Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ile MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED), 2026 yılının Ocak-Haziran dönemini kapsayan “Türkiye Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu’nu” açıkladı.
Türkiye genelindeki 112 cezaevine gerçekleştirilen ziyaretler sonrasında hazırlanan raporda, tutuklu ve hükümlülerin yaşadığı hak ihlallerinin sistematik ve yapısal bir nitelik kazandığı belirtildi.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği ve MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu’na, 2026 yılının Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında çeşitli tarihlerde Türkiye’deki hapishanelerde hak ihlallerine maruz kalan mahpusların bizzat… pic.twitter.com/QTW8w1vFfM
— Özgürlük için Hukukçular Derneği (@ohdgenelmerkez) July 31, 2026
112 cezaevine yapılan ziyaretler raporlandı
Diyarbakır’da düzenlenen basın toplantısında kamuoyuyla paylaşılan raporu, ÖHD Diyarbakır Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi avukat Şemdin Şahin açıkladı.
Raporda, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin münferit olaylar olmaktan çıkarak sistematik ve yapısal bir nitelik kazandığı değerlendirmesine yer verildi.
Şemdin Şahin, farklı cezaevlerinden derneğe her gün çok sayıda başvuru ulaştığını belirterek, raporda öne çıkan sorunları sıraladı.
Buna göre işkence ve kötü muamele başvuruları, disiplin cezaları, tutuklu ve hükümlülerin ailelerinden uzak cezaevlerine sevk edilmesi, infaz sürelerinin uzatılması, sosyal faaliyet ve iletişim haklarının kısıtlanması ile sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar raporda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Ağır hasta tutukluların sağlık hakkına dikkat çekildi
Raporda özellikle ağır hasta tutuklu ve hükümlülerin sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sorunlarla karşılaştığı belirtildi.
Hastane sevklerinin gecikmesi, tek kişilik ring araçlarıyla nakil, kelepçeli muayene ve ağız içi arama uygulamalarının yaşam hakkı açısından risk oluşturduğu kaydedildi.
Raporda, ağır hasta tutuklu ve hükümlülerin tahliye süreçlerinde de çeşitli güçlüklerle karşılaşıldığı ifade edildi.
“Umut hakkı” çağrısı
Raporun bir diğer bölümünü ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlülerin infaz koşulları oluşturdu.
ÖHD ve MED TUHAD-FED, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına atıfta bulunarak “umut hakkı”nın tanınması çağrısı yaptı.
Raporda ayrıca uzun süreli tecrit ve izolasyon uygulamalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Kadın tutukluların haklarına ilişkin sorunlar
Raporda, Türkiye genelindeki 16 cezaevinde bulunan kadın tutukluların hijyen ürünlerine, sağlık hizmetlerine ve çocuklarıyla görüşme haklarına erişiminde sorunlar yaşandığı kaydedildi.
Mevcut infaz sisteminin kadınlar açısından cinsiyet temelli eşitsizlikler oluşturduğu değerlendirmesine yer verilen raporda, kadın tutukluların özgün ihtiyaçlarının infaz politikalarında dikkate alınması gerektiği belirtildi.
Kürtçe yayın ve mektuplara yönelik yasaklar
Raporda bazı cezaevlerinde Kürtçe gazete, dergi, kitap ve mektuplara yönelik yasakların devam ettiği de belirtildi.
ÖHD ve MED TUHAD-FED, bu uygulamaların ifade ve haberleşme özgürlüğü açısından sorun oluşturduğunu kaydetti.
“Hapishanelerde hak ihlallerinde kayda değer iyileşme yok”
Raporun sonuç bölümünde, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısının ardından başlayan diyalog sürecine rağmen cezaevlerindeki hak ihlallerinde kayda değer bir iyileşme görülmediği belirtildi.
ÖHD ve MED TUHAD-FED, cezaevlerindeki ayrımcı ve keyfi uygulamaların sona erdirilmesi, özellikle hasta tutuklu ve hükümlüler bakımından infaz uygulamalarının yeniden değerlendirilmesi ve “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” ile uyumlu yasal adımların gecikmeden atılması çağrısında bulundu.
Şahin: İlk adım hapishanelerden atılmalı
Raporu açıklayan Şemdin Şahin, cezaevlerindeki hak ihlallerinin devam ettiğini belirterek, sürecin toplumsal barış açısından cezaevlerindeki uygulamalarla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Şahin, bir yılı aşkın süredir devam eden sürece rağmen cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinde azalma görülmediğini belirtti. Şahin, hapishanelerin geçmişle hesaplaşmanın en somut ve simgesel alanlarından biri olduğunu ifade etti.
Şemdin Şahin, Abdullah Öcalan’ın çağrısının karşılık bulabilmesi için İmralı’daki tecrit sisteminin kaldırılması ve Öcalan’ın toplumsal barışa katkı sunabileceği koşulların oluşturulması gerektiğini söyledi.
Diyalog sürecinin ruhuna uygun biçimde barışçıl bir gelecek için ilk adımın cezaevlerinden atılması gerektiğini belirten Şahin, yetkililere ve topluma cezaevlerindeki ayrımcı ve keyfi uygulamaların sona erdirilmesi, tutuklu ve hükümlülerin tahliye edilmesi ve “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” ile uyumlu yasal adımların hızla atılması çağrısında bulundu.



