• Ana Sayfa
  • Kadın
  • Namus Cinayetlerini Durdurma Kampanyası: ‘Jin, jiyan, azadî’ İran’ın geleceği için bir ufuk

Namus Cinayetlerini Durdurma Kampanyası: ‘Jin, jiyan, azadî’ İran’ın geleceği için bir ufuk

“Jin, jiyan, azadî” ayaklanmasının dördüncü yılında yayımladığı açıklamada, “Kadınların özgürlüğünü ikinci plana iten hiçbir siyasi proje, İran için özgür ve demokratik bir gelecek inşa edemez.”

Namus Cinayetlerini Durdurma Kampanyası: ‘Jin, jiyan, azadî’ İran’ın geleceği için bir ufuk
Namus Cinayetlerini Durdurma Kampanyası: ‘Jin, jiyan, azadî’ İran’ın geleceği için bir ufuk
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 2 Eylül 2026 14:50
  • Güncellenme: 2 Eylül 2026 14:53

Namus Cinayetlerini Durdurma Kampanyası, “Jin, jiyan, azadî” ayaklanmasının dördüncü yıl dönümü dolayısıyla açıklama yayımladı. Kampanya, “Jin, jiyan, azadî” hareketini İran’ın yakın tarihindeki dönüm noktalarından biri olarak değerlendirirken, hareketin kadınların özgürlüğü ve eşitliği başta olmak üzere toplumun geniş kesimlerinin özgürlük ve adalet taleplerinde ortak bir dile dönüştüğünü belirtti.

Açıklamada, hareketin Jina Mahsa Amini’nin devlet tarafından öldürülmesiyle başladığı ancak kısa sürede özgürlük, eşitlik, insan onuru ile her türlü baskı ve ayrımcılığın reddedilmesi talebi etrafında geniş kapsamlı bir harekete dönüştüğü ifade edildi.

‘Yeni bir kültürün oluşması ve yaygınlaşması’

Kampanya, hareketin en önemli kazanımlarından birinin kadınların yaşamı ve bedeni üzerindeki kontrol, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, şiddet ve dışlama gibi anlayışlara karşı özgürlük, eşitlik, seçme hakkı, çeşitlilik, hoşgörü ve insan onuruna saygı değerlerini öne çıkaran yeni bir kültürün oluşması olduğunu belirtti.

Açıklamada, “Jin, jiyan, azadî” hareketinin kadını toplumsal dönüşümün merkezine koyarak otoriter ve ataerkil kültürün temellerine meydan okuduğu ve kadınların özgürlüğünün toplumdaki özgürlük ve demokrasi düzeyini ölçen temel bir kriter olduğunu ortaya koyduğu vurgulandı.

‘Namus cinayetleri’ için alarm

Savaşların ve geniş çaplı toplumsal krizlerin toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, aile içi şiddet ve kadın cinayetlerinde artışa yol açabildiğine dikkat çeken kampanya, İran’da son aylarda yaşananlara ilişkin uyarıda bulundu.

Açıklamada, güvensizlik, yoksulluk ve sosyal destek mekanizmalarının çöküşü ortamında “namus cinayetleri” de dahil olmak üzere kadınlara yönelik şiddetin artmasının ciddi bir alarm niteliğinde olduğu belirtildi.

‘Kadın özgürlüğünü ikinci plana iten hiçbir siyasi proje gelecek inşa edemez’

Kampanya, demokratik, adil ve insan haklarına dayalı bir toplum için “Jin, jiyan, azadî” hareketinde somutlaşan değerlerin sürdürülmesi ve derinleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, kadın ve erkek eşitliği, çeşitliliğe saygı, ayrımcılığın reddedilmesi, seçme hakkının savunulması, çoğulculuğun kabul edilmesi ve anlaşmazlıkların diyalog ve demokratik katılım yoluyla çözülmesinin temel ilkeler olduğu ifade edildi.


‘Kadınları ikinci plana iten hiçbir proje İran için demokratik bir gelecek inşa edemez’

Namus Cinayetlerini Durdurma Kampanyası’nın açıklamasının tam metni şöyle:

“‘Jin, jiyan, azadî’ devrimci hareketinin başlamasının üzerinden dört yıl geçti. Jîna (Mahsa) Emînî’nin devlet tarafından öldürülmesiyle kıvılcımlanan bu hareket, kısa sürede özgürlük, eşitlik, insan onuru ve her türlü baskı ile ayrımcılığın reddedilmesi için geniş kapsamlı bir harekete dönüştü. Bu hareket, geçici bir olay değil, İran’ın yakın tarihindeki bir dönüm noktası ve halkın yaşamında, düşüncesinde ve mücadelelerinde varlığını sürdüren yeni bir söylemin başlangıcıydı.

‘Jin, jiyan, azadî’nin en önemli kazanımlarından biri yeni bir kültürün oluşması ve yaygınlaşması oldu. Bu kültür, kadınlar üzerinde mülkiyet kurma, kadınların bedenini ve yaşamını kontrol etme, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, şiddet ve dışlama gibi anlayışların karşısına özgürlük, eşitlik, seçme hakkı, çeşitlilik, hoşgörü ve insan onuruna saygı gibi değerleri koydu. Bu yeni söylem, kadın hakları mücadelesinin sınırlarını genişletti ve toplumun geniş kesimlerinin özgürlük ve adalet talebinde kullandığı ortak bir dile dönüştü.

‘Jin, jiyan, azadî’ hareketi, kadını toplumsal dönüşümün merkezine koyarak otoriter ve ataerkil kültürün en derin temellerinden birine meydan okudu. Kadınların özgürlüğünün ikincil bir mesele olmadığını, aksine toplumun genelindeki özgürlük ve demokrasinin düzeyini ölçen temel bir kriter olduğunu ortaya koydu.

Farklı toplumların deneyimleri, savaşların ve geniş çaplı toplumsal krizlerin çoğu zaman toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin, aile içi şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasına yol açtığını gösteriyor. Son aylarda yaşananlar da güvensizlik, yoksulluk ve sosyal destek mekanizmalarının çöküşü ortamında ‘namus cinayetleri’ de dahil olmak üzere kadınlara yönelik şiddetin artması açısından ciddi bir alarm niteliğinde.

Demokratik, adil ve insan haklarına dayalı bir topluma ulaşmanın yolunun ‘Jin, jiyan, azadî’ hareketinde somutlaşan değerlerin sürdürülmesi ve derinleştirilmesinden geçtiğine inanıyoruz. Kadın ve erkek eşitliği, çeşitliliğe saygı, her türlü ayrımcılığın reddedilmesi, seçme hakkının savunulması, çoğulculuğun kabul edilmesi ve anlaşmazlıkların diyalog ve demokratik katılım yoluyla çözülmesi bu değerlerin başında geliyor. Bu ilkeleri görmezden gelen veya kadınların özgürlüğünü ikinci plana iten hiçbir siyasi proje, İran için özgür ve demokratik bir gelecek inşa edemez.

Bu hareketin dördüncü yıl dönümünde, özgürlük yolunda yaşamını yitiren tüm insanları saygıyla anıyor ve İran’da milyonlarca kadın ve erkeğin cesaret ve umutla açtığı yolun sürdürülmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.

‘Jin, jiyan, azadî’ yalnızca büyük bir ayaklanmanın hatırlatıcısı değil, aynı zamanda İran’ın geleceği için bir ufuktur; cinsiyeti, inancı, kimliği, etnik kökeni veya yaşam tarzı nedeniyle hiç kimsenin ayrımcılığa ve şiddete maruz kalmadığı ve hiçbir kadının namus, sözde namus, ayrımcılık ya da baskının kurbanı olmadığı bir gelecek ufku.”