• Ana Sayfa
  • Manşet
  • İlham Ahmed: ‘Adalet olmadan barış kalıcı olmaz, Kürtler Suriye’nin geleceğinde gerçek ortak olmalı’

İlham Ahmed: ‘Adalet olmadan barış kalıcı olmaz, Kürtler Suriye’nin geleceğinde gerçek ortak olmalı’

Suriye Halk Meclisi Dış İlişkiler Temsilcisi İlham Ahmed, Brüksel’deki 20. Uluslararası Kürt Konferansı’nda Şam yönetimiyle yürütülen entegrasyon görüşmelerinde önemli ilerleme sağlandığını açıkladı. Askerî entegrasyona ilişkin müzakerelerde yaklaşık yüzde 95 düzeyine ulaşıldığını söyleyen Ahmed, Kürtlerin siyasi statüsünün ve kadınların kazanımlarının anayasal güvenceye kavuşturulmasını istedi. Ahmed, “Barış adalet temelinde kurulmazsa geçici olmaktan öteye gidemez” dedi.

İlham Ahmed: ‘Adalet olmadan barış kalıcı olmaz, Kürtler Suriye’nin geleceğinde gerçek ortak olmalı’
  • Yayınlanma: 15 Ekim 2026 16:35
  • Güncellenme: 15 Ekim 2026 17:07

Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen 20. Uluslararası Kürt Konferansı’nda Suriye’nin geleceği, Kürtlerin siyasi statüsü, kadınların kazanımları ve Şam yönetimiyle yürütülen entegrasyon görüşmeleri ele alındı.

Konferansın kadınların demokratik değişim, Kürt birliği ve Orta Doğu’da barışın inşasındaki rolüne odaklanan oturumunda konuşan Suriye Halk Meclisi Dış İlişkiler Temsilcisi İlham Ahmed, Suriye’deki yeni siyasi düzenin hangi temeller üzerinde kurulması gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İlham Ahmed’in konuşmasında entegrasyon sürecinin geldiği aşama, Kürtlerin devlet kurumlarında temsili, anayasal güvence ve kadınların siyasi kazanımlarının geleceği öne çıktı.

Suriye’de kalıcı barışın yalnızca askerî ve idari anlaşmalarla sağlanamayacağını belirten Ahmed’e göre, yeni siyasi sistemin adalet, eşit yurttaşlık ve demokratik katılım ilkeleri üzerinde yükselmesi gerekiyor.

Askerî entegrasyon görüşmelerinde yüzde 90-95 ilerleme

Şam yönetimiyle yürütülen entegrasyon görüşmelerinde önemli bir aşamaya gelindi. Ahmed’in verdiği bilgilere göre özellikle askerî güçlerin entegrasyonuna ilişkin müzakerelerde yaklaşık yüzde 90-95 oranında ilerleme sağlandı.

Bazı bölgelerde mevcut askerî birliklerin kendi yapılarıyla birlikte Suriye ordusuna katılmasına yönelik düzenlemeler üzerinde çalışılıyor. Ancak birliklerin yeni ordu içerisindeki statüsü, kendi bölgelerindeki konumları ve görev alanlarının nasıl belirleneceği, müzakerelerin temel meseleleri arasında bulunuyor.

İç güvenlik alanında da benzer bir süreç yürütülüyor. Asayiş güçlerinin entegrasyonu, mevcut personelin yeni güvenlik yapılarındaki görevleri ve resmî statülerinin belirlenmesi gündemde.
Sivil kurumların entegrasyonu da görüşmelerin bir diğer ayağını oluşturuyor.

Ahmed’e göre askerî, güvenlik ve idari alanlarda sağlanan ilerlemenin kalıcı olabilmesi, siyasi ve hukuki güvencelerin oluşturulmasına bağlı. Bu nedenle entegrasyon sürecinin yalnızca mevcut kurumların merkezi yönetimle birleştirilmesinden ibaret kalmaması gerekiyor.

“Anayasal güvence olmazsa kazanımlar geri alınabilir”

Entegrasyon görüşmelerindeki ilerlemeye rağmen Kuzey ve Doğu Suriye’de geleceğe ilişkin kaygılar sürüyor. Bu kaygıların merkezinde, bugüne kadar elde edilen hakların yeni siyasi sistemde korunup korunmayacağı bulunuyor.

Ahmed, anayasal güvence sağlanmadığı takdirde askerî ve idari alanlarda atılan adımların geri alınabileceği uyarısında bulundu. Aynı risk, Kürtlerin siyasi kazanımları ve kadınların eşit temsiliyeti açısından da geçerli.

Toplumdaki kaygıların haklı olduğunu ifade eden Ahmed, Şam yönetiminin bu talepleri dikkate alması gerektiğini söyledi. Yeni siyasi düzenin toplumun beklentileri temelinde şekillenmesi, entegrasyon sürecinin kalıcılığı açısından belirleyici görülüyor.

Kürtlerin siyasi varlığının tanınması, kadınların kazanımlarının korunması ve farklı toplumsal kesimlerin eşit haklara sahip olması, bu çerçevede anayasal güvence gerektiren temel meseleler arasında yer alıyor.

“Adaletin olmadığı barış her an bozulabilir”

Suriye’deki siyasi dönüşümün yalnızca anlaşmalarla tamamlanamayacağını söyleyen Ahmed, barışın hangi ilkeler üzerine kurulacağının belirleyici olduğunu vurguladı:

“Barış adalet temelinde kurulmazsa geçici olmaktan öteye gidemez. Adaletin olmadığı bir barış her an bozulabilir. Çünkü barışı ayakta tutacak temel unsurlar oluşturulmadığında yeni sorunlar ortaya çıkar.”

Ahmed’e göre hakların güvence altına alınmadığı, toplumsal kesimlerin eşit biçimde temsil edilmediği bir siyasi düzende yeni gerilimlerin yaşanması kaçınılmaz.

Bu nedenle Suriye’de barışın inşası, yalnızca silahlı güçlerin ve idari kurumların entegrasyonuyla sınırlı kalamaz. Toplumun farklı kesimleri arasında eşitlik ve karşılıklı tanımaya dayanan yeni bir siyasi ilişkinin kurulması gerekiyor.

Baas rejiminin mirası ve Kürtlere yönelik şovenist yaklaşımlar

Suriye’de Kürtlerin siyasi varlığını ve eşit yurttaşlık haklarını kabul etmek istemeyen kesimlerin bulunduğunu söyleyen Ahmed, bu yaklaşımın tarihsel ve ideolojik nedenlerine de değindi.

Esad rejimine karşı mücadele etmiş, uzun yıllar ülke dışında bulunmuş ve son dönemde Suriye’ye dönmüş bazı grupların Kürtlerin devlet içerisinde kendi kimlikleriyle yer almasına karşı çıktığını ifade etti.

Ahmed’e göre bu tutumun arka planında Baas rejiminin yıllar boyunca uyguladığı politikalar bulunuyor. Söz konusu politikalar Kürtlere yönelik şovenist anlayışları güçlendirirken Kürtlerle Araplar arasındaki toplumsal ilişkileri de olumsuz etkiledi.

Son yıllarda dinî söylemler üzerinden gelişen başka bir ayrımcı yaklaşım da bu tabloya eklendi. Ahmed, Arap milliyetçiliği ile Sünni İslamcı anlayışın birleştiği siyasi tutumların Kürtlerin toplum içerisindeki konumunu olumsuz etkilediğini savundu.

Yeni Suriye’de bu anlayışların aşılması, Kürtlerin ve farklı toplumsal kesimlerin devlet kurumlarında eşit biçimde yer alabilmesi açısından temel önem taşıyor.

“Kadınların kazanımları bütün Suriye’de güvence altına alınmalı”

Ahmed’in konuşmasında geniş yer verdiği başlıklardan biri de Rojava’daki kadın özgürlük mücadelesi ve bu mücadelenin Suriye’nin geleceğindeki rolü oldu.

Kürt kadın hareketinin uzun yıllara yayılan örgütlü mücadelesi, kadınların siyasi ve toplumsal yaşamda belirleyici bir konuma ulaşmasını sağladı. Kadınlar kendi örgütlenmelerini geliştirdi, siyasi öncülük üstlendi ve yaşamın bütün alanlarında söz ve karar sahibi olmaya başladı.

Ahmed’e göre bu mücadele yalnızca kadınların özgürleşmesi açısından değil, toplumun demokratik dönüşümü bakımından da önemli kazanımlar yarattı.

Ancak bugün temel mesele, Kuzey ve Doğu Suriye’de oluşturulan kadın temsiliyeti ve eşit katılım sisteminin yeni Suriye yapılanmasında nasıl korunacağı:

“Biz bu kazanımların Rojava’yla sınırlı kalmasını istemiyoruz, kadınların elde ettiği hakların bütün Suriye’de güvence altına alınmasını istiyoruz.”

Ahmed, kadınların siyasi temsiliyeti, Kürt kadınlarının hakları ve bütün kurumlarda eşit katılımı konusunda Kuzey ve Doğu Suriye’deki deneyimin ülke geneline yayılması gerektiğini söyledi.

Suriye’nin farklı bölgelerinde de yıllardır hak mücadelesi yürüten kadınlar bulunuyor. Sivil toplum kuruluşlarında çalışan, siyasette yer alan ve kendi örgütlenmelerini oluşturan kadınların ülkenin geleceğinin belirlenmesinde daha güçlü bir rol üstlenmesi gerekiyor.

Suriye muhalefeti içerisinde geçmiş yıllarda kadınların siyasi katılımına yönelik çalışmalar yürütüldü ve çeşitli kadın örgütleri oluşturuldu. Ancak Ahmed’e göre kadınların belirli görevlere getirilmesi veya mevcut kurumlarda çalışan kişiler olarak yer alması, gerçek siyasi eşitliğin sağlandığı anlamına gelmiyor.

“Kadınlar sistemi kuran ve yöneten siyasi özneler olmalı”

Kadınların karar alma mekanizmalarında gerçek anlamda söz ve yetki sahibi olması gerektiğini savunan Ahmed, yalnızca biçimsel temsiliyetin yeterli olmadığını söyledi:

“Kadınlar yalnızca sistemin işleyişine katkı sunan kişiler değil, o sistemi kuran ve yöneten siyasi özneler olmalıdır.”

Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınların yönetim kademelerine ve karar alma mekanizmalarına eşit katılımını esas alan bir sistem oluşturuldu. Ancak entegrasyon süreci, bu kazanımların geleceğine ilişkin riskleri de beraberinde getiriyor.

Yeni yönetim yapılanmasında erkeklerin ağırlık kazanması, kadınların karar alma mekanizmalarındaki konumunu zayıflatabilir. Böyle bir durumda kadınların kurumlardaki varlığı, gerçek yetkilerden yoksun biçimsel bir temsiliyete dönüşebilir.

Ahmed’in yaklaşımında kadınların eşit katılımı, entegrasyon görüşmelerinin ikincil bir konusu değil, demokratik bir Suriye’nin kurulmasının temel koşullarından biri.

Barışın inşa edildiği bir dönemde kadınların en önemli karar alma mekanizmalarında bulunması gerektiğini ifade eden Ahmed, bunun sağlanmaması durumunda bugüne kadar oluşturulan anlaşmaların ve elde edilen kazanımların tehlikeye girebileceği uyarısında bulundu.

“Suriye’nin geleceğinde gerçek ortak olmak istiyoruz”

Kürtlerin yeni Suriye’deki konumuna ilişkin talepler de konuşmanın temel başlıkları arasındaydı.

Ahmed, entegrasyon sürecinin gerçek bir siyasi ortaklığa dönüşmesini istediklerini söyledi:

“Biz bu sürecin gerçek bir ortaklığa dönüşmesini istiyoruz. Kürtler olarak Suriye’nin geleceğinde temel ve gerçek bir ortak olmak istiyoruz.”

Bu hedef doğrultusunda siyasi irade ve kararlılığa sahip olduklarını belirten Ahmed, kazanımlardan geri adım atmak istemediklerini ifade etti.

Ancak sürecin ilerleyebilmesi için tarafların birbirlerinin siyasi varlığını, kimliğini ve haklarını tanıması gerekiyor.

Ahmed’e göre karşılıklı kabul ve eşitlik temelinde kurulacak bir sistem, yalnızca Kürtlerin değil Suriye toplumunun tamamının geleceğini güvence altına alabilir.

Görüşmelerde çeşitli engeller ve zorluklar bulunmasına rağmen, bu sorunların aşılması ve gerçek bir ortaklığın kurulması konusundaki kararlılık sürüyor.

Kürtlerin parlamentoda, bakanlıklarda ve anayasa çalışmalarında temsili

Kürtlerin yeni Suriye devletindeki siyasi statüsü, entegrasyonun en önemli başlıklarından birini oluşturuyor.

Ahmed, Kürtlerin Şam’daki merkezi yönetimde, bakanlıklarda ve devletin bütün kurumlarında temsil edilmesi gerektiğini söyledi. Parlamento da bu temsilin sağlanması gereken temel kurumlardan biri.

Yeni anayasanın hazırlanması sürecine Kürtlerin doğrudan katılması ve siyasi taleplerinin dikkate alınması da öncelikli konular arasında bulunuyor.

Ahmed’e göre Kürtlerin Suriye toplumunun temel bileşenlerinden biri olarak tanınması önemli bir adım. Ancak bu tanınmanın yalnızca fiilî düzeyde kalmaması, anayasal güvenceye kavuşturulması gerekiyor.

Kürtlerin siyasi varlığının tanınması, devlet kurumlarında eşit temsiliyet ve anayasa yapımına katılım, Suriye’de demokratikleşmenin ve toplumsal istikrarın temel koşulları arasında yer alıyor.

İlham Ahmed, bu doğrultudaki siyasi çalışmalarını ve gelecek planlarını sürdürdüklerini ifade etti.