• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Mazlum Abdi İlke TV’ye konuştu: Entegrasyon bir son değil, yeni bir başlangıç

Mazlum Abdi İlke TV’ye konuştu: Entegrasyon bir son değil, yeni bir başlangıç

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) eski Genel Komutanı Mazlum Abdi, yeni göreviyle ilk kez Türkiye’de İlke TV’ye konuştu. Gazeteci Banu Güven’in Haseke’de gerçekleştirdiği söyleşide Abdi, SDG’nin entegrasyon sürecinden Kürtlerin anayasal haklarına, Kürtçe eğitimden yeni siyasi yapı arayışına, IŞİD tehdidinden Türkiye’nin Suriye’deki rolüne kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

  • Yayınlanma: 4 Eylül 2026 10:00
  • Güncellenme: 4 Eylül 2026 10:31

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) eski Genel Komutanı Mazlum Abdi, yeni göreviyle ilk kez, Türkiye’den ulusal yayın yapan bir televizyona, İlke TV’ye konuştu.

Gazeteci Banu Güven’in Haseke’de gerçekleştirdiği söyleşide Abdi, SDG’nin entegrasyon sürecinden Kürtlerin anayasal haklarına, Kürtçe eğitimden yeni siyasi yapı arayışına, IŞİD tehdidinden Türkiye’nin Suriye’deki rolüne kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Bir dönem savaş alanlarında üniformasıyla görülen Mazlum Abdi, şimdi Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı olarak sivil kıyafetlerle kameraların karşısında.

Abdi için bu değişim salt kişisel bir görev değişikliğini değil, Suriye’de Kürtlerin önündeki yeni siyasi dönemi de simgeliyor.

Mazlum Abdi’nin açıklamaları, Suriye Kürtlerinin önündeki mücadelenin biçim değiştirdiğini de gösteriyor.

Abdi, SDG’nin 15 yıllık silahlı mücadelesinin ardından başlayan süreci “bir son ama aynı zamanda bir başlangıç” olarak tanımlıyor.

Ona göre artık mücadele, silahlı alandan siyasi alana taşınıyor.

Entegrasyon Suriyeli Kürtler için kazanım mı, kayıp mı?

SDG’nin Suriye devletine entegrasyonu konusunda Abdi, süreci ne bir “teslimiyet” ne de tek taraflı bir zafer olarak değerlendiriyor.

Kürtlerin yıllar boyunca kendi bölgelerinde siyasi, askeri, ekonomik ve idari alanlarda önemli bir yönetim deneyimi oluşturduğunu belirten Abdi, bunun geçici bir dönem olduğunu söylüyor.

Ona göre asıl mesele, bu deneyimin ardından Kürtlerin Suriye devleti içerisinde nasıl bir statü kazanacağı.

Abdi, Baas rejiminin Kürtleri inkâr eden politikalarıyla bugünkü dönem arasında önemli bir fark bulunduğunu belirterek, Kürtlerin ilk kez kimlikleriyle birlikte Suriye devletinin yeni yapısında yer alma imkanına sahip olduğunu ifade ediyor.

Bu nedenle entegrasyonu geçmişte elde edilen kazanımların tamamen terk edilmesi olarak görmüyor. Ancak Kürtlerin taleplerinin henüz tamamının karşılanmadığını da açıkça söylüyor.

Kürtlerin “yeni Suriye’de” ulusal, kültürel, idari ve anadili haklarının anayasal güvenceye alınması gerektiğini belirten Abdi, mevcut kazanımların daha da genişletilmesini istiyor.

SDG’nin fesih kararını duyururken ne hissetti?

Abdi, 20 Ağustos’ta Kamişlo’daki Özgürlük Parkı’nda SDG’nin entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıklarken bunun kendileri açısından kolay bir karar olmadığını ortaya koyuyor.

15 yıllık mücadele boyunca SDG’nin binlerce kayıp verdiğini ve toplum içerisinde güçlü bir karşılığı bulunduğunu belirten Abdi, süreci bir kapanıştan çok yeni bir mücadele biçimine geçiş olarak değerlendiriyor.

Mazlum Abdi “Bir son ama aynı zamanda bir başlangıç” sözleriyle tarif ettiği yeni dönemde temel hedefin, Kürtlerin Suriye devleti içerisinde kendi kimlikleriyle yer alması olduğunu söylüyor.

Abdi’ye göre artık silahlı mücadelenin yerine siyasi mücadele geçecek. Bu nedenle SDG’nin sona ermesiyle ortaya çıkabilecek siyasi boşluğun doldurulması da yeni dönemin en önemli meselelerinden biri.

Kürtçe konusunda beklentiler neden karşılanmadı?

Kürtçe konusunda ise Abdi’nin yaklaşımı daha temkinli. Rojava’daki özerk yönetim döneminde çocukların ilkokuldan üniversiteye kadar Kürtçe eğitim alabildiğini hatırlatan Abdi, bugün devlet tarafından tanınan Kürtçe eğitim hakkının bu deneyimin gerisinde kaldığını söylüyor.

Mazlum Abdi bu nedenle Kürt toplumunun mevcut uygulamalara yönelik itirazlarını haklı buluyor.

Abdi, Kürtçe meselesinin yalnızca Suriye içerisindeki bazı kesimlerin yaklaşımıyla açıklanamayacağını, bölgedeki diğer ülkelerin tutumlarının da süreci etkilediğini belirtiyor.

Mazlum Abdi buna karşın Kürtlerin, anadili konusunda kendi iradesini ortaya koymaya devam etmesi gerektiğini vurguluyor.

Abdi, Kürt halkının çocuklarını Kürtçe eğitim veren okullara göndermeye devam etmesini de bu mücadelenin bir parçası olarak görüyor.

Okulda Kürtçe yazınca başına neler gelmişti?

Kürtçe anadili meselesinin Abdi açısından salt siyasi bir başlık olmadığı, kendi yaşam öyküsünden de anlaşılıyor.

Abdi, çocukluk yıllarında Kürtçe kitap okuduğu ve yazdığı için gözaltına alındığını anlatıyor.

Henüz 13-14 yaşlarındayken okulunun Kürtçe kitaplar nedeniyle basıldığını ve yaklaşık bir hafta cezaevinde kaldığını söylüyor.

Okulda bulunan kitapların Kürt tarihi, Newroz ve Kawa efsanesi anlatısıyla ilgili olduğunu belirten Abdi, yıllar sonra Kürtçenin Suriye devletinin eğitim sistemi içerisinde sınırlı da olsa tanınmasını bu nedenle tarihi bir gelişme olarak değerlendiriyor.

Ancak bunun yeterli olmadığını da özellikle vurguluyor. Ona göre mevcut adım bir başlangıç ve Kürtlerin iradesini ortaya koyması halinde hakların zaman içerisinde daha da genişletilmesi mümkün.

Kürtlerin anayasal hakları güvence altına alınacak mı?

Abdi, önümüzdeki dönemde anayasa hazırlık sürecinin Kürtler açısından kritik olacağını söylüyor.

Henüz kesin bir takvim bulunmadığını ancak önümüzdeki 2-3 ay içerisinde bir anayasa hazırlık komisyonunun oluşturulmasının beklendiğini belirten Abdi, Kürt temsilcilerinin de bu komisyonda yer almasını istediklerini aktarıyor.

10 Mart ve 29 Ocak anlaşmalarında Kürtler ve Kürtçe konusunda alınmış kararlar bulunduğunu hatırlatan Abdi, cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde Kürt haklarıyla ilgili düzenlemelerin de bulunduğunu ifade ediyor.

Ancak Abdi’ye göre bütün bu kazanımların kalıcı hale gelmesi için anayasal güvence gerekiyor.

Kürtlerin ulusal, kültürel, anadili ve idari haklarının anayasal düzen içerisinde yer alması gerektiğini belirten Abdi, mevcut kazanımların Kürtlerin tüm taleplerini karşılamaktan uzak olduğunu söylüyor.

Yeni Suriye’de bölgenin seküler düzeni korunabilir mi?

Abdi, 15 yıllık süreçte bölgede yalnızca siyasi ve askeri kurumların değil, aynı zamanda yeni bir toplumsal yaşam biçiminin oluştuğunu belirtiyor.

Bu yaşamın tamamının yasal güvenceye kavuşmamış olabileceğini ancak bölgede bir kültür ve toplumsal deneyim oluştuğunu söyleyen Abdi, bunun devam edeceğine inanıyor.

Suriye’nin önünde laik, demokratik ve medeni bir devlet kurma konusunda ciddi engeller bulunduğunu kabul eden Abdi, buna rağmen Baas dönemine kıyasla daha fazla imkan olduğunu düşünüyor.

Suriye’nin uluslararası topluma açılmak ve uluslararası hukukla uyumlu hale gelmek istediğini belirten Abdi, bu nedenle yeni dönemde demokratik ve seküler bir Suriye kurulması için daha geniş bir alan bulunduğu görüşünde.

SDG’nin ardından yeni bir siyasi parti mi kurulacak?

SDG’nin sona ermesiyle birlikte Abdi’nin önünde yeni bir soru daha bulunuyor: Silahlı yapının bıraktığı siyasi alan nasıl doldurulacak?

Abdi, SDG’nin 15 yıl boyunca bölge halkı açısından önemli bir rol üstlendiğini, halkı koruduğunu ve ağır kayıplar verdiğini belirtiyor. Bu nedenle SDG’nin sona ermesiyle ortaya çıkacak siyasi boşluğun görmezden gelinemeyeceğini söylüyor.

Bölgede siyasi faaliyet yürüten aktörlerin yeni bir siyasi yapı konusunda çalışmalar yaptığını belirten Abdi, henüz yapının biçiminin ve adının kesinleşmediğini ifade ediyor.

Ancak Abdi yeni bir siyasi yapının oluşturulmasını önemli bir ihtiyaç olarak görüyor. Ona göre SDG’nin toplumsal tabanının ve 15 yıllık mücadelenin ardından ortaya çıkan siyasi birikimin yeni dönemde siyasi alana taşınması gerekiyor.

Bu çerçevede Abdi, silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçişin yalnızca bir söylem değişikliği olmayacağını, yeni bir siyasi örgütlenme ihtiyacını da beraberinde getireceğini ortaya koyuyor.

Salih Müslim’in mirası yeni siyasi yapıda yaşayacak

Abdi, yeni siyasi yapı tartışılırken 11 Mart 2026’da hayatını kaybeden PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Salih Müslim’in Kürt siyasi hareketindeki yerinin de altını çiziyor.

Salih Müslim’i yalnızca Demokratik Birlik Partisi (PYD) üzerinden tanımlamanın eksik olacağını belirten Abdi, onun Suriye Kürt siyasetinde uzun yıllara yayılan bir siyasi geçmişe sahip olduğunu söylüyor.

Müslim’in Baas rejimi döneminde tutuklandığını, sürgün yaşadığını ve ailesinin de ağır bedeller ödediğini belirten Abdi, Salih Müslim’in çocuklarının da savaş sırasında yaşamını yitirdiğini hatırlatıyor.

Abdi, Salih Müslim’in siyasi mirasının yeni dönemde de korunacağını ve anısının yeni siyasi yapı içerisinde yaşayacağını ifade ediyor.

IŞİD neden hâlâ ciddi bir tehdit?

Suriye’de yeni siyasi dönem tartışılırken Abdi’nin dikkat çektiği başlıklardan biri de IŞİD oldu.

Abdi, örgütün eski gücünde olmadığını ancak ortadan kalkmadığını söylüyor. IŞİD’in hâlâ ideolojik bir tabana, finansal ve insan kaynağına ulaşabildiğini belirten Abdi, örgütün basit bir silahlı yapı olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor.

Baas rejiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesinin ardından IŞİD’in bir dönem hareket alanının genişlediğini belirten Mazlum Abdi, örgütün bugün daha zayıf olmasına rağmen saldırı düzenleme kapasitesini koruduğunu ifade ediyor.

Bu nedenle bölgede güvenlik konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirten Abdi, IŞİD’in yeniden güç kazanabilecek bir tehdit olduğunu söylüyor.

Türkiye’nin Suriye’de üstlenebileceği rol nedir?

Abdi’ye göre yeni Suriye döneminde Türkiye’nin etkisi artmaya devam edecek.

Türkiye’nin sınır komşusu olması ve Suriye’nin yeniden inşasında ekonomik kapasitesi nedeniyle önemli bir aktör olduğunu belirten Abdi, Ankara’nın Suriye’nin yeniden yapılanmasında olumlu bir rol oynayabileceğini düşünüyor.

Ekonomik gelişme ve bölgesel istikrar konusunda Türkiye ile ortaklaşabilecekleri alanlar bulunduğunu belirten Abdi, Suriye’nin istikrara kavuşmasının Türkiye açısından da önemli olduğunu ifade ediyor.

Abdi bu noktada Türkiye’de devam eden çözüm sürecine de özel bir anlam yüklüyor.

Mazlum Abdi, Türkiye’deki Kürt meselesi ile Suriye’deki Kürt meselesinin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirterek, iki dosyanın uzun süredir birbirini etkilediğini söylüyor.

Türkiye’nin geçmişte SDG’yi kendi ulusal güvenliğine yönelik tehditlerin bir parçası olarak değerlendirdiğini ve bunun çatışmalı bir döneme yol açtığını hatırlatan Abdi, bugün yürütülen çözüm sürecinin Suriye açısından da olumlu bir etkisinin olduğunu düşünüyor.

Abdullah Öcalan ile Türkiye arasında yürütülen sürecin Suriye’deki Kürt meselesinin çözümüne katkı sunabileceğini belirten Abdi, yeni dönemde Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesine açık olduklarını vurguluyor.

Türkiye’ye ne zaman gelecek, yapılacaklar listesinde neler var?

Mazlum Abdi’nin yeni görevindeki önemli başlıklardan biri de Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi.

Abdi, yeni görevlerinin henüz resmen başlamadığını, entegrasyonla bağlantılı çalışmaları tamamladıktan sonra Şam’da görev yapacağını söylüyor.

Mazlum Abdi, görevinin başlamasıyla birlikte zamanının bir bölümünü Şam’da, bir bölümünü ise bölgedeki halkının yanında geçirmeyi planlıyor.

Abdi’ye göre Türkiye konusunda ise önceliğin güvenlik başlığını aşan daha geniş bir ilişki zemini oluşturmak olduğu görülüyor.

Ekonomik kalkınma, bölgesel istikrar ve Kürt meselesinin çözümü bu yeni ilişkinin öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor. Abdi, Türkiye ile ilişkilerin gelişmesinin Suriye’nin genel istikrarına katkı sağlayacağını düşünüyor.

Bölgede yeni bir dönemin başladığını belirten Abdi için asıl mesele, 15 yıllık savaş ve yönetim deneyiminin ardından ortaya çıkan yeni siyasi zeminin nasıl değerlendirileceği.

Mazlum Abdi silahların yerini siyasetin aldığı bu yeni dönemde Kürtlerin hedefini ise şöyle tarif ediyor: “Suriye’den ayrı bir yapı kurmak değil, kendi kimlikleriyle Suriye’nin kurucu unsurlarından biri olmak ve elde edilen kazanımları anayasal güvenceyle genişletmek.”