Kürt Dil Konferansı’nda dili yaşatma vurgusu

Konferansta konuşan katılımcılar, Kürtçenin yasal güvence altına alınması ve yaşamın her alanında kullanılması gerektiğini vurgulayarak, “Şiarımız dili sadece korumak değil, yaşatmak olmalı” mesajı verdi.

Kürt Dil Konferansı’nda dili yaşatma vurgusu
Kürt Dil Konferansı’nda dili yaşatma vurgusu
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 27 Haziran 2026 17:48

Demokratik Dil Kurumları tarafından “Statüden eğitime kadar müzakere için yeni bir çerçeve” temasıyla düzenlenen Kürt Dil Konferansında, Kürtçenin hukuki statüsü, anadilde eğitim, kültür ve medyanın dil üzerindeki rolü çok yönlü biçimde ele alındı.

Konferansta konuşan katılımcılar, Kürtçenin yasal güvence altına alınması ve yaşamın her alanında kullanılması gerektiğini vurgulayarak, “Şiarımız dili sadece korumak değil, yaşatmak olmalı” mesajı verdi.

“Dilimiz için statü talep ediyoruz”

Konferansın açılış konuşmasını Dil Aktivisti Muhittin Altın yaptı.

Kürtçenin halen yasal bir statüye sahip olmadığını belirten Altın, “Dilimiz için bir statü talep ediyoruz. Çünkü dilimizin şu an bir statüsü yok. Yasal güvencenin dışında bırakılmış durumdayız. Dilimiz eğitim dili haline gelmedikçe halkımız geleceğinin olduğunu söyleyemez” dedi.

Dil konusunda yeni bir perspektif geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Altın, şöyle konuştu:

“Dilimizin çerçevesini ve izlenecek yol haritasını belirlemeliyiz. Kürt sorunu aynı zamanda bir dil sorunudur. Bu, tarihsel bir meseledir. ‘Koruma’ odaklı dil anlayışından uzaklaşmalı; dilimizi yaşamın ve inşanın dili haline getirmeliyiz. Vizyonumuz net olmalı. Dilimizi kendi topraklarımızda temel dil kılmalıyız. Her alanda dilimizi esas dil yapmalıyız.”

Açılış konuşmasının ardından Kürtçe için yürütülen çalışmaları anlatan sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi.

“Kürtçenin statüsü kalıcı barış için önemli”

Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivisti Mekiye Ormancı da Kürtçenin hukuki statü kazanmasının önemine dikkat çekti.

Ormancı, “Kürtçenin statüsü hukuki olarak kabul edilsin. Bu kalıcı barış için önemli bir adımdır. Dilin geleceği, yaşamın geleceğidir” ifadelerini kullandı.

Çiğdem Kılıçgün Uçar: Şark Islahat Planı hâlâ yürürlükte

DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise Türkiye’de dil politikalarının tarihsel boyutuna değindi.

Dilin kimlik, tarih ve kültür anlamına geldiğini belirten Uçar, devletin kuruluş sürecinde Kürtlerin inkârı üzerine şekillenen politikaların dili de hedef aldığını söyledi.

Şark Islahat Planı’nın etkilerinin sürdüğünü dile getiren Uçar, “Şark Islahat Planı dilimizin önünde bir engel teşkil etti. Kürt halkı devletin tüm alanlarından dışlandı. Eğitim hakları ellerinden alındı. Yüzyıllarca geride bırakıldılar ve Şark Islahat Planı hâlâ yürürlükte. Biz bu planı aşmak istiyoruz” dedi.

İlk oturumda Kürtçenin hukuki statüsü tartışıldı

Konferans, “Kürtçenin hukuki statüsü” başlıklı ilk oturumla devam etti.

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Amed Şubesi Kürt Dil Komisyonu Eşsözcüsü Mehmet Emin Gökdemir’in moderatörlüğündeki oturuma, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Cahit Kırkazak, DEM Parti Dil, Kültür ve Sanat Komisyonu Eşsözcüsü Cemile Turhallı ile hukukçu ve Kürt Dil Eğitmeni Ekrem Koçbaşı katıldı.

Cahit Kırkazak: Dil yaşamın kendisidir

“Anadil hakları nelerdir ve kamuoyunda bunların uygulanmasına dair örnekler nelerdir?” başlıklı sunumu yapan Cahit Kırkazak, dünyadaki resmi dil uygulamalarından örnekler verdi.

Dilin günlük yaşamın dili haline gelmesi gerektiğini ifade eden Kırkazak, Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine kadar Kürtçeye yönelik yasaklara değinerek şunları söyledi:

“Dil, gündelik yaşamın dili haline gelmelidir. Dilin kimlik olduğunu kabul ettiğimiz için Osmanlı ve Türk devletleri ilk olarak dili hedef almıştır. Yasaklanan ilk yapılar Kürt kurumları olmuştur. Kürtçenin eğitim dili haline gelmesini engellemek amacıyla dili yasaklamışlardır. Daha önce pek çok medresede, dernekte ve okulda Kürtçe eğitim verilmekteydi. Özellikle Kürtçeyi hedef aldılar. Dili yaşamın her alanında yasakladılar. Türkiye’de biri Kurmancî konuştuğunda farklı bir muameleye maruz kalıyor. Bu ayrımcılık ve cezalandırma son bulmalıdır.”

KCK davalarına da değinen Kırkazak, Kürt siyasetçilerin yargılamalar sırasında anadilde savunma hakkı için verdikleri mücadeleyi hatırlatarak, “Bugün itibarıyla şiarımız dili sadece korumak değil, yaşatmak olmalıdır. Binlerce yıllık ortak hafızayı ve mirası bugüne taşıyalım” dedi.

Cemile Turhallı: Anayasa değişmeli, dilimiz güvence altına alınmalı

1924, 1961 ve 1982 Anayasalarındaki dil düzenlemelerine değinen Cemile Turhallı, devletin resmi dil politikalarının Kürtçeyi kamusal yaşamın dışına ittiğini belirtti.

Turhallı, “Halkımız 1925’ten bu yana direndi, asla boyun eğmedi ve dilini bugüne kadar taşıdı. Kürtlerin ve Ermenilerin köy ve şehirlerinin tüm isimleri değiştirildi. Bu durum bugün de sürüyor. Yeni bir süreçten geçiyoruz. Anayasa mutlaka değiştirilmeli ve dilimiz yasal güvence altına alınmalıdır. Yasalar aracılığıyla belediyelere bazı yetkiler verilmeli; ancak o zaman kendi alfabemizi kullanabiliriz” dedi.

Ekrem Koçbaşı: Anadilde eğitim devletin sorumluluğudur

“Kürtçenin statüsüne ilişkin uluslararası antlaşmalar ve normlar nasıl uygulanabilir?” başlıklı sunumu yapan hukukçu Ekrem Koçbaşı ise uluslararası hukukta yer alan dil haklarına dikkat çekti.

Koçbaşı, devletin yurttaşlara anadilde eğitim imkânı sunmasının yükümlülük olduğunu belirterek, azınlık grupları için pozitif ayrımcılık uygulanması gerektiğini ifade etti.

İlk oturum soru-cevap bölümünün ardından tamamlandı.

İkinci oturumun gündemi anadilinde eğitim oldu

Konferansın ikinci oturumu “Anadilde eğitim” başlığıyla gerçekleştirildi.

Eğitim Sen 3 No’lu Şube Eşbaşkanı Gülser Sargül’ün moderatörlüğündeki oturuma Mardin Artuklu Üniversitesi Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Resul Geyik, akademisyen-yazar Übeydullah Pilatin ve yazar-dil eğitmeni Feride Akturan katıldı.

Resul Geyik, anadilde eğitimin uygulanma yöntemlerini anlatarak Kürtçede yeterli kaynak bulunduğunu ve çocukların kendi anadillerinde eğitim almalarının önemini vurguladı.

Übeydullah Pilatin ise çok dilli eğitim modeli, öğretmen yetiştirme süreçleri ile müfredat ve eğitim materyallerinin hazırlanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Feride Akturan da çok dilli eğitimin öğrenciler ve toplum açısından sağladığı katkıları anlattı.

Öğrencilerin anadillerinde eğitim gördüklerinde bilgiyi daha kolay öğrendiklerini ve kimliklerini daha güçlü biçimde koruyabildiklerini belirten Akturan, “Anadilinde eğitim bir lüks olarak değil, temel bir hak ve ulusal bir talep olarak görülmelidir” dedi.

Kültür ve medyanın dil üzerindeki etkisi ele alındı

Konferansın üçüncü oturumu ise “Kültür ve Medya” başlığıyla gerçekleştirildi.

Gazeteci Mehmet Şahin’in moderatörlüğündeki oturuma Kadın Kültür Sanat ve Edebiyat Derneği (KASED) Başkanı Saliha Ayata, sanatçı Veysi Varlı ve gazeteci Ferhat Akıncı konuşmacı olarak katıldı.

“Dil ile kültür birbirinden ayrı düşünülemez”

Saliha Ayata, dil ile kültürün birbirini var eden iki temel unsur olduğunu belirterek, Kürt kültürünün uzun yıllardır baskılarla karşı karşıya kalmasına rağmen yaşamını sürdürdüğünü söyledi.

“Kültürden bahsederken dilsiz bahsedemezsin, dilden bahsederken de kültürsüz bahsedemezsin” diyen Ayata, kültürün Kürt halkı açısından aynı zamanda kendini ifade etmenin temel zemini olduğunu ifade etti.

“Müzik bir dil, bir kimliktir”

Sanatçı Veysi Varlı ise müziğin Kürt kültürünü bugüne taşıyan en önemli araçlardan biri olduğunu belirterek, “Müzik her defasında, her an, her yere ve her yöne ulaşıyor. Müzik bir dil, bir kimliktir; yaşamın kimliğidir” dedi.

Ferhat Akıncı: Özgür Basın okul ve akademi görevi gördü

“Dil farkındalığı oluşturmada medyanın rolü” başlıklı sunum yapan gazeteci Ferhat Akıncı, konuşmasına 23 Haziran’da yaşamını yitiren gazeteci Bayram Balcı’yı anarak başladı.

Kürtçenin medyada yer bulmasının dilin yaşatılmasında önemli rol oynadığını ifade eden Akıncı, Özgür Basın’ın bu süreçte hem okul hem de akademi işlevi gördüğünü söyledi.

“Kürt basını haber ulaştırmanın yanı sıra hem okul hem de akademi rolünü oynadı. Gazetelerde, radyolarda ve televizyonlarda yapılan Kürtçe yayınlar sayesinde insanlar dili öğrendi. Azadiya Welat bu açıdan önemli bir hat oluşturdu” diyen Akıncı, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Yükümüz çok ağır. Bugün büyük tehlikeler var. Bu yüzden daha çok çalışmamız gerekiyor. Her basın çalışanı ve dil kurumlarında görev yapanlar dil militanlığı yapmalı. Kürtçeyi ileriye taşımalıyız ki toplum dili daha fazla kullansın. Kürt dili toplumun dili, yaşamın dilidir. Her yerde rahatlıkla dilimizi konuşmalıyız.”

Konferans, soru-cevap bölümünün ardından ilk gününü tamamlarken, çalışmaların yarın da devam edeceği belirtildi.