Şanlıurfa’da Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında çalıştırıldığı marangoz atölyesinde vücuduna hava kompresörü tutularak işkenceyle öldürülen 15 yaşındaki Muhammet Kendirci’nin ilk davası 23 Eylül’de görüldü.
Tutuklu Sanık Habip Aksoy savunmasında eylemi kasıtlı olarak gerçekleştirmediğini savundu. Aksoy “Üzeri tozluydu. Onları temizlemek isterken oldu. O sırada şakalaşıyorduk. Amacım onu öldürmek değildi. Pişmanım” ifadelerini kullandı.
Sanık da MESEM öğrencisi
Kendirci, MESEM kapsamında haftanın 1 günü okula giderken 4 gün ise Mehmet Ay’ın sahibi olduğu Teknikeller Mobilya atölyesinde çalışıyordu.
Hazırlanan iddianamede sanık olarak yalnızca Aksoy yer alırken işverene dair bir soruşturma yürütülmedi.
İddianamede MESEM kapsamında Muhammet Kendirci’nin çalıştığı iş yerinde yere düştüğü, atölyede kalfa olarak çalışan Habip Aksoy ‘un Kendirci’nin üzerine çıktığı ve hava kompresörünün plastik hortumunu çocuğun vücuduna yaklaştırdığı anlatıldı.
Hazırlanan adli tıp raporunda Kendirci’nin ölümünün; vücuduna hava basılması sonucu bağırsağının yırtılması ve gelişen komplikasyonlar nedeniyle meydana geldiği belirtildi.
Hastaneye kaldırılan Kendirci 4 gün sonra yaşamını yitirirken Habip Aksoy hakkında “Çocuğa Karşı Olası Kastla Öldürme ” suçundan müebbet hapis talebiyle dava açıldı.
İfadesini değiştirdi
Yaşananlara tanık olan atölyedeki bir diğer MESEM öğrencisi Emniyet ifadesinde Aksoy’un Kendirci’nin üzerine çullanarak zorla vücuduna hava bastığını belirtirken ifadesini değiştirdi. Yeni ifadesinde olay anında şokta olduğunu belirterek daha önce verdiği ifadeyi değiştirdi.
Davanın avukatlarından Tugay Bek tanığın yönlendirme ile ifadesini değiştirdiğini düşündüklerini belirtti.
Olay yerinde keşif yapılmadı
Görülen duruşmada müşteki avukatlarının talepleri reddedildi. Avukat Tugay Bek’e göre tanığın anlatımları üzerinden atölyede keşif yapılması, olayın canlandırılması gerekiyordu. Ancak keşif talebi reddedildi.
Bek’in verdiği bilgiye göre, Kendirci’nin çalıştırıldığı marangoz atölyesinde işveren dışında yetişkin bir usta ya da işçi yoktu. İşyerinde çalışanlar en küçüğü Kendirci olmak üzere MESEM öğrencisiydi. Bek, “Bu tür atölyelerde o yaştaki çocuklar birbirlerine böyle şeyler yapıyor olabilir ama çocukların eğitilmesi, uyarılması gerekirdi. İşçi Sağlığı Güvenliği konusunda çocuklar bilgilendirildi mi? Biz bu konuların da sorulmasını istedik ancak mahkeme bu taleplerimizi reddetti” dedi.
Avukatların MESEM projesini yürüten Milli Eğitim Bakanlığı ile iş yerlerini İşçi Sağlığı ve Güvenliği tedbirleri kapsamında denetlemesi gereken Çalışma Bakanlığı’nın da davaya dahil edilmeleri yönündeki talepleri de mahkeme tarafından reddedildi.
‘Olay MESEM’in bir yansıması’
FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nden Ezgi Koman’a göre, Muhammet Kendirci’nin yaşadıkları Türkiye’de yürütülen MESEM projesinin bir yansıması.
Koman şöyle konuştu:
“Bu atölyelerde çocukların kullanmayı bilmediği son derece riskli makineler ve cihazlar bulunuyor; oysa burası çocukların çalışmasına uygun bir ortam değil. Buna rağmen çocuklar MESEM kapsamında bu tesislere gönderiliyor. Üstelik çocuklara iş sağlığı ve güvenliği konusunda sistematik hiçbir bilgi verilmediği gibi, iş yerlerinin denetimi de yapılmıyor. Ortada tamamen başıboş ve korumasız bırakılmış bir tablo var; bu da MESEM uygulamasındaki yapısal sorunların açık bir yansıması. Aynı mahalleden ve benzer sosyoekonomik koşullardan gelen iki çocuktan biri birkaç yıl daha tecrübeli olup kalfa konumuna geçmiş, diğeri ise henüz çırak durumunda. Olay, MESEM sistemini gözler önüne seriyor.”
Öğrencilerin çalıştırıldığı atölyelerde ciddi bir denetleme sorunu olduğunu belirten Koman, “Mesela iş yeri sahibi ‘Bir gün önce öğretmen geldi’ diyor ama gelip sadece imza alıyorlar. Yani madem siz çocuğu oraya gönderiyorsunuz, çocukla ilgili bütün riskleri ortaya koyabilirsiniz, bunları bertaraf etmeye çalışabilirsiniz, çocuğu bu konuda güçlendirebilirsiniz. Ama bu bile yapılmıyor” diye konuştu.
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), 2016 yılından bu yana Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) Programı kapsamında 3 bin 80 iş kazası yaşandığını, bunların 13’ünün ölümle sonuçlandığını açıkladı.
İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) raporuna göre 2025-2026 eğitim öğretim yılında en az 95 çocuk işçi hayatını kaybetti. En az 6’sı ise MESEM kapsamında çalışırken yaşamını yitirdi.
Çocukların 37’si tarımda, 27’si sanayide, 18’i hizmetlerde, 13’ü inşaatta çalışıyordu.




