Orta Doğu’da tırmanan askeri gerilim, küresel ekonomiyi ve günlük yaşamı felç eden devasa bir enerji ve lojistik krizine dönüştü.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılarla birlikte Tahran’ın misilleme yapması, dünya petrol sevkiyatının şah damarı olan Hürmüz Boğazı’nda trafiği durdururken, krizin faturası Avustralya’dan Endonezya’ya kadar tüm dünyada hissedilmeye başlandı.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, ülkede artan akaryakıt fiyatları, stok yetersizliği endişeleri ve tüketici talebi gibi konuları ele almak üzere kabineyi ikinci kez acil toplama kararı aldı. ABC News’ün haberine göre, Avustralya hükümeti, ülke genelinde yaklaşık 470 akaryakıt istasyonunda en az bir çeşit yakıtın tükendiğini doğruladı.
Avustralya Enerji Bakanı Chris Bowen, hükümetin yakıt sıkıntısının hafifletilmesi için bazı seçenekleri olduğunu ancak henüz bunlara ihtiyaç duymadıklarını belirtti.
Başbakan Albanese ise artan akaryakıt fiyatları, stok yetersizliği endişeleri ve tüketici talepleri gibi konuları ele almak üzere ikinci kez acil kabine toplantısı düzenleyeceğini açıkladı.
Avustralya’da artan akaryakıt fiyatları bazı sektörleri ve tüketicilerin günlük yaşamını olumsuz etkilemeye devam ederken birçok eyaletin başbakanı, federal hükümetten yakıt tedariki konusunda ulusal düzeyde bir koordinasyon talep ediyor. Ancak Başbakan Albanese, yakıt dağıtımının her eyaletin kendi sorumluluğunda olduğunu belirtiyor.
Öte yandan, Sky News’ün haberine göre, Bağımsız Araştırmalar Merkezi Enerji Araştırmaları Direktörü Aidan Morrison, yaptığı açıklamada, Avustralya’nın nisan ortasında ciddi yakıt yetersizliği çekeceği uyarısında bulundu.
Ülkedeki akaryakıt endişeleri nedeniyle 13 Mart’ta acil durum stokundan 6 günlük petrol ve 5 günlük dizel rezervleri serbest bırakılmıştı.
Petrol 200 dolara koşuyor
Diplomatik kanallarda ABD’nin Pakistan aracılığıyla ilettiği 15 maddelik ateşkes teklifi İran tarafından reddedildi. Müzakerelerin tıkanmasıyla birlikte piyasalarda panik havası hakim. Bloomberg’in haberine göre Trump yönetimi, petrolün varil başına 200 dolara fırlayacağı senaryolar üzerinde çalışırken, Suudi yetkililer savaşın nisan ayına sarkması durumunda 180 doların kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.

Hindistan LPG dağıtımını hızlandırdı
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı operasyonlar ve İran’ın misillemeleri, küresel petrol arzında belirsizliğe yol açtı. Dünya petrol sevkiyatının kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda trafiğin aksaması ve çatışmalarda İran ile Körfez bölgesindeki enerji tesislerinin hedef alınması, petrol fiyatlarında dalgalanmayı tetikledi. Bu gelişmelerin etkilediği Hindistan’da işçiler, zorunlu dağıtım kotalarını karşılamak amacıyla evlere ulaştırılmak üzere ana tedarik kamyonundan ev tipi sıvı petrol gazı tüplerini bir kamyonete yükledi.

Endonezya ise petrol fiyatlarının bir gecede %20’nin üzerinde yükselmesi üzerine Java’da akaryakıt istasyonlarında kuyruk oluştu.
Yakıt krizi derinleşiyor
Çatışmanın bir diğer etkisi ise yakıt tarafında hissedildi. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasıyla Körfez rafinerilerinden yapılan tedarik kesintiye uğradı. Bölge normalde Avrupa’nın jet yakıtı ithalatının yaklaşık yarısını karşılıyordu. Bu nedenle arz endişeleri fiyatların savaşın başlamasından bu yana iki katına çıkmasına yol açtı. Bazı havayolu şirketleri artan maliyetler nedeniyle uçuşlarını azaltmaya başladı.
Dünyanın en yoğun uluslararası havalimanı olan Dubai (DXB) ile Abu Dabi ve Doha merkezleri, hava sahalarının kapanması ve jet yakıtı arzındaki kesintiler nedeniyle adeta “uçak mezarlığına” döndü.
Krizin başlangıcından bu yana bölgeye yönelik 30 binden fazla uçuş iptal edildi.
Yolcularının yüzde 70’inden fazlası aktarma yapan “Körfez Modeli”ndeki aksama, on binlerce insanın havalimanlarında mahsur kalmasına yol açtı.
Havacılık uzmanları, krizin uzaması durumunda yolcuların Singapur veya Bangkok gibi alternatif rotalara yöneleceğini ve bunun kalıcı bir pazar kaybına yol açabileceğini belirtiyor. Turizm sektörü temsilcileri ise bölgedeki “güvenli merkez” algısının yeniden inşasının en az 2-3 yıl sürebileceği görüşünde.
ABD-İsrail’in İran’a saldırıları
İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı.
İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.
ABD-İsrail saldırılarında, eski İran lideri Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü. (AA/Reuters/Oksijen)




