• Ana Sayfa
  • Manşet
  • İngiltere’den Şam yönetiminin üç tümenine ve iki komutanına yaptırım

İngiltere’den Şam yönetiminin üç tümenine ve iki komutanına yaptırım

İngiltere, Suriye geçiş hükümetinin yeni “orduya” entegre ettiği Sultan Süleyman Şah Tugayı ve komutanı Ebu Emşe, Hamza Tümeni ve komutanı Seyf Bulad ile Sultan Murad Tümeni’ne yaptırım kararı aldı. Gerekçe iç savaş sırasında uluslararası insancıl hukuk ihlalleri ve Mart ayındaki Alevi katliamları. Reuters’a göre yaklaşık 700 Alevi’yi öldüren bu grupları BM de yaptırım uygulamıştı. İngiltere Dışişleri Bakanı Cooper, “Yaptırımlar, Suriyelilerin barışçıl geleceğini baltalamaya çalışanlara açık bir mesaj” dedi.

İngiltere’den Şam yönetiminin üç tümenine ve iki komutanına yaptırım
İngiltere’den Şam yönetiminin üç tümenine ve iki komutanına yaptırım
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 20 Aralık 2025 04:18
  • Güncellenme: 20 Aralık 2025 08:41

ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’ye yönelik Sezar Yaptırımları’nı yürürlükten kaldıran kararından bir gün sonra İngiltere’den de  yaptırım kararı geldi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper imzasıyla yayımlanan karara göre, Birleşik Krallık Suriye kıyısında Alevilere yönelik ihlaller nedeniyle Suriye geçiş hükümeti başkanı Ahmed el Şara yönetimindeki bazı yetkililelere yaptırım uyguladı. Yaptırımlar, Esad döneminden bazı yetkilileri ve iş insanlarını da kapsıyor.

Türkiye’nin desteklediği gruplara yaptırım

Numedya’nın haberine göre yaptırım listesine alınan isimler arasında şunlar yer alıyor:

Ebu Emşe (Muhammed Hüseyin el Casim): Yeni Suriye’nin en üst rütbeli generali, 62. Tümen Komutanı. Daha önce Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) ve Sultan Süleyman Şah Tugayı komutanıydı.

El-Casim komutasındaki örgüt, Mart 2025’te Suriye’nin sahil bölgesindeki şiddet olaylarına katılmış ve sivilleri, özellikle Alevi topluluğunu hedef alarak keyfi sivil infazları da içeren saldırılar gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, keyfi infazlar da dâhil olmak üzere ciddi insan hakları ihlallerinden sorumludur.

Seyf Bulad Ebu Bekir (Ebu Bekir, Seyf Polat): Suriye’nin yeni 76. Tümen Generali. Daha önce Türkiye destekli SMO bünyesinde görev yaptı ve “Türklerin komutanı” olarak da biliniyor. Hamza Tümeni komutanıydı.

Seyf Polat Ebu Bekir’in komutası altındaki örgüt, Suriye iç savaşı boyunca çok sayıda işkence vakasından, zorla para alma (haraç) ve özellikle Afrin ve Halep bölgelerinde olmak üzere sivil halkın zorla yerinden edilmesinden sorumluydu.

Örgüt, Mart 2025’te Suriye’nin sahil bölgesindeki şiddet olaylarına katılmış ve sivilleri, özellikle Alevi topluluğunu hedef alarak, keyfi sivil infazları da içeren saldırılar gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, keyfi infazlar da dâhil olmak üzere ciddi insan hakları ihlallerinden sorumludur.

Özetle;Ebu Amşe ve Seyf Polat Ebu Bekir’in liderliğindeki örgütler, Türkiye destekli silahlı gruplar arasında yer alıyor ve TSK’nin Suriye’de gerçekleştirdiği tüm askeri operasyonlara katıldı. Suriye’de 8 Aralık 2024’te Esad ailesinin 53 yıllık iktidarının ve Baas Partisi’nin 61 yıllık hâkimiyetinin sona ermesiyle birlikte, Heyet-i Tahrir’uş Şam (HTŞ) öncülüğünde kurulan yeni yönetim; Ebu Amşe’yi 62. Tümen Komutanı, Seyf Polat Ebu Bekir’i ise 76. Tümen Komutanı olarak atadı, her iki isme de tuğgeneral rütbesi verdi.

*Seyf Polat Ebu Bekir (solda) ve Ebu Amşe (sağda), Suriye geçiş hükümeti başkanı Ahmed -Şara ile birlikte, 16 Aralık 2024. (Fotoğraf: X)

İş insanları da yaptırım listesine dahil edildi

Yaptırımlar sadece sahadaki askeri gruplarla sınırlı kalmadı. Rus-Suriye asıllı iş insanları Mudellel Huri ve İmad Matanios Huri de yaptırım listesine dahil edildi.

İngiliz hükümeti, bu isimlerin devrilen Esad rejimine finansal destek sağladığını ve özellikle kimyasal silah programıyla bağlantılı faaliyetlerde bulunduklarını belirtti.

Yaptırım uygulanan üç tümen

Ayrıca, bugün kuzey ve orta Suriye’de Suriye ordusunun ana gövdesini oluşturan, Türkiye destekli üç SMO tümeni de yaptırımlara dahil edildi. Bunlar şöyle:

Sultan Süleyman Şah Tugayı

Sultan Murad Tümeni

Hamza Tümeni

Bu arada Sultan Murad Tümeni, Esad yönetiminin son ermesinden önce Kürtlere ve Suriye Demokratik Güçleri’ne yönelik operasyonlara katıldığını ve bu süreçte işkence, keyfi tutuklamalar, zorla kaybetmeler ve tutuklulara kötü muamele uygulamalarında bulunduğunu kaydedildi.

Örgütün, Suriye dışında Libya, Dağlık Karabağ ve Nijer’deki askeri operasyonlara da katıldığı da haberlere yansımıştı. Sahil bölgesinde keyfi infazlar da dahil olmak üzere ciddi insan hakları ihlallerinden sorumlu olduğu da belirtilmişti.

Gerekçe Alevi katliamları

Resmi internet sitesinde yer alan açıklamaya göre bu kişi ve gruplara hem Suriye iç savaşının en yoğun döneminde işlenen suçlar hem de bu yılın başlarında Lazkiye ve Tartus vilayetleri ile Suriye’nin kıyı bölgelerinde yaşanan şiddet olayları nedeniyle yaptırım uygulandı:

“Bu yaptırımlar, İngiliz hükümetinin hem eski Esad rejimi hem de diğer aktörler tarafından Suriye halkına karşı işlenen suistimallerden sorumlu tutulacak kişilerin hesap vermesini sağlamaya yönelik süregelen taahhüdünün bir parçasıdır.”

Bu kişi ve grupların uluslararası insancıl hukuku ihlal eden suçlar işlediği vurgulandı.

Savaş suçlusu SMO grupları Alevi katliamı iddialarıyla gündemde

İngiltere: Bu yaptırımlar açık bir mesaj

Açıklamada görüşlerine yer verilen Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, şunları belirtti:

“Suriye’de başarılı ve sürdürülebilir bir siyasi çözümün sağlanması için tüm Suriyeliler için hesap verebilirlik ve adalet hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle bugün, Suriye’de sivil halka karşı işlenen korkunç şiddet olaylarına karışan çeşitli kişi ve kuruluşlara yaptırımlar uygulayacağımı duyuruyorum. Bu yaptırımlar, tüm Suriyelilerin barışçıl ve müreffeh geleceğini baltalamaya çalışanlara açık bir mesaj gönderiyor.” 

İnsan hakları örgütleri rapor hazırlamıştı

Bu arada Suriye geçiş hükümetine bağlı güçlerin Alevilere yönelik katliamları hakkında Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi (SOHR), BM, Af Örgütü ve Human Rights Watch da raporlar hazırlamıştı.

Reuters’ın Türkiye’nin finanse ettiği ve desteklediği Sultan Süleyman Şah Tugayı (Amşat olarak da bilinir) komutanı Muhammed Hüseyin el Cassem (Ebu Emşe) da dahil olmak üzere subaylarla yaptığı görüşmelere göre, Savunma Bakanlığı, sahili bölümlere ayırdı ve saldırı alanı, Genel Güvenlik güçleri, 400. Tümen (yabancı savaşçılardan oluştuğu belirtilen seçkin bir birlik) ile Osman Tugayı’nı kapsıyordu.

Bu güçler, yaklaşık 900 kişinin katledildiği on farklı noktaya konuşlandırıldı. Ayrıca, Sultan Süleyman Şah Tümeni (El-Amşat) ve Hamza Tümeni (El-Hamzat) gibi Ankara destekli grupların sekiz ayrı bölgede faaliyet göstererek yaklaşık 700 kişiyi öldürdüğü bildirildi.

Saldırıya, İslam Ordusu, Hür Adamlar Ordusu ve İzzet Ordusu gibi aşırılıkçı yanlısı gruplar da katıldı; bu gruplar dört ayrı bölgede eylemler gerçekleştirerek yaklaşık 350 kişiyi katletti.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) Suriye Soruşturma Komisyonu’nun raporuna göre, 6 Mart’ta Lazkiye’deki ilk kapsamlı saldırıya Suriye Milli Ordusu’na (SMO) bağlı Sultan Süleyman Şah Tugayı, Sultan Murat Tümeni, Hamza Tümeni ve HTŞ’ye bağlı Osman Tugayı ile Muaviye Tugayı birlikleri katıldı.

BM tarafından yayımlanan 66 sayfalık raporda Suriye’nin Lazkiye, Tartus, Humus ve Hama kentlerinde meydana gelen ve üç gün süren katliamlarda yaklaşık bin 479 Alevi sivilin öldürüldüğü, onlarcasının da kayıp olduğu ortaya kondu. Öldürülenler arasında yaklaşık 100 kadın, yaşlılar, engelliler ve çocuklar da var.

Reuters: Suriye’de bin 500 Alevi öldürüldü

AB’nin kara listesi

AB, Sultan Murat Tümeni, Sultan Süleyman Şah Tugayı ve lideri Ebu Emşe ile Hamza Tümeni ve lideri Seyf Bulat’ı Alevi katliamları, Efrin ve Halep gibi bölgelerde sivillere gözaltında işkence, keyfi infaz, zorla kaybettirme ve yerinden etme suçlamalarıyla kara listeye aldı.

ABD Sezar Yasısı’nı şartlı olarak kaldırmıştı 

ABD Senatosu’nun 901 milyar dolarlık Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) başlıklı 2026 savunma bütçesini onaylamasının ardından ABD Başkanı Donald Trump da dün yasayı imzalayarak yürürlüğe koydu.

Savunma bütçesi yasasında Suriye ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni ilgilendiren dikkat çekici hususlar yer alıyor.

IŞİD Karşıtı Koalisyon için ayrılan bütçenin 30 Eylül 2027’ye kadar kullanılmak üzere 357 milyon dolar tutarında olduğu kaydediliyor. Bu ödenek, eğitim, ekipman, lojistik destek, malzeme ve hizmetler, altyapı onarımı ve yenilemesi, tesis güçlendirme ve insani muamele için inşaat, dış güvenlik güçlerine, düzensiz kuvvetlere ve gruplara veya Irak ve Suriye’deki IŞİD’e ve bağlantılı gruplara karşı faaliyetlerde bulunan ya da bulunmaya hazırlanan bireylere desteği kapsayacak yardımlar için kullanılabilecek.

Bütçe yasasında Suriye ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile ilgili bölümünde, IŞİD ile mücadelede ana ortak olarak tanımlanan Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) desteğin süreceği belirtiliyor.

Yasada, “SDG, Suriye’nin gelecekteki herhangi bir siyasi çerçevesinin parçası olmalıdır” ifadesi yer alıyor ve Kürtler dahil tüm bileşenlerin haklarını koruyan kapsayıcı bir Suriye hükümeti çağrısı yapılıyor.

ABD Suriye’ye yönelik Sezar yaptırımlarını kaldırdı

Yürürlüğe giren bütçe yasasında SDG’nin IŞİD karşıtı mücadelesi için ayrılan bütçe oranının 130 milyon dolar olduğu kaydedeliyor.

ABD askerlerine, IŞİD’den kurtarılan bölgelerin istikrarı için yerel meclislerle çalışma yetkisini veren yasa, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi bölgesinde bulunan hapishanelerde tutulan binlerce IŞİD mensuplarının durumuyla ilgili Pentagon’u her yıl rapor sunmakla yükümlü kılıyor. ABD’li komutanların “patlamaya hazır bomba” olarak nitelendirdiği hapishanelerin durumu, tutukluların iadesi ve uzun vadeli riskler bu raporlarda ele alınacak.

Yasa, Suriye hükümetine yönelik 2020 tarihli “Sezar Yasası” yaptırımlarını yürürlükten kaldırırken, süreci sıkı koşullara bağlıyor. Şam yönetiminin, “yabancı milisleri” devlet kurumlarından uzaklaştırması, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile 10 Mart 2025’te imzalanan siyasi-güvenlik koordinasyonu anlaşmasına sadık kalması şart koşuluyor.

Ayrıca belirtilen şartlar kapsamında ABD Başkanı’nın konuya ilişkin ilk raporunu 90 gün içinde, ardından 4 yıl boyunca her 180 günde bir olmak üzere ilgili Kongre komitelerine sunması gerekiyor.

Barrack’tan Trump’a teşekkür

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, sosyal medya hesabında Trump’a Sezar Yasası’nı yürürlükten kaldırdığı için teşekkür mesajı yayımladı. Barrack, yasanın yürürlükte kaldırılmasıyla Suriye’nin yükselişe geçtiğini ileri sürdü ve Trump’ın “Suriye’ye bir şans verin” sözüne atıf yaptı. Barrack, “Suriye’den her kesimin, Sünni, Şii, Kürt, Dürzi, Alevi, Diaspora”nın dahil olduğu yeni dönemi örülen bir kilime benzetti. Barrack, hoşgörünün, refahın ve güvenin inşa edildiğini ileri sürdü.

Suriye geçiş hükümeti Dışişileri Bakanlığı da Trump’ın kararına teşekkür eden bir açıklama yayımladı. (Numedya/Rudaw)