6’ncı Süleymaniye Uluslararası Film Festivali, çok sayıda kadın sanatçı ve sinemacıyı bir araya getirdi. Festivalin farklı bölümlerinde kadınlar jüri üyeliği de üstlenirken, son gün “Jin, Jiyan, Azadî” filmi kendi kategorisinde birincilik ödülünü aldı.
Ancak festivalde kadınların görünürlüğü artarken, kadın yönetmenlerin sayısı toplam katılıma kıyasla sınırlı kaldı. Bu durum, kadınların film yapım ve yönetim süreçlerinde karşılaştığı toplumsal, mesleki ve ekonomik engelleri yeniden gündeme getirdi.
‘Sinemanın kadın yönetmenlere ihtiyacı var’
Festivalin jüri üyelerinden gazeteci ve belgesel yönetmeni Yasemen Şerifmeneş, kadınların belgesel ve festivallere katılımının daha fazla teşvik edilmesi gerektiğini söyledi.
Kadınların sinemadaki varlığının yalnızca temsil meselesi olmadığını belirten Şerifmeneş, “Kadınların teşvik edilmesi ve desteklenmesi yoluyla belgesellere ve festivallere katılım göstermeleri gerekiyor. Nasıl ki yaşamın kadına ihtiyacı varsa, sinemanın da kadınların ve kadın yönetmenlerin katılımına ihtiyacı var” dedi.
Şerifmeneş, bu yıl ilk kez festivalde jüri olarak yer aldığını, önceki yıllarda ise kadınların festivaldeki rolünü ve katılımını takip ettiğini aktardı.
Kadınların hikayelerini kadınlar da anlatmalı
Kadınların belgesel yönetmeni olarak daha fazla yer almasının önemine dikkat çeken Şerifmeneş, bunun kadınların yaşamlarının ve deneyimlerinin farklı yönleriyle anlatılmasına katkı sunacağını belirtti.
Şerifmeneş, “Kadınların belgesellerde yönetmen olarak yer alması çok önemli. Böylece kadınların yaşamlarını, karşılaştıkları engelleri ve elde ettikleri başarıları bütün yönleriyle anlatabiliriz” diye konuştu.
Festivalde kadın sinemacıların filmleriyle ortaya koyduğu emeğin görünür olduğunu söyleyen Şerifmeneş, kadınların karşılaştıkları engellere rağmen kendi sözlerini izleyiciye ulaştırmak için çaba gösterdiğini ifade etti.
‘Kürt kadınların mücadelesi filmlerinde görülüyor’
Kürt kadın sinemacıların karşılaştıkları engellerin yalnızca sinema sektörünün koşullarıyla açıklanamayacağını belirten Şerifmeneş, Kürt toplumunda kadınların yönetmenlik yapmasının ve film çekmesinin kolay olmadığını söyledi.
“Kürt kadın sinemacıların yolun başında olduğunu söyleyemeyiz. Ancak çabaları ve mücadeleleri filmleriyle görülüyor” diyen Şerifmeneş, kadınların mevcut engelleri daha güçlü biçimde aşabileceğini belirtti.
Kürt kadınların içinde yaşadığı toplumsal koşullara da dikkat çeken Şerifmeneş, “Kadın yönetmenlerin azlığından söz ediyoruz. Ancak Kürt kadınların cesaretleriyle bu engellerle yüzleşmenin yollarını bulduğunu da görmeliyiz” ifadelerini kullandı.
‘Henüz yeterli bir farkındalık yok’
Kendisinin de film alanında çalışırken farklı toplumsal ve coğrafi koşullarda çeşitli engellerle karşılaştığını anlatan Şerifmeneş, Rojhilat’tan Tahran’a, ardından ülke dışına uzanan yaşam deneyiminin bu zorlukları görmesini sağladığını söyledi.
“Film alanında çalışmak isteyen bir kadının ne tür engellerle karşılaştığını biliyorum” diyen Şerifmeneş, kadınların karşılaştığı sorunlara ilişkin farkındalığın oluşmaya başladığını ancak bunun henüz yeterli olmadığını belirtti.
Festivalde kadınlara özel bölüm önerisi
Şerifmeneş’e göre festivaller yalnızca filmlerin gösterildiği alanlar değil; aynı zamanda fikir alışverişinin yapıldığı ve yeni çalışmaların ortaya çıkmasına zemin hazırlayan buluşma alanları.
Bu nedenle kadın yönetmenlerin desteklenmesi için festival programlarında özel alanların oluşturulmasını öneren Şerifmeneş, kadın yönetmenlere özel ödüllerin de teşvik edici olabileceğini söyledi.
Bölgedeki zorlu koşullara rağmen festivalin gerçekleştirilmesini önemli bulduğunu belirten Şerifmeneş, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.
Şerifmeneş, gelecek festivaller için önerisini şöyle dile getirdi:
“Önerim, gelecek yıllarda kadınlara özel bir bölüm oluşturulmasıdır. Böylece kadınların yönetmenlik çalışmalarına ve festivallere katılımına daha fazla fırsat sağlanabilir.” (JINHA)



