MAGA’cıların ve neo-con’ların ortak hedefi: ‘Küçük Venedik’i iliğine kadar sömürmek!

Büyük olasılıkla bu topraklara ilk ayak basan konkistadorlar, ormanlarla kaplı, ırmak zengini ülkeyi gördüklerinde gözleri dönmüştü. Yer üstünün zenginliklerini hemen fark ettikleri kesin! Su bolluğu sebebiyle olsa gerek ki, o zamanlar Avrupa’nın en zengin kentlerinden Venedik’i akıllarına getirmiş bu manzara. 1499’da Maracaibo Gölü üzerinde inşa edilen kazık evler, sözde kâşif özde işgalci Alonso de Ojeda ve Amerigo Vespucci’ye İtalya’daki Venedik’teki binaları hatırlatmış ve bölgeye ‘Küçük Venedik’ anlamına gelen ‘Venezuola’ adını vermişler. Bu topraklarda yeraltı zenginliklerini keşfeden onların torunları ise zenginlikleri sömürmek için dedelerinden bile fazla kan dökmenin en doğal hakları olduğuna karar vermişler. İşte size ‘Latin Amerika’nın kesik damarları’nın hikâyesinin epizotlarından biri, bugün yeniden gündemde…

ULUSAL GÜVENLİK STRATEJİ BELGESİ:
TÜM KITANIN SAHİBİ ABD OLACAK

Biraz tarihten haberi olanlar arasında, uyuşturucuyla mücadelenin ABD’nin Venezuela’ya yönelik operasyonunun gerekçesi olduğuna inanacak kadar saf pek az insan vardır bu dünyada… Kurnaz ve paragöz emlakçının ve MAGA’cı ekibin (Make America Great Again), Delta Force özel birliklerinin (ABD’nin sınır tanımayan haydutları) operasyonuyla, Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu, eşiyle birlikte yatak odasından alıp yargılamak üzere New York’a kaçırmalarının temel sebebi; dünya âleme ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ni Amerika Kıtası’da uygulamaya koydukarının ilanı. Zaten Donald Trump da açık açık söylüyor. Öyle Demokratlar gibi ‘demokrasi ihracı’ benzeri yalanlar kıvırmıyor! Hedefleri tüm kıtada tek bir ‘pembe dalga’ iktidarına bile yaşam hakkı tanımamak. Trump’ın, operasyonunun hemen ardından Kolombiya ve Küba’yı tehdit etmesi bunun kanıtı, ancak hedefinde Brezilya ve Meksika da var.
Ana amaç siyasî bir mesaj olsa da, tabii ki bir diğer hedef de ekonomik; kıtanın tüm doğal kaynaklarına çökmek. Zaten açık açık bunu da dile getirmekten imtina etmiyorlar.

GENERAL ESKİSİNİN AĞZINI SULANDIRAN
SAYMAKLA BİTMEYEN DOĞAL KAYNAKLAR

ABD’li emekli general Laura J. Richardson 2022’de, 3 Ocak’ta, büyük olasılıkla yerli işbirlikçilerle CIA, NSA, ABD Ordusunun katillerinden oluşan Delta Force’un organizasyonuyla, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılmasını hedefleyen operasyonun ekonomik gerekçelerini açıklamıştı. Aslına bakarsanız, en önemli sebeplerden birinin bu kaynakları ele geçirmek olduğunu, aklını peynir ekmekle yemiş üç-beş sözde liberal kanaat önderi dışında herkes biliyordu. Ne demişti bu general eskisi Richardson, onu bir hatırlatayım önce: “Elbette Küba, Venezuela ve Nikaragua, Rusya ile ilişkilere sahip. Bu bölge zengin doğal kaynakları ve nadir toprak elementleri açısından çok zengin. Bugün teknoloji için gerekli olan ‘lityum üçgeni’ne sahipsiniz. Dünyadaki lityumun yüzde 60’ı, ‘lityum üçgeni’ olarak adlandırdığımız bölgede; Arjantin, Bolivya, Şili’de bulunuyor. Guyana açıklarında bir yıl önce keşfedilen en büyük petrol rezervlerine ve hafif petrole sahipsiniz. Venezuela’nın petrol, bakır, altın gibi kaynakları da var. Burada dünyanın akciğerleri olan Amazon Ormanları’na sahipsiniz. Ayrıca bu bölgede dünyanın tatlı su rezervlerinin yüzde 31’ine sahibiz. Yani rakamların çok ötesinde yapacak çok işimiz var. Bu bölge çok önemli!.. Ulusal güvenliğimizle ilgili olarak oyunumuzu ilerletmemiz gerekiyor”.
Dikkat ederseniz, bu eski general Venezuela’nın doğal kaynaklarını sıralarken, ağzı öyle bir sulanıyor ki, arada bir “sahipsiniz’ derken, bir bakıyorsunuz “sahibiz” demeye başlamış!

AMERİKAN ENERJİ KARTELLERİNİN
AÇGÖZLÜLÜĞÜ VE BİTMEYEN KİNİ

Bu zenginlikler arasında ilk sırada hidrokarbon yatakları var. Venezuela, devlet bütçesinin büyük bir kısmını petrol gelirlerinden karşılıyor. 2024 yılında, devlet petrol şirketi ‘Petróleos de Venezuela, SA’nın (PDVSA) petrol ihracat gelirleri ve ödediği vergilerin, devlet gelirlerinin yaklaşık yüzde 58’ini oluşturduğu tahmin ediliyor. Hani Trump “Yatırımlarımıza çöktüler, geri alacağız” demeye getiriyor ya, o “yatırım” dediği, Amerikan petrol devlerinin ele geçirmiş olduğu petrol arama ve çıkarma imtiyazları. Daha Bolivarcılar iktidarı ele geçirmeden önce, Carlos Andrés Pérez Rodríguez’in ilk cumhurbaşkanlığı döneminde, 1 Ocak 1976’da Venezuela petrol endüstrisi özelleştirilip, bu hakkı, kamu işletmesi olarak kurulan PDVSA’ya devredilmesine kadar Venezuela’nın bu zenginliği Amerikan kartellerine peşkeş çekiliyordu. Bu zenginliği kaybeden Amerikan petrol kartelleri bunu hiç unutamadı! Ondan sonra arama ve çıkarma lisansı alabilenler, o devasa geliri Venezuela halkıyla paylaşmak zorundaydı. Olacak iş miydi yani!

303.3 MİLYAR VARİL PETROLÜN YANINDA
201 TRİLYON FİT KÜP DOĞALGAZ REZERVİ

Venezuela dünyanın bilinen en büyük petrol rezervlerine sahip ülkesi. O kadar büyük ki, Suudi Arabistan’ın rezervleri bile yanına yaklaşamıyor; tam 303.3 milyar varil petrolden söz ediyoruz. Bu kadar petrol olan bir bölgede doğalgaz olmaz mı? Tabii ki var, ancak rezervin büyüklüğü tam olarak hesaplanamıyor. 2022 itibarıyla 201 trilyon fit küp civarında olduğu tahmin ediliyordu. Peki bu kadar petrol rezervi varken, ambargoları bir yana koysak da, neden daha fazla petrol ve petrol türevleri üretemiyordu Venezuela?.. Sebeplerden biri kuşatılmışlık, bir diğeri liyakatsız yöneticiler olsa bile, asıl sebep o petrolün teknik özelliklerinden kaynaklanıyor.

EKSTRA AĞIR HAMPETROLÜ ÇIKARMAK
İÇİN YÜKSEK TEKNOLOJİ GEREKİYORDU

Küresel rezervlerin yaklaşık yüzde 17’sini oluşturan rezervine rağmen, Venezuela 2023 yılında toplam küresel hampetrol üretiminin yalnızca yüzde 0.8’ini gerçekleştirebiliyordu. Sebep, ülkenin kanıtlanmış petrol rezervlerinin çoğunun, Orinoco Kuşağı’ndan elde edilen ekstra ağır hampetrol olması… Ekstra ağır hampetrolün çıkarılması, uluslararası petrol şirketlerinin sahip olduğu, ancak uluslararası yaptırımlar nedeniyle katılımının sınırlı kaldığı daha yüksek düzeyde teknik uzmanlık gerektiryor. Ayrıca, PDVSA’daki bütçe kısıtlamaları, nitelikli teknik personel eksikliği ve doğrudan yabancı yatırım eksikliği, Venezuela’nın petrol ve doğalgaz üretimini engelliyor. Belki de bu konuda Çin Halk Cumhuriyeti, PDVSA’nın imdadına yetişebilirdi, ancak şimdilik bu tren kaçmış görünüyor. Büyük olasılıkla Amerikan tekelleri bu zenginliği işleyecek bundan sonra! Eğer Bolivarcı hareket yeniden bir kurtuluş savaşı başlatmazsa…

YERALTINDA ÇALINMAYI BEKLEYEN ENDÜSTRİYEL METALLER GANİ!..

Hidrokarbon zenginliği gani, ancak bir o kadar önemli ve belki daha da önemli bir zenginliği var ülkenin, pek çok maden ve bunların önemli bir bölümü stratejik önemi olan endüstriyel metaller… Venezuela’nın demir cevheri yatakları, ülkenin sanayi kalbi olan Ciudad Guayana şehrinin ardında yükselen Guyana Yaylaları’nda yer alıyor. Bu bölgede, zengin demir cevheri ve boksit yatakları bulunuyor. Ayrıca altın, gümüş, uranyum, nikel ve fosfat yatakları da var. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, ABD çelik devleri US Steel ve Bethlehem Steel bu bölgedeki demir cevherini, hammadeye aç ABD sanayine sunmakla görevlendirilmiş. Bayağı bir sömürmüşler Venezuela’yı.

Demir cevheri kadar önemli bir diğer yeraltı kaynağı da alüminyum üretiminin vaz geçilmezi boksit… Venezuela, dünyanın en büyük boksit rezervlerinden birine sahip.

POST-KOLONYALİSTLERİN
HAYALİNDEKİ ‘EL DORADO’

Venezuela, başka pek çok emtianın da üreticisi… Küresel maden pazarı açısından sıralayayım: Kükürtün yüzde 6’sı, feldispatın yüzde 2’si, silika kumun yüzde 1’i bu ülkeye ait… Yüzde 1’den daha az paya sahip olduğu diğer emtialar arasında kömür, kurşun, çinko, bakır, nikel, altın, titanyum, elmas ve uranyum bulunuyor. Saydıklarımın her birine yükselen bir talep var ve bu yıl bir arz açığı yaşanması çok mümkün.

Ve hâlâ envanteri bitiremedik! Amazon’un ırmak zengini ülkelerinden biri Venezuela ve devasa bir hidroelektrik potansiyeli var. Çılgınca elektrik tüketen veri merkezlerinden birkaçını burada kurabilir Amerikan tekno-derebeyleri… Bunun yanı sıra, yine devasa ve verimli tarım arazilerine sahip. Alın size sayısız tarımsal emtia!.. Hele ki küresel iklim krizi sebebiyle, bir gıda krizinin yaşanması muhtemel bugünlerde yemede yanında yat! Bu arada devasa ormanlarını da unutmamak gerek… Her türlü yağmaya açık artık!

VENEZUELA SADECE BAŞLANGIÇ

Şimdi gelelim ABD’nin gözü dönmüş, merkantilist dönemin kolonyalist açgözlülüğünü ve saldırganlığını başa oturtan ulusal güvenlik stratejisini uygulamaya koyma kararının temel sebeplerine… MAGA’cılar durduk yere ortaya çıkmadı. Demokratlar’ın iki yüzlü ‘demokrasi ihracı’nı ağızlarına yüzlerine bulaştırdığını ve trilyonca doları bu sebeple buharlaştırdıklarını gördükçe deliye döndüler. Oysaki, belki aynı derecede kanlı olsa da, bir o kadar kârlı bir başka yol vardı. Neo-merkantilist post-kolonyalizm… Gümrük tarifelerini yükselt, diğer ülkelere Made in USA malları zorla sat, Çin ve diğer gelişen ekonomilerin gelişiminin önünü tıka, gerekirse doğal kaynak zengini ülkeleri işgal et ya da darbe yaptır ve ele geçir, atıl va kadük kalmış sanayini geliştir ve bunun için ucuz enerji ve emtia ortamını inşa et!.. Şu anda karşı karşıya olduğumuz durum bu. Trump ikinci başkanlık döneminde İsrail ve diğer bağlaşıkları eliyle Batı Asya’yı dizayn ederken, şimdi arka bahçesini ABD Ordusu ve yerel işbirlikçilerle yeniden sömürgeleştirme peşinde… ABD’nin elini güçlendiren ve işgalini kolaylaştıran bir kaynağı da var; Venezuela’nın halk düşmanı vatan haini faşistleri!.. Mesela Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen, Binyamin Netanyahu’nun büyük aşk beslediği Maria Corina Machado… Machado gibi onlarcasını bulabilir Washington, Venezuela’yı yeni sömürgesi yapabilmek için!

Venezuela ilkti, belki bu yıl içinde Küba, sonrasında Kolombiya ve derken Brezilya sırada… Aç gözlü katil konkistadorlar Güney Amerika’yı yeniden ‘keşfetmeye’, istila etmeye hazır ve nâzır!

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.