• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Mazlum Abdi: Suriye Kürtlerinin mücadelesi siyasi alana taşınıyor

Mazlum Abdi: Suriye Kürtlerinin mücadelesi siyasi alana taşınıyor

Mazlum Abdi, yeni göreviyle ilk kez Türkiye’de ulusal bir kanal olarak İlke TV’ye konuştu. Gazeteci Banu Güven’e Haseke’de Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı olarak konuşan Mazlum Abdi, SDG’nin entegrasyon sürecinden Kürtlerin anayasal haklarına, Kürtçe eğitimden yeni siyasi yapı arayışına, IŞİD tehdidinden Türkiye’nin Suriye’deki rolüne kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Mazlum Abdi: Suriye Kürtlerinin mücadelesi siyasi alana taşınıyor
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 4 Eylül 2026 17:17
  • Güncellenme: 4 Eylül 2026 17:40

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) eski Genel Komutanı Mazlum Abdi, yeni göreviyle ilk kez  Türkiye’den ulusal yayın yapan bir televizyona, İlke TV’ye konuştu.

Gazeteci Banu Güven’in Haseke’de gerçekleştirdiği söyleşide Abdi, SDG’nin entegrasyon sürecinden Kürtlerin anayasal haklarına, Kürtçe eğitimden yeni siyasi yapı arayışına, IŞİD tehdidinden Türkiye’nin Suriye’deki rolüne kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

İlke TV YouTube kanalından da yayınlanan söyleşinin tamamı şöyle:


Banu Güven: Merhaba, ben Banu Güven. İlke TV’nin çok özel bir konuğu var: Suriye Demokratik Güçleri’nin komutanı olarak tanıdığınız, ama artık Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanlığı görevini üstlenmiş olan Mazlum Abdi. Mazlum Abdi ilk kez Türkiye’den ulusal yayın yapan bir televizyona, İlke TV’ye mülakat veriyor ve bu söyleşiyi 2 Eylül 2026 tarihinde Haseke’de yapıyoruz. Sayın Mazlum Abdi, merhaba, hoş geldiniz.

Yeni görevine ne zaman başlayacak?

Mazlum Abdi: Siz de hoş geldiniz.

Banu Güven: Bugün sizi mülakat verirken ilk kez sivil kıyafetlerle görüyoruz. Cumhurbaşkanlığı danışmanlığı görevine daha çok yeni başladınız. Mesainiz başladı mı ve göreviniz icabı neler yapacaksınız? Ne kadar burada, buralarda, ne kadar Şam’da olacaksınız?

Mazlum Abdi: Daha resmi işlerimize başlamadık. Şimdi Haseke-Cezir bölgesine geldik. Burada yaptığımız işler var; mesela entegrasyona bağlı işleri bitirmemiz gerekiyor. Ardından Şam’a gideceğiz, orada bir program üzerinde çalışacağız. İnanıyorum ki bu da yakın zamanda gerçekleşecek. Yaptığım zamanlamada zamanımın yarısı Şam’da, yarısı da burada halkımın içinde geçecek.

Banu Güven: Ne kadar süre içinde başlayacak o mesainiz?

Mazlum Abdi: İnanıyorum ki çok yakın bir zamanda başlayacak.

Banu Güven: Peki, 25 Ağustos’ta Şam’da Başkanlık Sarayı’nda Suriye Demokratik Güçleri’nin görevini tamamladığını, güçlerinizin Savunma Bakanlığı’na intikal ettirilip entegre edildiğini açıkladınız. İki gün sonra görevlendirme kararnameniz çıktı. Başka ülkelerin hükümet başkanlarından kimlerden mesajlar aldınız? Onu merak ediyorum.

Mazlum Abdi: Şöyle söyleyebilirim ki birçok devlet başkanı bize tebrik mesajını iletti. Amerika, Fransa, Suudi Arabistan, Katar, Irak gibi bir çok ülkenin yöneticileri kendi hükümetleri ve başkanları adına tebrik mesajlarını ilettiler. Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi Tom Barrack bir açıklama yayınladı galiba; oradan başka açıklama geldi mi, ben takip edemedim.

Banu Güven: Türkiye’den de Suriye’deki duruma dair bir açıklama yayınlandı. Bunları da gördünüz mü? Size de yönelen açıklamalar olarak görüyor musunuz?

Mazlum Abdi: Bazı ülkeler kendi hükümetleri adına bizimle telefonda konuşup tebriklerini ilettiler. Konuşurken birlikte bir rahatlamanın olduğunu ve özellikle entegrasyonun ilerlemesinden herkesin mutlu olduğunu söyleyebilirim.

Entegrasyon: Bitiş değil, yeni bir başlangıç

Banu Güven: 20 Ağustos’ta Kamışl0’da 100. yıl kutlamaları vardı ve orada Özgürlük Parkı’nda ilk kez entegrasyon sürecinin tamamlandığını duyurdunuz. “Bir bitiş ama bir başlangıç” da dediniz. 15 yıllık siyasi-silahlı mücadelenin ardından halkla bir araya geldiğiniz o akşamda duygularınız neydi?

Mazlum Abdi: Doğrusu benim için çok değerli ve anlamlı bir andı. Uzun bir zamandır bir savaşın içerisindeydik, halkımızın haklarını savunuyorduk ve bugüne kadar halkımızı savunmak için çalıştık. Halkımız da bu süreçte bizimle birlikteydi. İlk defa savaş süreci sona erdiğinde halkımızla birlikte yeni bir mücadeleye, siyasi bir mücadeleye ve yeni bir çalışma dönemine başlıyoruz. Amacımız halkımızın Suriye devleti içerisinde kendi yerini almasını sağlamak; biz de Kürt halkı olarak bu devletin bir parçası olmak istiyoruz. İnanıyorum ki bu mücadele de kolay olmayacak, zor ve zahmetli bir süreç olacak, ama farklı bir tarzda. İnanıyorum ki bizim için de yeni bir mücadele ve yeni bir başlangıç olacaktır.

Banu Güven: Entegrasyonun şartlarını eleştirenler, Rojava devriminde kazanılmış hak ve özgürlüklerden feragat etmek anlamına geldiğini söyleyenler var. Entegrasyon sürecinin eksiklerini sonra soracağım, ama önce şunu sormak istiyorum: bu sürecin, Suriye devleti/toplumunun bir parçası olarak Kürt halkına şu an kazandırdıkları neler?

Mazlum Abdi: Doğrudur, bu yeni bir süreç. Elbette ki sürecin eleştirisini de yapmak lazım, biz buna da açığız. Ama artık yeni bir süreç başlıyor; halkımız bu yeni süreçte nasıl yerini alacak, şu anda bizim için önemli olan mesele bu. Yapılan eleştiriler, “başardılar mı başaramadılar mı” yaklaşımını doğru bulmuyoruz. “Teslim oldular” gibi söylemler doğru değil; ama biz “başardık, devlet kaybetti” de demiyoruz. Herkesin kabul edebileceği, herkes için iyi olacak ve halkımız açısından da olumlu sonuçlar doğuracak bir süreç söz konusu; bunun faydalarını zamanla göreceğiz.  Aynısı Suriye devleti için de geçerli.

Şunu söyleyebilirim: bizim talebimiz, halkımızın talepleri elbette daha fazlaydı. 15 yıllık süreçte farklı bir yaşam sürdük, özel bir şey hayata geçirdik. Ayaktaydık, siyasi bir statümüz vardı; ekonomide, siyasette, uluslararası ilişkilerde, askeri ve güvenlik konularında kendi kararlarımızı kendimiz veriyorduk. Ancak bu geçici bir durumdu. Şimdi önemli olan Suriye içerisinde sağlam bir statümüzün olması. İnanıyorum ki Baas rejimi dönemiyle kıyasladığımızda, Kürt halkı için yeni bir ilerlemenin olduğunu söyleyebiliriz; yeni bir gelişme, yeni bir temel oluşmuştur. Kürt halkı bunun üzerinde varlığını, özgürlüğünü inşa edebilecektir.

Her şeyden önce, yasal bir çerçevede Kürt halkı kimliğiyle bu yeni devlete katılıyor; bu büyük bir başarıdır. Kendi bölgemizde devlet adına, devletin bir parçası olarak, idari ve askeri işleri kendimiz yürütüyoruz. Entegrasyon bu esaslar üzerine kurulmuştur. Elbette ki bizim de yapacağımız çok iş var. Bu bizim için yeni ve güçlü bir başlangıçtır; bir temel oluşturmuştur ve bu temel üzerinde daha iyi ve daha güçlü bir geleceği halkımız için kuracağız.

Banu Güven: Şimdi vatandaşlığını almak için başvuranlar oldu; o süreç hızla yürüyor anladığım kadarıyla. Bir sayı paylaşabiliyor musunuz? Kaç kişi vatandaşlığı yoktu ve şu an itibarıyla aldı?

Mazlum Abdi: Doğrusu bu süreç daha öncelerden de vardı. Baas döneminde de böyle bir karar çıktı ve halkımız bundan faydalandı.  2011-2012’de Suriye devleti böyle bir karar aldı ve birçok insan bundan faydalandı. Ancak birçok insan bu haktan yararlanamamıştı, güvenlik nedeniyle devlet kurumlarına ulaşamamıştı. Bu dönem onlar da yararlandı; önceden kimliği olmayanlar bundan faydalandılar. İnanıyorum ki bu konu artık çözüldü.

Anadilinde eğitimde yeni adımlar atılacak mı?

Banu Güven: Peki, o zaman sizin için de çok önemli bir konu olan ana dilde öğrenim, ana dilini kullanma meselesine geçelim. Şam’dan çıkan Kürtçe dili kararnamesi, bugün itibarıyla Rojava’da sağlanan hakların çok gerisinde kalıyor. Üniversiteler için belirsizlik olduğunu gördük; ilk ve ortaokullarda derse başlanacak, ama öngörülen şey de Rojava’daki müfredatın gerisinde. Ulusal dil tanımı, seçmeli ders sınırlaması, sosyal bilimlerde sözlü Kürtçe kullanımı gibi yaklaşımlar var. Halk tatmin olmamış görünüyor, ana dili eylemleri var. Ne yapacaksınız?

Mazlum Abdi: Dil meselesini iki şekilde ele almak gerekiyor. Birincisi, 14 yıla yaklaşan zamanda halkımız tamamen Kürtçe eğitim veren okullara çocuklarını gönderiyor; ilkokuldan üniversiteye kadar büyük bir adım attık, bu Rojava’da uygulanmış önemli bir deneyimdir. Elbette kıyaslandığında bugün devletin tanıdığı haklar geri bir adımdır.

İkinci konu şu: Suriye tarihinde atılmamış adımlar Kürtler için atılıyor. Şimdiye kadar Kürtçe yasaklıydı, kabul edilmiyordu. Ben kendim de ana dilim Kürtçe için tutuklanmış bir insanım — okulda yazdığım ve okuduğum için tutuklandım.

Banu Güven: Ne zaman, kaç yaşınızdaydınız, neredeydi?

Mazlum Abdi: O zaman ortaokuldaydım, 13-14 yaşındaydım. Sırf kitap okuduğumuz için okulumuz basıldı ve bir hafta cezaevinde kaldık.

Banu Güven: Ne yazdığınızı hatırlıyor musunuz?

Mazlum Abdi: Siyasi konulardı, Kürt halkının tarihiyle ilgiliydi . Newroz ve Kawa efsanesiyle ilgiliydi. Dil meselesi benim için önemli ve çok büyük bir meseledir.

Doğrusu Suriye’de bununla ilgili çok büyük engeller var. Benim gördüğüm, yeni Suriye devleti ana dil konusunda kapalı değil ama önemli sorunlar ve engeller var. Bir adımın atıldığını görüyoruz, bu açıdan da bakmamız gerekiyor. İlk defa Kürt dili, müfredatta az yer alsa da, eğitim dili olarak kabul edildi; devlet eğitiminin bir parçası oldu. Bu yeterli bir düzey değildir ama bir adım atılmıştır, ilk adımlar önemlidir, bir temel oluşmuştur. Eğer halkımız ana dil konusunda mücadelesini devam ettirirse, iradesini ortaya koyarsa, ben inanıyorum ki engelleri adım adım açacağız.

Banu Güven: Engeller olduğunu söylüyorsunuz. O engeller nereden çıkıyor, neden kaynaklanıyor?

Mazlum Abdi: Birçok sebebi var. Kürtçe meselesi sadece burayı ilgilendirmiyor, birçok ülkeyi, Suriye’nin komşularını da ilgilendiriyor. İnanıyorum ki dışarıdan kaynaklı engeller var; Kürtçe ile ilgili kendi sorunları olan diğer ülkeler bu konuya müdahil oluyor. Bir de Suriye’nin içinde kaynaklar var; bazı kesimler henüz bu meseleyi hazmedememişler. Bize göre bu sorun, halkımız Kürtçe konusunda iradesini ortaya koydukça, haklarına sahip çıktıkça, çocuklarını Kürtçe eğitim veren okullara gönderdikçe adım adım çözülecek ve süreç ilerleyecek.

Banu Güven: Yani, sizin bugün özellikle yönetiminizin sağladığı imkanlar resmi olarak kabul edilse, Kürtlerin yaşadığı ülkelerin hepsi için örnek olacak ve en ileri uygulamalar Suriye’de olacaktı. O yüzden mi biraz yavaş gidiliyor?

Mazlum Abdi: Bunu da söyleyebilirim, bu da doğrudur. Komşu ülkelerde de bazı süreçler var; orada da bunlar konuşuluyor ama daha o safhaya tam gelinmedi.

Yeni anayasada Suriye Kürtlerinin hakları

Banu Güven: Bir başka konu daha var: Suriye’nin yeni anayasası nasıl hazırlanacak? Bunun bir takvimi aşağı yukarı belirlendi mi? Biraz daha somutlaştı mı, ve sizin için anayasada mutlaka bulunması gereken unsurlar nedir?

Mazlum Abdi: Henüz bu konuda net bir takvim belirlendi mi. Benim aldığım bilgiler, önümüzdeki 2-3 ay içerisinde anayasa hazırlık komisyonunun oluşturulacağı yönünde. Biz de Kürt halkının temsilcilerinin bu komisyonda yer almasını ve taleplerinin dile getirilmesini istedik. Şimdilik Kürt halkı için bazı kazanımlar var: devletle imzalanmış anlaşmalar var. 10 Mart anlaşması, 29 Ocak anlaşması. Bunlar Kürt halkı ve Kürtçe için alınmış resmi kararlardır. Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde de Kürt halkına ilişkin maddeler var.

Halkımızın da bu konuda talepleri var; biz istiyoruz ki bunların içerikleri anayasada yer alsın. Elbette şu anda Kürt halkı haklarının tamamına ulaşmış değil, bu hakların daha da genişlemesi lazım. Kürt halkının ulusal hakları, kültürel hakları, ana dil hakları, idari meseleleri var; bunların çözüme kavuşup anayasada yer alması gerekiyor.

Yeni siyasi parti ve Salih Müslim’in mirası

Banu Güven: Bir süre sonra farklı bir siyasi görünüm olacak Suriye’de ve belki sizin de yeni bir partiniz olacak. Bu yazıldı, çizildi. Parti hazırlıkları var mı? Varsa ne aşamada, isim belirlediniz mi, nasıl bir parti olacak?

Mazlum Abdi: Şu anda hem Kürt halkı içerisinde hem Suriye genelinde yeni bir dönem ve yeni bir siyasi ortam var. Bizim de siyasi çalışmalarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. SDG’nin varlığını sonlandırması bir boşluk yarattı. SDG geçtiğimiz 15 yılda bu halk için önemli çalışmalar yaptı, halkı korudu, binlerce şehit verdi; bir tabanı, kendisine sahip çıkan insanları var. Biz bu alanda bir boşluk oluşmasını istemiyoruz; dolayısıyla SDG’nin yarattığı boşluğu dolduracak bir siyasi yapının oluşması önemlidir.

Halkımız içerisinde siyasi faaliyet yürütenler bu konuda çalışmalar yapıyor. Ancak henüz ne şekilde olacağı, isminin ne olacağı netleşmiş değil. Bu önemli bir çalışmadır ve büyük bir çalışma yapılması gerekiyor.

Banu Güven: Bir siyasi hareketten söz ederken, adını anmadan geçmek olmaz: Salih Müslim’i çok yakın zamanda kaybettiniz. Başınız sağ olsun. Ona dair, ne ifade ettiğine dair, Kürt halkı için birkaç söz söylemek ister misiniz?

Mazlum Abdi: Teşekkür ederim. Salih Müslim’in, yani Bavê Welat’ın, Kürt siyasi tarihinde ve Suriye siyasetinde özel bir yeri vardır. PYD kurulmadan önce de Salih Müslim’in siyasi bir kişiliği vardı, sadece PYD’ye bağlı değildi; siyasi hareketin başlangıcından beri tüm süreçlerin içinde yer aldı. Birçok kez Baas rejimi tarafından tutuklandı, bir dönem sürgüne gitmek zorunda kaldı, ailesi büyük zorluklar yaşadı, çocukları savaşın ön cephesinde şehit düştü. Kendisi hep öndeydi. Suriye’de Kürt siyasi hareketi içinde büyük bir yeri vardır; elbette biz onun anısına sahip çıkacağız. Anısı bu yeni siyasi hareketimizin içinde de yaşayacak.

Yeni Suriye’de seküler yaşam korunacak mı?

Banu Güven: Teşekkürler. Şunu da sormak istiyorum: yeni Suriye nasıl olacak? Suriye, herkesin kendi inancına göre yaşayabileceği, kimliğini özgürce yaşayabileceği bir ülke olabilecek mi? Rojava’da seküler bir hukuk gelişmişti; yeni anayasayla birlikte, sizin burada yarattığınız o seküler/laik alanı yeni Suriye’de koruyabilecek misiniz?

Mazlum Abdi: Elbette burada oluşan durumu korumanın bazı zorlukları olacaktır, bu da mücadelenin bir parçası. Şunu söyleyebilirim: 15 sene içinde burada oluşturduğumuz yaşam, yasal bir güvenceye kavuşmasa da bir kültür oluşturmuştur ve bu bir şekilde devam edecektir. Genel olarak, Suriye’de medeni, laik bir hükümetin kurulması önünde sorunlar ve engeller var. Ama Baas dönemine göre bunun için daha fazla imkan var. Şu anda Suriye uluslararası topluma açılmak ve uluslararası kanunlara uymak istiyor, bunun için mücadele kararlılığı var. Laik, demokratik ve medeni bir ülke kurmanın imkanlarının olduğuna inanıyorum.

YPJ’nin geleceği ve Şam ile müzakereler

Banu Güven: IŞİD/DAİŞ’le mücadele sürecinde kadınlar açısından da bir devrim yaşadı, Rojava. YPJ, Kadın Koruma Birlikleri, bu devrimin sembolü. Şimdi Suriye Demokratik Güçleri’nden dört tugay orduya katıldı, ama Şam’daki hükümet kadınları orduya kabul etmediği için farklı bir formül arandı: İçişleri Bakanlığı’na bağlı, terörle mücadeleyle görevli bir güç formülü ortaya çıktı. Bu formül sizi, ya da kadınları, tatmin ediyor mu?

Mazlum Abdi: Elbette bu kadın hareketinin vereceği bir karardır. Benim anladığım, kadınlar bu durumdan memnun değiller. 29 Ocak’tan beri, yedi aydır süren, askeri bir güç olarak tanınmak için bir mücadeleleri oldu. Ancak anlaşıldı ki şu anda Suriye’de kadınların ordu içinde yer alması için imkanlar mevcut değil; Şam’da yaptığımız son toplantıda Suriye devleti de bu konudaki kararını bize bildirdi. Kadın arkadaşlarımız da ona göre kararlarını verdiler. Onlar için şu anda önemli olan, antiterör birliği şeklinde askeri bir güç olarak varlıklarını, savaşçı kimliklerini sürdürmek; İçişleri Bakanlığı içinde varlıklarını sürdürmeleri de bir çözüm yolu. Ancak istedikleri bu değildi, yine bir askeri güç olarak Suriye içinde yer almak istiyorlar, fakat varlıklarını sürdürmek için Suriye devletinin bu teklifini kabul ettiler.

Suriye’de Türkiye’nin rolü ve çözüm süreci

Banu Güven: Peki, Türkiye’nin Suriye’nin geleceğinin belirlenmesinde, Esad’ın devrilmesinden başlayarak — hatta daha öncesinden — önemli bir rol oynadığı açık; bunu Türkiye’de hükümet de kabul ediyor. Türkiye Suriye’nin geleceğinde nasıl bir rol oynuyor, bu etki nasıl evriliyor? Bir de Abdullah Öcalan var. Öcalan’ın Suriye’deki sürecin ilerlemesine kritik aşamalarda katkısı olduğuna dair bir kanaat var. Bunlara dair bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Mazlum Abdi: Şüphesiz bu yeni dönemde Suriye’de Türkiye’nin etkisi artmıştır. Suriye’nin meseleleri Türkiye’yi ilgilendirmeye devam edecek; sınır komşusu olması ve daha birçok faktörden dolayı bu etki sürecektir. İnanıyorum ki Suriye’nin yeniden inşasında Türkiye’nin rolü konusunda genel bir ittifak var; Türkiye özellikle ekonomik açıdan olumlu bir rol oynayabilir ve oynayacaktır.

Türkiye’de devam eden barış süreci de özellikle Suriye’deki Kürtlerin dosyasını yakından ilgilendiriyor, çünkü Türkiye kendi Kürt dosyasıyla Suriye’deki Kürt dosyasını birlikte değerlendiriyor. Türkiye devleti, Suriye’deki Kürtlerin/SDG’nin varlığını kendi ulusal güvenliğinin bir parçası olarak gördü; bu yaklaşımla uzun süre çatışma yaşandı, askeri müdahaleler oldu. Şu anda Türkiye’de yürüyen çözüm sürecinin bu konuda önemli bir etkisi oldu; bir istikrar ve çatışmasızlık durumu var. İnanıyorum ki İmralı ile Türkiye devleti arasında yürüyen çözüm sürecinin, Suriye’deki Kürt meselesinin çözümünde olumlu etkisi olacaktır.

Çatışmalı dönemde Öcalan’ın rolü

Banu Güven: Türkiye sizinle diyalog kurmadığı dönemlerde, Abdullah Öcalan kolaylaştırıcı bir rol oynayıp bir köprü oluşturduğu, sürecin ilerlemesine katkı sağladığı söylenebilir mi?

Mazlum Abdi: Türkiye’de yürütülen barış süreci, bir şekliyle Türkiye’nin buranın üzerindeki ilişkilerinde de etkili oldu — hem Türkiye ile ilişkilerimizin devamına hem buradaki sürece katkısı oldu.

Banu Güven: Peki, Türkiye ile Suriyeli Kürtleri temsilen ilişkilerinizin normalleşmesinde bir aşama kaydedilmiş görünüyor; artık diyalog olduğunu, üst düzey yetkililerin konuştuğunu biliyoruz. Bir sonraki adım: diplomatik pasaportunuzu aldınız mı? Bu pasaportu Türkiye’ye gitmek için ne zaman kullanırsınız, böyle bir hazırlık ya da tahmin var mı?

Mazlum Abdi: Bizim için süreç yeniden başladı. Elbette önümüzdeki dönemde bu imkanları hem Türkiye hem dünya ile ilişkilerimizi ilerletmek için kullanacağız.

Banu Güven: Türkiye’ye gittiğinizde temas kuracağınız kişiler, muhataplarınız kimler olacak? Abdullah Öcalan’ın da yakında ziyaretçi listesi uzayacak . Biz gazeteciler gitmeyi bekliyoruz, hükümet akademisyenlerin de ziyaret edebileceğini söyledi. Sizin de görüşmek istediğinizi biliyoruz; bu temasın sürece nasıl bir katkısı olabilir?

Mazlum Abdi: Elbette Rojavalı Kürtlerin özgün bir durumu var ve Suriye devletinin bir parçasıdır; birbirinden ayrı değiller, resmi bir çerçeve içinde Suriye devletinin içinde yer alıyorlar. Bu Rojava’ya özgü bir durum olsa da, kurulacak ilişkiler Suriye’deki genel siyasetten bağımsız olmayacak, birbirini tamamlayacak. Bugün Suriye, Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek istiyor; Kürtler de bu ilişkiyi destekliyor, bu bizi de ilgilendiriyor. Buradaki temel hedefimiz, bu coğrafyada istikrar ve sükunetin oluşmasıdır. Ekonomik gelişme ve istikrar açısından Türkiye’nin bir rolü olacak; biz de buna açığız.

Suriyeli olmayan savaşçıların durumu

Banu Güven: Daha önce, 10 Mart mutabakatından önce entegrasyon konusu belli değilken, kendi güçleriniz içinde IŞİD’le mücadele için bulunan Türkiye uyruklu savaşçıların geri dönebileceğini söylemiştiniz. 20 Ağustos’taki konuşmanızda bunun gerçekleşmekte olduğunu söylediğinizi okudum; entegrasyon tamamlandığında Türkiye uyruklu olmayan başka savaşçıların da ayrılacağını söylemiştiniz. Türkiye’ye dair nasıl bir prosedür izlendi? Türkiye’deki süreçte silah bırakıldığına dair MİT’in yürüttüğü bir teyit/tespit süreci var — burada da benzer bir süreç oldu mu, nasıl işledi, ve kaç kişiden bahsediyoruz?

Mazlum Abdi: Bu mesele, SDG içinde bulunan, IŞİD’e karşı savaşmış Suriyeli olmayan savaşçılarla ilgili. Bu konu bizimle Türkiye arasında henüz tartışılmadı; bu savaşçılar PKK içinde yer alıyor ve bu, PKK ile Türkiye arasında ele alınacak bir başlıktır. Bizi ilgilendiren taraf, barış sürecine dahil olmak isteyenlere yardımcı olmak, bu coğrafyadan çıkmalarına ve entegrasyonun tamamlanmasına katkı sağlamaktır.

Genel olarak söyleyeyim: 29 Ocak’tan beri yüzlerce savaşçı buradan çıkış yaptı, yüzlercesi de kaldı; kalanlar da bu sürece katılmak isterlerse katılabilirler.

Banu Güven: Entegre olmak için Suriye vatandaşlığı gerekiyor; Suriye vatandaşı olmayanın süreçte bir rolü olamıyor, bu da dışarı çıkmayı gerektiriyor — yalnızca Türkiye uyruklular için değil, öyle değil mi?

Mazlum Abdi: Evet, doğru.

IŞİD tehdidi güncelliğini koruyor

Banu Güven: Peki, siz söyleşilerde Suriye’de hâlâ IŞİD/DAİŞ tehdidi olduğunu söylediniz. Nasıl bir tehdit bu? Şam yönetiminin zamanında bıraktığınız alanlarda tutuklu DAİŞ militanları vardı; Rakka’da, Şeddadi’de serbest bırakılanların görüntüleri yansıdı — bunlar da bu gruba mı aitti, bir kısmı Irak’a mı gitti? Emanet ettiklerinize ne oldu, ve bu tehditle sonrasında ortaya çıkan karışıklığın bir ilgisi var mı?

Mazlum Abdi: Evet, doğrudur. Tutuklu IŞİD militanları büyük çoğunlukla, Suriye devletinin onayıyla, Amerika ordusu tarafından Irak’a götürüldü. Bu Suriye devleti ile Irak devleti arasındaki bir konudur. Yine yüzlerce IŞİD tutuklusu bu bölgelerde var ve Suriye devletinin güvenlik güçlerinin denetiminde.

IŞİD tehdidi her zaman vardır, bittiğini düşünmek yanlıştır. IŞİD ideolojik bir harekettir, toplumun bir kesimi arasında yer bulabilir, hâlâ finans ve insan kaynağına ulaşabiliyor. Suriye’deki iktidar değişikliğinden sonra imkanları daha da arttı; Esad rejimi yıkıldıktan sonra başlangıçta bazı imkanlar yakaladılar. Şu anda eski güçlerinde değiller ama hâlâ eylemler yapabiliyorlar; her zaman IŞİD’e karşı tedbirli ve uyanık olmalıyız, hâlâ büyük saldırılar yapabilecek güce ulaşabilirler.

Uluslararası aktörlerin Suriye’deki rolü

Banu Güven: Dış aktörlerin Suriye üzerindeki rolünü sormak istiyorum. Türkiye’yi çokça konuştuk; Amerika Birleşik Devletleri de işbirliğini destekliyor, İngiltere Şam’daki yönetime rehberlik ediyor diyebiliriz. Bir de İsrail var — bir statüko belirlemiş, Türkiye ile işbirliğine karşı çıkıyor, geçtiğimiz günlerde yeniden inşa edilecek bir havaalanını bombaladılar. Netanyahu hükümetinin tansiyonu artırma ihtimalini görüyor musunuz, yoksa kontrol altına alınmış mı görünüyor? İsrail’in politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mazlum Abdi: Görünen o ki İsrail’in asıl karşı çıktığı konu, Türkiye’nin buradaki, özellikle askeri ve güvenlik açısından, varlığı. Sınır güvenliğinden söz ediyorlar. Elbette Suriye devletinin de İsrail’le sorunu var, çünkü Suriye topraklarında İsrail askerleri var; Suriye, İsrail’in Esad rejimi düşmeden önceki sınırlara çekilmesini istiyor. Şu anda Suriye ile İsrail arasında görüşmeler yapılıyor, zaman zaman kamuoyuna da açıklanıyor. İnanıyorum ki tansiyon şu anda daha düşük ve bu iyi bir şey; sorunlar var ama önemli olan, sorunlar çözülünceye kadar tansiyonun düşük kalması.

Banu Güven: Güneydeki işgal sürecek mi? İsrail’in yeni işgal ettiği bölgeler var, köylere girip çıkıyorlar.

Mazlum Abdi: İsrail şu anda girdiği yerlerde kalmakta ısrar ediyor, çıkmak için yerine getirilmesi zor bazı şartlar ileri sürüyor. Dolayısıyla bu sorun uzuyor; görünen o ki kalıcı bir çözüm bulunana kadar uzunca bir süre devam edecek.

“Ortadoğu’da barış istiyoruz”

Banu Güven: Son olarak, Mazlum Abdi’nin bu bölge için hayalini sormak isterim. Suriye için, bölge için hayaliniz nedir? Ortadoğu’dan söz edildiğinde sürekli savaş ve savaş ihtimalinden söz ediliyor.

Mazlum Abdi: Bu ihtimal var ama biz elbette Ortadoğu’da barış istiyoruz. Bütün Ortadoğu halkları — Kürtler, Araplar, Türkler, bütün dünya halkları gibi — kalkınmanın, ilerlemenin içinde olsunlar; ekonomik, siyasal ve yönetimde istikrar olsun. Elbette bir Kürt olarak istiyorum ki Ortadoğu’daki tüm Kürtler haklarına ve hedeflerine kavuşsun. Özellikle Suriyeli Kürtler için hedefimiz, daha güçlü bir şekilde Suriye devletinin içinde yer almaları, şu ana kadarki kazanımları genişleterek ileriye götürmeleri; kimliklerini daha da güçlendirip bu kimlikle Suriye içinde yer almalarıdır. Asıl hedefimiz bu ve bunun için çalışıyoruz.

Banu Güven: Sayın Mazlum Abdi, Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı, İlke TV’de sorularımızı yanıtladığınız için çok teşekkür ederiz