• Ana Sayfa
  • Ekoloji
  • Kuzey Amerika, küresel emisyon artışının yüzde 47’sinden sorumlu

Kuzey Amerika, küresel emisyon artışının yüzde 47’sinden sorumlu

Londra merkezli Enerji Enstitüsü’nün verilerine göre Kuzey Amerika, 2025’te dünya genelindeki emisyon artışının yüzde 47’sini oluşturdu.

Kuzey Amerika, küresel emisyon artışının yüzde 47’sinden sorumlu
Kuzey Amerika, küresel emisyon artışının yüzde 47’sinden sorumlu
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 10 Temmuz 2026 11:44

Yapay zeka alanında yaşanan hızlı gelişmeler teknolojik dönüşümün beraberinde getirdiği yüksek enerji ihtiyacını da gündeme taşıdı. Yeni veriler, veri merkezlerinin artan elektrik tüketiminin küresel emisyonlar üzerindeki etkisini ortaya koydu. Londra merkezli kar amacı gütmeyen Enerji Enstitüsü’nün yayımladığı yeni istatistiksel incelemeye göre, ABD öncülüğündeki Kuzey Amerika, 2025 yılında küresel emisyon (atmosfere salınan ve Dünya’nın ısınmasına yol açan sera gazları) artışında en büyük paylardan birine sahip oldu.

Rapora göre Kuzey Amerika, 2025’te dünya genelindeki toplam emisyon artışının yüzde 47’sinden sorumlu oldu. Bu artışta özellikle ABD’de hızla büyüyen veri merkezi sektörü önemli rol oynadı. Veri merkezleri (yapay zeka sistemleri, internet hizmetleri ve dijital işlemler için binlerce bilgisayar sunucusunun çalıştırıldığı büyük tesisler), yüksek miktarda elektrik tüketiyor.

ABD’de son yıllarda yenilenebilir enerji yatırımlarında da önemli artış yaşandı. Ülkede güneş enerjisi kapasitesi bir önceki yıla göre yüzde 28’den fazla yükseldi. Ancak uzmanlara göre temiz enerji üretimindeki büyüme, artan toplam enerji ihtiyacını karşılamak ve fosil yakıt kullanımını azaltmak için yeterli olmadı.

Verilere göre Kuzey Amerika’daki emisyon artışının önemli nedenlerinden biri de kömür kullanımındaki yükseliş oldu. Özellikle ABD’de kömür kaynaklı emisyonların yüzde 13 oranında arttığı belirtildi. Uzmanlar, güneş ve rüzgar enerjisindeki büyümenin önemli olduğunu ancak iklim krizinin yavaşlatılması için temiz enerji kapasitesinin sadece yeni talebi karşılamasının yeterli olmadığını, aynı zamanda mevcut fosil yakıt kullanımının da yerini alması gerektiğini vurguluyor.