• Ana Sayfa
  • Kadın
  • Kadınlardan nafaka hakkına müdahaleye tepki: ‘Kadınları daha fazla güvencesizliğe sürükleyecek’

Kadınlardan nafaka hakkına müdahaleye tepki: ‘Kadınları daha fazla güvencesizliğe sürükleyecek’

Avukat Gülbahar Doğan, nafaka hakkına yönelik müdahalenin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirdiğini belirtirken, KESK’li Pınar Aydın, “Kazanılmış hakların ortadan kaldırılması kadınları daha fazla güvencesizliğe sürükleyecek” dedi.

Kadınlardan nafaka hakkına müdahaleye tepki: ‘Kadınları daha fazla güvencesizliğe sürükleyecek’
Kadınlardan nafaka hakkına müdahaleye tepki: ‘Kadınları daha fazla güvencesizliğe sürükleyecek’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 23 Ekim 2026 10:01
  • Güncellenme: 23 Ekim 2026 10:02

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin “süresiz” ibaresini iptal kararı da, kadınların buna karşı tepkisi ve mücadelesi de gündemdeki yerini koruyor.

Düzenlemeye ilişkin avukat Gülbahar Doğan ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Kars Şubeler Platformu Kadın Sekreterliği üyesi Pınar Aydın değerlendirmelerde bulundu.

AYM kararının nafakayı ortadan kaldırmadığını belirten Gülbahar Doğan, “Nafakayı aslında iki temel başlıkta inceleyebiliriz. Bir çocuklar için verilen iştirak nafakası, bir de eski eşler için verilen yoksulluk nafakası var. Buradaki nafaka iptali gibi durum söz konusu değil, sadece süresiz ibaresi kaldırıldı. Bu karar 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecek. O zamana kadar eski uygulama olduğu gibi devam ediyor. Yeni düzenlemenin nasıl yapılacağı ise henüz bir kanun çıkarılmadığı için şu aşamada belirsizliğini koruyor. Yasa koyucu, belirledikten sonra daha rahat bir şekilde ifade edebileceğiz. Fakat Anayasa Mahkemesi’nin çizdiği çerçeve şu; nafaka bir sosyal hukuk devleti gereği aynı zamanda kişilerin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi devletin görevi. Bu anlamda hem kadına dönük hem de erkeğe dönük aslında düzenlemeler yapması tam olarak bir yükümlülüğünün gereğidir” diye belirtti.

‘Nafakanın mantığı yoksulluğa düşecek tarafa bir destek sunmaktır’

Anayasa Mahkemesi’nin tarafların hak ve menfaatlerini dengelemesi gerektiğini vurgulayan Gülbahar Doğan, yoksulluk nafakasını sadece kadının değil erkeğinde talep edebileceğini söyledi. Kadınların istihdama katılımındaki eşitsizlikler ve ücretsiz ev içi emek dikkate alındığında nafaka hakkına yönelik müdahalelerin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirdiğine dikkat çeken Gülbahar Doğan, “Günümüz toplumsal gerçekliği dikkate alındığında kadınların iş gücüne katılım oranlarının erkeklere kıyasla daha düşük olduğu, ev içi bakım ve görünmeyen emeğin büyük ölçüde kadınlar tarafından üstlenildiği, boşanma sonrasında gelir kaybı yoksulluk riskinin kadınlarda daha yüksek düzeyde gerçekleştiği görülmektedir. Çocukların bakım yükü de boşanmadan sonra kadınlarda kalıyor. Yani tamam çocuklar için bir nafaka ödüyor kişiler. Çocuğun gerçekten masrafını karşılamış olmuyorsunuz ki. Bazen beklenmedik sağlıktan, eğitime çocuğun birçok alanda gideri olabiliyor” şeklinde konuştu.

Yoksulluk tanımın sadece ekmeğe muhtaç kalmak olmadığını, sosyal yaşam haklarının da karşılanmadığı durumlarda yoksulluk çekilebildiğini vurgulayan Gülbahar Doğan, “Nafakanın zaten mantığı sosyal hukuk devleti gereği boşanmadan sonra dezavantaj duruma düşecek, yoksulluğa düşecek tarafa bir destek sunmaktır. Burada tartışılan ve iptale sebep olan şey ise kişilerin maddi ve manevi bütünlüğünün korunması ve geliştirilmesi her iki taraf açısından da devletin yükümlülüğüdür” ifadelerini kullandı.

‘Nafaka tartışmasından önce eşitlik sağlanmalı’

Türkiye’de kadınların istihdama katılımının düşük olduğuna dikkat çeken Pınar Aydın, kadınların ekonomik bağımsızlığını sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Pınar Aydın, “Kadınlar çocuk bakımını üstlenirken çalışma yaşamına katılabilmesi için ücretsiz kreşlerin yaygınlaştırılması gerekiyor, güvenceli istihdamın artırılması çağrımızı yeniliyoruz. Nafaka hakkına yönelik tartışmaların kadınların maruz kaldığı ekonomik ve fiziksel şiddetten bağımsız ele alınmamalı, kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin arttığı bir dönemde kadınların kazanılmış haklarının ortadan kaldırılmasının kadınları daha fazla güvencesizliğe sürükleyecek. Kadınların ekonomik ve toplumsal eşitliğinin sağlanması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönülmesi, 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanması, kadın sığınaklarının ve ücretsiz kreşlerin artırılması gerekiyor. Aynı zamanda kadınların anadilinde kamusal hizmetlere erişebilmesi ve çocukların anadilinde eğitim alabilmesi gerekiyor. Nafaka tartışmasından önce eşitlik sağlanmalı” diye belirtti.

‘Devlet kadın yoksulluğunu ortadan kaldıracak politikalar geliştirmeli’

Kadınların haklarının daraltılması yerine sosyal hakların genişletilmesi gerektiğini belirten Pınar Aydın, devletin kadın yoksulluğunu ortadan kaldıracak politikalar geliştirmesi gerektiğini söyledi. Nafaka hakkına ilişkin tartışmaların sosyal devlet ve eşitlik ilkeleri temelinde yürütülmesi gerektiğini ifade eden Pınar Aydın, “Kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırıları kabul etmiyoruz. Haklarımızdan ve hayatlarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Kadınların örgütlü mücadelesi ve dayanışmasıyla kaybedilen hakları yeniden kazanmak için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.