• Ana Sayfa
  • Gündem
  • İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın teması belli oldu: Açık S’açık

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın teması belli oldu: Açık S’açık

“Açığız, çünkü saklanmayı reddediyoruz. Saçığız, çünkü düzeninizin ahlakına sığmıyoruz. Açık saçığız, çünkü varoluşumuz sizin sınırlarınızı aşıyor.”

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın teması belli oldu: Açık S’açık
İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın teması belli oldu: Açık S’açık
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 27 Nisan 2026 13:34
  • Güncellenme: 27 Nisan 2026 13:36

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi, bu yıl 22-28 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek Onur Haftası’nın temasını “Açık S’açık” olarak açıkladı. Komite, yaptığı açıklamada hem Onur Yürüyüşü’ne hem de hafta boyunca yürütülecek etkinliklere katılım çağrısı yaptı.

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi, tema açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Hayatlarımızı sömürgeleştiren, istismar eden, kontrol eden; bizleri disipline etmeye ve yok saymaya çalışan tüm sistemlere ve iktidarlara karşı açıkça örgütleniyoruz. Bu düzenin bize biçtiği sınırları reddediyor; korkuyu değil cesareti, dayanışmayı ve direnişi büyütüyoruz. Bizler, Onur Haftası’nı ve Yürüyüşü’nü örgütlerken sokakları terk etmemek için çabalayan, her yıl Onur Yürüyüşü’nü varlığımıza dair bir kutlama olmakla birlikte açık bir mücadele hattına dönüştürmeyi de kendisine görev biçen İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası olarak, bu yılın temasını ilan ediyoruz: AÇIK S’AÇIK.”

‘Düzeninizin ahlakına sığmıyoruz’

Her zaman çatlaklardan sızdıklarını belirten LGBTİ+’lar, “Açığız, çünkü saklanmayı reddediyoruz. Saçığız, çünkü düzeninizin ahlakına sığmıyoruz. Açık saçığız, çünkü varoluşumuz sizin sınırlarınızı aşıyor, sizin sınırlarınızdan taşıyor. Her zaman bir yolunu bulan, çatlaklardan sızan biz lubunyalar size boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Açılıp saçılacağız. Cinselliklerin, cinsiyet ifadelerinin ve kimliklerin; devletten, kurumlardan, 12. Cumhurbaşkanı’ndan aldığımız izinlerle değil, mücadeleyle korunacağını biliyoruz. Bu yüzden sesleniyoruz: Korkmadan, saklanmadan, boyun eğmeden yaşayan herkes bu mücadelenin bir parçasıdır” ifadelerini kullandı.

‘Birleşik mücadele çağrısı’

Komite, LGBTİ+ hareketinin diğer toplumsal mücadelelerle olan bağını koparmayacağını belirterek, birleşik mücadele vurgusu yaptı:

“Buradan herkese sesleniyoruz: LGBTİ+ mücadelesi sadece biz LGBTİ+’ların değil; kadınların, işçi sınıfının, Alevilerin, Ermenilerin, Kürtlerin ve tüm ezilen halkların mücadelesidir. LGBTİ+ mücadelesi her mücadelenin ortak savunma hatlarından biri ve bu toprakların en direngen mücadelelerinden biridir. Bu sene herkesi bu direnişin bir parçası olmaya, mücadelemizi sahiplenmeye davet ediyoruz ve bir kez daha duyuruyoruz: Birleşik mücadeleden geri durmayacağız.

Ne 8 Mart’a gitmekten, ne Suruç Katliamı anmasına gitmekten, ne Cumartesi Anneleri’nin yanında olmaktan, ne Newroz’a gitmekten, ne Madımak Katliamı’nı anmaktan, ne işçi sınıfının mücadelesine omuz vermekten, ne Hrant için adalet istemekten, ne Filistin’deki soykırımı haykırmaktan, ne Roboski’yi hatırlatmaktan ne de hayvanlar için adalet istemekten geri duracağız.”

‘Boyun eğmemekte ısrar ediyoruz’

Siyasi iktidarın çaresizlik atmosferi yaratmaya çalıştığını vurgulayan komite, şöyle dedi:

“Bizleri ‘genel ahlak’, ‘ailenin korunması’, ‘büyük aile yılı’ adı altında hapsetmeye çalıştığınız çaresizlik atmosferini görüyoruz. Bu kurum politikalarına karşı; bizi hapsetmeye çalıştığınız normlardan, kapılardan, barikatlardan ve parmaklıklardan taşıyoruz. Bu direnç ve bağlılıkla; bedenlerimizi, arzularımızı ve öfkemizi sokağa taşıyoruz. Yalnızca görünmek ve duyulmak için değil, bize reva gördüğünüz hayat döngüsünü sarsmak için buradayız. Yıl boyunca gücümüzü büyüten queer ve trans bir yürüyüşü ve haftayı birlikte örgütlüyoruz.

Savaşın, soykırımın, nefretin ve inkârın yükseldiği bu çağda susmuyoruz. Faşizmin karşısında hayatta kalmakla yetinmiyoruz; boyun eğmemekte ısrar ediyoruz. AÇILIYOR, SAÇILIYORUZ.

İktidarların tahakküm araçları birbirine bağlıdır. Sınırlar; iktidar ve bedenler üzerinden yeniden üretilmeye çalışılır. Sömürgecilik, kapitalizm, emperyalizm, ırkçılık, patriyarka, transfobi, homofobi, sağlamcılık, türcülük ve ekolojik yıkım ayrı ayrı değil, birlikte işler. Bu düzenin bütününe karşıyız. LGBTİ+ kimliklerimizin savaşları meşrulaştırmak için kullanılmasına izin vermiyoruz. Pinkwashing bir özgürlük değil, kanlı bir propagandadır. Katil devletlerin meşruiyet aracı olmayacağız.”

‘Bize yaşatılan hiçbir şeyi unutmadık’

Kendilerine yaşatılan hiçbir şeyi unutmayacaklarını söyleyen LGBTİ+’lar, şunları söyledi:

“Biz, İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası olarak dünyanın dört bir yanındaki LGBTİ+’ların direnişini sahipleniyor; sömürülen, ihlal edilen, değersizleştirilen tüm hayatlar için adalet talep ediyoruz. Sürgünde olan, ailelerinin, arkadaşlarının, sevdiklerinin cenazeleri için dahi geri dönemeyen lubunya arkadaşlarımız; partnerini kaybettikten sonra dahi ‘sadece arkadaşını kaybetmiş’ gibi davranmak zorunda bırakılan lubunya arkadaşlarımız; kimsesizler mezarlığına defnetmek zorunda kaldığımız arkadaşlarımız… Bize yaşatılan hiçbir şeyi unutmadık, unutmayacağız. Açıkça söylüyoruz: Hayatlarımız biricik ve eşittir; bunu alana kadar durmayacağız.

Yaralarımızı öfkeyle ve mücadeleyle sarmaya; yer yer korksak da birbirimizle dayanışmaya devam edeceğiz. LGBTİ+ varoluş mücadelemiz ikincil değildir; her mücadelenin içinde, tam ortasındadır. Kimsenin bize özgürlük ya da gelecek vermesini beklemiyoruz. Özgürlüğümüzü istiyoruz, alacağız. Mücadelemiz; derin yoksullukla, artan ırkçılık, göçmen düşmanlığı, homofobi ve transfobi ile iyice çürüyen bu sistemde çalınan hayatlarımızı geri alma mücadelesidir. Bu bir başkaldırıdır ve başkaldırılar açık saçık olur.”

Talepler: Pazarlık konusu değil 

Açıklamanın devamında LGBTİ+ haklarına ilişkin taleplerin geri çekilemez olduğu vurgulanarak şu ifadeler kullanıldı:

“Taleplerimiz pazarlık konusu değildir. LGBTİ+’ların özellikle engelli, interseks ve transların sağlık, barınma, ruh sağlığı ve hukuki destek hizmetlerine koşulsuz erişimi haktır. Uyum süreçlerine getirilmeye çalışılan tıbbi ve bürokratik engellere; karşımıza çıkarılan ‘genel ahlak’ ve ‘müstehcenlik’ bahaneli cezalara; gözaltı ve baskı mekanizmalarına rağmen biz LGBTİ+’lar, hayatlarımız ve bedenlerimiz üzerindeki tahakkümü kabul etmeyececeğiz. Görünürlüğümüz; en küçük kişisel ifademizden yaşama sevincimize, haksızlıklara karşı dindirilemeyecek öfkemizden sarsılmaz direnişimize kadar, her halimizle var olduğumuzun açık bir beyanıdır.

Hayatta kalmanın ayrıcalık olmadığı, kimin hayatının değerli ve yaşanılabilir olduğuna devletlerin ve patriyarkanın karar vermediği, yaşam süresinin kimlikle belirlenmediği bir dünya istiyoruz. Seks işçiliğinin kriminalize edilmediği, emeğin sömürülmediği, LGBTİ+’ların özgürce yaşayacağı ve yaşlanacağı, yas tutma hakkımızın dahi kontrol edilmeye çalışılmadığı bir dünya istiyoruz.”

‘İzin istemiyoruz geri çekilmiyoruz’

Komite, açıklamasını mücadele çağrısıyla sonlandırdı:

“Bazıları buna ütopya diyor. Biz kaçınılmaz diyoruz. İzin istemiyoruz. Uyum sağlamıyoruz. Geri çekilmiyoruz. Kaybettiğimiz mücadele arkadaşlarımızı bir kez daha saygıyla anıyor; bu coğrafyayı terk etmek durumunda kalan, sebepsiz gitmediklerini bildiğimiz ve gözleri kulakları bizde olan tüm lubunya dostlarımızı özlemle selamlıyoruz. Elbet bir gün buluşacağız!”