Meydanlardan sanata, hafızadan kültüre: ACT/ART Projesi hayata geçirildi

Hafıza Merkezi, hafızanın önemini bir kez daha ortaya koyan bir projeye imza attı. “Meydan” projesiyle birçok çalışmayı destekleyen Merkez, ACT/ART projesiyle hafızayı yeniden canlandırmaya çalışıyor.

Meydanlardan sanata, hafızadan kültüre: ACT/ART Projesi hayata geçirildi
Foto: Ateş Alpar, Aramızda
  • Yayınlanma: 10 Haziran 2026 10:19
  • Güncellenme: 10 Haziran 2026 10:37

Hafıza Merkezi’nin yürüttüğü Meydan projesi kapsamında desteklenen ACT/ART, kültür-sanat alanı ile toplanma özgürlüğü arasındaki ilişkiyi görünür kılmayı hedefliyor. Hafıza Merkezi’nden Burcu Bingöllü ve ACT/ART Projesi Yürütücüsü Can Memiş, projenin çıkış noktasını, amaçlarını ve neden önemli olduğunu İlke TV’ye anlattı.

Türkiye’de kamusal alandaki protestoların tarihsel dönüşümünü, toplumsal mücadelelere etkisini ve barışçıl protesto hakkının kullanımını mercek altına alan Hafıza Merkezi’nin “Meydan” projesi, yalnızca araştırma ve belgeleme çalışmalarıyla sınırlı kalmıyor. Proje kapsamında açılan çağrılarla, toplanma özgürlüğünü yaratıcı yöntemlerle ele alan girişimler de destekleniyor. Bu girişimlerden biri olan ACT/ART ise kültür-sanat alanı ile toplanma özgürlüğü arasındaki ilişkiyi görünür kılmayı amaçlıyor.

‘Meydan, kamusal alandaki itirazın hafızasını kaydetmeyi hedefliyor’

Hafıza Merkezi’nden Burcu Bingöllü’ye göre Meydan projesi, Türkiye’de kamusal alanlarda gerçekleşen protestoların tarihsel dönüşümünü incelemeyi ve barışçıl protesto hakkına ilişkin mevcut durumu tartışmayı amaçlıyor.

Bingöllü, proje kapsamında yalnızca araştırma yapılmadığını, aynı zamanda yaratıcı fikirlerin de desteklendiğini belirtiyor:

“Eylül ayında toplanma özgürlüğünü savunan yaratıcı fikirleri desteklemek üzere bir açık çağrı yayınladık. Ocak ayında düzenlediğimiz Ortak Üretim Atölyesi’nde katılımcılar fikirlerini geliştirme fırsatı buldu. Sonuç olarak 20 proje arasından seçilen 8 projenin hibe desteğiyle hayata geçirilmesini destekliyoruz. ACT/ART da bu projelerden biri.”

Bingöllü, desteklenen projelerin farklı disiplinlerden gelmesine rağmen ortak bir hedef taşıdığına dikkat çekiyor: Barışçıl protestoya ilişkin olumsuz anlatıları kırmak ve bu hakkın kullanımını güçlendirecek yaratıcı yaklaşımlar geliştirmek.

Daralan sivil alan ve toplanma özgürlüğü

Bingöllü’ye göre Meydan projesi, Hafıza Merkezi’nin uzun yıllardır sürdürdüğü hak savunuculuğu çalışmalarının bir devamı niteliğinde.

2015 yılında çözüm sürecinin sona ermesi ve 2016’daki darbe girişiminin ardından Türkiye’de temel hak ve özgürlükler alanında ciddi gerilemeler yaşandığını belirten Bingöllü, bu süreçte hak savunucularının yoğun baskılarla karşı karşıya kaldığını vurguluyor.

Hafıza Merkezi’nin 2018 yılından itibaren yürüttüğü izleme ve belgeleme çalışmalarında, hak savunucularına yönelik kriminalizasyon politikalarının görünür hale getirildiğini ifade eden Bingöllü, özellikle Terörle Mücadele Kanunu ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun hak savunucularına yönelik yargısal süreçlerde sıkça kullanıldığını söylüyor.

Meydan projesi de tam olarak bu noktadan doğuyor.

Proje kapsamında Gezi Parkı protestolarından günümüze kadar uzanan süreçte, hangi eylemlerin yasaklandığı, hangi toplumsal grupların kamusal alandan dışlandığı ve protesto hakkının nasıl sınırlandırıldığı araştırılıyor.

Onur Yürüyüşleri, 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü, 1 Mayıs mitingleri, Newroz kutlamaları ve Cumartesi Anneleri’nin yıllara yayılan mücadelesi gibi örnekler üzerinden kamusal alanın dönüşümü inceleniyor.

Bingöllü, İstanbul, Ankara ve Diyarbakır’da yapılan görüşmelerle bu deneyimlerin kayıt altına alındığını belirterek şunları söylüyor:

“Kendini adım adım inşa eden, sokağı ve meydanlardaki itirazı kriminalize eden hakim anlatıya karşı halen çok direngen toplumsal hareketlerin deneyimlerini dinliyoruz. Bu sürecin hafızasını kaydetmenin önemli olduğunu düşünüyoruz.”

ACT/ART: Toplanma özgürlüğüne kültür-sanat penceresinden bakmak

ACT/ART Projesi Yürütücüsü Can Memiş, projenin Hafıza Merkezi’nin çağrısı üzerine şekillendiğini anlatıyor. Kültür-sanat alanında çalışan bir isim olarak çağrıya bu perspektiften yaklaştığını belirten Memiş, projenin temel sorusunu şöyle özetliyor:

“Toplanma özgürlüğünün sanatçılarla ve kültür ekosistemiyle nasıl bir ilişkisi olduğunu düşünmek istedim.”

ACT/ART üç temel başlık etrafında ilerlediğini ifade ediyor:

  • Kamusal alanda insanları bir araya getiren performanslar,
  • Kolektif eylemlerle yeni anlamlar kazanan sanat eserleri,
  • Kültür-sanat alanının içinden doğan aktivizm örnekleri

Memiş, bu örneklerin tamamını toplanma özgürlüğünü güçlendiren bir perspektifle değerlendirmeyi hedeflediklerini söylüyor.

‘Sanatsal ifade özgürlüğü ile toplanma özgürlüğü birbirinden ayrı düşünülemez’

Memiş’e göre toplanma özgürlüğü, kültür-sanat alanında eleştirel bir kamuoyunun oluşmasının temel koşullarından biri. İnsanların taleplerini ve itirazlarını kolektif biçimde ifade edebilmesi için özgürce bir araya gelebilmeleri gerektiğini belirten Memiş, kamusal alandaki yasakların yalnızca protestoları değil sanatsal üretimi de etkilediğini vurguluyor: “Bir mitingin yapılamaması ya da bir yürüyüşün engellenmesi kadar, kamusal alanda sanat üreten insanların özgürce söz kuramaması da bu sorunun bir parçası.”

Memiş, son yıllarda kamusal alanın güvenlikçi politikalarla yeniden düzenlendiğini ve bunun sanatın görünürlüğünü de doğrudan etkilediğini söylüyor. Bu nedenle ACT/ART kapsamında geçmişte kamusal alanlarda gerçekleşmiş performanslar yeniden inceleniyor; sanatçılarla yapılan görüşmeler aracılığıyla bu üretimlerin meydanlarla ve kamusallıkla kurduğu ilişki yeniden değerlendiriliyor.

Meydanlarda yeni anlamlar kazanan eserler

ACT/ART yalnızca performanslarla değil, toplumsal hareketler içinde farklı anlamlar kazanan sanat eserleriyle de ilgileniyor. Onur Yürüyüşleri’nde sembolleşen işler, adalet mücadelelerinde farklı anlamlar yüklenen eserler ve kamusal alandaki etkileri nedeniyle tartışma yaratan sanat yapıtları proje kapsamında ele alınacak. Memiş, Emek Sineması mücadelesini de bu bağlamda önemli bir örnek olarak görüyor: “Bir sinema salonunun kapatılmasına yönelik itiraz zaman içinde büyük bir kentsel harekete dönüştü. Bu deneyimlere bakmak, eylem repertuarını ve toplanma biçimlerimizi yeniden düşünmek açısından çok önemli.”

Kişisel bir deneyimden kolektif bir tartışmaya

Can Memiş için ACT/ART yalnızca akademik ya da kültürel bir çalışma değil; aynı zamanda kişisel bir deneyimle de bağlantılı. Katıldığı basın açıklamaları ve protestolar nedeniyle yargı baskısına maruz kaldığını anlatan Memiş, çeşitli eylemlere katıldığı gerekçesiyle hakkında yaklaşık sekiz yıllık ceza verildiğini ve dosyasının halen Yargıtay’da bulunduğunu belirtiyor. Aynı süreçte baro kaydının da silindiğini ifade eden Memiş, toplanma özgürlüğü ihlallerinin yaşamını doğrudan etkilediğini söylüyor: “Buraya dair söz söylemeyi ve bunu kendi alanımdan yapmayı hem bir borç olarak görüyorum hem de bir tür baş etme biçimi.”

Hafızayı canlı tutmak ve yeni yollar aramak

Hafıza Merkezi’nin Meydan projesi ve bu kapsamda desteklenen ACT/ART, Türkiye’de giderek daralan kamusal alan tartışmalarına farklı bir perspektiften katkı sunmayı amaçlıyor. Bir yandan protesto hakkının tarihsel hafızasını kayıt altına alırken, diğer yandan sanatın, kültürel üretimin ve kolektif yaratıcılığın kamusal alanla kurduğu ilişkiyi görünür kılan çalışma; toplanma özgürlüğünü yalnızca hukuki bir hak olarak değil, demokratik yaşamın ve kültürel üretimin vazgeçilmez unsurlarından biri olarak ele alıyor.