Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Ocak – Haziran 2026 dönemini kapsayan Marmara Bölgesi Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu’nu Beyoğlu’nda bulunan dernek binalarında düzenledikleri basın toplantısıyla açıkladı.
Toplantıya çok sayıda hukukçu katılım sağladı. Edirne, Tekirdağ, Kocaeli, İstanbul (Marmara/Silivri, Bakırköy, Metris, Maltepe, Ümraniye), Gebze, Düzce, Sakarya ve Bolu illerindeki 18 ceza infaz kurumunu kapsayan rapor; avukatların gerçekleştirdiği hapishane ziyaretleri, mahpuslardan gelen mektuplar ve aile görüşmelerinden elde edilen veriler referans alınarak hazırlandı.
Basın açıklamasında rapor metnini ÖHD üyesi Zozan Vargün okudu. Raporun açıklandığı ve düzenli ziyaretlerin yapıldığı kurumlar arasında Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Edirne L Tipi Kadın Kapalı Cezaevi, Çorlu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Marmara 5 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi, Marmara Kapalı Cezaevi, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi, Metris R Tipi Kapalı Cezaevi, Maltepe 1 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi, Maltepe 3 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi, Ümraniye T Tipi Kapalı Cezaevi, Gebze Kadın Kapalı Cezaevi, Kocaeli 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Kocaeli 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi, Sakarya 2 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi ve Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi yer aldı.
“Sürece rağmen hak ihlalleri artarak sürüyor”
Zozan Vargün, Türkiye’de yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin, uzun yıllardır devam eden Kürt meselesi başta olmak üzere çeşitli yapısal toplumsal sorunların çözümüne yönelik yeni bir siyasal ve toplumsal arayış olduğunu ifade etti.
Ancak bu sürece rağmen cezaevlerindeki hak ihlallerinin artarak sürdüğünü vurgulayan Zozan Vargün, devletin sürece ilişkin sistematik bir plan ortaya koymaması nedeniyle “hukuki belirlilik” ilkesinin zedelendiğini dile getirdi.
Vargün, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde oluşturulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun, teorik olarak demokratikleşme, toplumsal uzlaşı ve insan hakları reformları açısından önemli bir kurumsal zemin oluşturma potansiyeline sahip olmakla birlikte, uygulama düzeyinde bağlayıcı ve somut norm üretimi bakımından sınırlı bir ilerleme gösterdiğini belirtti.
Bu çerçevede 27 Şubat itibarıyla başladığı ifade edilen Barış ve Demokratik Toplum Sürecine ilişkin değerlendirmelerde ceaevi rejiminin ayrıca ele alınmasının zorunlu olduğunu aktaran Vargün, hapishanelerin devletin pozitif yükümlülüklerinin ve insan hakları standartlarının en görünür olduğu alanlar olduğunu, yapılan gözlemlerin ise tecrit uygulamalarının yoğunluğunu ve sürekliliğini ortaya koyduğunu ifade etti. Bu tecrit olgusunun sosyal, psikolojik ve iletişimsel alanları da sistematik olarak kısıtladığını ekledi.
Cezaevlerinde kronikleşen sağlık ve muayene sorunları
Raporda hapishanelerdeki yapısal sorunların kronikleştiği ve infaz rejiminin cezalandırıcı bir karaktere büründüğü aktarılarak öne çıkan şu somut vakalara yer verildi:
-
Marmara 5 Nolu L Tipi: 18 kez anjiyo olan, 8 stenti bulunan; kalp yetmezliği, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ve diyabet hastası olan M.E.T., Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “cezaevinde kalabilir” yönündeki raporunun ardından 24 Mart 2026 tarihinde hayatını kaybetti.
-
Kelepçeli Muayene ve Ring Çilesi: Bolu, Edirne ve Kocaeli başta olmak üzere birçok hapishanede mahpuslara çift kelepçe ve kelepçeli muayene uygulaması getirildiği, bu uygulamayı kabul etmeyenlerin tedavi edilmeden geri getirildiği aktarıldı. Mahpusların ring araçlarının dar bölmelerinde ve hastane nezathanelerinde saatlerce bekletildiği belirtildi.
-
Ağız İçi Arama: Düzce T Tipi Cezaevi’nde hasta mahpuslar S.T. ve F.K.’nin, jandarma tarafından uygulanan ağız içi arama uygulamasını reddettikleri gerekçesiyle hastaneye götürülmedikleri ve bu durumun üzerine aile görüş yasağı cezası aldıkları raporda paylaşıldı.
-
Metris R Tipi: İki kolu ampute olan ve tek başına hayatını idame ettiremeyeceğine dair ATK raporu bulunan E.A.’nın infazının ertelenmediği vurgulandı.
Tahliyeler idare kurulları tarafından engelleniyor
Rapora göre, 30 yıllık infaz süresini tamamlayan mahpusların tahliyeleri, İdare ve Gözlem Kurulları (İGK) tarafından sistematik olarak engelleniyor. Kurulların, hiçbir disiplin cezası olmayan mahpuslara “Pişman mısın?”, “PKK terör örgütü müdür?”, “Niçin bağımsız koğuşa geçmiyorsun?” gibi sorular yönelttiği, bu sorulara verilen yanıtlar ya da sosyal etkinliklere katılmama gibi gerekçelerle tahliyelerin 3 ila 6 aylık periyotlarla otomatik olarak ertelendiği ifade edildi.
Bu kapsamda Kocaeli 2 Nolu F Tipi’nde 30 yıllık mahpuslar Ö.Y. ve T.A.’nın tahliyelerinin kurul kararıyla ileri tarihlere ertelendiği, Bolu F Tipi’nde ise halen 14 mahpusun benzer gerekçelerle tahliye edilmediği aktarıldı.
Yayın yasakları, kitap kotaları ve Kürtçe tercüme ücreti
Marmara Bölgesi hapishanelerinde tecrit koşullarının ağırlaştırıldığı, mahpusların sosyal ve kültürel haklarının büyük ölçüde kısıtlandığı belirtilen raporda şu ayrıntılar dikkat çekti:
-
Yayın ve Gazete Yasağı: Yeni Yaşam, Evrensel ve Xwebûn gibi gazeteler ile Demokratik Modernite dergisinin, haklarında resmi bir yasaklama kararı olmamasına rağmen “Bakanlık listesinde olmadığı” veya ideolojik gerekçelerle mahpuslara verilmediği bildirildi.
-
Kitap Kotaları: Cezaevlerinin genelinde 5 ila 20 kitap arasında katı kotalar uygulanıyor. Kocaeli 1 Nolu F Tipi’nde kota fazlası kitapların aileler tarafından alınmaması durumunda çöpe atılacağının ihtar edildiği aktarıldı.
-
Kürtçe Yayınlara Çeviri Ücreti: Kocaeli 2 Nolu F Tipi’nde Kürtçe kitaplar için mahpuslardan 5.000 TL’ye varan fahiş tercüme ücretleri talep edildiği, yürütülen hukuki mücadele sonucu Haziran 2026 itibarıyla cezaevi idaresinin bu uygulamadan vazgeçtiği açıklandı.
Yargı paketlerinde ayrımcılık eleştirisi
Raporun değerlendirme bölümünde, Türkiye’de yürütülen barış ve demokratik toplum arayışlarına tecrit ve ayrımcı infaz politikalarının zarar verdiği ifade edildi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin devam etmesine rağmen Abdullah Öcalan’ın koşullarında iyileşme olmadığının altını çizen Zozan Vargün, Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecrit uygulamasının yalnızca bireysel bir hak ihlali değil, Türkiye’nin demokratik geleceği ve barış süreci açısından da ciddi bir engel oluşturduğunu, bu çağrının karşılık bulabilmesi için İmralı tecrit sisteminin kaldırılması ve Öcalan’ın toplumsal barışa katkı sunabileceği koşulların yaratılması gerektiğini dile getirdi.
Süreç bağlamında kamuoyunun gündeminde olan ve yargı alanında reform adı altında sunulan 10’uncu Yargı Paketi Kanun Teklifi’nin 4 Haziran 2025 tarihinde, 11’inci Yargı Paketi Kanun Teklifi’nin ise 25 Aralık 2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini hatırlatan Vargün, her iki pakette de siyasi mahpusların kapsam dışı bırakıldığını ve siyasi mahpuslara yönelik eşitsiz ve ayrımcı uygulamaların sonlandırılması açısından yetersiz kalındığını vurguladı. Hazırlanması beklenen 12’nci Yargı Paketi ile de bu durumun devam edeceğinin anlaşıldığını belirten Vargün, bu duruma son verilmesi ve infaz rejimine ilişkin düzenlemelerin tüm mahpuslar bakımından eşitlik ilkesine uygun şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Bir kişinin hapishanede olmasının devletin yükümlülüklerini askıya almadığını belirten ÖHD, tutulma mekânlarında kalanları temel haklardan yoksun bırakmanın ikinci bir cezalandırma anlamına geleceğini ifade etti.
ÖHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, raporun sonunda taleplerini şu şekilde sıraladı:
-
Ağır hasta mahpusların infaz erteleme talepleri derhal kabul edilmeli ve tahliyeleri sağlanmalıdır. ATK tek otorite olmaktan çıkarılmalıdır.
-
İdare ve Gözlem Kurullarının keyfi ve hukuki dayanaktan yoksun uygulamalarına son verilmelidir.
-
Tüm mahpuslar için infazda eşitlik ilkesi hayata geçirilmeli; tecrit, kelepçeli muayene ve yayın yasakları gibi hak ihlalleri sonlandırılmalıdır.




