maksimum kar etse 400 bin lira kar etmiş olsun. Allah aşkına milyarlık işin 400 bin liralık rüşveti mi olur? diye sordu.
İddianamede örgütün yüzde 10 ila 15 komisyon aldığı iddiası bulunduğunu hatırlatan Ongun, “Adam sadece 3 milyar kredi almış. Bugünün 10 milyarı. Yüzde 10’unu alsak 1 milyar yapar. 400 bin lira, uçurum. Ben hangi sorunu çözmüşüm de 200 tespihe, 100 tane boncuğa, 150 tane telefon kabına al olmuşum, onu görelim” dedi.
İddianamedeki ifadelere tepki
“İddia makamı, beni hedef almak için olmayan şeylerden suç üretme çabasını sergiledi. Beni özel hedef haline getirdiklerinin artık inkâr edilemez bir göstergesi var” diyen Ongun, Yakup Öner’in beyanlarına dayanılarak hakkında suç isnadı oluşturulduğunu belirtti. Ongun, “Yakup Öner’in ifadesinde geçen tek şey, ‘Bize destek veren tek kanal bu, bunun üzerine nasıl gideceğiz’ cümlesi. Ama savcılar bunu iddianamede ‘Cafer Mahiroğlu’ndan nasıl rüşvet talep edeceklerini söylemesi üzerine’ diye yazmış. Yakup’un böyle bir ifadesi yok” diye konuştu.
Ongun, iddianamedeki değerlendirme bölümünü eleştirerek, “Bir savcı nasıl böyle bir cümleyi ekleyebiliyor, bilmiyorum. Adalet böyleyse kapatalım dükkânı. Böyle bir adalet olur mu” diye sordu
‘Avanak mıyım ben Sayın Başkan?’
Muhittin Palazoğlu’nun Tuzla’daki projesine ilişkin konuşan Ongun, proje değerini anlatarak suçlamalara tepki gösterdi.
Ongun, İstanbul’un Kumsallı Yalıları’na hoş geldiniz. En küçük daire 214 metrekare. 3,5+1 daire 88 milyon lira. 4,5+1 daire 115 milyon lira. 5,5+1 daireler 200 milyonun, 300 milyonun üzerinde. Bu projede 160 daire var. İşte ben bu projeyi kurtaran adamım değerli başkanım. Bu adamın projesini kurtaran Murat Ongun, bununla da yetinmiyor; nasıl oluyorsa zorla adama ihale veriyor. Böyle bir mantık olabilir mi?” dedi.
Savunmasının başında mal varlığına dikkat çektiğini hatırlatan Ongun, şunları söyledi:
“Bunca iddiaya rağmen benim, eşimin, birinci ve ikinci derece yakınlarımın mal varlığında hiçbir artış yok. Hatta halk diliyle söyledim; ‘Avanak mıyım ben Sayın Başkan? MASAK raporunda var. Eşimin şirketinden üç yılda çekilen para 11 bin 500 lira. Üç yılda toplam kar 253 bin lira. Hani rüşvet? Hangi rüşvet?
Benim evimi üç kez bastılar. Eşime ev hapsi verdiler. Kardeşim gibi gördüğüm bacanağıma hapis cezası verdiler. Ne yaptım ben size? Kim benden bu kadar nefret eder, anlamadım.”
Muhittin Palazoğlu hakkında sert ifadeler kullanan Ongun, şöyle konuştu:
“Bu adam her şeyi yapmaya teşne biri. Kene gibi yapışıyor, bırakmıyor. Sürekli AK Parti cenahından, Cumhurbaşkanı çevresinden duyduğu şeyleri gelip anlatıyor. Münafık bu, münafık.
Bir gün geldi, Tuzla’daki projesini Külliye’de Cumhurbaşkanı’na arz ettiğini anlattı. Sonra telefonundan Cumhurbaşkanı’nın projeyi incelerken çekilmiş fotoğraflarını gösterdi. Aynı gün bana Cumhurbaşkanı’nın cep numarasını verdi. ‘Saat 21.30-22.00 gibi telefonuna bakar, WhatsApp kullanmaz, SMS atın’ dedi.”
Ongun, buna karşılık “Muhittin, ben niye Cumhurbaşkanı’na SMS atacağım gece gece?” dediğini aktardı. Ongun, elinde Palazoğlu ile ilgili notlar bulunduğunu belirterek, bazı bilgileri kamuya açık şekilde paylaşmak istemediğini söyledi ve “Ben devlet büyüklerinin çocuklarıyla ilgili meseleleri burada konuşmam. Ama devletimiz bu adamı bilsin” ifadelerini kullandı.
‘Yapay zeka ifadesi bunlar’
Eylem 116 kapsamında eşinin şirketi üzerinden kurulduğu iddia edilen rüşvet ağına da değinen Ongun, altı farklı firmanın savcılık ifadelerindeki benzerliğe dikkati çekti. Ongun, “Bu altı firmanın ifadelerini okuyunca aynı kalemden çıktığı açık. Aynı cümle yapıları, aynı kelimeler. Bunlar yapay zeka ifadesi. ‘Emrah Bağdatlı aracılığıyla’, ‘Emrah Bağdatlı kaynaklı olduğu düşünülen’, ‘Emrah Bağdatlı üzerinden yönlendirildiği anlaşılan’… Hepsi aynı şablon” dedi.
‘Bizleri devletin bir plan dahilinde tutuklattığı artık alenen dillendiriliyor’
Savcılığın Palazoğlu’nun beyanlarını esas aldığını savunan Ongun, “Savcılar niye devamlı Muhittin’e inanıyor? Niye bize hiç inanmıyorlar? Adam aleni şekilde yalan söylüyor. Palazoğlu bazı ihalelerde kendi adıyla da iş yaptı. Kendi adına giremiyordun ya peki 2020’de yapılan Avrasya Maratonu yayın işini kim aldı? Buna da baksınlar” ifadesini kullandı.
Mahkeme heyetine seslenen Murat Ongun, savunmasını şöyle tamamladı:
“Arkanızda ‘adalet mülkün temelidir’ yazıyor. Yani devletin. Yani adalet, diğer adı güvenle, eşit haklarla ve aidiyet duygusuyla biz yurttaşları devlete en bağlı bireyler kılıyor hem de devlete karşı bizi koruyor. Adına devlet aklı denen palavrayla, sözde derin devlet gibi kavramlara atıfla, bizleri devletin bir plan dahilinde tutuklattığı artık alenen dillendiriliyor. Üstelik önemli makam sahiplerince. Devlet bu palavra sözün kimliğini alet edecek bir konumda değildir. Ama sizin temsil ettiğiniz adalet gerekirse devlet organizasyonuna karşı bile bizi korumak zorundadır. Kararlarınızı Türk milleti adına veriyorsunuz, Türk devleti adına değil. İnşaat mühendislerinin sevdiğim bir sözü var: ‘Her yük temele gider’ diyorlar. Yani 20. kata piyanoyu koyduğunda onun ağırlığı 19. kata inmez, direkt temele gider diyorlar.
Bu dava devletin temeli olan adalete yüklenen ağır bir yük. Kolonları çatlatıyor, bunun temelini zorluyor. Devleti ve adaleti, doğal olarak bu milleti yoran bu yapay yükten kurtulma vakti gelmiştir. Bu karar sizin ve kıymetli iki üyenizin dudakları arasındadır, öyle olmalıdır. Değerli başkanım o meşhur söz var ya ‘Berlin’de hakimler var’ diye. 18. yüzyılda yani 1700’lerin ortalarında Prusya İmparatorluğu’nda değirmenci bir köylünün sözüdür o. Prusya Kralı Frederik, köylü değirmencinin hakkını bundan 300 yıl önce gasp etmeye çalıştığında o köylü Alman değirmenci diyor ki ‘Berlin’de hakimler var.’ Siz de lütfen bize ‘İstanbul’da hakimler var’ dedirtiniz. Her şeyi açık açık serdim. Doğru hükmü tesis etmeniz niyetiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.”
Duruşma, Murat Ongun’un çapraz sorgusuyla devam edecek.
9 Mart’ta başlayan davada tutuklu savunmalarının alındığı ilk duruşmanın, 20 Temmuz’daki adli tatil öncesi ara karara bağlanması bekleniyor. Ongun’un ardından bugün avukatlarının da savunma yapması beklenirken, davada geriye Tuncay Yılmaz, Fatih Keleş, İnan Güney ve Ekrem İmamoğlu’nun savunması kaldı.
Ne olmuştu?
Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB’de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB’de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB’de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş’in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney’in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak, Yunus Göçer, Hasan Yalaz, İpek Elif Atayman, Alper Aydın, Erdinç Çolak, Ahmet Güldü, Yavuz Saltık, Mustafa Karaoğlu ve Halit Burak Atalan’ın tahliyesine karar verildi.
Mahkeme başkanı, “etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlanan ancak tutukluluk hali devam eden ve savunmaların alınması için hazırlanan listede 105. sırada bulunan Adem Soytekin’in, savunmasının öne alınmasını kabul etti. Savunma yapacak son kişi olan Soytekin’in savunması, Pehlivan’dan sonraya alınmıştı. Soytekin, savunmasının alınmasının ardından yapılan tutukluluk incelemesinde tahliye edildi.
Soytekin şu ana kadar 8 kez “etkin pişmanlık”tan yararlanmak üzere ifade vermişti. Bir kere tahliye edilen Soytekin, verdiği ifadeler tutarsız bulunduğu için yeniden tutuklanmıştı. Soytekin’in verdiği ifadeyle Pehlivan tutuklanmış; Pehlivan’ın avukat yönlendirmesi yapmasıyla “Soytekin’i ‘etkin pişmanlık’tan vazgeçirmeye çalıştığı” iddia edilerek Pehlivan’a “örgüt üyeliği” iddiası yöneltilmişti.
Beyoğlu Belediyesi’ne yönelik suçlamalara ilişkin olarak aralarında Başkan İnan Güney’in de olduğu, 3’ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92’si tutuklu 414’e çıkmıştı.




