Çerçeve yasayla yeni bir aşamaya geçen çözüm süreci, kurulların hazırlıklarıyla birlikte yasanın uygulanmasını bekliyor.
Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) onay ve tespit kararının ardından yasa yürürlüğe girecek. MGK’nın 27 Kasım’da yeniden toplanması ve yasayla ilgili karar vermesi bekleniyor. DEM Parti İmralı Heyeti üyelerinden Prof. Dr. Mithat Sancar, gerçekleştirdikleri görüşmeler, sürecin geldiği aşama ve Abdullah Öcalan ile yaptıkları son görüşmeyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
‘Öcalan Barış iradesinin boşlukta kalmaması gerektiğine dikkat çekti’
Yeni Yaşam gazetesinde yer alan habere göre; 13 Eylül’de Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdikleri görüşmeye dair konuşan Mithat Sancar, “Görüşmede Sayın Öcalan, yasanın Meclis’te kabul edilmesinden sonra ne gibi çalışmalar yapılacağı üzerine değerlendirme yaptı. Sayın Öcalan daha önce yasanın çıkmasını, sürecin önünü açacak ilk adım olarak değerlendirmişti. Özellikle ‘Yasanın çıkmasından sonraki dönemde, bu sorumluluk çerçevesinde ortak pratik adımların atılması ve kurulların etkinleştirilmesine yönelik çalışmalara başlanması büyük önem taşıyor’ şeklindeki değerlendirmesi önemliydi. İçinde yer alacağı kurullarla ilgili de net bir yaklaşım sergiledi. Barışın cevabının silah bırakmak, siyasallaşmanın cevabının ise demokratik siyaset ve demokratik toplum olduğunu kesinleştirdi. Kurulların yalnızca biçimsel olarak değil, etkili ve sonuç üreten mekanizmalar olarak çalışması gerektiğini söyledi. Uygulama aşamasına ilişkin temel değerlendirmesi şuydu: Yasa tek başına yeterli değildir; karşılıklı pratik adımlar ve hukuki garantiler hayata geçirilmelidir. Barış iradesinin boşlukta kalmaması gerektiğine dikkat çekti” diye belirtti.
‘Daha kapsamlı bir pratik ve kararlı bir irade gösterilmesi gerekir’
Abdullah Öcalan’ın Londra’da düzenlenen konferansa gönderdiği mesajı değerlendiren Mithat Sancar şunları söyledi:
“Sayın Öcalan’ın konferansa gönderdiği mesaj, sürecin özünü net bir şekilde ortaya koyuyor. Entegrasyon asimilasyon olarak anlaşılamaz; tam tersine demokratik bir temel ve çerçevede karşılıklı birleşmeyi ifade eder. Bunun sistematik formülü ‘Demokratik Cumhuriyet’tir. Böyle bir sistemin kurulması da ancak çok yönlü bir hukuki, siyasi ve toplumsal programla mümkündür. ‘Yukarıdan’ yapılacak düzenlemeler ve atılacak adımlar bu programın bir yönünü oluşturur. Diğer yönünü ise ‘aşağıdan’ yürütülecek çalışmalar, yani toplumsal ve siyasi mücadeleler oluşturur. İlk aşama için hukuki düzenlemeler özel bir önem taşır. Burada sürecin düzgün ilerlemesi için gerekli olan ‘Güvence – güven’ diyalektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bu diyalektiğin işlemesi için hukuki altyapının kurulmasına yönelik adımların hızla atılması gerekir. Çerçeve yasa önemli bir ilk adımdır. Ancak bunu ‘temel bir yasa’ olarak kabul edeceksek – ki öyle olmalıdır – diğer düzenlemelerle tamamlanması gerekir. Bu çerçevede öncelikle yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, kayyum uygulamalarına son verilmesi, Yerel Yönetimlerin Özerkliği’ne ilişkin Avrupa Sözleşmesi’ndeki çekincenin kaldırılması, dil ve kültür hakkı için hukuki güvence, özellikle eğitim hakkı ve Kürtçenin resmi kurumlarda kullanılması için yasal güvence, anayasal vatandaşlık anlayışının güçlendirilmesi ve siyasi tutukluların durumuyla ilgili AİHM kararlarının uygulanması gibi başlıklar öne çıkıyor. Ayrıca eşbaşkanlık sisteminin de yasalarla güvence altına alınması gerekir. İktidar ve devlet tarafındaki hazırlık düzeyini de süreçteki pratik adımlarla ölçebiliriz. Şimdiye kadar çerçeve yasanın çıkarılması ve bazı kurulların oluşturulması olumlu adımlardır. Ancak bu zeminin güçlenmesi için daha kapsamlı bir pratik ve kararlı bir irade gösterilmesi gerekir. Öte yandan, demokratik cumhuriyetin kurucu temel dinamiğinin güçlü toplumsal örgütlenme ve etkili siyasi mücadele olduğu gerçeği asla unutulmamalıdır. Demokratik cumhuriyetin varlık kaynağı demokratik toplum; kurucu yöntemi ise demokratik siyasettir. Kalıcı barış da ancak kapsamlı ve bütünlüklü bir demokrasi programı ve pratiğiyle gerçekleşebilir.”
Cevdet Yılmaz ile görüşme
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile gerçekleştirdikleri görüşme dair ise Mithat Sancar, “Yaklaşık bir saat süren bir görüşme gerçekleştirdik. Kurulun şimdiye kadar yaptığı iki toplantı ve dört alt kurulun çalışmaları hakkında bilgi aldık. Kendi görüş ve önerilerimizi de ilettik. Kurulun çalışmaları şu anda kurulların yöntem ve esaslarının netleştirilmesi ile sahada yapılan tespit ve teyit aşamasındadır. Alt kurullar oluşturulmuştur ancak etkin şekilde çalışmaya başlamaları ve sonuç almaları hâlâ beklenen bir aşamadır. Sayın Yılmaz, her kurulun sürecin farklı aşamalarında görev üstlenecek şekilde yapılandırıldığını ve yakın zamanda çalışmaların daha görünür hale geleceğini belirtti. Biz de bu sürecin hızlandırılmasının önemli olduğunu ifade ettik” diye konuştu.
‘Barış ve Siyasileşme Koordinatörlüğü şeklinde yer almalı’
“Sayın Öcalan’ın bu süreçte merkezi ve etkili bir konumda olması gerekir” diyen Mithat Sancar şunları dedi:
“Bunun açıkça tanımlanmış bir statü olması ve ‘Barış ve Siyasileşme Koordinatörlüğü’ şeklinde yer alması gerektiğini kesinleştiriyoruz. Ancak şu ana kadar Sayın Öcalan’ın statüsünün ne olacağı, çalışma koşullarının nasıl düzenleneceği ve fiilen ne zaman çalışmalara başlayacağı konusunda net bir karar ve uygulama ortaya çıkmamıştır. Bu gerçekleşmezse kurulların etkili çalışması mümkün değildir. Sürecin sağlıklı ilerlemesi için bu konunun en kısa sürede netleştirilmesi gerekir.”
Kurtulmuş’la görüşme
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile yapılan görüşme dair Mithat Sancar, “Yaptığımız görüşmede çerçeve yasadan sonra yeni yasama döneminde yapılacak hukuki düzenlemeler ve Meclis’te kurulması öngörülen İzleme Komisyonu hakkında görüştük. Komisyonun yalnızca pasif bir izleme ve takip organı olarak kalmaması, süreçteki eksiklikleri tespit edebilecek ve gerekli hukuki düzenlemeler için öneri ve inisiyatif geliştirebilecek bir işlev üstlenmesi gerektiğini belirttik. Komisyonun kuruluş çalışmaları henüz tamamlanmamıştır. Meclis Başkanı’nın siyasi partilerle yapacağı görüşmeler sonucunda yöntem ve esasların belirlenmesi bekleniyor. Sayın Öcalan’ın bu konudaki yaklaşımı da Meclis’in süreçte aktif katılımının, sürecin toplumsallaşması ve güvence altına alınması açısından önemli olduğudur. Yalnızca izlemeyle sınırlı bir yapı sürecin ihtiyaçlarını karşılamaz” ifadelerini kullandı.
‘Kadınların sürece etkili katılımı kritik öneme sahip’
Meclis’te kurulacak komisyonlarda farklı kesimlerinde yer almasına dair konuşan Mithat Sancar, “Komisyon ve alt kurulların yalnızca siyasi partilerle sınırlı kalmaması; kadın örgütleri, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve ilgili meslek örgütlerinin de temsil edileceği geniş bir yapıyla oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle kadınların süreçte eşit ve etkili katılımı, hem demokratik meşruiyet hem de sürecin sürekliliği açısından kritik öneme sahiptir. Bu konudaki taleplerimizi görüşmelerde ilgili kişilere defalarca ilettik” dedi.
‘Net bir süreç takvimi yoktur’
Görüşmelerde belirli bir takvimden söz edilmediğini belirten Mithat Sancar, “Yani net bir takvim yoktur. Tespit ve onay sürecinden sonra yasanın uygulanmasına başlanacağı belirtiliyor. Ancak bu sürecin ne zaman tamamlanacağına dair somut bir tarih bizimle paylaşılmadı. Her platformda belirsizliklerin giderilmesi ve sürecin durdurulmadan ilerlemesi gerektiğini vurguluyoruz. Karşılıklı pratik adımların atılması hem kamuoyunun güveninin güçlenmesi hem de sürecin hızlanması açısından gereklidir. ‘Somut bir adım bin sözden iyidir’ anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini söylüyoruz.
Öcalan’ın gazetecilerle görüşmesi
Abdullah Öcalan’ın gazeteci ve akademisyenlerle görüşme konusuna dair ise Mithat Sancar, “Bu konu uzun süredir gündemimizdedir. Hem Sayın Öcalan’ın kendisi hem de biz, sürecin şeffaflığı ve toplumsallaşması için gazeteci, akademisyen ve sivil toplum örgütü temsilcileriyle görüşmelerin önemli olduğuna inanıyoruz. Bu konuda bazı işaretler ve Ekim ayında somut gelişmelerin olabileceğine dair değerlendirmeler var. Ancak şu ana kadar resmi bir izin ve uygulama henüz gerçekleşmedi. Sayın Öcalan’ın yaşam ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi ile iletişim olanaklarının genişletilmesine yönelik taleplerimizi sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde bu konuda ilerleme olmasını umuyoruz” diye belirtti.
Ekim ayı kritik bir aşama
Ekim ayı sürecin ilerlemesi açısından kritik bir aşama olduğunu belirten Mithat Sancar, “Özellikle Sayın Öcalan’ın süreçteki statüsünün belirlenmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, gazeteci ve akademisyenlerle görüşme imkânlarının oluşturulması, Meclis’te bir komisyonun kurulması ve yasanın uygulanma takviminin netleştirilmesi temel gündem maddeleridir. Bu konularda gelişme bekliyoruz. Sürecin ertelenmesini değil, tam tersine ilerletilmesini istiyoruz. Ekim ayında karşılıklı adımların atılması hem sürecin taraflarının hem de Türkiye kamuoyunun güvenini güçlendirecektir. Bu esas üzerinden kararlı bir şekilde görüşmelerimizi ve müzakerelerimizi sürdürüyoruz” dedi.
(Yeni Yaşam)
MERI Forumu 2026 | Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, Neçirvan Barzani ile görüştü




