İklim Adaleti Koalisyonu, gazeteci ve belgeselci Hakan Tosun için Antakya’da basın açıklaması ve belgesel gösterimi gerçekleştirdi. Etkinlik, KESK ve TTB koordinasyonunda düzenlendi.
‘Hakan Tosun’u unutmadık’
Basın açıklamasında, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında bir araya gelindiği belirtilerek, “Hakan Tosun’u unutmadık, unutturmayacağız” denildi. Tosun’un yalnızca bir gazeteci ve belgeselci olmadığı, aynı zamanda ekolojik yıkıma, iklim adaletsizliğine ve yaşam hakkının gaspına karşı açık bir tavır alan bir yaşam savunucusu olduğu vurgulandı.

Mehmet Temel
Deprem sonrası tanıklık
Açıklamada, Hakan Tosun’un depremin ilk günlerinden itibaren Hatay’da olduğu belirtilerek, enkaz alanlarından çadırlara, tarım arazilerinden zeytinliklere kadar birçok noktada yaşananları kayıt altına aldığı ifade edildi. Tosun’un yalnızca yıkılan binaları değil, susuz bırakılan mahalleleri, barınma sorunu yaşayan yurttaşları ve yaşam alanları tehdit edilen Samandağ’ı belgelediği aktarıldı.
Açıklamanın tamamı:
“Bizler Hakan Tosun’un yoldaşlarıyız.
Onunla aynı topraklara basmış, aynı yolları arşınlamış, aynı mücadelelerde yan yana durmuş ekoloji aktivistleri, yaşam savunucuları ve Hataylı dostlarıyız.
Bugün burada, 6 şubat depremlerinin üçüncü yılında bir aradayız.
Bu topraklar Hakan Tosun’u tanır.
Bu sokaklar onun kamerasını, bu insanlar onun sorularını, bu kıyılar onun tanıklığını bilir.
Hakan Tosun bir gazeteciydi, belgeselciydi.
Ama yalnızca haber yapan biri değildi.
O, ekolojik yıkıma, iklim adaletsizliğine ve yaşam hakkının gaspına karşı safını açıkça belli etmiş bir yaşam savunucusuydu.
Depremin ilk günlerinden itibaren Hakan buradaydı.
Enkazın başında, çadırların arasında, tarım alanlarında, zeytinliklerdeydi.
Sadece yıkılan binaları değil; susuz bırakılan mahalleleri, barınamayan insanları, tarım arazileri yok edilen köylüleri, denizi, toprağı ve yaşam alanları tehdit edilen Samandağ’ı kayda aldı.
Depremin bir kader olmadığını, yıkımın rant politikalarıyla, ihmalle ve eşitsizlikle büyütüldüğünü anlatmaya çalıştı.
Ama ne yazık ki Hakan Tosun, depremin üçüncü yılında şu an burada değil çünkü Türkiye’nin en kalabalık şehri İstanbul’da sokak ortasında canice katledildi.
Hakan Tosun’un ölümü ile Hatay’da yaşanan depremin yarattığı yıkımın faili aynıdır.
İkisi de tesadüf değil, aynı sistemin, aynı ihmalkârlıkların ve aynı cezasızlık düzeninin sonucudur.
Buradan açıkça söylüyoruz:
Bu bir münferit saldırı değil; ekoloji mücadelesine, iklim adaletine, yaşam savunucularına ve gazetecilere yönelmiş sistematik bir şiddetin parçasıdır.
Ve cezasızlık bu şiddeti beslemektedir.
O yüzden soruyoruz:
Bir gazeteci sokak ortasında nasıl öldürülebilir?
Her şey açık açık ortadayken katiller neden hala dışarıda, sorumlular neden yargılanmıyor?
Bu ülkede doğayı, yaşamı ve gerçeği savunanlar ve belgeleyenler neden hedef haline getiriliyor?
Bizler Hakan Tosun’un yoldaşları olarak söz veriyoruz:
Hatay’da, Samandağ’da, bu topraklarda yaşamı savunmaya devam edeceğiz.
Ekoloji mücadelesinden, hafızadan ve adaletten vazgeçmeyeceğiz.
Bir kişi daha eksilmeyecek.
Bir yoldaş daha karanlığa terk edilmeyecek.
Hakan Tosun’un adı bu mücadelede yaşamaya devam edecek.
Ve buradan, Hatay’dan bir kez daha yüksek sesle soruyoruz:
Hakan Tosun’a ne oldu?”



