İtalya’da başta Milano olmak üzere çeşitli kentlerde hafta sonu düzenlenen gösteriler ve yaşanan gözaltıların ardından Başbakan Giorgia Meloni, 19 Ekim’de olağanüstü kamu düzeni toplantısı yapılacağını duyurdu.
İtalya’da hayat pahalılığına karşı düzenlenen gösterilerde polisin müdahalesi ve çok sayıda gözaltının ardından hükümet, kamu düzenine ilişkin olağanüstü bir toplantı yapmaya hazırlanıyor.
Başbakan Giorgia Meloni, 19 Ekim’de Başbakanlık’ta gerçekleştirilecek toplantının amacını, “meşru gösterileri şiddet ve kaos ekmek için kullananlara karşı daha fazla önlem alınması” olarak açıkladı.
Başbakan Yardımcısı ve aşırı sağcı Lig partisinin lideri Matteo Salvini de yüksek riskli gösterilerin organizatörlerine yönelik yeni bir düzenleme önerisini gündeme getirdi. Salvini, “Son günlerde yaşanan utanç verici şehir savaşı sahnelerinin ardından, yüksek riskli gösterilerin organizatörlerine olası zararları karşılamak üzere mali bir garanti tedbiri getirilmesi yönündeki teklifimizi bu hafta parlamentoya tekrar sunacağız” dedi.
Roma’da hayat pahalılığına karşı gösteri
“İtalya Meydanda” sloganıyla hayat pahalılığına karşı düzenlenen ve polisin müdahale ettiği gösterilerde çok sayıda kişi gözaltına alındı. Cumartesi günü başkent Roma’da da hükümet karşıtı bir gösteri gerçekleştirildi. Ülkenin en büyük sendika konfederasyonu İtalya Genel İş Konfederasyonu (CGIL) tarafından organize edilen eyleme muhalefet partilerinin liderleri de katıldı.
Çalışma koşullarının iyileştirilmesi, iş güvenliğinin sağlanması, sağlık ve eğitim hizmetlerine yönelik kamu yatırımlarının artırılması ile anayasal hak ve özgürlüklerin korunması taleplerinin dile getirildiği gösterinin ardından CGIL, 20 Kasım’da genel grev ilan etti.
Göstericilerin profili tartışılıyor
Hafta sonunda yaşanan olaylar İtalya basınında geniş yer buldu. Gazetelerdeki değerlendirmelerde göstericilerin toplumsal ve ekonomik sorunlara yönelik tepkileri, gençlerin gelecek kaygıları ve göçmen kökenli grupların toplumla ilişkileri öne çıktı.
İtalyan basınında yer alan bir değerlendirmede, gösterilere katılan gruplar üç başlık altında ele alındı. Buna göre göstericilerin önemli bir bölümü sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri protesto ediyor. Aralarında reşit olmayanların da bulunduğu gençler, kuşaklar arasındaki huzursuzluğu dile getiriyor ve geleceklerinin ellerinden alındığını düşünüyor. İkinci nesil göçmenlerden oluşan bir kesim ise toplumdan dışlandığını hissediyor. Değerlendirmede ayrıca yağma olaylarına karışan “black bloc” olarak adlandırılan, genellikle siyah giyinen gruplara da yer verildi.
La Repubblica gazetesi, hafta sonundaki olayları “Çocukların savaşı” başlığıyla manşetine taşıdı. Gazete, 200 gözaltının yüzde 80’inin 18 yaşın altındaki kişilerden oluştuğunu yazdı.
Corriere della Sera gazetesinde yayımlanan bir başyazıda ise Avrupa genelinde yaşanan şiddetli protestoların nedenlerini anlamak için gösterilere katılanların ve eylemlerin ortak noktalarının incelenmesi gerektiği belirtildi. Yazıda, “Avrupa’nın son derece şiddetli protestolarla sarsılmasının nedenini anlamak ve ortak noktalarını kavramak için, sokaklara dökülenleri anlamaya çalışmalıyız” ifadeleri kullanıldı.
Hükümete yakın sağ çizgideki gazeteler ise gösterilerde göç unsurunu öne çıkardı. Il Giornale, şiddet olayları olarak tanımladığı eylemlerden “serseri gençler ve göçmenleri” sorumlu tutarken La Verità gazetesi, “Hükümet demir yumruk kullansın” başlığına yer verdi.
Milano Belediye Başkanı ile hükümet arasında tartışma
Hafta sonu yaşanan gösteriler, sağ koalisyon hükümeti ile merkez sol çizgideki Milano Belediye Başkanı Giuseppe Sala arasında da karşılıklı açıklamalara yol açtı.
Sala, İçişleri Bakanlığı’nın gösterileri hafife aldığını ve yeterli sayıda polis görevlendirmediğini söyledi. On yılı aşkın süredir belediye başkanlığı yaptığını belirten Sala, “Bu şekilde meydanı kontrol edememe hissini daha önce hiç yaşamamıştım” dedi.
İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ise Sala’yı eleştirdi. Piantedosi, Milano Belediye Başkanı’nın şiddet olaylarını ayrım gözetmeden kınamak yerine devletin ve temsilcilerinin sorumluluklarına odaklandığını belirterek bunu “solun alışılmış refleksi” olarak nitelendirdi.




