• Ana Sayfa
  • Gündem
  • JİTEM Davası’ndaki zamanaşımına tepki: ‘Davut daha 12 yaşındaydı, katilleri belli, nasıl unutalım?’

JİTEM Davası’ndaki zamanaşımına tepki: ‘Davut daha 12 yaşındaydı, katilleri belli, nasıl unutalım?’

Dargeçit JİTEM Davası’nın ‘zamanaşımı’ndan düşürülmesine tepki gösteren gözaltında kaybettirilen ve katledilenlerin yakınları, davanın peşini bırakmayacaklarını belirtti.

JİTEM Davası’ndaki zamanaşımına tepki: ‘Davut daha 12 yaşındaydı, katilleri belli, nasıl unutalım?’
JİTEM Davası’ndaki zamanaşımına tepki: ‘Davut daha 12 yaşındaydı, katilleri belli, nasıl unutalım?’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 7 Mayıs 2026 10:50
  • Güncellenme: 7 Mayıs 2026 10:51

Mardin’in Dargeçit ilçesinde, 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında Davut Altınkaynak (12), Seyhan Doğan (14), Nedim Akyön (16), Mehmet Emin Aslan (19), Abdurrahman Olcay (20), Abdurrahman Coşkun (21), Hikmet Kaya (24) ve Süleyman Seyhan (57) ile uzman çavuş Bilal Batırır kaybedilmesine dair dava; Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi tarafından 30 yıllık “zamanaşımı” süresinin dolduğu gerekçesiyle düşürüldü.

Aralarında dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire ve Dargeçit Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz’ın da olduğu 18 fail hakkında 4 Temmuz 2022’de Adıyaman 1’inci Ceza Mahkemesi tarafından beraat kararı verildi.

Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını “yerinde” görerek, istinaf talebini reddetti. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi ise zaman aşımının dolduğu 8 Mart tarihinden 3 gün sonra (11Mart) toplanarak, incelediği dosyada 30 yıllık “zamanaşımı” süresinin 8 Mart 2026 tarihi itibari ile dolduğunu savunarak, dosyanın “zamanaşımı” gerekçesiyle düşürülmesine karar verdi.

Kaybettirilen Abdurrahman Coşkun’un ağabeyi Mehmet Coşkun ile 12 yaşındaki Davut Altınkaynak’ın babası Abdülaziz Altınkaynak, adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini belirti.

’12 yaşındaki Davut Altınkaynak’ı ‘terörist’ diyerek hedef aldılar’

MA’ya 30 yıl önce yaşananları anlatan Mehmet Coşkun, kaybettirilenlerin hepsinin öğrenci olduğunu belirterek “12 yaşında çobanlık yapan Davut Altınkaynak’ı bile ‘terörist’ diyerek hedef aldılar” dedi. Uzun yıllardır verdikleri adalet mücadelesine değinen Coşkun, “Annem her gün Cumartesi anneleri ile beraber meydanlarda kardeşimi aradı. Kimi zaman o meydanlarda biber gazına ya da coplara maruz kaldı. Ancak hiçbir zaman aramaktan vazgeçmedi. Yıllar sonra, birinin verdiği bilgilerle izlerine ulaştık. En son 2019’da Kızıltepe’de kardeşimin cenazesine ulaştık” diye konuştu.

‘Baştan sona kadar münferit değil’ 

Yapılan yargılamalara değinen Coşkun, “Bunlar mahkemede başta inkar ettiler, sonra ‘devlet için yaptık’ dediler. 12 yaşındaki bir çocuğu öldürmüşler. Peki bu 12 yaşındaki çocuk ne teröristlik yapmış olabilir? Bu bir sistemdiÇocuklarımızı öldürdüler, çukurlara attılar. Bazılarını yaktılar, asit döktüler. Her birini farklı yerlerde bulduk. Çocuklarımızın ifadelerini almışlar, belge imzalatıp ‘serbest bıraktık’ demişler. Ama infazcılar kapıda bekliyormuş. 30 yıl mahkeme kapılarında bekledik. Şimdi de zamanaşımı diyorlar. Oysa sanıklar bile olanları anlattı. Buna rağmen beraat verdiler. Daha ne delil istiyorlar? Bu sadece Dargeçit karakolunun yaptığı bir şey değil; bu devletin eliyle yapılmış bir şey. Biz ölsek de bu davanın peşini bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.

‘Tanıklar mahkemede itiraf etti’

Kaybettirildiğinde 12 yaşında olan Davut Altınkaynak’ın babası Abdülaziz Altınkaynak, karara tepki göstererek, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde “Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı” kurulduğunu hatırlattıb Altınkaynak, “Türkiye’de ‘JİTEM dosyalarını açacağız’ diyorlar. O zaman Dargeçit dosyasına tarafsız baksınlar ve karar versinler. Her şey ortada. Kimin ne yaptığı belli. Tanıklar mahkemede itiraf etti” diye konuştu.

‘Bunları nasıl unutalım’ 

Mahkeme sürecinden bir çok kez mahkeme heyetinin değiştirildiğine dikkati çeken Altınkaynak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mahkeme heyetleri hakimlik yapmak yerine çocuklarımızın katillerine adeta avukatlık yaptı. Bize ‘görüntü getirin’ diyorlardı. Ben nasıl görüntü getireyim? Sonuna kadar davanın takipçisi olacağız. Hiçbir zaman bu davanın peşini bırakmayacağız. Oğlum Davut ve eşim o akşam gözaltına alındıkları zaman evde değildim. Hatta gözaltı sürecinde eşime bir ara oğlumu gösteriyorlar. Oğlum Filistin askısında, kanlar içinde annesinden su istemiş. Biz bunları nasıl unutalım? Benim oğlum daha 12 yaşında idi. Davut’un katilleri bellidir. Zamanaşımına girmeden önce de mücadele ettik, Meclis’e gittik, tüm partilerle görüştük. Tarafsız bir yargılama istedik ama olmadı. Bu davanın peşini hiçbir şekilde bırakmayacağız. Biz ölsek bile çocuklarımız bu davanın peşini bırakmayacak.”