• Ana Sayfa
  • Manşet
  • İran’da infaz edilen Kürt aktivistten çocuklara son mektup: ‘Asil meşe ağaçları gibi sarsılmaz durun’

İran’da infaz edilen Kürt aktivistten çocuklara son mektup: ‘Asil meşe ağaçları gibi sarsılmaz durun’

“Yalnızca hayatta kalmak için zulüm karşısında baş eğmek utançtır…” İran’da katledilen Mojtaba Waisi’nin infaz edilmeden önce Soranice kaleme aldığı mektup yayımlandı. Kurucusu olduğu Kürt Kütüphanesi’ndeki öğrencilerine tek tek isimleriyle seslenen Waisi, aydınlık bir gelecek umudunu çocuklara emanet etti.

İran’da infaz edilen Kürt aktivistten çocuklara son mektup: ‘Asil meşe ağaçları gibi sarsılmaz durun’
İran’da infaz edilen Kürt aktivistten çocuklara son mektup: ‘Asil meşe ağaçları gibi sarsılmaz durun’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 30 Mayıs 2026 12:37

İran rejimi tarafından infaz edilen Mojtaba Waisi’nin, kurduğu kütüphanede eğitim gören çocuklara yazdığı mektup yayımlandı.

Kardeşi Maysam Waisi ile birlikte kaldığı evde 28 Mayıs’ta infaz edilen Mojtaba Waisi’nin, kardeşiyle birlikte kurduğu Kürt Kütüphanesi’nde eğitim gören çocuklara bıraktığı mektup ortaya çıktı. Mojtaba Waisi’nin Soranice kaleme aldığı iki sayfalık mektubunun Türkçeye çevirisi şöyle:

“Bazen duygularım, ruhumun kitaplar için kanat çırptığı o kütüphaneye doğru uçar gider. Kütüphanedeki çocukların her birini çok özlüyorum: Mehiya, Mahbub, Sena, Aylin, Servinaz, Hena, Mübin, Diana, Atusa, Hesti, Alov, Negar, Ayda, Terane, Haniye, Aydın, Berhem…

Acaba bir gün onların büyüdüklerini ve geleceklerini görebilecek miyim? Onların geleceğine ve yetişkinliklerine tanıklık edebilecek miyim, bilmiyorum. Ancak kalbimin en derinlerinden her biri için sağlık, bilgelik ve onurlu bir yaşam diliyorum. Onları seviyorum; onlar için bilgi ve bilgelik, insanların hilelerinden ve aldatmalarından uzak durmayı, insanlıkla dolu olmayı ve bunu yansıtmayı, özgürlüğü, hak arayışını, halka hizmet etmeyi ve köklü, asil meşe ağaçları gibi sarsılmaz bir duruşu temenni ediyorum. Sizleri özgür ve aydınlık bir dünyada görebilme umuduyla… Vatanın bayındırlığı ve sizin yüceliğiniz en büyük dileğimdir. Hak sizinle olsun; Hak, sizlerin destekçisi ve sığınağı olsun.”

Zulüm sona erecek mi?

“Her koşulda umutsuzluk ve zihinsel gelgitlerle doluyum. Belirsiz bir geleceğe dair umutsuzluk… Ne olacağını bilmemekten, olayların nasıl gelişeceğini kestirememekten kaynaklanan bir umutsuzluk. Bu gidişat nereye kadar sürecek? Bu zalimin ömrünün sonu gelecek mi, yani bu zulüm dönemi sona erecek mi? Yoksa onun yerine başka bir zalim mi yükselecek? Bu kısır döngü yeniden mi tekrarlanacak? Diktatörün iktidarı nasıl yıkılacak ve paramparça edilecek?

Cesurlar canları ve varlıklarıyla özgürlüğün bedelini ödesin de, onursuz ve korkak kişiler güç ve kibrin sahibi olup hükümdarlık ve yönetim tahtına mı otursun? Mücadele eden ve hayatını kaybeden o temiz insanlar geride yalnızca hapishanelerde kalan fotoğraflarını mı bıraksın? Yoldaşlarımın bunca çabasının ve ölümünün sonucu, vatanın geleceğinin gücü yalnızca kendi çıkarları için isteyen kişilerin eline düşmesi mi olacak? Oysa güç, insanlara ve insanlığa hizmet etmek için kullanılmalıdır. Çok geçmeden bu esaretin bağları ve zincirleri yeniden vurulacaktır…”

Baş eğmek utançtır

“Ama zalimlere karşı mücadele etmek için ayağa kalkmanın hüznü, benim için umutsuzluğun kaynağı değil; aksine hayatın akışının ve yaşamanın anlamının ta kendisidir. Kendi anlamımı verdiğim bu boş ve anlamsız dünyada, yalnızca hayatta kalmak ve ölüm korkusu yüzünden zulüm karşısında baş eğmek, utanç ve aşağılanmadan başka bir şey değildir.

Size sadık olan,

Sizin destekçiniz ve savunucunuz.”