İran İnsan Hakları Örgütü, İran rejiminin kontrolündeki mahkemelerin durumuna ilişkin bir rapor yayımladı.
Raporda, yalnızca Mayıs ayının başından itibaren Urmiye, İsfahan, Zahidan ve Şiraz kentlerinde düzenlenen protesto ve eylemlere katılan beş gencin, zorla alınan itiraflar temel alınarak idam edildiği bildirildi.
Ayrıca İran’daki yargı mekanizmasının bağımsızlığını kaybettiği, doğrudan İran İstihbarat Bakanlığı’nın denetimindeki devrim mahkemelerinin siyasi tutuklular hakkında çok hızlı şekilde ağır cezalar verdiği ifade edildi. Raporda, bu mahkemelerin idam kararlarını işkence ve baskı altında alınan itiraflara dayandırdığı vurgulandı.
İran İnsan Hakları Örgütü, yargılamaların yalnızca birkaç dakika sürdüğünü, bağımsız avukatların engellendiğini ve tutukluların savunma hakkından mahrum bırakıldığını kaydetti.
Söz konusu uygulamaların insan haklarının açık ihlali olduğu belirtilen raporda, İran rejiminin yargıyı toplum üzerinde korku yaratmak amacıyla kullandığı, halkın diğer hukuki sorunlarının ise görmezden gelindiği ifade edildi.
Evin Hapishanesi’nde de baskılar artıyor
İran’daki cezaevlerinde bir yandan idamlar sürerken, diğer yandan tutuklulara yönelik hak ihlalleri giderek ağırlaşıyor. Tahran’daki ünlü Evin Hapishanesi’nden gelen son bilgiler; baskı ve güvenlik önlemlerinin en üst seviyeye çıkarıldığını, tutukluların temel insan haklarına erişiminin ise neredeyse tamamen engellendiğini ortaya koyuyor.
Tutukluların yüz yüze görüş haklarının kaldırılması ve bazı bölümlerin fiziksel olarak kapatılması, hem aileler hem de insan hakları savunucuları arasında derin endişe yaratıyor. Aileler, görüş yasaklarını “ek bir psikolojik işkence” olarak tanımlarken; özellikle uzun süredir tutuklu olanların dış dünya ile bağının tamamen koparıldığı belirtiliyor.
Kayda değer bir detay ise tutukluların sergilediği tutum: Kaynaklar, cezaevine yönelik saldırılar ve füze isabetleri sırasında bazı bölümlerden çıkış imkanı olmasına rağmen, mahkumların cezaevini terk etmediğini, aksine yaralılara yardım ettiklerini vurguluyor.
Cezaevi yönetiminin, bazı adli suçluları diğer mahkumlar üzerinde baskı kurmak için kullandığı iddia ediliyor. Nujinha’nın haberine göre, mali suçtan hüküm giymiş bir şahıs; özel imtiyazlarla donatılarak mahkumlar hakkında rapor hazırlamak, baskı ve şiddet uygulamakla görevlendirildi. Bu duruma yönelik yapılan resmi şikayetlerin ise yönetim tarafından yanıtsız bırakıldığı ifade ediliyor.
Zorla alınan itiraflar ve hukuki belirsizlik
Güvenlik davalarında “zorla itiraf” uygulamalarının geri döndüğüne dair ciddi kanıtlar mevcut. Yıllar önce tutuklanan mahkumların, baskı altında kamera karşısına geçirilerek kurgu videolarda rol yapmaya zorlandığı belirtiliyor. Öte yandan; izin, şartlı tahliye ve sosyal hak başvuruları “kurulların toplanmaması” veya “uzman eksikliği” gibi gerekçelerle işleme alınmıyor, binlerce tutuklu belirsizlik içinde bekletiliyor.
Ekonomik abluka: Gıda fiyatlarında fahiş artış
Cezaevi kantinindeki temel gıda ve meyve fiyatlarına yapılan fahiş zamlar, tutukluları yetersiz beslenme kriziyle karşı karşıya bıraktı. Maddi durumu yetersiz olan mahkumların sağlığı bozulurken, aileler üzerindeki ekonomik yük de taşınamaz hale geldi.
‘Görüntü alma’ suçlamasıyla ağır cezalar
Hukuksuzluğun boyutunu gösteren bir diğer gelişme ise gökyüzünden geçen füze veya uçakları görüntülediği gerekçesiyle tutuklanan sivillerin durumu. Bu kişilerin, çektikleri videoları yayımlamamış olmalarına rağmen “güvenlik” gerekçesiyle ağır hapis cezalarına çarptırıldıkları aktarılıyor.
İnsan hakları kuruluşları, Evin Hapishanesi’ndeki bu tablonun uluslararası hukuk ilkeleriyle tamamen çeliştiğini ve cezaevindeki insani krizin geri dönülemez bir noktaya evrildiğini vurguluyor.
İran, 21 yaşındaki karate şampiyonu Sassan Azadvar’ı idam etti




