• Ana Sayfa
  • Gündem
  • İGK kararlarıyla kadın siyasi tutukluların tahliyelerinin engellenmesine protesto

İGK kararlarıyla kadın siyasi tutukluların tahliyelerinin engellenmesine protesto

Kadın siyasi tutukluların tahliyelerinin engellenmesine karşı Sincan Cezaevi önünde gerçekleştirilen eylemde, TUHAD-FED’den Sihan Aydınkaya, “İdare ve Gözlem Kurulları, politik tutsaklar açısından ikinci bir cezalandırmaya dönüşmüştür” derken DEM Partisi Ankara Milletvekili Heval Bozdağ ise “Mevcut süreci dahi göz önüne aldığımızda burada bir iyi niyet göremiyoruz” diye konuştu.

İGK kararlarıyla kadın siyasi tutukluların tahliyelerinin engellenmesine protesto
İGK kararlarıyla kadın siyasi tutukluların tahliyelerinin engellenmesine protesto
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 5 Ekim 2026 18:12

Kadın siyasi tutukluların “İdare ve Gözlem Kurulu (İGK) kararlarıyla tahliyelerinin engellenmesine” karşı Sincan Cezaevi önünde Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), DEM Parti Milletvekili Heval Bozdağ ve partinin Ankara İl Örgütü temsilcileri katılımıyla basın açıklaması gerçekleştirildi.

Hafta boyu düzenlenmesi planlanan eylemlerin ilki “Siyasi Tutsakların Tahliyelerinin Engellenmesine Karşı Nöbetteyiz” pankartı ile başladı. Tahliyeleri engellenen kadın siyasi tutukluların fotoğraflarının taşındığı eylemde, “Sincan kadın hapishanesine ses ver”, “Siyasi tutsaklar onurumuzdur” ve “Jin, jiyan, azadi” sloganları atıldı.

Sekiz kadın tutuklunun tahliyesi engelleniyor

Basın açıklamasını TUHAD-FED adına okuyan Sihan Aydınkaya, arkadaşlarının tahliye gününü karşılama ve tahliyelerini kutlamak için Sincan Cezaevi’nin önünde bulunmaları gerekirken, tahliyelerin keyfi gerekçelerle engellenmesini protesto etmek amacıyla toplandıklarını söyledi.

Aydınkaya, “2021 yılından beri bu yana onlarca politik kadın tutsağın tahliyesi, İdare ve Gözlem Kurulları tarafından çeşitli gerekçelerle engellenmiş, koşullu salıverilme hakkından yararlanılmış istisnai bir durum haline gelirken, kadın tutsakların büyük tahsilatı bu hakkı kullanamadan cezalarını tamamlayarak ancak bihakkın tahliye edilebilmiştir” dedi.

Koşullu salıverilmenin yasal bir hak haline getirilerek fiilen uygulanmayan bir istisnaya dönüştürüldüğünü söyleyen Aydınkaya, “Bugün Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde en az 8 kadın tutsağın tahliyesi halen engellenmektedir. Nedime Yaklav’ın tahliyesi 6 kez ertelenirken, Hicran Binici ve Nuriye Adet’in 5 kez, Devrim Adet’in 5 kez, Melike Göksü ve Emine Abiş’in 3 kez, Fatma Aslan’ın 3 kez, Zeliha Ustabaş’ın 4 kez, Pınar Tikit’in ise 2 kez tahliyesi engellenmiştir” diye konuştu.

“İGK, ikinci bir cezalandırmaya dönüşmüştür”

“İGK kararlarıyla siyasi tutsakların özgürlüklerinin ellerinden alındığını” ifade eden Aydınkaya, “Otuz yılını cezaevinde geçirmiş bir kişinin hala ‘iyi hal, özgürlük kurallarına uyum’ gibi son derece kişisel ve yoruma açık izinlerle özgürlüklerden mahrum bırakılması, hukukla açıklanabilecek bir durum değildir. Bu, mahkeme kararının idari bir kurul dışında fiilen yeniden yazılmasıdır. İdare ve Gözlem Kurulları, politik tutsaklar açısından ikinci cezalandırmaya dönüşmüştür” diye konuştu.

Aydınkaya, kararların kişinin elinde olduğuna, politik kişiliğine, tutumuna ve yıllar önce söylediği sözlere dayandırıldığını ileri sürerek, “Böylece infazın süresi mahkeme kararıyla belirlenmiş bir ceza olmaması çıkarılıyor, kurulun keyfi değerlendirilmesine bırakılıyor” dedi.

Sincan Cezaevi’nde kadın siyasi tutukluların infazlarının ertelenmesinin münferit kesintileri olarak görülüp görülemediğini eden Aydınkaya, “Ortada süreklilik kazanmış bir uygulama vardır. Aynı kurumda, benzer özelliklerle, benzer sonuçlarla üretilen ifadelerle, benzer sonuçlarla üretilen bir mekanizmadan söz ediyoruz. Bir kadın otuz yıl hastanede tutulduktan sonra hala özgürlüğüne kavuşamıyorsa, burada yalnızca bir kurulmadan çözemedik, ceza ücretini sizi sorguluyoruz” diye konuştu.

“Tahliyelerin engellenmesi ciddi bir çelişki”

Barışın, demokratik siyasetin ve demokratik toplumun konuşulduğu, çatışmanın yerine demokratik çözüm yollarının tartışıldığı bir dönemde siyasi tutukluların tahliyelerinin keyfi gerekçelerle engellenmesinin ciddi şekilde durdurulduğunu belirten Aydınkaya, şöyle devam etti:

“Bir yandan yeni bir toplumsal ve siyasal dönemden söz edilirken, diğer yandan bu süreçte en temel güven kaynaklarından biri olan özgürlükler alanında eski cezalandırma politikalarının sürdürülmesi kabul edilemez. Tahliye hakkı olan politik tutsakların İdare ve Gözlem Kurulları arasında muhafazaya devam edilmesi, yalnızca hakkı vardır. Aynı zamanda siyasal süre boyunca inatla provokasyondur. Bizler özgür olana kadar bu hukuku takip edenleri.”

Bozdağ: “Bu bir pişmanlık dayatmasıdır”

DEM Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ da cezaevlerindeki hak ihlallerini daha önce de bültenle teşvik ettiklerini ifade ederek, “Cezaevlerinde bir hukuksuzluk var. Cezaevlerinde hak ihlalleri hastaneleri. Bugün kadın tutsaklara karşı, dün hasta mahpuslar üzerinden şiddet var. Bu görünür olsun diye dileklendirildi, görüşmeler yapıldı. Cezaevi müdürlerine olarak raporlarımızı ilettik” dedi.

Bozdağ, tahliye edilmesi gereken ve 30 yıl hapiste kalan siyasi tutukluların cezasının uzatıldığını belirterek, “Bu bir pişmanlık dayatmasıdır. Hangi iyi halden bahsedilir? 30 yıl cezasını çekmiş, cezası bile hukuksuzken 30 yıl hapiste ömrü tükenmiş bir insana bu insan hakkıdır, yaşam hakkıdır” diye konuştu.

“İyi niyet göremiyoruz”

Mevcut kişilerin yanı sıra komisyon raporlarının da dikkate alınmadığını söyleyen Bozdağ, “Bırakalım süreci, çerçevelenir, bırakalım Meclis’ten, komisyondan çıkan raporlar bir kenara. Bakınız, uyum sağlayabildiğiniz kurallar var. Bu ülkenin bir hukuku var. Anayasa Mahkemesi var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni kıstas alıyor bu hukuk. Ama maalesef ki bir hukuksuzluktur yürüyüp gidiyor. Bu hukukn adı hükümetin sistematik politikası var. Biz bunu kabul ediyoruz. Biz buradan iktidara, Adalet Bakanlığı’na sesleniyoruz. Budur, kendiliğindenliktır. Hukuku. Hukuksuzluklarınıza son verin.” dedi.

Bozdağ, çözüm süreci kapsamında Meclis komisyonundan çıkan rapora da dikkati çekerek “Mevcut süreci dahi göz önüne aldığımızda burada bir iyi niyet göremiyoruz” dedi.

İdare ve Gözlem Kurulları’na ilişkin düzenlemelerin gözden geçirilmesi savunan Bozdağ, “Yapılması gereken Komisyon Raporu’nun 7’nci maddesinin gözden geçirilerek işletilmesidir. 7’nci maddede İdare ve Gözlem Kurulu’na, yapısına dair hatta İdare ve Gözlem Kurullarının kaldırılması gerektiği maddeyi de onayladınız. O zaman bu hukuksuzluk nedir? Bu kabul edilemez. Toplumun hem hukuka hem sürece olan güvene azalıyor” diye konuştu. (ANKA)