• Ana Sayfa
  • Dosya
  • İsrail’in Somaliland kararı ve Körfez’de gerilim: Bölgesel rekabette yeni denklemler

İsrail’in Somaliland kararı ve Körfez’de gerilim: Bölgesel rekabette yeni denklemler

Uzun süredir hukuki belirsizlik içinde bulunan Somaliland, bugün İsrail, Suudi Arabistan ve BAE başta olmak üzere bölgesel rekabetlerin kesişim noktasına dönüştü. Tel Aviv’in bu tartışmalı kararı Suudi Arabistan’ın Yemen’de BAE destekli güçlere saldırısını da tetikledi.

İsrail’in Somaliland kararı ve Körfez’de gerilim: Bölgesel rekabette yeni denklemler
  • Yayınlanma: 1 Ocak 2026 17:40
  • Güncellenme: 1 Ocak 2026 18:58

Orta Doğu ve Afrika Boynuzu’ndan, Arabistan Yarımadası’na uzanan coğrafyada son iki haftadır yaşanan gelişmeler, bölgesel dengelerde “yeni labirentlerin” kapısını aralıyor. 

26 Aralık 2025 tarihinde İsrail, Somali’den tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden ancak uluslararası alanda tanınmayan Somaliland’i ilk kez resmen devlet olarak tanıdığını duyurdu.

Uzun süredir hukuki belirsizlik içinde bulunan Somaliland, bugün İsrail, Suudi Arabistan ve BAE başta olmak üzere bölgesel rekabetlerin kesişim noktasına dönüştü. Tel Aviv’in bu tartışmalı kararı Suudi Arabistan’ın Yemen’de BAE destekli güçlere saldırısını da tetikledi.

İsrail’in Somaliland’ı ülke olarak tanıması Suudi Arabistan’da, benzer adımın Güney Yemen için de atılacağı endişesini beraberinde getirdi.

İsrail’in Somaliland kararı, sadece bir diplomatik tanıma adımından çok daha fazlasını ifade ediyor. Karar Gazze’nin muhtemel ateşkes sonrası geleceği, Kızıldeniz’in güvenliği, Yemen ve Sudan’daki iç savaş ile Afrika Boynuzu’ndaki güç mücadelesi bağlamında değerlendiriliyor.

Kızıldeniz’den Yemen’e ve bölgeye müdahale fırsatı mı?

Tel Aviv yönetimi, Somaliland ile tarım, teknoloji ve ekonomi alanlarında işbirliği planlarını açıkladı ve bu kararını bölgeyi, İbrahim Anlaşmaları çerçevesindeki bağlantı ağını genişletmenin bir parçası olarak sundu.

Afrika Boynuzu’nda Kızıldeniz’in Hint Okyanusu’na açıldığı Aden Körfezi’nin kıyısındaki Somaliland, ticaret ve güvenlik açısından stratejik konumuyla önem arz ediyor.

İsrail’in Haaretz gazetesi ise Tel Aviv’in  bu kararını, bölgeye coğrafi yakınlığı nedeniyle Yemen’deki Ensarullah’a (Husiler) bir “ileri karakol” olarak değerlendirdi. İran destekli Ensarullah 7 Ekim 2023’te başlayan Gazze savaşı sonrası Kızıldeniz’de seyreden ve İsrail’e giden gemilere saldırıyor ve fiilen “ambargo uygulayarak” savaşa dahil olmuştu. 

Ortadoğu analisti Abdulbari Atvan da Tel Aviv’in kararını Kızıldeniz’e açılan Bab ül Mendep Boğazı ve Aden Körfezi’nde askeri varlık tesis etme çabası olarak yorumladı. Atwan bu askeri varlığın gerek İran’ın, Hürmüz Boğazı üzerinden, gerekse Körfez limanlarından çıkan petrol sevkiyatlarını baskı altına almayı hedeflediğini kaydetti. 

Atvan bu hamlenin arka planında aynı zamanda Gazze’den sürülen Filistinlileri Somaliland’e yerleştirme ve Süveyş Kanalı üzerinde dolaylı kontrol kurarak Mısır’a baskı uygulayarak Etiyopya’daki Hedasi (Rönesans) Barajı’nın güvenliğini askeri varlık yoluyla sağlama girişimi olduğunu belirtti.  

Somaliland’in ardından ‘Güney Yemen’ mi? 

İsrail basını, Tel Aviv’in Somaliland’ın ardından Güney Yemen’i de tanıyacağı yönünde haberlere imza attı. Maariv gazetesinde yayımlanan bir haberde, “İsrail, Somaliland’ın ardından Husilere karşı Kızıldeniz kıyısında stratejik işbirliği umuduyla, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) desteklediği Güney Yemen’deki grubu tanımayı düşünüyor.” ifadelerine yer verildi.

İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararı ve sırada Güney Yemen’in olduğuna ilişkin iddiaların ardından Suudi Arabistan’ın 30 Aralık’ta Hadramevt’in Mukalla Limanı’nda BAE destekli Güney Geçiş Konseyi’ne (GGK) yönelik saldırılar gerçekleştirmesi dikkati çekti.

Somalili bölgesel politika uzmanı Ahmed Mohamed Moge, geçmişte bölgenin kuzeyinin İngilizler, güneyinin ise İtalyanlar tarafından sömürgeleştirildiğine işaret ederek Somaliland’ın Aden Körfezi ile Kızıldeniz’in kesişiminde stratejik bir konumda olduğunu ve İsrail’in de bu konumdan faydalanarak Yemen’in batısını kontrol altında tutmayı planladığını belirtiyor. 

1960 yılında Birleşik Somaliland bağımsızlığını kazandı ve Somali Cumhuriyeti kuruldu. 1991’de ülkenin merkezi hükümetinin çöküşü ve şiddetli iç savaş, Somaliland topraklarının ana devletten ayrılmasına yol açtı.

Ankara-Tel Aviv gerilimi Afrika Boynuzu’na mı taşınıyor? 

Tel Aviv’in Somaliland kararının ardından Türkiye İle İsrail arasında yaşanan gerilim ve rekabetin Suriye ve son olarak Doğu Akdeniz’in ardından Afrika Boynuzu’na taşınması tartışmalarını da gündeme getirdi.

Nairobi merkezli AfroAsia Institute for Strategic Studies’in icra direktörü Abdiwahab Sheikh Abdisamad, İsrail’in kararının bölgesel etkilerine dikkat çekti ve “Bu tanıma, Türkiye ile İsrail arasındaki rekabeti Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz hattında daha da yoğunlaştıracaktır.” dedi.

Abdisamad, Türkiye’nin Somali’de limanlar, dünyanın en büyük Türk büyükelçiliği, askeri eğitim akademisi, Mogadişu Havalimanı’nın işletmesi ve enerji, ticaret, eğitim ile uzay alanlarında büyük yatırımları bulunduğunu hatırlattı.

Türkiye ve Somali, uzun süredir Kızıldeniz’e doğrudan erişimi olan Las Qoray Limanı’nda yeni bir askeri üs kurmayı planlıyor. Bu bölge, Somaliland’ın iddia ettiği toprakların yaklaşık yüzde 45’ini kapsayan ve yeni ilan edilen Khatumo eyaleti içinde yer alıyor.

Suudi Arabistan ve Afrika Birliği’nin tepkisi

Arap devletleri ve Afrika Birliği, Türkiye ve komşu Cibuti bu hamleyi uluslararası hukuka aykırı ve Somali’nin toprak bütünlüğünü ihlal eden bir girişim olarak nitelendirdi. Bölgeye Kızıldeniz’den komşu olan Suudi Arabistan ise İsrail’in kararını reddettiğini açıklayarak bölgesel güvenlik ve istikrara zarar verebileceğine dikkat çekti.

The New York Times’ın aktardığına göre Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Mahmoud Ali Youssouf, Somaliland’ın bağımsız bir varlık olarak tanınmasını reddettiklerini duyurdu.

Karar, Suudi Arabistan’ın çevresel güvenlik algısı ile doğrudan çakışıyor. Riyad yönetimi Somaliland ve Yemen’de olduğu gibi bölgesel ayrılıkçı hareketlerin güçlenmesini kendi ulusal güvenliğine yönelik tehdit olarak algılıyor. 

Krizin perde arkasında BAE’nin olduğu iddiası ise bölgesel denklemler bağlamındaki tartışmaları derinleştirdi. Somaliland’ın Berbera kentinde bulunan ve BAE tarafından işletilen askeri üs, uzun süredir Yemen iç savaşında kritik rol oynuyor.

BAE, Yemen’deki iç savaşta ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi’ni  (GGK) destekliyor. 

Körfez’de gerilim: Eski ‘dostlar’ neden düşman oldu?

Tel Aviv’in bu ani “Somaliland kararının” etkisi sürerken, Yemen’de bir süredir devam eden gerilim, bir Körfez krizine dönüştü.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) desteklediği Güney Geçiş Konseyi’nin (GGK) sahadaki ilerleyişi, Suudi Arabistan’ın tepkisini çekti. 30 Aralık’ta Suudi Arabistan hava kuvvetlerinin Yemen’in Mukalla limanında BAE ile ilişkili bir silah sevkiyatına yönelik saldırı gerçekleştirdiği açıklandı. Bunun üzerine BAE, Yemen’deki askeri varlığını azaltma kararı alarak gerilimi diplomatik kanala taşıma niyetini ortaya koydu.

Suudi Arabistan ve BAE, Yemen iç savaşında müttefik olmalarına rağmen, sahadaki nüfuz alanları konusunda son dönemde ciddi ayrışmalar yaşıyor.

Yemen’de  İran destekli Ensarullah (Husiler), Eylül 2014’ten bu yana Yemen’de başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015’ten itibaren Ensarullah’a karşı, Yemen hükümetine destek veriyor.

Ensarullah 2014’ün başında Devlet Başkanı Mansur Hadi’ye karşı ayaklandıklarında Yemen’de büyük bir siyasi güç kazandı, 2015 başlarında ülkenin kuzeyindeki Saada bölgesini ele geçirdi ve başkent Sana’yı da alıp, Hadi’yi ülke dışına kaçmaya zorladı.

Suudi Arabistan ise  askeri müdahalede bulunup, Husileri iktidardan düşürmeye ve yerine Hadi’yi getirmeye çalıştı. Müdahaleye BAE de destek verdi.

2017’den itibaren ise ülkenin kuzeyinden ayrılarak eski Güney Yemen’in yeniden bağımsız olmasını savunan Güney Geçiş Konseyi (GGK) BAE tarafından desteklenmeye başlandı. 

GGK 2019’dan bu yana da yer yer Suudi Arabistan destekli Hadi güçleriyle çatışıyor. 

GGK’nin 2 Aralık 2025’te “Umut Vadeden Gelecek” adı altında başlattığı askeri operasyon, Suudi Arabistan etkisine doğrudan bir saldırı olarak görülüyor.

Suudi Arabistan ve BAE, İsrail’in tartışmalı kararının merkezindeki Somaliand’a komşu Sudan’da da birbiriyle savaşan güçleri destekliyor. 

Riyad Sudan Ulusal Ordusu’nu desteklerken Abu Dabi ise Hızlı  Destek Kuvvetleri’ne destek veriyor.