Okurken çalışan öğrenciler: ‘Burslar yetersiz olduğu için çalışıyoruz’

4 bin liralık KYK bursunun yol masrafını bile karşılamadığını belirten üniversiteliler, artan geçim kaygısı nedeniyle hangi koşullarda çalıştıklarını anlattı. İlke TV’ye konuşan Dr. Önder Uçar ise geçmişte istisnai olan okurken çalışma durumunun devletin yarattığı meşruiyet ile bir norm haline geldiğini belirtti.

Okurken çalışan öğrenciler: ‘Burslar yetersiz olduğu için çalışıyoruz’
Okurken çalışan öğrenciler: ‘Burslar yetersiz olduğu için çalışıyoruz’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 29 Ekim 2026 14:40

Üniversitelerde yeni eğitim yılının ilk ayı geride kalırken İstanbul’da gerçekleştirilen bir ankete göre, öğrencilerin yüzde 82,2’si ekonomik nedenlerle çalışıyor veya çalışmayı düşünüyor.

İlke TV’ye konuşan öğrenciler aldıkları bursların yetersizliğine dikkat çekerek temel ihtiyaçlarını karşılamanın zorlaştığını ve çalışmanın kendileri için zorunluk hâline geldiğini belirtti.

Liseden mezun olduğundan bu yana çalışan Marmara Üniversitesi öğrencisi İrem Naz Kaya, temel giderlerin yarattığı kaygılar nedeniyle çalışmak zorunda olduğunu; ancak bu kaygıları taşımasa bile okurken çalışmanın şart olduğunu söyledi:

“Şartlar gereği ailemden ayrı yaşıyorum. Kira, fatura ve alışveriş gibi kaygılarım var. Bu sebeplerden dolayı çalışıyorum ama bu kaygılarım olmasa da çalışmak zorundayım çünkü en temel ihtiyaçları karşılamak bile çok zor. Çünkü aldığım KYK bursu yetmiyor. 4 bin lira ile sadece yemek ihtiyacımı bile karşılayamıyorum.”

“Temel giderlerden geriye hiçbir şey kalmıyor fakat buna alıştım”

Çok yoğun olmayan bir kafede çalışsa da tek başına çalıştığı için mesai saatlerinde birçok görevi üstlenen Kaya, çalışma koşullarını da şu sözlerle anlattı:

“Yoğun olmayan bir kafe olduğumuz için mesai saatlerinde tek kişi çalışıyoruz. Bu nedenle üzerimde çok fazla sorumluluk oluyor ama kahve yapmayı sevdiğim için sorun etmiyorum.”

Derslerinin olduğu günlerde çalışmanın yıpratıcı olduğunu kaydeden Kaya, evden iş yerine toplu ulaşımın da kısıtlı olduğunu belirterek yaptığı ulaşım masrafına da dikkat çekti:

“Oturduğum evden iş yerine belediye otobüsleri saatte bir geçtiği için minibüs kullanmak zorunda kalıyorum. Ayrıca bir yol ücreti de almadığım için bu da büyük bir gider kalemine dönüşüyor ay sonunda.”

Çalıştığı yerde personeller için yemek çıkmadığını söyleyen öğrenci, “dışarıdan yemek söylemeye bütçe dayanmıyor” diyerek evde yaptığı yemekler ile beslendiğini ifade etti.

Kira, fatura ve alışveriş giderlerinin ardından geriye bir şey kalmadığını belirten Kaya, yaşadığı evi sevdiği için çalışmaya devam etmek zorunda olduğunu ve zorluklara alıştığını söyledi.

Gazetecilik 2. sınıf öğrencisi Kaya, “Bir şeyler için çok fazla çaba sarf etmem gerekiyormuş gibi hissetmeye başladım. Normali buymuş gibi geliyor” diye konuştu.

“En iyi bölümü de okusak işsizlik kaygısı oluyor”

5 sene sonra istediği gibi bir hayatı yaşamayı umut eden Kaya, bu hayatı ise kendi mesleğiyle ilgili iyi bir iş bulduğu ve ay sonlarında maddi sorunlar yaşamadığı bir yaşam olarak tanımladı.

İşsizlik kaygısının tüm gençler için geçerli olduğunu da vurgulayan Kaya, “En iyi bölümleri de okusam yine de iş bulamama kaygısı oluyor. Yaşıtlarımla konuştuğumda hepsinde böyle bir kaygı var.” dedi.

“Bazı günler uyku için vakit bile kalmıyor”

Kocaeli Üniversitesi spor yöneticiliği bölümü öğrencisi Halil İbrahim Duman ise günümüz şartlarındaki zorlu yaşam koşulları nedeniyle yaklaşık 1 senedir çalıştığını belirtti.

Ailesine destek olmak ve arkadaşlarıyla gezebilmek için cebinde para olması gerektiğini söyleyen Duman, özellikle kış aylarında çalışmanın zor olduğunu ama aldığı KYK bursunun da yetmediği için çalışmaya devam etmek zorunda olduğunu ifade etti.

Çalıştığı günler açılış vardiyası için sabah 6.30’da kalktığını paylaşan Duman, özellikle hafta içlerinde zorlandığını belirtti:

“Bazı günler akşam vardiyasının ardından sabah vardiyası ile devam ediyorum. Böyle durumlarda uyumak için bile zaman kalmıyor neredeyse. Bu da derslerin olduğu hafta içi günlerine denk geldiğinde sorun oluyor.”

Çalıştığı süreçte kasiyerlikten depo işlerine, kıyafet katlamaktan satış danışmanlığına birçok işi yaptığını belirten Duman, geçmişte daha zorlu işlerde çalıştığını belirterek zincir bir kıyafet mağazasında çalışmanın “kötünün iyisi” olduğunu kaydetti.

İlke TV’ye konuşan Duman, gelecekte ise antrenörlük yapmayı hedeflediğini söyleyerek geleceğin sporcularını yetiştirmek istediğini paylaştı.

“Patronlar öğrencilere ‘zaten yapmak zorunda’ diyerek yaklaşmamalı”

Eğitim hayatı için ihtiyaç duyduğu bilgisayarı satın alabilmek için çalıştığını belirten Uğur Önder ise yaklaşık bir yıldır öğrenci yurdunda kaldığını ve yurttaki insanlar ile anlaşamadığı için boş zamanlarında çalıştığını söyledi.

Fuar, otel vb. yerlerde yevmiye usulü ile çalışan Önder, aksaklık olmadığı koşullarda günde 3 saatini yolda geçirdiğini ve bazen ek mesaiye kalmak durumunda da kalabildiğini belirtti.

Aldığı bursların yetersiz olduğunu ifade eden Önder, geleceğe dair hayal kurmanın zor olduğunu belirterek taleplerini de sıraladı:

“Bazı işlerde işveren çalışana telefona bakmayı bile yasaklayabiliyor. Yemek söyledik diyip saatlerce bekletiyorlar. Çalışana “zaten yapmak zorunda” mantığıyla bakılmaması lazım. Bizlerin de insan olduğunun bilinmesi lazım. Çalışanın emeğinin sömürülmemesi lazım.”

Derin Yoksulluk Ağı’ndan Dr. Önder Uçar ise 20 yıl önce istisnai bir durum olan okurken çalışmanın bir norm haline geldiğini vurgularken bunun arkasında ise kamu eliyle pekiştirilen bir zihniyet değişimi olduğunun altını çizdi:

“Girişimci ruha sahip olmak, kendi ayakları üzerinde durabilmek gençliğin bir sorumluluğuymuş gibi gösteriliyor. Bu zihniyet değişiminin nasıl ortaya çıktığına bakacak olursak da okurken çalışmanın daha çocuk yaşlarda bizzat kamu eliyle meşrulaştırıldığını görüyoruz.”

10 yıl önce KYK burslarının dönemin asgari ücretinin %31’i olduğunu hatırlatan Uçar, bugün ise bunun %14 civarına indiğini aktararak ciddi bir erime olduğunun altını çizdi.

Okullarda 1 öğün ücretsiz yemek verileceğine ilişkin devletin vermiş olduğu sözleri de hatırlatan Uçar, öğrencilere yönelik kamusal desteklerin ciddi biçimde arttırılması ve boyutlandırılması gerektiğini savundu.