Kayıp yakınları üç kentte adalet çağrısı yaptı

Kayıp yakınları, Diyarbakır, Batman ve Hakkari olmak üzere üç kentte yaptıkları eylemlerle Hüseyin Aydemir, Fehmi Tosun, Yılmaz Gümüş, Enter Özdemir ve Bapir Çıtak için adalet istedi.

Kayıp yakınları üç kentte adalet çağrısı yaptı
Kayıp yakınları üç kentte adalet çağrısı yaptı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 17 Ekim 2026 13:50

Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD), Diyarbakır, Batman ve Hakkâri’de düzenledikleri eylemlerde Hüseyin Aydemir, Fehmi Tosun, Yılmaz Gümüş, Enter Özdemir ve Bapir Çıtak’ın akıbetinin açıklanmasını ve sorumluların yargılanmasını istedi.

Diyarbakır’da Hüseyin Aydemir ve Fehmi Tosun için adalet çağrısı

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eyleminin 923’üncü haftasında Koşuyolu Parkı’ndaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Açıklamada, faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitirenlerin ve kaybettirilenlerin fotoğrafları açıldı.

Bu haftaki eylemde, 19 Ekim 1995’te gözaltında kaybettirilen Hüseyin Aydemir ile Fehmi Tosun’un hikâyesi anlatıldı. Açıklama öncesinde konuşan Fehmi Tosun’un kardeşi Kıymet Zengin, “Biliyorum devlet gözaltına almış. Zorla arabaya atıp götürdüler. Davacıyım. Adalet bakanına sesleniyorum. Meclis karar versin bu insanlar bulunsun” dedi.

YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, çözüm sürecine dikkat çekerek silahsızlanmanın ve çatışmaların sona ermesinin tek başına toplumsal barış için yeterli olmadığını belirtti. Tanrıkulu, “Silahsızlanma, çatışmanın sona ermesi tek başına toplumsal barış anlamına gelmez. Adalet olmadan toplumsal barış olmaz. O nedenle toplumsal barışın bu meydandan geçmesi lazım. Bu insanlarla yüzleşilmesi lazım. Bu olmadan negatif barış sürecinden pozitif barış sürecine geçemeyiz” diye konuştu.

Meclis’in öncelikle Çerçeve Yasa kapsamında önerilen demokratikleşme adımlarını atması gerektiğini söyleyen Tanrıkulu, hesaplaşma, yüzleşme ve mağdurlarla buluşmayı sağlayacak bir mekanizmanın kurulması gerektiğini ifade etti. Tanrıkulu, “Özellikle hesaplaşma yüzleşme ve mağdurlarla buluşacak bir mekanizmanın hayata geçirilmesi lazım. Biz bu konuda kamusal özür mekanizmasının mecliste görüşülmesi için çaba içinde olacağız” dedi.

İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp Komisyonu üyesi Berfin Elçi’nin okuduğu açıklamada, Hüseyin Aydemir ve Fehmi Tosun’un yaşam öyküleri aktarıldı.

Açıklamada yer verilen bilgilere göre, 34 yaşında ve altı çocuk babası olan Hüseyin Aydemir, Lice’nin Tûtê Mahallesi’nde yaşıyordu. O dönemde bölgede köyler yakılıyor, köylüler göçe zorlanıyor ve koruculuk dayatmasıyla karşı karşıya kalıyordu. Baskılara daha fazla dayanamayan Aydemir, ailesiyle birlikte önce Diyarbakır’a, ardından Adana’ya göç etti. Ancak burada da baskı ve tehditlerden kurtulamayan aile, 1995 yılının ortalarında İstanbul’a taşındı.

35 yaşında ve beş çocuk babası olan Fehmi Tosun ise Lice’nin Licok Mahallesi’nde yaşıyordu. Siyasal şiddetin yoğun olduğu Lice ve çevresindeki mahallelerde ağır bir baskı ortamı bulunuyordu. Tosun ailesi de bu süreçte ağır bedeller ödedi. Köylerinde yaşama imkânları ortadan kaldırılan aile, İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı.

Fehmi Tosun, 19 Ekim 1995 sabahı yakın arkadaşı Hüseyin Aydemir ile birlikte Avcılar’daki evinde kahvaltı yaptı. Kahvaltının ardından evden ayrılan iki arkadaş bir daha geri dönmedi.

Tosun, aynı gün akşam saatlerinde silahlı, telsizli ve sivil giysili üç kişi tarafından 34 UD 597 plakalı beyaz Renault marka araçla evinin önüne getirildi. Bu kişilerle evin bahçesine doğru ilerlerken kendisini gören eşi ve çocuklarına “Beni öldürecekler!” diye bağırdı. Ailesinin yanına koşmasının ardından zorla araca bindirilerek götürüldü. Olayın tanıkları arasında mahalle sakinleri de bulunuyordu.

Açıklamada, Hüseyin Aydemir ve Fehmi Tosun’un gözaltına alındığının devletin bütün kademeleri tarafından inkâr edildiği belirtildi. Kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması ve sorumluların yargılanmasını sağlayacak etkili soruşturmaların yürütülmediği, dosyalarda zamanaşımı gerekçe gösterilerek takipsizlik kararları verildiği kaydedildi.

Hüseyin Aydemir’in annesi Asiye Aydemir’in yıllarca oğlundan haber beklediği, ancak oğluna kavuşamadan yaşamını yitirdiği ifade edildi. Açıklamada Asiye Aydemir’in, Berfo Ana, Fatma Ana, Elmas Ana ve Meryem Ana gibi çocuklarına kavuşamadan hayatını kaybeden anneler arasında olduğu belirtildi.

Açıklama, üç kuşaktır gözaltında kaybetmelerin etrafındaki sessizlik duvarını aşmak için mücadele eden Tosun ailesinin hakikat ve adalet arayışına dikkat çekilerek sonlandırıldı. Metinde, “Kaç yıl geçerse geçsin; Hüseyin Aydemir ve Fehmi Tosun için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” denildi.

Eylem, oturma eyleminin ardından sona erdi.

Batman’da Yılmaz Gümüş’ün akıbeti soruldu

İHD Batman Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 759’uncu haftasında Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı eyleme insan hakları savunucularının yanı sıra siyasi parti temsilcileri de katıldı.

Bu haftaki eylemde, 21 Ekim 1993’te Batman merkez Yeşiltepe Mahallesi’nde henüz 17 yaşındayken kaybettirilen Yılmaz Gümüş’ün akıbeti soruldu.

Gümüş’ün kaybedilme hikâyesini İHD üyesi Mizgin Aravin okudu. Aravin’in aktardığına göre, Yılmaz Gümüş’ün babası Fahrettin Gümüş, oğlunun 1976 doğumlu olduğunu ve kaybedildiğinde henüz 17 yaşında bulunduğunu belirtti. Batman’da bir fotoğraf stüdyosunda çalışan Yılmaz Gümüş, 21 Ekim 1993 günü saat 09.00’da Yeşiltepe Mahallesi’ndeki bir ilkokulda fotoğraf çekimi yapmak üzere iş yerinden ayrıldı. O günden sonra kendisinden bir daha haber alınamadı.

Baba Fahrettin Gümüş, oğlunun kaybedilmesinden yaklaşık bir ay önce Batman Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alındığını da belirtti. Ailenin resmî kurumlar nezdinde yaptığı tüm girişimlere rağmen Yılmaz Gümüş’ün akıbeti hakkında bilgi edinilemedi.

Açıklamanın ardından oturma eylemi yapıldı.

Hakkâri’de Enter Özdemir ve Bapir Çıtak’ın failleri soruldu

Kayıp yakınları ve İHD Hakkâri Şubesi, eylemlerinin 249’uncu haftasında Yüksekova ilçesindeki Sanat Sokağı’nda bir araya geldi.

Bu haftaki eylemde, Çukurca ilçesine bağlı Tiyarê bölgesinde 5 Mayıs 1994’te askerler tarafından götürüldükten sonra ölü bulunan Enter Özdemir ve Bapir Çıtak’ın ölümünden sorumlu olanların ortaya çıkarılması talep edildi. Eylemde “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartı açılırken yaşamını yitirenlerin fotoğrafları da taşındı.

İHD Hakkâri Şubesi Eşbaşkanı Ozan Akbaş, Enter Özdemir ve Bapir Çıtak’ın hikâyesini okudu.

Aktarılan bilgilere göre, 46 yaşında ve iki çocuk babası olan Enter Özdemir ile Bapir Çıtak, Hakkâri’nin Çukurca ilçesine bağlı Tiyarê Vadisi’nde yaşıyordu.

5 Mayıs 1994 günü akşam saatlerinde askerler ve korucular köyü kuşatarak evlerde arama yaptı. Köy saatlerce ateş altında tutuldu. Evlere açılan ateş sonucu Akar ailesinin 10 yaşındaki çocuğu yaşamını yitirdi.

Askerler gece geç saatlerde Enter Özdemir ve Bapir Çıtak’ın evlerine gelerek kendilerine yol göstermelerini istedi ve iki kişiyi yanlarında götürdü. Özdemir ve Çıtak’ın eve dönmemesi üzerine aileleri askeri birliğe giderek yakınları hakkında bilgi almak istedi. Ancak askeri yetkililer, iki kişinin kendileri tarafından götürülmediğini söyledi.

Üç gün sonra aileler ve köylüler, kayıpları aramak amacıyla boşaltılmış köye döndü. Yapılan aramada Çıtak ve Özdemir’in cansız bedenleri, elleri ve ayakları bağlı şekilde bir dere kenarına atılmış halde bulundu. Açıklamada, bedenlerindeki izlerin iki kişinin bir panzerin arkasına bağlanarak sürüklendiğini ve ardından ateş edilerek öldürüldüğünü gösterdiği belirtildi.

Köy muhtarı İ.K., Çukurca Jandarma Merkezi’ni arayarak savcının olay yerine gelmesini istedi. Muhtara, “Güvenlik nedeniyle biz gelemeyiz. Siz cenazeleri Çukurca’ya getirin” yanıtı verildi.

Aileler bir araç kiralayarak cenazeleri almak üzere yola çıktı. Köylüler ve muhtarla birlikte Çukurca’ya gitmek isteyen ailelerin bulunduğu aracın önü, kısa süre sonra bölgede konuşlanan Bolu Tugayı’na bağlı komandolar tarafından kesildi.

Aileler, Çukurca İlçe Jandarma Komutanlığı ve Çukurca Savcılığı’nın cenazelerin ilçeye getirilmesini istediğini söylemesine rağmen askerlerin kendilerini tehdit ettiği aktarıldı. Askerlerin ailelere, “Gidin köyde gömün yoksa hepinizi öldürürüz!” dediği belirtildi. Bunun üzerine Enter Özdemir ve Bapir Çıtak, boşaltılmış köyde defnedildi.

Ailelerin olayla ilgili yaptığı başvurular ise sonuçsuz kaldı.

Eylem, oturma eyleminin ardından sona erdi.