İstanbul Barosu 128’inci Olağan Genel Kurulu’nda açılış konuşmasını yapan “Değişim İçin Avukatlar Grubu” adayı ve mevcut Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu, “Bir baronun hukukun üstünlüğünü savunma görevini yerine getirdiği için yargılanabildiği bir düzende hiçbir avukatın cübbesi güvencede değildir” dedi.
İstanbul Barosu 128’inci Olağan Genel Kurulu’nun ilk günü Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlendi. Kurulun yapıldığı salona “Tutsak avukatlara özgürlük”, “Her zaman her yerde herkes için hukuk” ve “İnsanın, hayvanın, doğanın hakkını savunduk” pankartları asıldı. Kurulda divan seçiminin ardından saygı duruşu yapıldı.
Açılış konuşmasını Baro Başkanı Kaboğlu yaptı
Kurulda açılış konuşmasını “Değişim İçin Avukatlar Grubu” adayı ve mevcut Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu gerçekleştirdi. Kaboğlu, Anayasa ve baronun önemine değinerek, birinin iktidarı sınırlamak diğerinin ise savunmayı kurumsallaştırmak açısından önemli olduğunu ifade etti.
İki yıl önce mevcut baro yönetiminin seçilmesinden kısa süre sonra soruşturmalarla karşı karşıya kaldıklarını belirten Kaboğlu, “Bir baronun yapabileceği en doğal şeyi yapmış, hukuk istemiştik. Bunun üzerine hem görevden alma hem ceza davası açıldı. Yasa yoluyla bölünemeyen baro, yargı yoluyla yönetimsiz bırakılmak istendi. Görevden alma kararı istinaf incelemesindedir. Ceza davasında ise 9 Ocak’ta oy birliğiyle aklandık. Bu davalarda bütün meslektaşlarımızın güvencesini savunduk. Bir baronun hukukun üstünlüğünü savunma görevini yerine getirdiği için yargılanabildiği bir düzende hiçbir avukatın cübbesi güvencede değildir” dedi.
Yönetimde oldukları iki yıl boyunca avukatların karakolda, adliyede, haciz mahallerinde saldırıya uğradığını ifade eden Kaboğlu, “Birçoğu gözaltına alındı tutuklandı. Adliye kapılarında yöneticilerimizin içeri alınmadığı günlere tanık olduk. Meslektaşımız avukat Hatice Kocaefe yürüttüğü icra takibi nedeniyle öldürüldü” dedi.
‘Adil yargılanma en çok ihlal edilen haktır’
Kaboğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçen sene Haliç’te 8 bine yakın meslektaşımız aynı sözü söyledi: Seçimle gelen ancak seçimle gider. Bugün bu salonda sandığın kurulması o ilkenin gerçekleşmesidir. Baronun yönetimini genel kurul belirler. Kim seçilirse seçilsin. Bu ilke hepimizin ortak güvencesidir. Genel kurulu açarken 2 yıllık dönemin etkinliklerine ışık tutan ana kural ilke ve değerlere dikkat çekmek uygun düşer. Bu açıdan birinci başlık savunma mesleğinin dayanağı olarak adalet başlığıdır. Adalet devletin temelidir. Türkiye Cumhuriyeti adalet anlayışı temelinde insan haklarına dayanır. Adil yargılanma hakkı devletin erkler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı ekseninde örgütlenmesi ölçüsünde gerçekleşir. Sav, savunma ve hüküm diyalektiğinin eşit bileşeni olan savunma yargılama sürecinin ana aktörüdür. Adil yargılanma hakkı bütün özgürlüklerin güvencesidir. Ne var ki en çok ihlal edilen hakların başında gelir. İhlallerin çokluğu savunmanın etkisizleşmesi kadar avukatların savunma haklarının da zedelenmesi anlamına gelir. Bu ise yurttaşların kitlesel mağduriyetleriyle sonuçlanmaktadır.”
İstanbul Barosu’nun kendilerine geçmesinin ardından kurularını seçimle belirlediklerini ve demokratik bir işleyişi oluşturduklarını söyleyen Kaboğlu, avukatların yanında olduklarını kaydederek, 2 yıl içinde bin 50’ye yakın başvuruyla ilgili işlem yaptıklarını söyledi.




