Kürt meselesinin çözümü kapsamında devam eden süreçte çerçeve yasanın Meclis’ten geçmesinin ardından, önümüzdeki dönemde atılacak adımlar tartışılmaya başlandı. İmralı Heyeti üyesi Faik Özgür Erol, çerçeve yasa ve bundan sonraki sürece ilişkin Mezopotamya Ajansı’nın sorularını yanıtladı.
Yasanın önemli eksiklikler taşıdığını belirten Erol, buna rağmen düzenlemenin Kürt meselesinin çözümü açısından yeni bir hukuki ve siyasi zemin oluşturduğunu söyledi. Erol, önümüzdeki dönemde yasanın uygulanmasıyla birlikte çeşitli siyasal ve hukuki başlıkların tartışılacağı bir sürece girilebileceğini ifade etti.
Yasanın Resmî Gazete’de yayımlandığı andan itibaren hukuken geçerli olacağını belirten Erol, düzenlemenin niteliğinin doğru tanımlanması gerektiğini söyledi.
Erol, süreç boyunca “Barış Yasası” önerdiklerini belirterek, böyle bir yasanın daha kapsayıcı, soruna dönük, çözümleyici ve bütünlüklü olması gerektiğini ifade etti. Erol, “Barış yasası, sorunun neyden kaynaklandığının adını koymalı ve çözüm yollarına dair bir harita çizebilmeliydi. En azından Meclis Komisyonu raporunda belirlenen aşamaları, oradaki tespitleri içeren bir yasa olmalıydı” dedi.
Çerçeve yasanın birebir bir “barış yasası” olmadığını ancak önemli bir başlangıç niteliği taşıdığını belirten Erol, şöyle konuştu:
“Bu yasa belki birebir barış yasası olmayabilir ama çok önemli bir sürece giriş adımı niteliğindedir. Bir giriş yasası niteliğindedir. Yani bu yasayla birlikte Cumhuriyet tarihinde ilk kez Kürtlerin hukuk kapısından cumhuriyete dahil olma ihtimali ortaya çıktı. Bu kapı aralanmıştır.”
Erol, yasanın eksikliklerinin eleştirilmesi gerektiğini ancak düzenlemenin açtığı hukuki ve siyasi alanın da önemsenmesi gerektiğini vurguladı.
‘Meclis tarihinin en demokratik hamlelerinden biri’
Yasanın açtığı alanın genişletilmesi gerektiğini söyleyen Erol, bunun demokratik kesimlerin ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.
Erol, “Bu kapıyı ardına kadar açmak, bütün demokratların, yurtseverlerin, sosyalistlerin, bu ülkeyi seven herkesin birinci dereceden görevi haline gelmiş bulunuyor” dedi.
Yasanın Meclis’te aldığı desteğe de değinen Erol, “Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinin belki de bugüne kadarki en demokratik hamlesidir bu yasa” değerlendirmesinde bulundu.
Meclis’te ortaya çıkan tablonun, böylesi bir yasanın geniş bir konsensüsle desteklenebileceğini gösterdiğini belirten Erol, düzenlemenin 468 oyla kabul edilmesinin bunun göstergesi olduğunu söyledi.
‘Uygulama süreci yüz binlerce kişinin hayatına dokunacak’
Yasanın uygulanması açısından teyit, tespit ve Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararının gündemde olduğunu hatırlatan Erol, bu başlıkların karşılıklı bir yol haritası oluşturulduktan sonra tamamlanabileceğini belirtti.
Sürecin yalnızca yurt dışında veya kırsal alanda bulunanların hukuki statüsü ve ülkeye dönüşüyle sınırlı olmayacağını söyleyen Erol, cezaevlerindeki binlerce kişinin özgürlüğüne kavuşmasının ve yaklaşık 75-80 bin soruşturma ve dava dosyasının ertelenmesinin gündeme gelebileceğini ifade etti.
Erol, bunun “neredeyse yüz binlerce kişinin hayatına dokunacak bir yasa” anlamına geldiğini belirterek, çatışma sürecinin toplum üzerinde yarattığı etkinin de bu rakamlarla ortaya çıktığını söyledi.
Yasanın kapsamına eleştiri
Erol, yasadaki bazı suçların kapsam dışında bırakılmasını düzenlemenin en önemli eksikliklerinden biri olarak değerlendirdi.
Yasada yer alan, “Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 01.06.2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsam dışı tutulmaktadır” hükmüne dikkat çeken Erol, çözümün bütünlüklü olması gerektiğini söyledi.
Erol, “Bir meseleyi çözmek istiyorsanız bu meselenin bir kısmını şurada, bir kısmını burada, bir kısmını öbür tarafta değerlendiremezsiniz. Çözüm bütünsel olmak durumundadır” dedi.
Söz konusu sınırlandırmanın siyasi kaygılarla yapılmış olabileceğini ifade eden Erol, “Ama yanlış bir sınırlandırmaydı. Doğru değildi. Yasanın herkesi kapsaması gerekirdi” diye konuştu.
Yasanın Abdullah Öcalan’ı da kapsaması gerektiğini belirten Erol, bununla birlikte düzenlemenin yalnızca bu sınırlandırmadan ibaret olmadığını vurguladı.
‘Kurullar yasanın uygulanmasında belirleyici olacak’
Erol, yasa kapsamında oluşturulması öngörülen kurulların, düzenlemenin uygulanması açısından önemli bir rol üstleneceğini belirtti.
Yasanın ardından oluşturulacak üst kurulun yanı sıra farklı kurulların da görev yapacağını söyleyen Erol, bu kurullara belirli dönemlerde değerlendirme yapma ve adli, idari ve yasal düzenleme talebinde bulunma yetkileri verildiğini ifade etti.
Erol, “Yasanın amacı ve kapsamında herhangi bir istisna yok. İstisna tutulmuş herhangi bir kesim yok. Bu amaç ve kapsam doğrultusunda kurulun, böylesi bir dönemsel değerlendirme ile talepte bulunabilmesi, yasada istisna tutulanları da kapsayan bir hukuksal yaklaşımı ortaya çıkarabiliyor” dedi.
Bu ihtimalin sürecin nasıl ilerleyeceğine bağlı olduğunu belirten Erol, “Bence bir kere raya girmiştir, artık bunu rayda götürmek gerekir” ifadelerini kullandı.
‘Öcalan’ın özgür çalışma olanakları ortaya çıkacak’
Süreçte MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daha önce yaptığı “umut hakkı” açıklamasının da gündeme geldiğini hatırlatan Erol, çerçeve yasada “umut hakkı”na ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığını belirtti.
Abdullah Öcalan’ın statüsünün siyasi bir inisiyatifle mi yoksa yasal ve kurumsal bir mekanizma içerisinde mi şekilleneceği sorusuna yanıt veren Erol, son İmralı görüşmesinde Öcalan’ın yasayı bir “centilmenlik sözleşmesi” olarak değerlendirdiğini söyledi.
Erol, yasa ile birlikte Öcalan’ın “özgür çalışma olanaklarının” ortaya çıkacağını savunarak, üç temel kurulun oluşturulmasını beklediklerini ifade etti.
Bunlardan birinin “Takip ve Değerlendirme Kurulu” olduğunu belirten Erol, kurulda Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı gibi kurumların yer almasını beklediklerini söyledi.
Erol ayrıca Meclis’te bir “İzleme Komisyonu” ile sürecin teyit, tespit ve taahhüt aşamalarında rol üstlenecek bir “Barış ve Siyasallaşma Kurulu” oluşturulmasını önemli gördüklerini belirtti.
‘İzleme Komisyonu süreci denetlemeli’
Yasanın çıkmasının ardından söz konusu kurulların oluşturulması gerektiğini belirten Erol, üç kurul arasında eşgüdüm sağlanmasının önemine dikkat çekti.
“Barış ve Siyasallaşma Kurulu”nun Öcalan’ın süreçteki rolü açısından da önemli olduğunu ifade eden Erol, bu kurulun hem barışçıl hem de siyasallaşmaya dönük rolü kapsayacağını söyledi.
Erol, yaklaşık 27 yıldır İmralı’da Öcalan’ın “Havuz var, su yok” ifadesini kullandığını belirterek, çerçeve yasayla birlikte bu olanakların resmi, hukuki ve siyasi zeminde ortaya çıkabileceğini savundu.
İzleme Komisyonu’nun ise yasanın uygulanmasını ve kurul çalışmalarını denetleyebileceğini belirten Erol, komisyonun aynı zamanda kamuoyunu bilgilendirme, sürecin yasal ihtiyaçlarını tespit etme ve gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlama gibi görevler üstlenebileceğini söyledi.
STK’ler ve kadın örgütlerinin sürece katılımı
Süreçte sivil toplum örgütleri, barolar, kadın örgütleri ve sendikaların rolünün de tartışıldığını belirten Erol, Meclis Komisyonu’nun daha önce çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve kadın örgütünü dinlediğini hatırlattı. Benzer bir çalışmanın İzleme Komisyonu döneminde de yapılabileceğini belirten Erol, “Komisyon, kendi çalışmalarını kendisi örgütleyecektir. Yani yasadan anlaşılan odur” dedi.
Erol, demokratik kamuoyunun, STK’lerin ve kadın örgütlerinin barış taleplerini ortaya koymak için herhangi bir komisyona ihtiyaç duymadığını da belirterek, bu kesimlerin sürecin temel dinamikleri olduğunu söyledi.
‘Kürt meselesinin bütün boyutları tartışılacak’
Çerçeve yasayla birlikte yalnızca hukuki ve yasal statüye ilişkin sorunların değil, Kürt meselesinin siyasi ve toplumsal boyutlarının da tartışılacağı yeni bir döneme girileceğini belirten Erol, eşit yurttaşlık, anadil, ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile yerel demokrasi taleplerine dikkat çekti. Erol, Öcalan’ın son görüşmede “35 yıldır söylediğim noktadayım. Bu hiç değişmedi. O zaman da söylüyordum, şimdi de söylüyorum. Silahlı mücadeleye son, siyasal mücadeleye devam” ifadelerini kullandığını aktardı.
Çerçeve yasayla birlikte yeni bir mücadele döneminin başlayacağını belirten Erol, Meclis Komisyonu raporunda Kürt meselesinin yalnızca çatışma sorununa indirgenemeyeceğinin altının çizildiğini söyledi.
Erol, raporda siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda çözüm önerilerinin yer aldığını hatırlatarak, önümüzdeki dönemde anadil, eşit yurttaşlık, ifade ve örgütlenme özgürlüğü, yerel demokrasi ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi başlıkların tartışılacağını ifade etti.
Kayyım ve ‘irtibat-iltisak’ uygulamaları da gündemde
Kamuoyunda tartışılan kayyım uygulaması, görevden uzaklaştırılan kamu çalışanlarının görevlerine iadesi ve “irtibat ve iltisak” uygulamalarının sona erdirilmesi gibi başlıklara da değinen Erol, bunların çözülmesi gereken sorunlu alanlar olduğunu söyledi.
Erol, “Yasanın uygulanmaya geçtiği süreçle birlikte bunların da peyderpey ve hızlı bir biçimde peş peşe düzenlemelerle rahatlatılması ve temizlenmesi gereken sorunlu alanlar olduğunu düşünüyorum” dedi.
‘Önümüzdeki süreç kolay olmayacak’
Sürecin başarıya ulaşması için karşılıklı güvenin oluşturulması gerektiğini belirten Erol, barış ve demokratik hak alanının genişlemesinin toplumun tamamının yararına olacağını ifade etti.
Erol, sürecin kolay olmayacağını belirterek, “Önümüzdeki süreç de kolay bir süreç değildir. Zor bir süreçtir, zor gelişecek. Bunu kabul etmek gerekir” dedi.
Türkiye’de demokratik siyasetin önünün açılması gerektiğini ifade eden Erol, sürecin ilerlemesi için demokratik ve siyasal mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Erol, “Bu kolay bir yol değildir ama bu zorluklarla baş edecek güce de, bu öz iradeye de sahibiz” ifadelerini kullandı.
Çerçeve Yasa Meclis’te kabul edildi
Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak anılan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos’ta TBMM Genel Kurulu’nda 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oyla kabul edildi.
12 maddeden oluşan düzenleme, Kürt meselesinin çözümüne dair süreç kapsamında silahlı çatışmanın sona erdirilmesi, silahların bırakılması ve toplumsal bütünleşmeye ilişkin hukuki mekanizmalar içeriyor.
Kanunun kabul edilmesinin ardından düzenleme bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayına sunuldu.
Özgür Özel Çerçeve Yasa oylamasını değerlendirdi: ‘Vicdanen içim rahat’



