BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Gaziantep’te direnişte olan Sırma Halı Fabrikası işçilerine yaptığı konuşmada “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasıyla 17 Mart Salı günü tutuklandı. Bu Mehmet Türkmen’in ilk tutuklanması değildi, daha önce de sendikal mücadele nedeni ile tutuklanmış, daha sonra ev hapsinde de tutulmuştu, Türkmen’in bu süreçte yaşadıklarına ilişkin olarak kaleme aldığım yazı, 14 Nisan 2025 tarihinde “Güneşi Göreceğiz” başlığı ile İLKE TV web sayfasında yayımlanmıştı.
Sırma Halı fabrikasında çalışan 400 işçi, yaklaşık üç aydır maaşlarını alamadıkları, zamlı ücretlerinin ödenmediği ve ücretlerinin sürekli gecikmeli yatırıldığını belirterek iş bırakma eylemi başlatmıştı. Mehmet Türkmen fabrika önünde işçilere yaptığı konuşmada; “İşçiler aylardır maaşlarını düzenli alamıyor. Fazlasını değil, sadece maaşlarının zamanında yatırılmasını istiyorlar. İşçiler bir gün fatura ödemese üzerine faiz geliyor ama işçiye geç ödenen para aynı kalıyor. Bu ülkeyi var eden, sırtında taşıyanlar fabrikalarda çalışan işçilerdir. İşçilerin mesai ve zam farklarını bir an önce ödeyin. İşçileri insan yerine koymayı öğrenin. Bu memlekette patronsanız, zenginseniz; işçinin hakkına çökebilirsiniz, gerekli güvenlik önlemlerini almayıp işçinin ölümüne sebep olabilirsiniz, cinayet işleyebilirsiniz, kimse size hesap sormaz” diye seslenmişti.
Mehmet Türkmen tutuklama kararından sonra da, orada bulunanlara, “Tutuklayın, belki böyle adaleti sağlarsınız. Neyi çözecekseniz? Böyle her şey prosedüre uygunmuş gibi. Bundan sonra bir patron şikayet ettiğinde direkt alıp cezaevine götürün. Patronun kararı neyse onu uygulayın direkt. Şu memlekette her yıl on tane işçi ölüyor fabrikalarda, kolları elleri kopuyor. Bir tane patron ifade bile vermiyor ama bir sendikacı bunu dile getirdiği için patronun şikayetiyle tutuklanıyor. Sadece bu ülkede adalet yok dediğim için tutuklandım” demiş, kamuoyuna “Sırma Halı Fabrikası işçilerine sahip çıkın” diye seslenmişti.
Sosyal Güvenlik Kurumunun iş kazası ve meslek hastalığı istatistiklerine göre 2023 yılında Gaziantep’te meydana gelen 14.010 iş kazasında 52 işçi can verdi, 2024 yılında 15.088 iş kazasında 65 işçi can verdi, Mehmet Türkmen gibi kamuoyu da merak ediyor, bu iş kazalarında kaç işveren yargılandı, kaç yargılama sona erdi, ceza alan işveren var mı? Toplu ölümlerde verilen sembolik cezaların dışında, iş cinayetlerinde işverenlere ceza verilmediği bir gerçek. Binlerce tekstil işçisinin çalıştığı Gaziantep’te 2023 yılında da, 2024 yılında da sadece 2’şer işçi meslek hastalığına yakalandı, yani Gaziantep’teki fabrikalarda gürültü yok! Zararlı kimyasallar yok! toz yok! Gaziantep’te, Organize Sanayi Bölgesi girişinde, bir zamanlar kesik el ve parmak fotoğraflarının bulunduğu, “el cerrahisi 7/24 hizmetindeyiz” diyen özel hastane reklamı yer alıyordu, şimdi de var mı bilmiyorum.
Geçtiğimiz aylarda, Dilovası’nda meydana gelen ve 6’sı kadın (3’ü çocuk) 7 işçinin can verdiği patlamaya ilişkin yargılama bugün (24 Mart 2026) başlıyor, duruşmalar Kandıra Cezaevi kampüsünde yapılacak, bu dava için uygun mekanlar söz konusuyken duruşmaların Kandıra Cezaevinde yapılması, yargılamaların kamuoyundan, halktan kaçırılması için mi şehrin başka bir ucunda olan kampüste yapılıyor.
Mehmet Türkmen, tutuklandığı günden bu yana da işçi ölümleri sürüyor, her gün en az 6 emekçi iş cinayetlerinde can veriyor, . 2023, 2024, 2025 yıllarında her yıl 2.000 emekçi iş cinayetlerinde can verdi. Tek, tek ölümler haber bile olmuyor. Geçen hafta Antalya’da bir serada işçilerin kaldığı konteynerde çıkan yangında biri hamile kadın, Suriyeli, 6 işçi can verdi.
Bu yangın hem tarım işçilerinin, hem de göçmen işçilerin yaşadıkları sorunları bir kez daha göz önüne serdi. Şanlıurfa Barosu Emek Komisyonun 2024 yılında “Urfa’dan Başka İl ve İlçelere Giden Mevsimlik Tarım İşçileri” başlıklı araştırmasına göre de; Binlerce aile gezici tarım işçiliği yapmak için yaşadıkları illerin dışına çıkmakta, özellikle kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere yoğun sorunlar yaşamakta, trafik kazaları ve iş kazalarında can vermektedirler. Önümüzdeki aylardan itibaren yoğunlaşacak olan tarım işçilerinin ölümleri iş kazası istatistiklerinde yer almamakta bile.
4857 sayılı İş Kanunu ile getirilen esnek, uzun süreli, düşük ücretli, kiralık işçilik, taşeronda çalışma koşulları sürüyor. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile sendikalaşma, toplu sözleşme, grev hakkı kullanımın önüne konulan engeller işverenlerce acımasızca hayata geçiriliyor.
Tüm engellemelere karşın işçilerin hak alma, sendikalaşma, toplu sözleşme ve grev hakkı mücadelesi sürüyor. Ancak, bu mücadelede dayanışmanın, sendikal dayanışmanın cılız olduğunu kabullenmek zorundayız.
Her gün 6 işçi ölürken iş cinayetlerini önlemeye yönelik mücadelenin yapılmadığını söylemek zorundayız.
Ülkemizin, dünyanın barışa, kardeşliğe gereksinimi var. Barış, kardeşlik mücadelesinde de sesimiz kısık çıkıyor.
Açlık düzenini, ölüm düzenini değiştirmek, barışı, kardeşliği, özgürlüğü, demokrasiyi sağlamak, baharı getirmek örgütlü mücadele ile mümkün. Zalim Dehaklara karşı Kawaların yaktığı ateşin hakkını vermek, acımasız işverenlerin açlık ve ölüm düzenini değiştirmek için Türkmenlerin ataklığı ile yetinmemek, örgütlü mücadeleyi yükseltmek gerekiyor.
Karanlık bitecek.
BAHARI GÖRECEĞİZ, GÜNEŞİ GÖRECEĞİZ.




