Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Şam yönetimiyle imzalandığı duyurulan anlaşma hakkında açıklamalarda bulundu.
Ronahi TV’ye konuşan SDG Genel Komutanı, Şam ile varılan anlaşmaya ilişkin “Anlaşmada Kürt kentlerine, -bunlara köyler de dahil-Suriye ordusu girmeyecek” dedi.
“Şam ile yapılan anlaşma halkımızın kazanımlarını koruyacak” diyen Mazlum Abdi, “Kamişlo, Dêrik, Kobani ve Cizir’de bulunan SDG’ye bağlı güçler, tugay olarak Suriye ordusunun bir parçası gibi bulundukları yerleri korumaya devam edecekler.” ifadelerini kullandı.
Mazlum Abdi’nin açıklamalarında “Devlet kademelerinde görev almam için birçok öneri yapıldı ancak bu kademelere arkadaşlarımı önerdim. Görev almayacağım. Ben halkımın arasında kalacağım, temel görevim Kürt ulusal birliği için çalışmak olacaktır.” ifadeleri de dikkat çekti.
Anlaşma sonucu elde edilen kazanımlara değinen Mazlum Abdî, “Hedeflerimiz bugün elde ettiklerimizden daha büyüktü. Verilen emeği de küçük görmemek gerek. Anlaşma, Kürt kentlerinin siyasi, askeri ve idari anlamda korunması üzerine. Kazanımlarımız korunacak. Amaçlarımız var, onlara ulaşmak için mücadele devam edecek. Kültür, eğitim alanında elde edilen kazanımlar korunacak. Eğitim için görüşmeler devam edecek, kazanımların korunması için elimizden geleni yapacağız. Her yerde kararlar yerel meclisler tarafından alınacak. Şu an görevde olanlar, görevlerine devam edecek. Kürtlerin olduğu kentlerde yönetimler devam edecek. Devrimin kazanımları korunacak. Bazı eksikler var, onlar için de mücadele edeceğiz. SDG tugaylar şeklinde Suriye ordusu içinde resmi bir şekilde yer alacak ve şu an bulundukları kentlerin korumasını sağlayacaklar. Kobani’ye dönük abluka kalkacak. Anlaşma yürürlüğe girdiğinde Suriye ordusuna bağlı gerek Kobani, gerek Cizîr bölgesinde bulunan askerler çekilecek. Bizim güçlerimiz de kentlerden çıkacak. Bu gerçekleşince abluka son bulacak” şeklinde konuştu.
Açıklamalarında “Bu anlaşma, Kürt bölgelerinin özgünlüğünün korunmasıdır” ifadelerine yer veren Mazlum Abdi, “Her yönüyle, askeri, güvenlik ve idari ve hatta idari açıdan. Bir yere kadar kazanımlar korunmuştur.” diye konuştu.
Şam ile gerçekleşen görüşme diplomasisine değinen Mazlum Abdi “Bu bir süreçti. 18 Ocak’ta başladı bu süreç. O zaman bir anlaşma oldu; ancak çerçevesi dardı. Şam’a gittik Şara ile bir görüşme oldu. Bugün de Şara ile aramızda bir telefon görüşmesi oldu ve anlaşmayı karşılıklı imzaladık. Bu anlaşma ile en büyük hedefimiz ateşkesin sağlanması. Halkımıza karşı büyük bir katliam tehdidi vardı. Bunun önüne geçmek için elimizden geleni yaptık. Uluslararası güçlerin bu katliamın önünü alacak pozisyonda olmadığını gördük ve halkımızın haklarını korumak için böyle bir anlaşma yaptık” diye konuştu.
Anlaşmanın bütün Kürt kentleri ve köylerini kapsadığını belirten Mazlum Abdî, “Anlaşmada Kürt kentlerine, bunlara köyler de dahil Suriye ordusu girmeyecek. Bu Cizîr bölgesi ve Kobani için geçerlidir. 2 Şubat’ta entegrasyon başlayacak ve bu devam edecek. Geçici Suriye Hükümeti’ne bağlı bir güç Hasekê ve Kamişlo’ya gelecek ve bu entegrasyonu takip edecek. Onların çalışmaları entegrasyon bitene kadar. Entegrasyon bitince onlara bir ihtiyaç kalmayacak. İç Güvenlik Güçleri’ne bağlı asayiş güçleri kentlerde güvenliği sağlayacak. Komiteler kuruldu. Hem biz hem de Şam komiteler kurdu. İdari işlemler için bu komiteler birlikte çalışacak. Kente yayılan, kentin güvenliğini ve idaresini alan bir durumları olmayacak. Bazı devlet kurumları var, sadece oralarda görev alabilecekler. Halkımız güçlerinin yanında olsun ve var olan idari kurumlarına destek versin ki bu süreç başarıya ulaşsın” diye belirtti.
Mazlum Abdi “Bu ayın 27’sinde Şam’a gittik, Ahmet Şara ile uzun bir görüşmemiz oldu. Bu sabah da bir telefon görüşmemiz gerçekleşti; ardından ittifakı imzaladık. Halkımız üzerinde büyük bir katliam planı vardı. Bunun önünü almak için çok çabaladık; maalesef uluslararası güçler bu saldırıyı durdurmak için çok istekli değildi. Biz de bir anlaşmaya gittik. Amacımız bu planları durdurmak ve halkımızı korumaktı.” ifadelerini kullandı.
Sürecin garantör ülkelerinin ABD ve Fransa olduğunu belirten Mazlum Abdi “ABD ve Fransa bu anlaşmanın her tarafında var. Onlar da süreci izleyecek. Trump kendisi Şara ile bu anlaşmayı konuştu. Macron kendisi birkaç defa konuştu. Siyasi garantör olacağını Macron kendisi biz anlaşmayı imzalamadan önce söyledi. Garantör devletler kendi görevlerini bundan sonra daha dikkatli yapmalı. Çatışmalı süreçte esir düşenler ile ilgili daha önce biz Şam ile bir anlaşmaya varmıştık. Bu anlaşma imzalandıktan sonra bu konu bizim başat konulardan biridir. Esir düşen kişilerin durumunun takipçisi olacağız. Bu süreçte eksik olan, halkımızın gördüğü eksikleri birlikte çözüme kavuşturmak için çalışacağız.” diye konuştu.
SDG Genel Komutanı Abdi konuşmasında ayrıca şunları belirtti:
“Uluslararası güçler de toplantılarımızda yer aldılar.Fransa Cumhurbaşkanı, bu anlaşmanın siyasi olarak garantörü olacağını söyledi. Rejimin ve aşiretlerin elinde esir olan güçlerimizin geri dönmesi konusunda bir anlaşmamız var.
Devletin kademelerinde yer almam için çok öneri geldi; ancak ben arkadaşlarımın olmasını tercih ettim, onların arkasında durdum. Ben halkımın içinde olacağım.
Bizim büyük bir işimiz var; Kürtlerin birliğini daha ileriye taşımak için çalışacağız. Dünyada bizi destekleyen Kürtleri görünce mutlu olduk.
Kobani’deki kuşatma kalkacak; anlaşmayı bugün imzaladık, 3 gün sonra yürürlüğe girecek. Cizir ve Kobani’de rejime bağlı güçler geri çekilmeli; böylece ambargo da kalkacaktır.
Afrîn ve Serêkaniyê konusunda çözüm sağlanması gerekiyor; buralar Kürt şehirleridir. Yaptığımız bu anlaşma Afrîn için de geçerli olmalıdır. Kürtlerin şehirleriyle ilgili bir anlaşma yapıldı. Biraz zaman gerekebilir, ancak çözülecektir.
Kürtlerin köyleri, iç güvenlik güçlerimiz ve entegrasyon sağlanan güçlerimiz tarafından korunacak.Çalışma yapan arkadaşlarımıza destek olunmalıdır.
Bu anlaşma, bütün Kürtleri korumayı hedefliyor; hem siyasi, hem idari, hem de askeri anlamda.
Eğitim çalışmalarımız resmi olacak; bu da anlaşmada yer alıyor. Kürt bölgelerindeki idari kurumlar, o bölgedeki insanlar tarafından çalıştırılacak.
Güvenliğimiz, bizim güçlerimiz tarafından sağlanacak; komutanları da yine bu mücadelenin yürütücüleri olacak.”



