Karadeniz’de İHA tehdidine karşı üçlü güvenlik arayışı

Karadeniz’de uluslararası gemileri hedef alan İHA saldırılarının ardından Türkiye, Romanya ve Bulgaristan seyrüsefer güvenliği için iş birliğini gündeme taşıdı. Uzmanlar, kıyıdaş müttefiklerin caydırıcılık için koordinasyonu artırması gerektiğine dikkat çekiyor.

Karadeniz’de İHA tehdidine karşı üçlü güvenlik arayışı
Karadeniz’de İHA tehdidine karşı üçlü güvenlik arayışı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 27 Ekim 2026 11:39

Bulgaristan ve Romanya’nın Karadeniz kıyılarında, aralarında Türkiye bandıralı ticari gemilerin de olduğu çok sayıda uluslararası geminin hedef alındığı İHA saldırılarına ilişkin üç ülkeyi kapsayan seyrüsefer güvenliği iş birliği için açıklamalar geldi.

Avrupa Liderlik Ağı Politika ve Araştırma Koordinatörü Maria Branea, son dönemde Karadeniz’deki İHA saldırılarında yaşanan keskin artışın bölgede güvenlik düzenlemesini acil hale getirdiğini belirterek, şunları aktardı:

“Türkiye hiç şüphesiz merkezi bir aktör. Kıyı devletleri arasında en büyük deniz gücü kapasitesine sahip olan Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi uyarınca Karadeniz’e erişimi kontrol etmektedir. Ankara ayrıca, bölgesel işbirliğinin en önemli örneği olan Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubuna (MCM Black Sea) ilişkin müzakerelere öncülük etti.”

Anadolu Ajansı’na konuşan Branea, ülkelerin bölgesel öncelikleri arasındaki farka vurgu yaptığı açıklamada,  Türkiye’nin geleneksel olarak kıyıdaş ülkelerin öncü rolüne ve Rusya ile gerilimin yönetilmesine önem verirken, Romanya’nın NATO’nun bölgedeki varlığının güçlendirilmesini savunduğunu, Bulgaristan’ın ise tarihsel olarak daha temkinli bir tutum benimsediğini ifade etti.

‘NATO ve AB, üç ülkenin düzenlemelerini tanımalı’

Branea, NATO’nun da Karadeniz’i kendine özgü operasyonel gereksinimleri olan ayrı bir stratejik alan olarak değerlendirmediğini belirterek “Bana göre değişmesi gereken şey yeni bir NATO kurumu oluşturmak ya da kapsamlı bir strateji belgesi hazırlamak değil. Bunun yerine, NATO ve Avrupa Birliği (AB), Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında halihazırda gelişmekte olan düzenlemeleri tanımalı ve güçlendirmeli.” değerlendirmesinde bulundu.

Kıyıdaş müttefiklerle düzenli istişare mekanizmalarının kurulması, sorumlulukların netleştirilmesi, siyasi ve askeri önceliklerin koordine edilmesi, deniz gözetleme sistemlerinin birbirine entegre edilmesi ve koordineli savunma kapasitesi geliştirme çalışmalarının finanse edilmesi gerektiğine işaret eden Branea, kıyıdaş ülkelerin öncülük ettiği bir güvenlik düzenlemesinin bölge ülkelerinin kendi deniz sahalarını izleme ve savunma kapasitelerini geliştirerek caydırıcılığı güçlendirebileceğini söyledi.

Türkiye, Bulgaristan ve Romanya arasında kalıcı iş birliği 

Branea, Türkiye’nin Sakarya Gaz Sahası’nı geliştirmesi ile Romanya’nın Neptun Deep projesini 2027’de üretime almasının Karadeniz’de enerji altyapısının korunması için önemli olduğunu ifade ederek, Romanya ve Bulgaristan’ın önerdiği AB destekli Deniz Güvenliği Merkezi’nin ise Türkiye, Ukrayna ve Moldova’yı da kapsayacak şekilde genişletilebileceğini dile getirdi.

Ukrayna ile Türkiye arasındaki savunma işbirliğinin, Romanya ve Bulgaristan’ı da kapsayacak şekilde büyütülebileceğini değerlendiren Branea, “Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasındaki iş birliğinin kalıcı bir bölgesel güvenlik düzenlemesine dönüşebilmesi için sürdürülebilir yatırımların, daha düzenli siyasi ve askeri koordinasyonun ve NATO ile AB’nin daha yakın eşgüdümü gerekli.” diye konuştu.

‘Seyrüsefer güvence altına alınmalı’

Carnegie Uluslararası Barış Vakfının Avrupa Merkezinde kıdemli araştırmacı olarak görev yapan Dimitar Bechev de Türkiye, Romanya ve Bulgaristan’ın NATO’dan ilave destek istemesi gerektiğine işaret ederek, üç ülkenin ABD nezdinde de girişimlerde bulunabileceğini belirtti.

Rusya’nın NATO’yu sınamaktan çok Avrupa’da Ukrayna’ya verilen desteğin kesilmesini istediğini değerlendiren Bechev, Karadeniz Tahıl Girişimi’nin eski haliyle yeniden başlamasının şu an için uzak bir ihtimal olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rusya, 2023’te girişimi yenilemedi. Bunun üzerine NATO üyeleri, kara sularından transit geçişe dayanan alternatif bir güzergah oluşturdu. Şimdi bu alternatifin geliştirilmiş bir versiyonuna ihtiyaç var. Romanya, Bulgaristan ve Türkiye’nin kara sularından seyrüseferin sürdürülmesi güvence altına alınmalı. Bu, sağlanması gereken asgari koşul ancak bunun için daha etkili bir İHA karşıtı savunma kapasitesine ihtiyacımız var.”