• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Kırk altı derecede donan vicdanlar: Bir sağlamcılık eleştirisi…
Kırk altı derecede donan vicdanlar: Bir sağlamcılık eleştirisi…
Konuk Yazar 17 Ağustos 2026

Kırk altı derecede donan vicdanlar: Bir sağlamcılık eleştirisi…

Kırk altı derecede donan vicdanlar: Bir sağlamcılık eleştirisi…

 

Körlük sadece gözlerin görmemesi demek değildir; bazen insanların başkalarının acısına, varlığına ve çaresizliğine karşı kalplerini mühürlemesidir. Birlikte yaşamak, birbirimizin yükünü omuzlamak değilse, bu kalabalık şehirler neden var?” José Saramago, Körlük

1990 yılıydı… Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde, üç bloklu bir kooperatif sitesinde yaşıyorduk. Üst kat komşumuz Halil, altı kişilik bir ailenin bedensel engelli çocuğuydu. Annesi Mendiha teyze ve babası Hayri amca, bir evladın geleceğe tutunabilmesi için yıllarca Halil’i altı kat boyunca sırtlarında taşıyarak okula götürüp getirdiler.

Bir gün, bu insanüstü çileyi bir nebze olsun hafifletmek adına binaya asansör yapılması için kapı kapı dolaştılar. Ancak koca sitede çoğunluk “hayır” dedi. İşin en acı tarafı ise, o “hayır” oylarının çoğunun zaten zemin ve birinci katta oturan, asansöre ihtiyaç duymayan komşulardan gelmesiydi. Bu örgütlü duyarsızlığın ve bencilliğin ağırlığına dayanamayan Halil’in ailesi, sonunda o evden taşınmak zorunda kaldı. Onlarla bağımızı hiçbir zaman koparmadık ama içimizdeki o yara hep taze kaldı. Halil’i iki yıl önce kaybettik… Mekânı cennet olsun.

Peki, 1990’lı yıllardan bu yana memlekette sahiden ne değişti dersiniz?

Fiziki olarak binalar yükselmiş, caddeler genişlemiş olabilir; fakat zihinlerdeki o katı “sağlamcılık” refleksi ne yazık ki hâlâ 90’ların o merdiven boşluğunda sıkışıp kalmış durumda. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanımız Sayın Serra Bucak’ın engellilere yönelik çabalarını, samimi emeklerini takdirle karşılıyorum; bu emeğe omuz vermek hepimizin toplumsal görevidir. Fakat sahadaki yetersizlikler ve zihniyet bariyerleri ne yazık ki varlığını tüm ağırlığıyla hissettirmeye devam ediyor.

Yıllardır engellilerin adliyelere, ceza infaz kurumlarına ve kamusal alanlara erişimi üzerine kafa yoran, gönüllü olarak da ilgili birimlere katkı sunmaya çalışan bir yurttaşım. Yıllardır futbola olan ilgim, birikimim ve hak savunucusu kimliğimle kulübe katkı sunmak istedim. Çünkü Amedspor sadece bir spor kulübü değil; çoğulculuğun, eşitliğin ve farklılıkların bir arada yaşama iradesinin sembolüdür.

Ancak aldığım cevap manidardı:

“Zaten yıllardır engelli basketbol takımımız var, Süper Lig’e de çıktılar.”

Oysa mesele kişisel değildi, öyle anlaşılsın istemem. Engelli basketbol takımının varlığı kulübün zaten yerine getirmesi gereken doğal bir sorumluluğudur; nitekim pek çok kulüp bunu yirmi yılı aşkın süredir yapmaktadır. Benim amacım ise kulübün karar mekanizmalarinda engelli bireylerin temsiliyetinin olabilmesiydi.

Sonra ne oldu?

10 Ağustos Pazartesi günü Erzurumspor’la oynanacak maç için engelli tribününden bilet almak istedim. Amedspor’un resmi web sitesinde online bir başvuru/engelli alanı bulunmuyordu. Passolig sistemine baktığımda ise engelli biletlerinin yalnızca stadyum gişelerinden fiziksel başvuruyla temin edilebileceği belirtiliyordu.

Diyarbakır sıcağının gölgede 42, asfalt üstünde ve stad çevresinde 46 dereceyi bulduğu bir günde; tekerlekli sandalyeli, koltuk değnekli ya da kronik rahatsızlığı olan yüzlerce engelli insanı o güneşin altında gişe hengamesine mahkum etmek sadece bir organizasyon zaafı olamaz.

Bugün Galatasaray başta olmak üzere birçok kulüp web siteleri üzerinden online başvuru ve otomatik Passolig tanımlama sistemini yıllardır sorunsuz işletirken, Amedspor camiasına yakışan da bu çağdaş ve erişilebilir sistemi ivedilikle hayata geçirmektir. Sosyal medyaya yansıyan o kuyruk görüntüleri, 1990’da Halil’in yüzüne kapanan kapıların dijital çağdaki tezahüründen başka bir şey değildir.

Bu çelişkileri ve sağlamcılık zihniyetini her platformda dile getirmeye, eşit erişim hakkı için mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğim.

Bu sıkıntılara rağmen, Amedspor’un 3 puan alması ve sezona lider başlaması gündeme damgasını vurdu. Ama takımımızın ligde üst sıraları zorlaması için defansa en az 3 oyuncu, orta sahaya da bir 6 ve bir 8 numara alması şart diye düşünüyorum. Bu da benim yorumum olsun naçizane…

Şampiyon Amedspor; ama herkes için engelsiz ve eşit bir Amedspor!

Av. Erhan Ürküt

Diyarbakır Barosu

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.