ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) 22 Ocak’tan itibaren Kuzey ve Doğu Suriye’de tutuklu bulunan IŞİD üyelerini Irak’a transfer etmeye başladı.
IŞİD üyelerinin tutulduğu kamplar ve hapishaneler daha önce Suriye Demokratik Güçleri’nin denetimi altındaydı. Ancak 16 Ocak’tan sonra Suriye geçici hükümetine bağlı güçlerin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik başlattıkları saldırılar sonrasında IŞİD üyelerinin bulunduğu kamplar ve hapishaneler geçici hükümetin denetimine geçmiş ve çok sayıda IŞİD üyesinin kaçtığına ilişkin haberler gelmişti. Bunun üzerine CENTCOM, IŞİD üyelerinin Irak’taki hapishanelere transfer edileceğini duyurmuştu. Öbür yandan bölgede artan IŞİD tehdidi sonrasında Irak hükümeti Suriye sınırına askeri yığınak yapmaya başlamıştı.
Irak Yüksek Yargı Konseyi soruşturmayı sürdürüyor
IŞİD’lilerin Irak’ta yargılanmalarına ilişkin süreç Irak Yüksek Yargı Konseyi tarafından yürütülüyor. Konseyin internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Irak’taki hapishanelere sevk edilen IŞİD’liler hakkında bugünden itibaren (pazartesi) soruşturma başlatılacak. Irak Yüksek Yargı Konseyi’ne göre, Irak’a getirilen IŞİD’lilerin hukuki süreçleri “Irak’ın taraf olduğu yasal ve insani çerçeve dahilinde, ulusal ve uluslararası standartlara uygun olarak” yürütülecek. Irak’taki hapishanelere konulmak üzere yaklaşık 5 bin IŞİD’linin daha Kuzey Suriye’den sevk edileceği belirtiliyor. Sevk süreci tamamlandıktan sonra yargılamanın usul ve esaslarının kamuoyu ile paylaşılacağı ifade ediliyor.
‘İnsanlığa karşı suç’ ve ‘soykırım’ çerçevesi
Ankara, Bağdat ve Washington’un, IŞİD’lilerin “insanlığa karşı suçlar” ve “soykırım” suçlarından yargılanmaları konusunda mutabık olduğu belirtiliyor.
Irak Yüksek Yargı Konseyi tarafından başlatılacak soruşturmanın da bu iki suç ekseninde yürütüleceği ifade ediliyor. Soruşturma kapsamında Irak Adli Soruşturma Birimi tarafından çatışma bölgelerinden toplanan suç kayıtları, arşivlenen belgeler ve soykırım kanıtlarının Konsey’e raporlanarak görsellerle sunulacağı kaydediliyor. Soruşturma sürecine Türkiye ve ABD’nin de bilgi ve belge desteği sağlayacağı belirtiliyor. Soruşturma dosyası tamamlanana kadar yargılama usul ve esaslarının da netleştirileceği, dosyanın tamamlanmasının ardından Irak mahkemelerine sunulacağı ifade ediliyor.
IŞİD üyeleri, 42 farklı ülkeden
Numedya’nın haberine göre Irak Yüksek Yargı Konseyi’ne bağlı Uluslararası Adli İşbirliği Ulusal Merkezi Başkan Yardımcısı Ali Ziya, Suriye’den Irak’a nakledilecek eski IŞİD mensuplarının sayısının 7 bin ile 8 bin arasında olmasının beklendiğini kaydetti.
Ziya, nakledilen IŞİD üyelerinin 42 farklı ülke vatandaşı oldukları bilgisini paylaşarak, “Soruşturmalar tamamlanmadan ülkelerine iade edilmeleri söz konusu olamaz. Bu sürecin dört ila altı ay sürmesi bekleniyor” dedi.
‘Soruşturmalar sıfırdan başlıyor’
Ali Ziya, IŞİD üyelerinden bazılarının tehlikeli olduğunu, kimyasal silah kullanımı, toplu katliam ve Êzidî Kürtlere karşı suç işlemekle suçlandıklarını söyledi. Ziya, Irak resmi medyasına yaptığı açıklamada, “Onlarla ilgili yürütülen soruşturmalar sıfırdan başlatılıyor” dedi.
28 Ocak 2026’dan bu yana Irak cezaevlerine nakledilen IŞİD mensupları hakkında soruşturma ve yargılama sürecinin başladığı bildirildi.
Ziya ayrıca merkezlerinin, güvenlik güçleriyle koordinasyon içinde, IŞİD’in 2014–2017 yılları arasındaki suç kayıtlarını içeren veri tabanına dayanarak bir operasyon odası oluşturduğunu da aktardı.
‘Kimlikleri henüz açıklanmadı’
Kürdistan Bölgesi Evkaf ve Diyanet İşleri Bakanlığı Ezidi İşleri Müdürü Suud Misto, Rûdaw’a yaptığı açıklamada, transfer edilen IŞİD’liler ile ilgili durumu yakından takip ettiklerini belirtti. Misto, “Irak’a getirilen militanların bir kısmının Ezidi soykırımının failleri olduğu yönündeki bilgilerden haberdarız. Ancak şu ana kadar bu kişilerin kimlikleri kamuoyuyla paylaşılmadı” dedi.
Şengal’de Ezidilere karşı işlenen suçların faili olan IŞİD’lilerin peşini bırakmayacaklarını belirten Misto, “Bu kişiler hakkında gerekli takibi yaparak yasal şikayette bulunacağız” diye konuştu.
Ezidi İşleri Müdürü, yargı süreciyle ilgili olarak ise şu detayları paylaştı:
“Irak’ta, IŞİD mensuplarına karşı Terör Yasası kapsamında dava açmak durumundayız. Bu bir ilk değil; daha önce de Irak’ta açtığımız davalar sonucunda idam cezası da dahil olmak üzere çeşitli mahkumiyet kararları alındı.”
Binlerce belge yargıya sunulmaya hazır
Geçtiğimiz yıllarda BM IŞİD Suçlarını Soruşturma Ekibi (UNITAD), Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanlığı ve Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’ye bağlı IŞİD Tarafından Kaçırılanları Kurtarma Ofisi, örgüte karşı binlerce belgeyi kayıt altına aldı.
Kaçırılanları Kurtarma Ofisi Sorumlusu Hüseyin Kaidi, Rûdaw’a verdiği demeçte, “Bizim koordinasyonumuzla, UNITAD ve İçişleri Bakanlığı binlerce delil topladı. Yargılama ister Irak’ta ister başka bir ülkede yapılsın, gerek duyulduğunda elimizdeki tüm belgeleri mahkemelere sunmaya hazırız” ifadelerini kullandı.
Ezİdİ soykırımı
IŞİD, Haziran 2014’te Irak’ın Musul kentine saldırı düzenledi. Musul’u işgal eden IŞİD, 3 Ağustos’ta Êzidî Kürtlerin yaşadığı Şengal’i hedef aldı.
Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, IŞİD’in Şengal’daki saldırılarında en az 5 bin Êzidî katledildi, 6 binin üzerinde kadın ve çocuk kaçırıldı, tecavüze uğradı, köleliğe zorlandı.
Êzidî Özgür Kadın Hareketi Diplomasi Komitesi’nin katliamın 11’inci yıldönümü dolayısıyla açıkladığına göre, “Hala çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 2 bin 900 Ezîdi IŞİD çeteleri tarafından esir tutuluyor. Yüzlercesinin akıbeti bilinmiyor. Hala açılmayı bekleyen onlarca toplu mezar var ve yeni toplu mezarlar bulunmaya devam ediliyor.”
13 Ekim 2015’te Şengal, IŞİD’den geri alındı. Kürdistan Bölgesi Parlamentosu, 3 Ağustos’u “Êzidî Soykırımı Günü” olarak ilan etti.
14 ülke IŞİD’in Şengal’daki katliamlarını resmen Êzidî Soykırımı olarak tanıyor. Türkiye ve Irak parlamentoları ise bu yönde bir karar almış değil.
2 bin Türkiye vatandaşı IŞİD’li için de yeni süreç
Öte yandan Ankara–Bağdat–Washington hattında sürdürülen müzakerelerde, Kuzey Suriye’deki hapishanelerden Irak’a sevk edilen Türkiye vatandaşı IŞİD’lilerin yargılamalarının Türkiye’de gerçekleştirilmesi seçeneği masada.
Kısa Dalga’dan Hale Gönültaş’ın haberine göre Kuzey Suriye’deki hapishanelerde 2 binin üzerinde Türkiye vatandaşı IŞİD’linin bulunduğu belirtiliyor.
Yargı belgelerinde IŞİD’in İstanbul emiri olarak geçen, 10 Ekim katliamı firari sanıklarından ve kırmızı bültenle aranan Ebu Ubeyde kod adlı İlyas Aydın’ın da Irak’a sevk edilecek IŞİD’liler arasında olduğu ifade ediliyor.
Kimlik tespitinde belirsizlik
Kuzey Suriye’deki hapishanelerde tutulan ve kimliğini beyan eden yaklaşık 2 bin Türkiye vatandaşı bulunduğu belirtiliyor. Ancak IŞİD’lilerin tamamının tabiiyetinin netleştirilemediği aktarılıyor. IŞİD’in dağılma sürecinde Suriye Demokratik Güçleri tarafından yakalanarak hapishanelere konulan IŞİD’lilerin bir kısmı hangi ülke vatandaşı olduğunu beyan etmedi ya da yanlış beyanda bulundu.
Örneğin, bir Türk vatandaşı IŞİD’linin anadil düzeyinde Arapça ve Farsça konuştuğu için Suriyeli olduğunu beyan edebildiği belirtiliyor. Benzer şekilde, Darice ve Peştuca konuşabilen ve Afgan kültürüne hâkim olan bazı Türk vatandaşlarının Afgan vatandaşı olduklarını ifade edebildiği aktarılıyor. IŞİD’lilerin tabiiyetlerini gizlemelerinin örgüt talimatı olduğu, ayrıca hapishane sonrası süreçte güvenliklerini sağlama gerekçesinin de öne sürüldüğü belirtiliyor.
Türk güvenlik güçlerinin, ABD askerleriyle birlikte Kuzey Suriye’deki hapishanelerde bulunan ve Türkiye vatandaşı olduğunu beyan eden IŞİD’lilerin parmak izlerini aldığı ve ifadelerini topladığı kaydediliyor.
10 Ekim davasının firari sanıkları listede
Ebu Ubeyde kod adlı İlyas Aydın, 10 Ekim katliamının düzenleyicilerinden biri olarak firari sanık konumunda bulunuyor ve kırmızı bültenle aranıyor. Kuzey Suriye’de bir hapishanede bulunduğu, Irak’a sevk edilecek isimler arasında yer aldığı belirtiliyor. 10 Ekim katliamının diğer sanıkları İlhami Balı, Deniz Büyükçelebi, Edremit Türe, Savaş Yıldız, Hasan Hüseyin Uğur, Bayram Yıldız, Kenan Kutval, Ahmet Güneş, Cebrail Kaya, Ömer Deniz Dündar, Muhammet Zana Alkan, Mustafa Delibaşlar, Nusret Yılmaz, Kasım Dere ve Yakup Selağzı da arananlar arasında bulunuyor. 10 Ekim davalarında firari sanıkların saldırıların ardından kaçak yollarla Suriye’ye geçerek IŞİD saflarına katıldıklarına dair resmi belgeler bulunduğu ifade ediliyor.
Söz konusu IŞİD’lilerin Kuzey Suriye’deki hapishanelerde bulunma ihtimalinin de bulunduğu belirtiliyor. Hapishanelerde bulunan Türkiye vatandaşlarının tespiti için Kuzey Suriye’de ABD ve Kürt güçleriyle ortak çalışan Türk güvenlik güçlerinin topladığı bilgilerin, Türkiye vatandaşı IŞİD’lilerin tamamına ulaşılması açısından önem taşıdığı kaydediliyor.
Ankara’nın talebi: Türkiye’ye sevk
Yargılama usul ve esaslarında “insanlığa karşı suçlar” ve “soykırım” başlıklarında uluslararası anlaşma ve yargı kararlarının dikkate alınacağı belirtiliyor. Sürece dair ayrıntılar belirlenirken Ankara’nın, soruşturma ve ilk yargılamaların ardından Türkiye vatandaşı IŞİD’lilerin Irak hapishanelerinden Türkiye’ye sevk edilmesini talep ettiği ifade ediliyor.




