Mistik ve felsefî bir polisiye: Yükselenler

Gazeteci-Yazar Ertan Altan’ın ilk romanı Yükselenler, İstanbul’dan Lahor’a ve Orta Asya’ya uzanan çok katmanlı bir gizemi takip ediyor. Geçmişinden kaçmaya çalışan esrarengiz bir adamın etrafında şekillenen roman; mistik öğretileri, gizemli bir Kardeşlik yapılanmasını, vicdan hesaplaşmasını ve insan zihninin sınırlarına uzanan felsefî soruları aynı hikâyede buluşturuyor.

Mistik ve felsefî bir  polisiye: Yükselenler
Mistik ve felsefî bir  polisiye: Yükselenler
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 4 Eylül 2026 13:24
  • Güncellenme: 4 Eylül 2026 13:49

Bazı romanlar bir hikâye anlatır; bazıları ise okuru, hikâyenin arkasındaki daha büyük bir sorunun içine çeker: İnsan gerçekte kimdir ve kendi gerçeğine ulaşabilir mi? Gazeteci-Yazar Ertan Altan’ın ilk romanı Yükselenler, İstanbul’dan Lahor’a ve Orta Asya’ya uzanan çok katmanlı bir hikayenin merkezine Ahmet Teslim adlı esrarengiz bir adamı yerleştiriyor. Geçmişinde siyasal mücadeleler, mistik öğretiler, ezoterik arayışlar ve karanlık ilişkiler bulunan Ahmet, bir anda eski bir cinayet dosyasının ve derinleşen bir polis soruşturmasının merkezinde buluyor kendisini. Fakat romanı sıradan bir polisiye olmaktan çıkaran asıl mesele, “Suçlu kim” sorusunun yerini “İnsan nedir” sorusuna bırakması.

Üç merkez öğretisi

Romanın evreninde, kişiliğin dokuz yönünü araştıran “Enneagram”, tasavvuf, şamanik gelenekler ve Gurdjieffçi “üç merkez” öğretisi gibi farklı ruhsal ve felsefi duruşlar yan yana geliyor. Ancak bunlar romanda yalnızca egzotik bir dekor olarak kullanılmıyor; romanın temel sorusunu derinleştiren unsurlara dönüşüyor. İnsan kendisini gerçekten tanıyabilir mi, yoksa bütün hayatını kendisine anlatılmış bir hikâyenin içinde mi geçirir?

Felsefi bir gerilim

Bu nedenle Yükselenler, bir yandan mistik bir polisiye, diğer yandan felsefî bir gerilim olarak okunabilir.
Romanın dikkat çekici yönlerinden biri de atmosferi. İstanbul’un karanlık köşkleri, Boğaz’ın gece ışıkları, Lahor’un Şalimar Bahçeleri, Orta Asya’nın türbeleri ve Solentiname’nin göl kıyısındaki sessizliği aynı hikayenin parçaları haline geliyor. Coğrafya değiştikçe hikayenin dünyası da değişiyor. Okur, olayların yalnızca mekanlar arasında değil, farklı bilinç halleri arasında da ilerlediğini hissediyor.

Suçlu mu, kurban mı?

Ahmet Teslim, klasik anlamda bir kahraman değil. Onu anlamaya çalıştıkça daha fazla soru ortaya çıkıyor. Bir tarikat lideri mi? Bir suçlu mu? Bir kurban mı? Bir manipülatör mü? Yoksa kendi benliğini aşmaya çalışan bir insan mı? Romanın son bölümlerinde bu sorular daha radikal bir noktaya taşınıyor. Gerçekliğin tek ve değişmez bir çizgi olmayabileceği, insanın hayatındaki farklı ihtimallerin aynı anda düşünülebileceği fikri, Ahmet’in zihinsel yolculuğunun son aşamasına dönüşüyor.

Varlık ve bilinç

Böylece başlangıçta bir cinayet soruşturması etrafında gelişen hikaye, sonunda varlık, bilinç, benlik, özgür irade ve gerçeklik üzerine bir sorgulamaya dönüşüyor. Belki de romanın asıl gizemi Ahmet’in kim olduğu değil, insanın kendisi hakkında bildiği şeylerin ne kadarının gerçekten kendisine ait olduğu…
Yükselenler, polisiye merakı mistik atmosferle, tarihsel ve kültürel göndermeleri felsefî  sorularla buluşturan; okuru yalnızca olayların peşinden değil, kendi zihninin karanlık koridorlarına doğru da götüren bir roman.

Yazar: Ertan Altan
Yayınevi: Epos
ISBN: 978-605-4822-58-4
Sayfa: 192
Yayın tarihi: 04.09.2026

Etiketler: ertan altan