Diyarbakır’da, Türkiye’de on yıllar boyunca süren çatışmalı süreçte farklı tarih ve yerlerde yaşamını yitiren 49 PKK mensubu için taziye kuruldu. Medeniyetler Beşiği’nde Yakınlarını Kaybeden Aileler ile Yardımlaşma, Dayanışma, Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde kurulan taziyenin adresi Koşuyolu Parkı oldu.
Üç gün sürmesi planlanan taziyeyi ikinci gününde de yüzlerce kişi ziyaret etti. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ile Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar da taziyeyi ziyaret ederek ailelere başsağlığı diledi.
‘Bu acı artık görülmeli’
Taziyeyi organize eden MEBYA-DER Diyarbakır Şube Eş Başkanı Ramazan Dengiz, yıllardır yaşanan acıların Türkiye kamuoyu tarafından daha fazla görülmesi gerektiğini söyledi.
Dengiz, “Türkiye kamuoyu bu acıyı görmeli bence. Belki şimdiye kadar bizim acılarımız çok ciddiye alınmadı, çok görünmedi. Ama burada binlerce, on binlerce insan el birliğiyle birlikte yas tutuyorsa, birlikte acı çekiyorsa bunun anlaşılması gerekir” dedi.
‘Asker aileleri de acılar yaşadı’
Çatışmalı süreçte asker ve polis ailelerinin de büyük acılar yaşadığını belirten Dengiz, Türk ve Kürt halklarının benzer acıların yeniden yaşanmaması için ortak bir anlayış geliştirmesi gerektiğini ifade etti.
“Biz ancak Türk ve Kürt halkları bu sürecin bir daha yaşanmaması için ortak bir zihniyeti oluşturmak zorundayız” diyen Dengiz, barışın toplumsal bir ihtiyaç olduğunu vurguladı.
‘2015’te bu süreç sahiplenilseydi bu kadar genç ölmezdi’
Taziyeye katılan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça da geçmişteki çözüm sürecine işaret ederek, 2015’te başlayan sürecin toplumsallaştırılması halinde bugün çok sayıda ailenin aynı acıyı yaşamayacağını söyledi.
Akça, “2015’te bu süreç sahiplenilseydi, toplumsallaşabilseydi, iktidara rağmen, muhalefetiyle bütün eleştirel çevreleriyle o süreç desteklenmiş olsaydı biz burada bu kadar gencin ailesinin ciğerine ateşin düşmesine şahit olmayacaktık” ifadelerini kullandı.
Savaşın ve çatışmanın yarattığı acının ancak kayıp yaşayan ailelerin deneyimleri üzerinden anlaşılabileceğini belirten Akça, “Evinde helva kavrulmayan ölümün ne olduğunu bilemez” dedi.
Akça, taziyedeki ailelerin temel talebinin çocuklarının yeniden evlerine dönebilmesi olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Buradaki insanlar da, buradaki her bir aile de Ege’de bir köyde bir ailenin istedikleriyle aynı şeyi istiyor. Fazla bir şey istemiyor. Çocuklarının akşam yanlarında onlarla aynı haneye girebilmesini, aynı hayalleri kurabilmesini, aynı koşullara sahip olmasını istiyorlar.”
‘Onurlu bir barışı sağlamak zorundayız’
İnsan hakları savunucusu Raci Bilici ise taziyenin bazı çevreler tarafından hedef alınmasını eleştirdi. Bilici, böyle bir taziyeden rahatsızlık duyulmasının insan hakları ve hukuk açısından kabul edilemeyeceğini söyledi.
Bilici, “Bu tablodan rahatsız olacak bir birey varsa bilin ki o ne insanlıktan nasibini almış, ne insan haklarından, ne hukuktan, ne onurlu bir duruştan nasibini almamış” dedi.
Çatışmalı sürecin artık sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayan Bilici, “Bu süreci sağlıklı bir şekilde yürütmek gerekir. Bu süreci en nihayetine erdirmek lazım. Onurlu bir barışı sağlamak mecburiyetindeyiz” ifadelerini kullandı.
Bilici, yaşanan kayıpların önlenebileceğini belirterek geçmişte barışın sağlanması için daha erken adımlar atılabileceğini söyledi:
“Bu manzara yaşanmayabilirdi. Bunlar çok daha öncesi birçok gencimizi, birçok insanımızı, birçok değerimizi yitirmeden bu çatışmalı süreci bitirebilirdik. Onurlu bir barışı sağlayabilirdik.”
Koşuyolu Parkı’nda üç gün devam edecek taziyenin, pazar günü düzenlenecek mevlitle sona ermesi bekleniyor.



