Haber: Muhittin Botan
ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik başlattığı savaş tüm bölgede olduğu gibi, Van’ı da ekonomik olarak olumsuz etkiledi.
İran savaşının Van ekonomisini ciddi düzeyde olumsuz etkilediğini kaydeden turizmci Murat Beyaz, 2025 yılına kadar olan süreçte İranlı turist sayısının istedikleri noktada olmadığını hatırlatarak, “Ama 2025 yılını iyi bir İranlı turist sayısıyla kapatmıştık” dedi.
2026 yılına ilişkin hedeflerini açıklayan Beyaz, “Hedefimiz 2025’in çok üzerine çıkmaktı. Gerek turizmciler, gerek otel sahipleri ve gerekse diğer işletmeler bu yönlü hazırlıklarını da yaptılar. Tabii biz bu yönlü hesaplamalar yaparken, öbür taraftan da kimileri savaş hazırlığı yapıyordu. Biz de bir anda savaş ile karşı karşıya kaldık” ifadelerini kullandı.
‘En fazla turisti Newroz Bayramı sürecinde alıyorduk’
Turizmci Murat Beyaz şöyle devam etti:
“Savaşın 2026 yılının ilk aylarına, yani Newroz dönemine denk gelmiş olması bizleri ciddi düzeyde olumsuz etkiledi. Bu dönemde kentte çeşitli etkinlikler yapılıyor, konserler düzenleniyor, alışveriş festivalleri yapılıyordu. Aslında gelen İranlıları tam bir festival havasında kenti yaşatmaya çalışıyorduk. Ama maalesef halen de etkilerini derinden hissettiğimiz savaş patlak verdi.”
Savaşın şubattan başlayıp Newroz’un sonuna kadar devam ettiğini hatırlatan Beyaz, “Çok ciddi zararlarımız oldu. Yani Van ekonomisinin, Van tüccarının, esnafının çok ciddi zararları oldu. Çünkü bütün hazırlıklar Nevroz için yapılmıştı. Oteller, otelciler otellerini yenilediler, tadilat-tamirat yapılmış, işte yataklar yeniledi, banyolar yeniledi. Gelen İranlı turistlere daha iyi şartlarda hizmet sunabilmek için ciddi masraflara girildi. Ayrıca yeni oteller açıldı. Her yeni otel açan da ‘işte Nevroz döneminde en azından yüzde 80-yüzde 90 doluluklarla bir iş başı yapacak ve bu moral motivasyonla da sezonu devam edecek gibi bir beklenti içerisine girmişlerdi. Ancak savaş çıkınca, bunların hiçbirisi olmadı ve Van esnafı ciddi bir külfetle karşı karşıya kaldı” diye belirtti.
‘Savaş uzun sürdü’
Savaşın uzun da sürdüğünü kaydeden Beyaz, “ilk bombardıman başladığında belki bir iki haftada hallolacak, bitecek diye bir beklenti içerisindeyken, buna rağmen biz Nevroz dönemi rezervasyonlarımızı, hem otel rezervasyonlarımızı, hem tur rezervasyonlarımızı hem de uçakla seyahatli gruplarımızı canlı tuttuk. Dedik ki bu bir iki hafta içerisinde nihayete erecek, bir şekilde bitecek ve biz yolumuza devam edeceğiz diye düşünmüştük ama çok uzadı” şeklinde konuştu.
Beyaz konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Öbür taraftan İranlılar alışverişe gelecek diye, mağazalar mal yığmaya başladı, giyimciler mal yığdı, kunduracılar keza öyle, restoranlar kendilerini yenilediler. Maalesef tam bir hayal kırıklığı oldu bizler açısından. Tabii bunu önlemek bizim elimizde de değildi açıkçası. Yani ne kadarını önleyebilirdik, o kesinlikle bizi aşan, bizle alakalı olmayan bir durumdu.”
‘Savaşta Van’ın, İran’ın dünyaya açılan kapısı olduğunu gördük’
Çatışmalar başladığında, bombardıman yapıldığında İran’la bağlantılarını hiç koparmadıklarını hatırlatan Turizmci Murat Beyaz, “Savaş boyunca da biz sürekli oradaki partnerlerimizle, turizmcilerle, oradaki tüccarla, esnafla ilişkilerimizi hiç koparmadık. Sürekli onları sorduk, hallerini hatırlarını sorduk. Bu arada tabii farklı bir şey çıktı ortaya. Van çok kıymetli bir yer. Bunu belirtmek için söylüyorum. Van’ın sadece Türkiye’nin önemli bir kenti olmadığını savaş döneminde çok net bir şekilde anladık. Van, İran’ın dünyaya açılan kapısı aynı zamanda” diyerek şu ifadeleri kullandı:
“Yani İran’ın hava sahası kapandı. Demiryolları çalışmıyor, karayolları çalışmıyor. İran’daki insanların dünyayla bağlantı kurabildikleri tek yer Van haline geldi. Van’a geldiler, Van’dan dünyanın çeşitli noktalarına gittiler. Bu arada savaş döneminde enteresan bir şey oldu. İranlılar Van’a çok geldi. Avrupa’daki, Türkiye’nin batısında yaşayan ya da dünyanın herhangi bir noktasında yaşayan İranlılar Van’a gelip Van’da konaklama yapmadılar, herhangi bir şekilde kalmadılar ve direkt kendi ülkelerine geçtiler. Burada biz Van’ın jeopolitik konumunun olağanüstü bir noktada olduğunu da çok net bir şekilde anladık. İranlı turisten artık biz umudu kestik. Yani Mart’ın başında İranlı turistin gelmeyeceğini net bir şekilde anladık. Kaldı ki o dönemde savaş bitse dahi, bombardımanlar bitse dahi kısa sürede toparlanıp gelmeleri, eğlenmeleri söz konusu değildi.”
‘Yerli pazarda çok ciddi bir ürkeklik başladı’
İran savaşı sürecinde başka bir gerçeklikle daha karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Beyaz, “Sınır kenti olması münasebetiyle yerli pazarda çok ciddi bir ürkeklik başladı. Nisan, Mayıs, Haziran aylarına aldığımız rezervasyonlar vardı. Rezervasyon yapan yerli turistler gelmekten imtina ettiler ya da gelmek istemediler. Biz yine zar zor ikna edip bir kısmını getirebildik ama gelmemeyi tercih eden de bir sürü insan oldu. İşte İstanbul’dan, Ankara’dan, İzmir’den, Trabzon’dan, Gaziantep’ten, Adana’dan buraya turist gelecekti, gruplar ayarlanmıştı, gruplarımız vardı. İnsanlar her gün arıyorlar; ‘İşte sınırda çatışmalar var, biz gelmemeyi düşünüyoruz, turumuzu iptal etmeyi düşünüyoruz’ gibi ciddi bir durum yaşandı, aslında kaotik bir durum oluştu” dedi.
‘İran-ABD savaşının bütün sancılarını yaşadık’
2026’nın ilk altı ayında İran-Amerika ve İsrail savaşının bütün sancılarını yaşadıklarını söyleyen Beyaz, “Çok şükür başımıza bomba düşmedi ama onun dışındaki bütün ağır travmaları neredeyse yaşadık. Ekonomimiz dibe vurdu, ticaretimiz dibe vurdu, turizmimiz dibe vurdu. İkinci yarısından sonra, yani Haziran’dan sonra toparlanmaya başlayacaktık, ancak yine de istediğimiz gibi bir şey olmadı. Zaman zaman böyle spesifik günlerde İranlılar geliyorlar, evet bir iki gün kalıyorlar. Bir İranlı hareketliği görüyoruz ama sürdürülebilir bir İranlı turist hareketliliği olmadı” diye konuştu.
Beyaz konuşmasına şu ifadelerle devam etti:
“Geçenlerde bir rakam da yayınlandı. 580 bin İranlının Van’a bir giriş yaptığı belirtildi. Açıkçası bu rakamın Van turizmine yansıdığını görmüyorum, düşünmüyorum da. Sahadaki izlenimimiz de o yönde. Çünkü otellerimiz en yüksek sezon dediğimiz sezonlarda bile yüzde 100 doluluğa ulaşmadı. Bu sene yüzde 100 dolulukları neredeyse hiç görmedik. %90’ların üzerine de çıkmadık. Ortalamamız —ki o savaş başladığı dönemde yüzde 10-15’lere kadar gerilemiştik— şu anda da ortalamamız yüzde 50 civarındadır. Kaldı ki şu an bir de yerli turist de var. Buna rağmen şu an otellerdeki doluluk oranımız yüzde 50-55 dolaylarındadır. Bu rakam tabii ki bizi mutlu eden bir rakam değil.
Öbür taraftan işin ticari boyutu var. İran’la sınır bir bölgedeyiz. İran’da ciddi zenginlikler var, bizde de ciddi zenginlikler var. Maalesef Amerika’nın İran’a uyguladığı ambargoyu biz iliklerimize kadar hissediyoruz.
Yani ticaret yapamıyoruz İranlılarla. Küçük çaplı yaptığımız sınır ticareti falan bizim gibi büyük kentleri çevirebilecek bir ticaret değil. Bizim ithalat ve ihracat yapabilecek düzeyde olmamız lazım. Milyar dolarları, aslında yıllık milyar dolarları konuşabilecek bir düzeyde olmamız gerekiyor ticaret konusunda. Maalesef onu da yapamıyoruz, çünkü Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a uyguladığı ambargo var.
En basit örneğini söyleyeyim: Tahran’dan, Tahran-Van arası bir uçak gelecekti, bir iki sefer de yaptı. Buradan Tebriz yapacaktı, Tebriz’den Van yapacaktı, sonra Tahran yapacaktı; onu da kestiler. Türkiye’den İran’a giden bütün uçaklar da, Türk uçakları da seferlerini iptal ettiler. Türk Hava Yolları, Pegasus ve AJet gibi firmalar İran’a artık sefer düzenlemiyorlar. Çünkü burada Amerika’nın ambargosunu bize dayatması gibi bir durum yaşandı.
Yani açıkçası uçaklarımızı dahi artık komşumuza gönderemiyorken biz onlardan turist ve ticaret beklememiz de çok doğru değil, çok vicdani değil.
Ne hikmetse bizim biraz da şanssızlığımız var. Ne zaman ki böyle Van’dan dış ülkelere bir uçak seferi başlasa illaki bir krizle karşılaşıyoruz. Bir iki sefer yapıyor ve ondan sonra da uçak kalkmıyor, gelmiyor, gitmiyor. Dolayısıyla ulaşım yoksa ticaret de yoktur, turizm de yoktur. Olmuyor.”
‘İran dışında farklı pazarlar geliştirmemiz gerekiyor’
Farklı pazarlar geliştirmenin bir gereklilik olduğunu vurgulayan Beyaz Farklı pazar geliştirmediğimiz sürece biz bu sıkıntıları hep yaşayacağız. Ekonomimiz çok güçlü olsa, güçlü bir kent olsaydık belki bu kadar derinden hissetmeyecektik ama pamuk ipliğine bağlı bir ekonomimiz var. Sosyo-ekonomik gelişmişlikte ülkemin sonlarındayız. Gayri Safi Milli Hasıla’da yine en diplerdeyiz, en az alan yerlerden birisiyiz. Ekonomisi güçlü olan kentler krizleri 1-2 yıl da olsa kendi dinamikleriyle tolere edebiliyorlar, üstesinden gelebiliyorlar. Ama bizim öyle bir durumumuz da söz konusu değil. Öyle bir güçlü yapımız da yok” diye konuştu.
Beyaz açıklamalarına şöyle devam etti:
“Biz açıkçası bölgesel çapta hem İran’a hem Irak Kürdistan Bölgesi’ne, Azerbaycan’a, Ermenistan’a, Gürcistan’a çok yakınız. Ve açıkçası ticari anlamda da turistik anlamda da hak ettiğimiz değeri göremiyoruz, görmedik de, rakamlara da ulaşamadık. Burada belki de başka bir çıkış yolu aramak gerekiyor artık.
Eleştirmek için söylemiyorum ama kendi söylemi olduğu için söylüyorum, mevcut Ticaret Odası Başkanımız ‘Yönümüzü Doğu’ya dönüyoruz, döndük’ diyor. Doğu’dan evet bir fayda alıyoruz ama bu fayda böyle akma yerine damla damla geliyor. Oysaki farklı şeylere, farklı coğrafyalara, yönümüzü Batı’ya dönsek, Kuzey’e dönsek, Güney’e dönsek, diğer dünya ülkelerine bir yoğunlaşsak çok ciddi kaynaklar var, çok ciddi pazarlar var. Herkes kendi sektöründe, her kurum kendi çapında bir bağlantı kurarak bunu bir yerden başlatabiliriz.
Bence dünyanın geri kalanını elimizin tersiyle itme gibi bir lüksümüz yok. Yönümüzü tamam, Doğu’ya dönelim ama Kuzey’e de, Güney’e de… Kuzeyimizde Rusya gibi devasa bir ülke var mesela. Şanlıurfa, Gaziantep, Mardin; buralara Rus turistler geliyor. Biz daha bölgemizde Rus turist görmedik. Rusya ile ticaret yapıyorlar oradaki üreticiler. Bizim öyle bir şey gelişmedi.”
‘Gıda fiyatları da yüksek’
Yaş sebze meyve konusunda da Van’ın olumsuz etkilendiğini söyleyen Beyaz, “Biz halen sebzeyi, meyveyi çok ciddi rakamlara tüketiyoruz. Gıdayı çok ciddi rakamlara tüketiyoruz” dedi.



