İlke TV yazarı İkbal Dürre Pravda’da: Kürtler Netanyahu’nun sloganlarının peşinden gitmez

Pravda.Ru programına konuk olan İkbal Dürre, İran’daki Kürt sorunundan ABD’nin bölgesel stratejisine, Trump’ın İran savaşındaki rolünden nükleer silah meselesine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu.

İlke TV yazarı İkbal Dürre Pravda’da: Kürtler Netanyahu’nun sloganlarının peşinden gitmez
  • Yayınlanma: 30 Mart 2026 22:16
  • Güncellenme: 30 Mart 2026 22:21

İlke tv.com.tr yazarı, Moskova Devlet Dilbilim Üniversitesi Bölgesel Çalışmalar Bölümü’nde doçent, Ortadoğu uzmanı ve siyaset bilimci İkbal Dürre, Pravda.Ru’nun özel muhabiri Darya Aslamova’nın “Sıcak Noktalar” programına konuk oldu.

İkbal Dürre, İran’daki Kürt sorunundan ABD’nin bölgesel stratejisine, Trump’ın İran savaşındaki ve ABD siyasetindeki rolünden nükleer silah meselesine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu.

‘Suriye’de Netanyahu neredeydi?’

Darya Aslamova’nın, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Farsları, Kürtleri ve Azerileri İran’da “tiranlık boyunduruğunu atmaya” çağırmasıyla ilgili soruya Dürre şu yanıtı verdi:

“Öncelikle bunun ne kadar ciddi bir hamle olduğunu anlamak gerekiyor. Netanyahu bu sözleri Suriye olayları tırmanırken de söylemişti. Şimdi Suriye’de neler oluyor ve Kürtlerin durumu nasıl, bir bakın. Irak Kürdistanı’ndaki bağımsızlık referandumu sırasında da aynı şeyleri söylemişti. Referandum yapıldı, insanlar bağımsızlık için oy verdi, sonra Netanyahu neredeydi?”

Dürre, teorik olarak İsrail ve Kürtlerin çıkarlarının örtüşebileceğini ancak pratikte Kürtlerin bunu böyle hissetmediğini vurgulayarak “Kürtler Netanyahu’nun sloganlarının peşinden gitmeyecekler.” diye konuştu.

‘Kürtler deneyimlerini akıllıca kullanacak’

İkbal Dürre, Kürtlerin tarihsel olarak her zaman alternatif aradığını, bölgesel veya küresel güçlerin çıkarlarının çeliştiği yerlerde boşluk bulduğunu belirtti ve
“Kürtler şu anda hiçbir şey yapmıyor ve bu akıllıca. Her zaman bunu başarılı şekilde yapamadılar ama bu sefer deneyimlerini akıllıca kullanacak kadar yeterli birikim sağladılar. Statülerini güçlendirme fırsatı varsa anı kullanacaklar. Diğer herkes gibi.” diye kaydetti.

Türkiye ve Suriye’de Kürtlerin entegrasyonuna işaret eden Dürre, “Kürtler yarın ya da öbür gün bağımsızlık elde etmeyi bekliyor. Soru şu: minimum kayıplar ve maksimum statü güçlendirmesi. Türkiye Kürtleri zaten Türkiye’nin bölünmesini değil, entegre olmak istiyor. Suriyeli Kürtler de ayrılmak istemiyor” dedi.

‘Kürt meselesinin çözülmesi istenmiyor’

İkbal Dürre, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un “Kürt cininin şişeden çıkmaması gerektiği” sözüne atıfta bulunarak “Kürtler başarılı olursa tarihi yeniden yazmak gerekecek. Tüm Ortadoğu tarihi yeniden yazılacak. Çünkü o tarih yalan üzerine kurulmuş. Kürt faktörü tamamen göz ardı edilmiş, yerine her devlet kendi tarih versiyonunu yaratmış. Buradan diğer hikayeler de çıkıyor, Avrupa’ya kadar uzanan. Bu yüzden sadece bölgesel değil, küresel ölçekte muazzam güçler Kürt sorununun çözülmesiyle ilgilenmiyor. Bu nedenle çok şeyi gözden geçirmek gerekecek.” diye kaydetti.

İran protestoları: ‘Tutuklananların yüzde 40’ı Kürt’

İran’daki Kürtlerin durumuna değinen Dürre, 28 Aralık 2025’te başlayan protestolarda tutuklananların yüzde 40’ının Kürt olduğunu hatırlattı. İkbal Dürre “İran Kürtleri ile Tahran arasındaki ilişkiler her zaman sorunluydu. Bu sadece son olaylardan kaynaklanmıyor. Sanki İran’daki tutuklananların yüzde 40’ı Kürt değilmiş gibi. Sanki idam edilenlerin yüzde 20’si Kürt değilmiş gibi. Bu dün başlamadı.” ifadelerini kullandı.

Dürre, bu kez Kürtlerin Tahran ile pazarlık yapmak istediğini ancak liderliğin yok edildiğini belirtti ve İran nüfusunun en az yüzde 60’ının rejimden memnun olmadığını ancak bunun Amerikan bayrakları altında yürüyecekleri anlamına gelmediğini vurguladı.

28 Şubat’ta başlayan savaş ve İran’ın hataları

İkbal Dürre 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in başlattığı saldırıları hatırlatarak Tahran yaptığı hataları sıraladı. “Nükleer silah, bir sabah ‘bizde var’ dediğinizde politik hale gelen tek silah” diye İkbal Dürre, İran’ın bu konuda net bir karar deklare etmediğini ifade etti.

İkinci hatanın Hürmüz Boğazı olduğunu belirten Dürre “Bu tek başına yutulmayacak kadar büyük bir lokma. Öyle olmaz. Türkiye’deki boğazlar, Süveyş Kanalı, o ülkeye ait olsa da, geçişleri uluslararası konvansiyonlarla düzenleniyor. Hürmüz Boğazı dünya damarı. ‘Bu tamamen benim’ denemez. Uluslararası hukuki sistem kurulmalıydı. Kurmadılar. İşte şimdi buradayız.” diye konuştu.

‘Trump tesadüfen yaşıyor’

Trump’ın ABD siyaseti ve İran savaşındaki rolüne değinen ve yaşadığı suikast girişimini hatırlatan İkbal  Dürre “Trump zaten beyaz dünyada tesadüfen yaşıyor. Kurşunu hatırlıyor musunuz? Üç başkanını öldürmüş bir ülkeden bahsediyoruz. Dördüncüsü bu adam olabilirdi. Olmadı. ABD’nin en büyük 35 şirketinin oturup ‘aptal biri geldi hepimizi batırdı’ diye mi düşündüğünü sanıyorsunuz? Hayır. Trump olmasaydı yarın başka biri aynısını yapardı. Trump uygun bir araç. Tek kişi ABD’nin kaderini belirleyemez.” dedi.

Dürre, Trump’ın Suriye’den çekilmeye çalışıp başaramadığını, bir hafta sonra “Pardon, çekilmiyoruz” demek zorunda kaldığını hatırlattı ve “Sistem onu tutuyor. Ve şu anda İran’a karşı bu operasyonu başlatmasaydı her şeyi kaybederdi. Kişisel gücünü de.” diye kaydetti.

“Bu ‘Büyük Oyun’un Amerikan versiyonu”

İran’la savaşın geleceğine dair konuşan İkbal Dürre “Bu büyük savaşın son aşaması. Dolaylı olarak Çin’le. Somut olarak ise Rusya’nın Ortadoğu’daki, belki Kafkasya’daki etkisini azaltmak, sınırlamak, kontrol etmek için. İran, dünya savaşlarından sonra kurulan statükonun garantörüydü. Tahran, Ankara, Londra. Moskova’nın da razı olduğu statüko. Boğaziçi ve Çanakkale boğazlarının statüsüne ilişkin Montrö Sözleşmesi, görünüşe göre herkesi tatmin ediyordu. Şimdi bu statükoya karşı Tel Aviv-Washington koalisyonu harekete geçti. Londra’ya ‘Yeter, çekil’ diyorlar. Aynısı 1956’da Süveyş krizinde olmuştu. O zaman Amerikalılar İngilizleri Mısır’dan çıkarmıştı. Şimdi aynısı, sadece daha büyük ölçekte.” ifadelerini kullandı.

Dürre, buna “Büyük Oyun” dendiğini, eskiden İngiliz versiyonu olduğunu, şimdi ise Amerikan versiyonunun başladığını söyledi.

‘Çin gözlemci kalmayı tercih ediyor’

Çin’in bu denklemdeki yerine değinen Dürre, “Çin’in enerji kaynaklarına ihtiyacı var. Elbette Çin İran’ı kaybetmek istemez. Avrupa’ya bağlantı İran üzerinden geçiyor. Amerikalılar tam da bu bağlantıyı kesmek için geldi. Çin’in kaynaklarını kesmek için. Ama Çin İran için aktif savaşmayacak. Farklı kategorilerde düşünüyorlar. Onlar için gözlemci kalmak daha kazançlı” dedi.

‘Eski İran Artık Olmayacak’

İran’da iç isyan beklentisine temkinli yaklaşan İkbal Dürre, “Eski İran olmayacak. Amerikalılar ya yeni rejimle anlaşarak ya da yavaş yavaş zayıflatarak şartlarını dayatacak” öngörüsünde bulundu.

Nükleer silah meselesine değinen Dürre, “Artık çok geç. İran nükleer silah edinirse Türkiye ve Suudi Arabistan da ister. Zincirleme reaksiyon başlar ve nükleer savaşa giden yol açılır. Umarız bunu görmeyiz” uyarısında bulundu.

‘Dünya üç hegemon arasında bölünecek’

Dürre, gelecekteki dünya düzeni hakkında “Dünya üç hegemon arasında bölünecek: ABD, Rusya ve Çin. Şu aşamada Amerikalılar ‘bu tablodan çekiliyoruz’ diyemez. Bu dönem gelecek ama İran’la çatışma da olmayacak. Çin’le olacak. Rusya’nın katılımıyla. İşte o zaman denge gerçekten değişecek. Ama bu aşama yarın değil. Şimdilik Büyük Oyun devam ediyor. İran turu sadece başlangıç.” değerlendirmesinde bulundu.