İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri hakkında, 19 Aralık 2024’te Suriye’nin kuzeyinde öldürülen Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için “gazeteci” dedikleri ve “katledildiler” ifadesini kullandıkları gerekçesiyle açılan davanın görülmesine Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde devam edildi.
“Basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak” ve “basın ve yayın yolu ile yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla açılan davanın üçüncü duruşmasında savcılık, esas hakkındaki mütalaasını yineleyerek sanıkların “terör” propagandası suçundan cezalandırılmasını talep etti.
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Cezaevi Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görülen davanın üçüncü duruşmasının ilk gününde, İstanbul Barosu yönetiminden çok sayıda isim ve avukatları hazır bulundu.
Duruşmayı, 30 farklı baroyu temsilen gelen hukukçular ile 17 uluslararası hukuk birliğinin temsilcileri gözlemci olarak izledi. Çok sayıda baro başkanı ve üst düzey hukuk yöneticisi duruşmada bulundu.
Mütalaada, İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu ile yönetim kurulu üyeleri Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekrem Bilen Selimoğlu ile Bengisu Kadı Çavdar’ın basın yoluyla “terör örgütü” propagandası yapmak suçundan 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
Savcılık, Türk Ceza Kanunu’nun “fikri içtima” düzenlemesine atıf yaparak, birden fazla suçtan söz edilse de tek fiil kapsamında en ağır cezayı gerektiren hükmün uygulanmasını talep etti. Bu kapsamda, İstanbul Baro Başkanı Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin tamamı hakkında hapis cezası istendi.
Yargılananlar hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde düzenlenen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma hükmünün de uygulanması istendi.
Duruşmada söz alan Kaboğlu, Anayasa’ya aykırılık olduğu gerekçesiyle itirazda bulundu.
Mahkemenin ilerleyen celselerde kararını açıklaması bekleniyor.




