• Ana Sayfa
  • Manşet
  • İstanbul’daki Suriye Konsolosluğu önünde Dünya Kobani Günü açıklaması

İstanbul’daki Suriye Konsolosluğu önünde Dünya Kobani Günü açıklaması

Açıklamada, Kobani direnişinin enternasyonal dayanışmanın sembolü olduğu vurgulanırken Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve tüm Kobani tutuklularının serbest bırakılması çağrısı yapıldı.

İstanbul’daki Suriye Konsolosluğu önünde Dünya Kobani Günü açıklaması
İstanbul’daki Suriye Konsolosluğu önünde Dünya Kobani Günü açıklaması
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 30 Ekim 2026 17:34

Özgür Kadın Hareketi (TJA), Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 1 Kasım Dünya Kobani Günü kapsamında İstanbul’un Şişli ilçesinde bulunan Suriye Konsolosluğu önünde basın açıklaması düzenledi.

Barış Anneleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda kişinin katıldığı açıklamanın Kürtçe metnini Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Marmara yöneticisi Mevlüt Aykoç, Türkçe metnini ise TJA aktivisti Rojda Yılmaz okudu.

Açıklamanın ardından söz alan Barış Annesi Sabiha Bozan, Rojava Devrimi’nin dünya tarafından görüldüğünü ve kabul edildiğini belirterek yalnızca Türkiye’de değil, bütün dünyada kalıcı barış istediklerini ifade etti.

‘Rojava enternasyonal dayanışmanın sembolüdür’

1 Kasım Dünya Kobani Günü’nün halkların karanlık karşısında direnerek yaşama iradesini ortaya koyduğu bir gün olduğu belirtilen açıklamada, Kobani’ye yönelik IŞİD saldırılarının halkların bir arada yaşama iradesini ve Rojava Devrimi’nin kazanımlarını hedef aldığı ifade edildi.

Açıklamada, 15 Eylül 2014’te Kobani’nin kuşatılmasıyla başlayan saldırılara karşı farklı halklardan ve ülkelerden insanların bir araya gelerek direndiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“Farklı inanç gruplarına, kimliklere ve kültürlere; halkların bir arada yaşam iradesine, kadınlara düşman olan IŞİD 15 Eylül 2014’te Kobani kentini kuşatmış, Rojava Devriminin kazanımlarını yok etmek için saldırıya geçmişti. Bundan 12 yıl önce karanlık IŞİD çetelerinin Kobanê’ye saldırısı karşısında başta Kürt halkı olmak üzere Araplar, Ermeniler, Êzidîler ve dünyanın dört bir yanından gelen enternasyonalist direnişçiler, burada tıpkı bundan 156 yıl önce Paris Komünü’nde, 90 yıl önce İspanya İç Savaşı’nda olduğu gibi karanlığa teslim olmamış, direnerek destansı bir mücadele sonucunda topraklarını teslim etmeyerek özgürleştirmiştir.”

Kobani tutukluları için tahliye çağrısı

Kobani’de 134 gün süren direnişin enternasyonal mücadelenin önemli örneklerinden biri olduğu belirtilen açıklamada, IŞİD’in direnişe katılan enternasyonalist devrimciler, sosyalistler ve feministler tarafından yenilgiye uğratıldığı hatırlatıldı.

Rojava Devrimi’nde demokratik, ekolojik ve kadın özgürlüğüne dayalı yeni bir toplum modelinin inşasına destek vermek amacıyla farklı ülkelerden insanların direnişe katıldığı ifade edilen açıklamada, bu mücadelenin uluslararası desteğin ve enternasyonal dayanışmanın sembolü haline geldiği kaydedildi.

Kobani direnişini sahiplenen demokratik siyaset temsilcilerinin bugün cezaevlerinde tutulduğuna dikkat çekilen açıklamada, şu değerlendirmeler yapıldı:

“Rojava Devrimi’nde demokratik, ekolojik ve kadın özgürlüğüne dayalı yeni toplum modelinin inşasına destek vermek üzere direnişe katıldılar. Bugün bu direniş, hem uluslararası desteğin hem de enternasyonal dayanışmanın gücünü gösteren bir sembol haline gelmiştir. IŞİD çeteleri tarafından Kobani’ye yönelik saldırılara karşı tüm dünya halkları seslerini yükseltirken bu direnişi sahiplenen demokratik siyasetin öncü iradeleri, cezaevlerinde hâlâ rehin tutulmaya devam ediyor.”

Kobani’yi savunmanın insanlığa karşı işlenen suçlara ve farklılıkları hedef alan politikalara karşı çıkmak anlamına geldiği belirtilen açıklamada, Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere Kobanê davası kapsamında tutuklu bulunanların serbest bırakılması istendi.

Açıklamada, “Kobani’yi savunmak insanlığa karşı işlenen suçlara karşı durmaktır. Kobani’yi savunmak tekçi, cinsiyetçi, mezhepçi, militarist politikalara karşı farklılıkların bir arada yaşamını savunmaktır. Tam da bu nedenle Kobani direnişini savundukları için bugün cezaevlerinde tutuklu edilen Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere tüm Kobani tutuklularının serbest bırakılarak demokratik siyasetin önü açılmalıdır” denildi.

Kobani direnişinin yalnızca kentin IŞİD saldırılarına karşı savunulmasından ibaret olmadığı vurgulanan açıklamada, direnişin aynı zamanda bir fikir ve inancın mücadelesi olduğu ifade edildi. Açıklamanın devamında şu sözlere yer verildi:

“Kobani sadece IŞİD çetelerinin saldırdığı, halklarının kendini koruduğu bir yer değildir. Orada bir fikir direndi. Bir inanç direndi. ‘Tarihin sonu geldi’ diyenlere, ‘devrimler çağı kapandı’ diyenlere bir cevap verildi. Ulus devletlerin zulmü altında ezilen halklar için bir kapı aralandı. Bu fikir, inanç ve cevap mücadelemize ışık olmaya devam ediyor.”

‘1 Kasım tüm dünya halklarına kutlu olsun’

Açıklamada, Suriye’de ortaya çıkan yeni siyasi dengeler ve demokratik entegrasyon arayışlarının üçüncü çizgi perspektifi üzerinden geliştiği belirtildi. Bu perspektifin Kobani direnişiyle güç kazanan Rojava Kadın Devrimi sayesinde toplumsal bir zemin edindiği ifade edildi.

Türkiye’de Kürt meselesinin çözümüne yönelik arayışlarla Suriye’deki demokratik entegrasyon sürecinin birbirini etkileyen ve bölgesel gelişmelerle doğrudan bağlantılı dinamikler olduğu kaydedilen açıklamada, 29 Ocak Anlaşması ve sonrasında başlayan entegrasyon sürecinin Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nden bağımsız değerlendirilemeyeceği vurgulandı.

Suriye’deki siyasi geçiş süreci, 29 Ocak Anlaşması’nın uygulanması ve entegrasyon görüşmelerine ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı açıklamada, Rojava Devrimi’nin kazanımlarının korunması için siyasi, askeri ve idari alanlarda görüşmelerin sürdüğü belirtildi.

Kürtlerin Suriye’nin kurucu halklarından biri olarak tanınması gerektiği ifade edilen açıklamada, siyasal, kültürel ve toplumsal statülerinin kabul edilmesi, dil ve kültürel haklarının güvence altına alınması, kendi savunma mekanizmalarına sahip olma haklarının tanınması ve yerel yönetimlerin kabul edilmesi demokratik entegrasyonun temel gerekleri arasında sıralandı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Kürtlerin varlığını ve kimliğini yok sayan siyasal yaklaşımın değiştirilmesi ve Suriye’nin kurucu halklarından biri olarak siyasal, kültürel ve toplumsal statüsünün kabul edilmesi, dil ve kültürel haklarının güvence altına alınması ve kendi savunma mekanizmalarına sahip olma hakkının tanınması ve yerel yönetimlerin kabul edilmesi demokratik entegrasyon sürecinin gereklerindendir. Demokratik bir Suriye, demokratik bir Ortadoğu demektir.”

Kobani’nin halkların ortak hafızası olduğu belirtilen açıklamada, kentin provokasyonlarla yeniden saldırıların hedefi haline getirilmesine tepki gösterildi. Rojava Devrimi’nin kadınların öncülüğünde kazanıldığını ve başta Kürt halkı olmak üzere bölge halklarına umut vermeyi sürdürdüğünü ifade eden katılımcılar, enternasyonal mücadeleye güç veren Kobani direnişini selamladı.

Açıklama, “Rojava Devrimi’ni zaferle taçlandıran Kobani direnişini selamlıyoruz. 1 Kasım Dünya Kobani Günü tüm dünya halklarına kutlu olsun” sözleriyle sona erdi.