Kendimize gülmek ne zaman iyi, ne zaman zararlı?

Araştırmalar, kişinin kendisiyle dalga geçebilmesinin sosyal ilişkiler ve yaşam doyumu açısından olumlu sonuçlar doğurabildiğini, ancak kendini aşağılayan mizahın her zaman aynı etkiyi yaratmadığını ortaya koyuyor.

Kendimize gülmek ne zaman iyi, ne zaman zararlı?
Kendimize gülmek ne zaman iyi, ne zaman zararlı?
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 9 Eylül 2026 15:08
  • Güncellenme: 9 Eylül 2026 15:19

İnsanların kendileriyle dalga geçebilmesi, uzun yıllardır psikoloji ve mizah araştırmalarının tartışma konularından biri. Araştırmalar, mizahı hayatın bir parçası olarak görebilmenin ruh sağlığı, ilişkiler ve yaşam doyumu açısından olumlu etkileri olabileceğini gösteriyor. Ancak kişinin kendisine yönelik mizahının nasıl ve hangi amaçla yapıldığı da sonuçları değiştiriyor.

1990’larda yapılan araştırmalar, bazı çocukların neden akranları tarafından dışlandığına odaklandı. Araştırmacılar, dışlanan çocukların bir bölümünün zorba ve saldırgan, bir bölümünün ise çekingen ve boyun eğici olduğunu belirledi.

İki grubun ortak özelliklerinden biri, kendilerine yönelik şakalara verdikleri tepkiydi. Saldırgan çocuklar şakalara öfke veya şiddetle karşılık verirken, çekingen çocuklar incinerek içine kapanıyordu. Her iki grup da kendilerine yönelik mizahı iyi niyetli bir şaka olarak değil, hakaret olarak algılıyordu.

Sosyal açıdan daha özgüvenli çocuklar ise şakaları önemsemiyor, hatta kendileriyle birlikte gülmeyi tercih edebiliyordu.


(Görsel: BBC)

Kendine gülmek mümkün mü?

Kendine gülmenin mümkün olup olmadığı tartışması yeni değil. Antik Yunan filozofu Platon, mizahın başkaları karşısında hissedilen üstünlük duygusundan kaynaklandığını savunuyordu. 17’nci yüzyılda İngiliz filozof Thomas Hobbes da benzer bir görüşü benimsedi. Hobbes’a göre insanlar geçmişte yaptıkları hatalara, aradan geçen zamanda olgunlaşmış ve deneyim kazanmış olmaları koşuluyla gülebiliyordu.

Zamanla mizahın her zaman kötü niyet veya üstünlük duygusundan kaynaklanmadığı görüşü güçlendi. 18’inci yüzyılda ortaya çıkan “uyumsuzluk kuramı” ise mizahın, beklentilerle gerçekleşen durum arasındaki beklenmedik farklılıklardan doğabileceğini savundu.

Buna rağmen insanların gerçekten kendilerine gülüp gülemedikleri uzun süre ağırlıklı olarak kişilerin kendi beyanları üzerinden araştırıldı.

2011 yılında Avrupalı araştırmacılar ise bu durumu deneysel olarak inceleyen bir çalışma yürüttü. Araştırmacılar, katılımcıların yüzlerini gizlice kaydetti ve daha sonra yüzlerinin lunapark aynalarındaki gibi çarpıtılmış görüntülerini gösterdi.

Katılımcıların yüzde 80’i görüntüyü gördüğünde en azından gülümsedi, yüzde 40’ı ise kahkaha attı.

Plymouth Üniversitesi’nden psikolog Sonja Heintz, bu ve benzeri çalışmaların ardından bilim dünyasında insanların kendilerine gülebileceği ve bunun çeşitli faydalar sağlayabileceği konusunda daha geniş bir görüş birliği oluştuğunu belirtiyor.


(Görsel: BBC)

İnsanlar neden kendileriyle dalga geçmekten kaçınıyor?

Mizah araştırmacısı Paul McGhee, kendine gülmenin öğrenilmesi en zor mizah biçimlerinden biri olduğunu savunmuştu.

Bazı insanlar için ise başkalarının kendilerine gülmesi son derece rahatsız edici olabiliyor. Psikolojide “gelotofobi” olarak adlandırılan bu durum, kişinin başkalarının kendisine güldüğüne yönelik aşırı hassasiyet göstermesi anlamına geliyor.

Martin Luther Halle-Wittenberg Üniversitesi’nden psikolog René Proyer, gelotofobisi bulunan kişilerin bir başkasının gülümsemesini bile kendileriyle dalga geçildiğinin işareti olarak algılayabildiğini belirtiyor.

Gelotofobinin tek bir nedeni bulunmuyor. Katı ve cezaya dayalı ebeveynlik ile geçmişte kişinin alay konusu olduğu travmatik deneyimler risk faktörleri arasında gösteriliyor. Otizm de araştırmalarda olası risk faktörlerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Araştırmalar, gelotofobinin yalnızlık, depresyon ve sosyal ilişkilerden kaçınma ile ilişkili olabileceğini gösteriyor.

Bunun tersinde ise “gelotofili”, kişinin başkalarının kendisine gülmesinden keyif alabilmesini ifade ediyor. Bu özellik, daha güçlü sosyal bağlar ve daha yüksek ilişki memnuniyetiyle ilişkilendiriliyor.

Her kendinle dalga geçmek aynı değil

Mizahın insanlar üzerindeki etkisini inceleyen araştırmacılar, mizahı farklı türlere ayırıyor.

2003 yılında Kanadalı araştırmacılar tarafından geliştirilen “Mizah Tarzları Ölçeği”nde dört temel mizah türü tanımlandı:

-İlişki geliştirici mizah

-Kendini olumlayan mizah

-Saldırgan mizah

-Kendini aşağılayan mizah

“Kendini olumlayan mizah”, kişinin zor veya olumsuz durumlarda olayların komik ya da absürt yönünü görebilmesini ve mizahı bir başa çıkma yöntemi olarak kullanmasını ifade ediyor.

“Kendini aşağılayan mizah” ise kişinin kendi kusurları, hataları veya zayıflıkları üzerinden şaka yaparak başkalarının kabulünü kazanmaya çalışmasıyla ilişkilendiriliyor.

Uzun süre bu ikinci mizah biçiminin düşük özsaygı ve daha kötü ruh sağlığıyla bağlantılı olduğu düşünüldü.

Ancak İngiltere’deki Plymouth Üniversitesi’nden Sonja Heintz’ın yaptığı araştırmalar bu ilişkinin daha karmaşık olduğunu ortaya koydu.

Heintz, kendini aşağılayan mizah kullanan kişilerin mutlaka düşük özsaygıya veya ciddi ruh sağlığı sorunlarına sahip olmadığını belirledi. Bazı kişilerde bu mizah biçiminin daha yüksek özsaygı ve daha iyi sosyal ilişkilerle birlikte görülebildiğini ortaya koydu.

Araştırmalara göre belirleyici olan, kişinin yalnızca kendisiyle dalga geçmesi değil, bunu başka mizah biçimleriyle nasıl bir arada kullandığı.

Mizahın amacı önemli

Araştırmacılar, kişinin kendisiyle dalga geçmesinin tek başına zararlı veya yararlı olarak değerlendirilemeyeceğine dikkat çekiyor.

2014 yılında yapılan bir araştırma, zorbalığa maruz kalan çocukların kendini aşağılayan mizahı daha fazla kullandığını ortaya koydu. Ancak 2016’da yapılan takip çalışması, farklı mizah biçimlerini bir arada kullanan çocukların aynı olumsuz sonuçlarla karşılaşmadığını gösterdi.

Araştırmacılara göre asıl sorun, kişinin yalnızca kendisini hedef alan ve sürekli kendisini değersizleştiren bir mizah biçimine yönelmesi.

Sonja Heintz, kişinin kendisiyle dalga geçmesinin arkasında acı, kendinden nefret etme veya yoğun bir rahatsızlık varsa bunun sağlıklı bir mizah biçimi olarak değerlendirilemeyeceğini belirtiyor.

Buna karşılık kişi kendisiyle barışık olduğu için kendi hataları veya kusurları üzerinden şaka yapabiliyorsa, bunun sosyal ilişkiler açısından olumlu sonuçları olabiliyor.

Kendine gülmek sosyal ilişkileri güçlendirebilir

Kendini fazla ciddiye almamak, hayatın getirdiği sorunlarla başa çıkmayı kolaylaştırabiliyor.

Araştırmacılar bunu “kendini aşma” kavramıyla ilişkilendiriyor. Buna göre kişi, yaşadığı olumsuz olayla arasında belirli bir mesafe kurarak duruma daha nesnel bakabiliyor ve olayın daha hafif veya eğlenceli yönünü görebiliyor.

Bu yaklaşımın yaşam doyumu, başa çıkma becerileri ve genel esenlikle ilişkili olduğu belirtiliyor.

Kendine yönelik mizah, özellikle yeni sosyal ortamlarda da işe yarayabiliyor. Heintz’a göre kişinin henüz karşısındaki insanların mizah anlayışını bilmediği durumlarda, kendisi üzerinden yaptığı ölçülü şakalar daha güvenli bir iletişim yolu oluşturabiliyor.

Araştırmalardan biri de kendisini hedef alan mizah kullanan öğretim görevlilerinin öğrenciler tarafından daha olumlu algılanabildiğini ortaya koydu. Küçük hatalarını mizahla karşılayabilen kişiler, başkaları tarafından daha sıcak ve yetkin olarak değerlendirilebiliyor.

Kendine gülmeyi öğrenmek mümkün mü?

Araştırmacılar, kendisiyle daha rahat dalga geçebilmek isteyen kişilerin öncelikle mizahı hayatlarının geneline yayabileceklerini belirtiyor.

Psikolog René Proyer’ın yaptığı bir çalışmada, katılımcılardan her gün yaşadıkları en eğlenceli veya en “oyuncu” üç olayı not etmeleri istendi.

Katılımcılar, çalışmanın ardından kendilerini daha oyuncu olarak tanımladı. Ayrıca depresif ruh hallerinde azalma ve mutluluk düzeylerinde artış bildirdi.

Araştırmacılara göre kendine gülmenin temel koşulu ise kişinin kendisini gerçekten değersizleştirmemesi.

Başka bir ifadeyle, kendine gülmek ile kendini küçümsemek aynı şey değil.

Kişi kendi hatasını veya kusurunu mizahla karşılayabiliyor, bunu kendisine zarar vermeden yapabiliyor ve hayatın zorlukları karşısında mizahı bir başa çıkma aracı olarak kullanabiliyorsa, kendisiyle dalga geçmek sosyal ve psikolojik açıdan olumlu bir işleve sahip olabiliyor.

Kaynak: BBC

Etiketler: gülmek